AVM ortak alanında ürününüzün taklidi satılıyorsa, tescilli marka hakkınıza dayanarak birden fazla kanalı eş zamanlı işletebilirsiniz: AVM yönetimine yazılı bildirim yaparak stanttaki satışı durdurabilir, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunarak cezai yaptırım talep edebilir ve Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde tazminat davası açabilirsiniz. Kırk yılı aşkın yöneticilik pratiğimde bu üç kanalın birlikte yürütüldüğü durumlarda en hızlı ve kalıcı sonucun alındığını gözlemledim. Sürecin kritik belirleyicisi ise ilk saatlerde doğru delil toplama ve AVM yönetimiyle kurulacak yazılı iletişimdir.
Durumu Doğru Okumak: Taklit mi, Benzer mi?

Hukuki sürecin başarısı büyük ölçüde “taklit” ile “benzer” arasındaki sınırın doğru çizilmesine bağlıdır. Markanızın Türk Patent ve Marka Kurumu’nda (TÜRKPATENT) tescilli olması, aynı veya benzer mal/hizmet sınıflarında koruma sağlar; ancak bu koruманın ihlal oluşturmak için “iltibas yaratacak düzeyde benzerlik” eşiğini aşması gerekir. Uygulamada mahkemeler bu değerlendirmeyi ortalama tüketici perspektifinden yapar: söz konusu ürünü gören, tanıyan, satın almayı düşünen sıradan bir kişi iki ürünü karıştırabilir mi?
Kırk yılı aşkın yöneticilik ve hukuki danışmanlık pratiğimde gördüğüm tipik senaryo şudur: bir tekstil mağazası sahibi, AVM koridorunda kurulan geçici stantta kendi logosuna ve renk paletine birebir benzer ambalajlı ürünlerin sergilendiğini fark eder; stanttaki satıcı ise logo yazılışında bir harf değişikliği yaparak “farклı marka” iddiasıyla savunma kurmaya çalışır. Bu durum uygulamada “karıştırılma ihtimali” kapsamında değerlendirilir ve tescilli marka hakkı sahibine güçlü bir yasal zemin sunar.
Eğer markanız henuz tescilli değilse tablo biraz farklılaşır. Tescilsiz markalar için haksız rekabet hüкümleri devreye girer; bu yol daha uzun ve ispat yükü daha ağır olmakla birlikte tamamen kapalı değildir. Ancak tescil işleminin bir an önce yapılması — hem devam eden dava için hem de gelecekteki ihlallere karşı — öncelikli tavsiyemdir. Tescil, marka sahibine hem cezai hem de hukuki süreçlerde tartışmasız ispat kolaylığı sunar.
Stanttaki ürünlerin ithal taklit (sahte mal) mi yoksa yerli üretim taklidi mi olduğu da stratejiyi etkiler. Gümrük kaynaklı sahte mallarda savcılık soruşturması daha hızlı ilerler; yerli üretim taklitlerde ise üretim zincirini takip etmek için ticaret sicil araştırması ve bilirkişi incelemesi gerekebilir. Bu ayrımı başlangıçta tespit etmek, hukuki stratejiyi doğru kurmak açısından belirleyicidir.
İlk Saatlerde Delil Toplama: En Kritik Adım

Taklit ürünü fark ettiğiniz anda atmanız gereken ilk adım, satıcıyla yüzleşmek değil, delil güvence altına almaktır. Satıcının uyarıldığını anlaması durumunda stanı toplayıp çekildiğine defalarca tanık oldum. Bu nedenle gözlemden itibaren ilk bir saat son derece kritiktir ve her dakika önem taşır.
Fotoğraf ve video çekin: stanın genel görünümü, ürünlerin sergilenme biçimi, logo ve ambalajların yakın çekimleri, stant tabelасı ve stant numarası. Eğer mümkünse bir tanığın yanınızda bulunması delilin güvenilirliğini artırır. Çektiğiniz fotoğrafları zaman damgasıyla (EXIF verisi korunarak) e-postaınıza ya da bulut depolama alanınıza aktарın; gerektiğinde noter tasdiki de alınabilir.
Bir adet ürün satın alın ve fişi/makbuzu saklayın. Bu “alım delili”ne mahkemeler yüksek değer atfeder; zira satın alma eyleminin gerçekleştiğini, dolayısıyla ticari faaliyet yürütüldüğünü ispatlayan doğrudan kanıttır. Üründe stant sahibine veya tedarikçisine işaret eden herhangi bir belge ya da etiket varsa bunları da kayıt altına alın. Ürünü açmadan, orijinal ambalajıyla saklamak ispat değerini korur.
Son olarak, AVM koridorundaki güvenlik kameralarının bu alanı kaps ayıp kapsamadığını zihinsel olarak not edin. Sonraki aşamada AVM yönetiminden bu kamera kayıtlarının muhafazasını talep edeceksiniz; kayıtlar üzerine yazılmadan talep ulaşması gerekir, bu nedenle zaman kaybetmemek önemlidir. Büyük AVM’lerde kamera kayıtları genellikle 15 ila 30 gün saklanır; bu süre geçtikten sonra dijital delil kalıcı olarak yok olabilir.
AVM Yönetimine Yazılı Başvuru: Süreç ve Beklentiler

AVM’ye yazılı başvuru yapmak hem pratik hem de hukuki açıdan işlevseldir. Pratik açıdan, iyi yönetilen AVM’ler marka hakkı ihlali içeren stantların varlığından haberdar olduğunda kendi sözleşmesel yükümlülükleri gereği müdahale eder; zira AVM ile stant kirası arasındaki kira/yer tahsis sözleşmeleri çoğunlukla fikrî mülkiyet ihlali yasağı içerir. Hukuki açıdan ise yönetimin bilgilendirilmesi, ilerleyen süreçte AVM’yi de hukuki sorumluluğa ortak etme zeminini hazırlar.
Başvurunuzu AVM genel müdürlüğüne, hukuk birimine veya kiracı ilişkileri departmanına yazılı ve teslim belgeli biçimde yapın. E-posta ile başvurunun üzerine iadeli taahhutlu posta ile teyit mektubu göndermek en sağlam yöntemdir. Mektupta şu unsurlar yer almalıdır: marka tescil belgesi referansı (TÜRKPATENT belge numarası), ihlal tarih ve saati, stant konumu ve numarası, satılan ürünlerin tanımı, talebiniz (satışın derhal durdurulması, stant sözleşmesinin feshi, kamera kayıtlarının muhafazası).
AVM yönetiminin yanıt süresi pratikte 2 ila 5 iş günü arasında değişir. Yanıt gelmemesi ya da olumsuz yanıt verilmesi durumunda bu yazışma kayıtları, AVM’nin ihmalini veya ortak sorumluluğunu gösteren delil olarak dosyaya girer. Uygulamada AVM zincirlerinin büyük çoğunluğu marka hakkı sahibinin tescil belgesiyle desteklediği yazılı şikâyetleri ciddiye alır; zira olası bir davada “bilgilendirilmiş taraf” konumuna düşmek istemezler.
Örnek Başvuru Metni (özet):
"Tescil numarası [...] olan [...] markamıza ait ürünlerin aynısının veya yanıltıcı biçimde benzerinin, [tarih ve saat] itibarıyla [stant numarası/konum] numaralı stant tarafından AVM ortak alanında satışa sunulduğunu tespit etmiş bulunmaktayız. Marka mevzuatı kapsamındaki haklarımızı saklı tutarak, söz konusu satışın derhal durdurulmasını, stant sahibiyle akdedilen yer tahsis sözleşmesinin koşullarının araştırılmasını ve [tarih] saat [saat] itibarıyla ilgili koridoru kapsayan güvenlik kamerası kayıtlarının koruma altına alınmasını talep ediyoruz."
Savcılığa Suç Duyurusu: Cezai Yol

Sınaî Mülkiyet Kanunu, tescilli bir markayı taklit etmeyi ve taklit ürünü ticarete sunmayı suç olarak tanımlar. Bu, cezai yaptırım mekanizmasının devreye girmesi anlamına gelir. Marka sahibi veya vekili olarak bulunduğunuz yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Suç duyurusu için avukat zorunluluğu yoktur ve herhangi bir harç gerekmez; tescil belgesi ve delillerle doğrudan başvuru yapılabilir.
Suç duyurunuza ekleyeceğiniz belgeler: TÜRKPATENT tescil belgesi veya örneği, ihlale ilişkin fotoğraf ve video delilleri, satın aldığınız taklit ürün ve fişi, AVM’ye gönderdiğiniz yazışmalar, varsa tanık ifadeleri. Savcılık soruşturma aşamasında kolluk kanalıyla AVM güvenlik kamerası kayıtlarına ulaşabilir ve stant sahibinin kimlik ile adres bilgilerini AVM yönetiminden talep edebilir; bunu sizin ayrıca araştırmanız gerekmez.
Uygulamada cezai sürecin marka sahibine sağladığı en büyük avantaj, ihtiyati tedbir taleplerinin hız kazanmasıdır. Savcılık, delil karartma endişesiyle standart süreçlerden çok daha hızlı hareket edebilir. Bunun yanı sıra, cezai soruşturmanın açılmış olması, sonraki sivil davada karşı taraf üzerinde belirleyici bir baskı unsuru işlevi görür ve çoğu zaman anlaşmalı çözümü kolaylaştırır.
Kırk yılı aşkın pratiğimde özellikle şunu gözlemledim: suç duyurusunun resmi kaydı yapılıp soruşturma başladığında, standart kiracı/satıcı profilleri müzakere masasına çok daha hızlı oturur. Stant sahibinin avukat tutup savunma hazırlaması aşamaya geldiğinde, maruz kaldığı cezai risk çoğunlukla sulhun yolunu açar. Bu nedenle cezai ve sivil yolları birbirinin alternatifi olarak değil, birbirini tamamlayan baskı araçları olarak görmelisiniz.
Sivil Dava ve İhtiyati Tedbir Talebi

Tescilli markanızın ihlal edildiği durumlarda Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nde hem ihtiyati tedbir hem de esas dava açma yoluna gidebilirsiniz. İhtiyati tedbir, dava sonuçlanmadan önce satışın durdurulmasını ve ürüнlere el konulmasını sağlar; bu nedenle ihlal devam ediyorsa önce tedbir talebini değlendirmeniz gerekir. Tedbir kararı çıkmadan geçen her gün hem markanızın değerinin aşınması hem de somut ticari kayıp anlamına gelir.
İhtiyati tedbir talepleri mahkemece öncelikli incelenir ve karşı tarafa tebliğ yapılmadan da verilebilir. Bu, stanttaki satıcının uyarılmadan hareket etmesi anlamına gelir. Tedbirн verilebilmesi için mahkemenin iki kriteri değlendirmesi gerekir: hakkın varlığına ilişkin ciddi belirti ve gecikmeden kaynaklanacak ciddi zarar tehlikesi. Tescil belgesi ve delil fotoğrafları bu iki kriteri büyük ölçüde karşılar; eksiklik genellikle delilin kalitesizliğinden kaynaklanır, bu yüzden ilk saatteki belgeleme bu kadar önem taşır.
Esas davada talep edebilecekleriniz: ihlal fiilinin tespiti, satışın yasaklanması (men-i müdahale), ürünlerin imhası, maddi ve manevi tazminat, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesi. Tazminat hesabında mahkemeler çoğunlukla marka sahibinin uğradığı gelir kaybı ve ihlalcinin elde ettiği haksız kazançı esas alır; bunun tespiti için bilirkişi incelemesi yapılır. Kendi satış kayıtlarınızı (fatura, kasa verisi) düzенli tutmanız, bu hesaplamada belirleyici rol oynar.
Uygulamada bu davaların büyük bölümü bilirkişi aşamasında ya da tedbir kararı sonrasında sulhla sonuçlanır. Tedbir kararı çıkar çıkmaz stanttaki satıcının bir hafta içinde tazminat görüşmesine oturduğu çok sayıda örnek yaşadım. Bu nedenle cezai ve sivil yolları eş zamanlı yürütmek, hem hız hem de müzakere güce açısından en etkili yaklaşımdır.
AVM'nin Hukuki Sorumluluğu: Ne Zaman Devreye Girer?

Marka ihlalinde AVM yönetiminin doğrudan sorumluluğu, pratikte ancak belirli koşullarda gündeme gelir. Temel ilke şudur: AVM yönetimi ihlali bildiğinde ya da makul şekilde öğrenmesi gerektiğinde hareketsiz kalmışsa, tarafların sözleşme düzenlемelerine ve olayın koşullarına bağlı olarak haksız rekabet veya başka hukuki zeminler kapsamında sorumlu tutulabilir. Bu nedenle yukarıda anlattığım yazılı bildirim süreci kritik önem taşır: yönetim bilgilendirilip hareketsiz kalırsa "iyi niyet" savunması hukuken zorlaşır.
AVM ile stant kiracısı arasındaki sözleşmelerde genellikle kiracının fikrî mülkiyet ihlalinden kaçınma yükümlülüğü ve ihlal halinde sözleşmenin feshi imkânı yer alır. Buna dayanarak AVM yönetiminden stant sözleşmesinin feshini talep edebilirsiniz. Bu talebin karşılık bulması için marka tescil belgenizi ve ihlal delillerini yazışmaya eklemek yeterlidir; yasal yaptırım tehlikesi AVM’yi çoğunlukla harekete geçirir.
Öte yandan, AVM’nin ortak alanı kiralamis olması ile o alanda gerçekleşen her faaliyetten otomatik olarak sorumlu olması arasında önemli bir hukuki fark bulunur. Mahkemeler bu sorumluluğu değerlendirirken AVM’nin ihlalin farkında olup olmadığına, önlem alma kapasitesine ve fiiî kontrolune bakacaktır. Buna ilişkin kapsamlı bir değerlendirme için ortak alanın izinsiz kullanımı ve ecrimisil talebi konusundaki içeriğimize de başvurabilirsiniz.
Gümrük ve İthalat Boyutu: Sahte Mal Zincirini Kesmek

AVM stanında satılan taklit ürünlerin kaynağı çoğunlukla yurt dışı üretimidir. Bu durumda mücadele stratejisine gümrük boyutunu da eklemek uzun vadeli çözümü güçlendirir. Ticaret Bakanlığı bünyesindeki ilgili birimler, tescilli marka sahiplerinin başvurusu halinde taklit ürün ihbarlarına öncelikli olarak işlem yapar ve şüpheli kargolarda markanıza ait bilgileri kayıt altında tutarak sizi bilgilendirip ürünlere el koyabilir.
Bu kayıt sistemi sayesinde gümrük noktaları, şüpheli kargolarda markanıza ait bilgileri sorgulayabilir. Kaydın periyodik olarak yenilenmesi gerekebilir; ancak bir kez kurulduğunda ülkeye giriş aşamasında tedarik zincirini kesmek çok daha kolaylaşır. Masrafı makul olan bu başvuru için Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimiyle iletişime geçmek ilk adımdır.
Uygulamada tedarik zincirinin tespiti için savcılık soruşturmasına paralel olarak bir ticaret sicil araştırması da yaptırmak önerilir. Stant sahibinin hangi firma adına faaliyet gösterdiği, tedarikçisinin kim olduğu ve benzer ihlallerin başka AVM’lerde de sürdürülup sürdürülmediği bu araştırmayla netlik kazanır. Böyle bir tablo ortaya çıktığında tek bir stant yerine ağın tamamını hedef alan kapsamlı bir hukuki strateji kurgуlamak mümkün hale gelir.
Gümrük boyutu, marka sahiplerinin sıklıkla göz ardı ettiği ama uzun vadede en etkili çözüm olduğu alandır. AVM stanı kapatıldıktan bir ay sonra aynı ürünlerin farklı bir AVM’de yeniden belirdiği senaryoları defalarca gördüm; tedarik zinciri kesilmeden yapılan yüzeysel müdahaleler kalıcı sonuç vermez. Zinciri kaynağından kesmek, sorunu bir kez çözmek yerine kalıcı olarak ortadan kaldırır.
AVM Ortak Alanı Kiracısı Olarak Sözleşme Güсünüzü Kullanmak

AVM’de mağazaniz varsa kira sözleşmeniz büyük ihtimalle "rekabet etmeme" ve "münhasır satış" gibi koruyucu hükümler içermektedir. Bu hükümler yalnızca başka bir kiracının aynı markayı taşımasını değil, markanızın taklitlerinin de AVM dahilinde satışa sunulmasını yasaklayan geniş yoruma tabi tutulabilir. Sözleşmenizde bu tür bir düzenleme varsa AVM yönetimine göndereceğiniz şikâyette buna açıkça atıfta bulunun; bu ihlali sadece fikrî mülkiyet meselesi olarak değil, aynı zamanda kira sözleşmesinin ihlali olarak da konumlandırmanızı sağlar.
Bunun ötesinde, ortak alanda taklit ürün satışının sürmesi halinde sizin satış rakamlarınızın olumsuz etkilendiğini somut verilerle ortaya koyabilirsiniz. İhlal dönemindeki ciro verileriniz ile önceki dönemlerin karşılaştırmalı analizi, hem AVM yönetimine karşı müzakerede hem de mahkemede maddi zarar ispatı için kuvvetli bir araçtır. Bu veriler bilirkişi incelemesine esas alındığında tazminat hesabında belirleyici role sahip olur.
Ayrıca ortak alanı kapatan komşuya karşı hukuki süreç konusunda aktardığımız ilkeler ışığında değlendirdiğimizde, AVM’deki kiracıların ortak alanın hukuki statüsüne ilişkin güçlü hakları mevcuttur. Söz konusu alanın nasıl kullanıldığı, kiralandığı ve bu kullanımın diğer kiracılara zarar verip vermediği konuları AVM yönetiminin denetim sorumluluğu kapsamındadır.
Site Yönetimi Platformu ile Mülk Yönetiminde Şeffaflık

AVM ortak alanında yaşanan taklit ürün sorunları çoğu zaman yönetim şeffaflığının eksik olduğu ortamlarda daha uzun süreli hasara yol açar. Stant tahsisleri, yer kullanım kayıtları, şikâyet başvuruları ve yönetimle yazışmaların hepsi belgelenebilir ve izlenebilir olduğunda, hem kiracı hem de yönetici konumundaki tarafların elindeki hukuki araçlar güçlenir. Şikayet kaydı tutulması, yönetim değişiklikleri ya da müzakere süreçlerinde bilgi sürekliliğini korur.
Site Yönetimi platformu, apartman ve rezidans gibi konut yapılarında yöneticiyle kiracı arasındaki bu şeffaflık ihtiyacını karşılamak amacıyla geliştirilmiştir. Kiracılar ortak gider dökümleri, bakım ve arıza talepleri ile yönetimden gelen duyuruları tek bir panel üzerinden takip edebilir. Arıza ve talep kayıtları tarih damgalı olarak sistem üzerinde tutulduğundan, olası bir uyuşmazlıkta "ne zaman bildirildi, ne zaman yanıt alındı" soruları belge temelli yanıtlanabilir hale gelir.
Konut yapısında yöneticilik yapıyor veya kiracı olarak haklarınızı takip etmek istiyorsanız, bu tür şeffaflık ve iletişim araçlarının nasıl çalıştığını kendi bağlamınızda değlendirmek için platforma göz atmanızı öneririm. Belge yönetimi ve iletişim kaydının önemi, ister AVM kiracısı ister apartman sakini olun, her mülk ilişkisinde aynı temel ilkeler üzerine kuruludur.
Sık Yapılan Hatalar ve Kaçınılması Gerekenler

Kırk yılı aşkın pratiğimde marka sahiplerinin en sık yaptığı hata, ilk tepkiyi sözlü ve doğrudan stanttaki satıcıya yöneltmektir. Bu yaklaşımın iki somut zararı vardır: birincisi, satıcıyı uyarmak stanın toplanmasına ve delillerin yok edilmesine zemin hazırlar; ikincisi, söz dalaşı içinde sarfedilen ifadeler ilerleyen süreçte karşı tarafın aleyhine kullanabileceği söz birikimine dönüşebilir. Asla yüzleşmeden önce delili güvence altına alın.
İkinci yaygın hata, yalnızca sözlü şikâyetle AVM yönetimini bilgilendirip yazılı kayıt oluşturmamaktır. "AVM yöneticisini aram, söyledim" ifadesinin hukuki değeri sıfıra yakındır. Yönetim, sözlü bildirimi reddederken görüşmeden söz bile etmeyebilir. Yazılı bildirim — tercihen iadeli taahhutlu — tartışmasız ispat sunar. Telefon görüşmesini not olarak kayıt altına almak ve akabinde e-posta ile teyit etmek minimum gerekliliktir.
Üçüncü hata ise tescil belgesi olmadan harekete geçmeye çalışmaktır. Markanız tescilsizse fikrî mülkiyet yolu zorlaşır. Bu nedenle marka tescilini ertelemek yerine, işi fark ettiğiniz anda bu temel adımı atmanızı şiddetle tavsiye ederim. Tescil süreci TÜRKPATENT aracılığıyla yürütülür ve itiraz süreçleri göz ardı edildiğinde nispeten kısa sürede tamamlanabilir. Tescil masrafı, sonradan yaşanacak hukuki sürecin maliyetiyle kıyaslandığında oldukça makuldur.
Son olarak, yalnızca bir hukuki yola odaklanmak — yani sadece savcılığa gitmek ya da yalnızca AVM’yi ikna etmeye çalışmak — süreci uzatır. Üç kanalı eş zamanlı yürütmek (AVM bildirimi + savcılık + ihtiyati tedbir) hem delili korur hem karşı tarafı köşeye sıkıştırır hem de en kısa sürede fiili durumu sona erdirir. Her kanal diğerini besler ve güçlendirir; yalnız bırakılan tek bir kanal ise çoğu zaman kolayca savuşturulur.
Sık Sorulan Sorular
Markanız tescilsizse taklit satışa karşı hiç yapacak bir şey yok mu?
Tescilsiz marka sahipleri haksız rekabet hüкümleri çerçevesinde hukuki yollara başvurabilir; ancak ispat yükü çok daha ağırdır. Markanın piyasada tanınır hale geldiğini ve karışıklık yaratıldığını somut biçimde ispat etmek gerekir. Bu nedenle ihlal devam ederken bir yandan hukuki yola başvurmanız, öte yandan marka tescil başvurusu yapmanız önerilir. Tescil sonrasında haklarınız çok daha güçlü bir zemine oturur ve hem geçmiş hem de gelecekteki ihlaller için daha etkili araçlara kavuşursunuz.
AVM yönetimi şikâyetimize rağmen harekete geçmezse ne yapabiliriz?
AVM yönetiminin yazılı bildirime rağmen hareketsiz kalması, yönetimin olaydan haberdar olduğunu ve buna rağmen önlem almadığını belgeler. Bu kayıt, sivil davada AVM’nin ortak sorumluluğunu destekleyen önemli bir delil işlevi görür. Aynı zamanda Ticaret Bakanlığı’na ve tüketici hakları kuruluşlarına şikâyette bulunulabilir. Savcılığa başvurulmuşsa kolluk, AVM’den kamera kayıtlarını doğrudan talep edebilir; bu noktada yönetim artık etkisiz kalmayı tercih edemez.
İhtiyati tedbir kararı almak ne kadar sürer?
İhtiyati tedbir talepleri mahkemece öncelikli incelenir ve aciliyet koşullarının varlığında karşı tarafa tebliğ yapılmadan karar verilebilir. Somut delillerin ve tescil belgesinin tam olarak sunulduğu dosyalarda bu süreç birkaç günden iki haftaya kadar kısalabilir. Delil eksikliği veya hak sahipliğindeki belirsizlik ise süreci uzatır. Bu nedenle başvuru öncesi dosyanın eksiksiz hazırlanması ve ihlale dair fotoğraf, video, satın alma fişi gibi somut belgelerin hazır bulundurulması kritik önem taşır.
Taklit ürün satan stant sahibi AVM’nin kiracısı değilse, organizasyon şirketi aracılığıyla geldiyse ne olur?
Bu durum uygulamada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Stanı düzEnleyen organizasyon şirketinin AVM ile sözleşmesi varsa, o şirket de hukuki sorumluluk zincirinin içine dahil edilir. Savcılık soruşturması aşamasında bu zincir araştırılır; ticaret sicil kayıtları ve AVM’nin yer tahsis belgeleri bu kimlik tespitinde yol göstericidir. Siz delillerinizi ve bildirimi düzgün yapanızda soruşturmanın ilerlemesi için yeterli zemin oluşur; kimlik tespiti sorumluluğu savcılığa aittir.
Taklit ürün nedeniyle uğradığım maddi zararı nasıl hesaplatabilirim?
Mahkemeler maddi zararı hesaplamak için bilirkişi incelemesi yaptırır. Bu hesaplamada markanızın ihlal dönemindeki satış verileri, piyasa fiyatları, ihlalcinin elde ettiği tahmini kazanç ve ihlal süresi esas alınır. Siz bu hesaplama için kendi satış kayıtlarınızı (fatura, kasa kayıtları) ve mümkünse ihlalcinin ne kadar ürün sattığına işaret eden delilleri hazır bulundurmanız gerekir. Ayrıca manevi tazminat da talep edilebilir; bu miktar mahkemenin takdirindedir ve markanın tanınırlığı ile ihlalın ciddiyeti belirleyici etkenlerdir.
Başka AVM’lerde de aynı stanı gördüm, tek bir dava açabilir miyim?
Aynı satıcı veya organizasyon birden fazla AVM’de faaliyet gösteriyorsa birden fazla konuyu tek bir dava çerçevesinde toplamak mümkün olabilir; ancak bu, davanın yetki alanına ve faillerin kimliğine bağlıdır. Birden fazla ildeki ihlaller için yetkili mahkemeler farklaşabilir. Bu tür kapsamlı vakalarda deneyimli bir fikrî mülkiyet avukatıyla stratejiyi birlikte belirlemek, hem kaynak tasarrufu hem de tutarlı hukuki konum açısından en sağlıklı yaklaşımdır. Savcılık soruşturması ise genellikle farklı konumlardaki ihlalleri tek bir dosyada birleştirebilir.