Kapıcıyla hiç yazılı iş sözleşmesi yapılmamış olması, o kişinin Türk iş hukukundan doğan haklarını sıfırlamaz. Yazılı sözleşme olmasa bile, fiilen çalışıldığı ispat edilebildiği anda iş ilişkisi hukuken var sayılır; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı ve yıllık izin gibi haklar aynen doğar. Apartman sakinleri açısından asıl tehlike şudur: Sözleşmesiz ilişki, hem mali sorumluluğun belirsizleşmesine hem de aniden patlak veren tazminat davalarında tüm maliklerin ortak borçlu konumuna düşmesine yol açabilir. Bu yazıda neyin neyi belirlediğini, riskin gerçekten ne kadar büyük olduğunu ve ne yapılabileceğini adım adım anlatıyoruz.
Yazılı Sözleşme Olmadan İş İlişkisi Var Sayılır mı?

Türk İş Kanunu'na göre iş sözleşmesi, yazılı biçimde yapılmak zorunda değildir; sözlü ya da fiilî olarak da kurulabilir. Önemli olan, taraflar arasında "bir kişinin iş yapması, diğerinin ücret ödemesi ve bunun belirli bir bağımlılık ilişkisi içinde sürmesi" koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Kapıcı apartmana her gün gidip kapıyı açıyor, merdivenleri temizliyor, çöpleri taşıyor ve bunun karşılığında düzenli ücret ya da daire kullanım hakkı alıyorsa, iş sözleşmesi o andan itibaren doğmuş sayılır. Yazılı belge bu doğumu tescil eder; yokluğu onu engellemez.
Mahkemeler bu tür ihtilafları çözerken kapıcının fiilî çalışma koşullarına, bordro kayıtlarına, SGK bildirimlerine ve tanık ifadelerine bakar. Eğer apartman kapıcıyı SGK'ya bildirmişse zaten bir iş ilişkisinin varlığı resmi düzeyde kabul edilmiş demektir. SGK bildirimi yapılmamış olsa bile kapıcı, banka hesabına düzenli havale yapıldığını, aynı saatlerde işe geldiğini ve yönetici tarafından yönlendirildiğini tanıklar ve yazışmalar aracılığıyla kanıtlayabilir.
Peki bu durum malik açısından ne anlama gelir? Yazılı sözleşmenin yokluğu, mahkemede ispat yükünü apartman yönetimi lehine değil aleyhine çevirir. Kural olarak, iş ilişkisinin var olduğunu iddia eden kapıcı bunu ispat etmek zorundadır; ancak fiilî çalışmanın herhangi bir delili ortaya çıktığında ispat yükü tersine döner ve yönetim "iş ilişkisi yoktu" iddiasını ispatlamak durumunda kalır. Çoğu durumda bu ispatlamak oldukça güçtür.
Özetle: Yazılı sözleşme olmasa da kapıcı, hakları doğan bir çalışan olarak kabul edilebilir; malikler ise bu durumun farkında olmaksızın önemli mali yükümlülükler üstlenmiş olabilirler.
Haklar Nasıl Hesaplanır, Hangi Kurallar Geçerlidir?

Yazılı sözleşme olmayan bir kapıcının haklarını hesaplarken iş hukuku genel hükümleri esas alınır. Kıdem tazminatı, çalışılan her tam yıl için en az otuz günlük brüt ücret üzerinden hesaplanır; ancak kıdem tazminatı tavanı her yıl güncellenmektedir. İhbar tazminatı ise çalışma süresine göre değişen bildirim sürelerine göre belirlenir; altı aydan az çalışmışsa iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında ise dört hafta ve bu şekilde kademeli olarak artar.
Sözleşmede açık bir ücret maddesi bulunmaması halinde mahkemeler emsal ücrete başvurur. İlgili dönemde aynı işi yapan kapıcılara ödenen ortalama ücret, toplu iş sözleşmeleri ya da asgari ücret düzeyleri dikkate alınarak belirlenir. Kapıcıya daire tahsis edilmişse bu dairenin kira değeri de ücrete dahil edilebilir; dolayısıyla "nakit maaş vermiyoruz, daire veriyoruz" savunması mal sahiplerini iş hukuku yükümlülüklerinden kurtarmaz.
Yıllık izin ücreti de sıkça unutulan bir kalemdir. Bir yıllık çalışmayı tamamlayan her çalışan yıllık ücretli izne hak kazanır; kullandırılmayan izinler iş sözleşmesinin sona ermesiyle nakde dönüşerek ödenmek zorundadır. Sözleşme olmadığı için "izin sayacı tutmadım" demek bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; mahkeme fiilî çalışma süresini esas alarak izin alacağını hesaplar.
Haftalık fazla mesai, ulusal tatil ve genel tatil ücretleri de benzer biçimde fiilî çalışma koşullarına göre hesaba katılır. Kapıcının günlük kaç saat çalıştığı, hangi günler işe geldiği ve tatil günlerinde görev yapıp yapmadığı anlaşmazlık konusu olduğunda yine tanık ve yazışma delilleri belirleyici olur.
Malikler Hangi Risklerle Yüzleşebilir?

Apartman tüzel kişiliği olmayan bir kat mülkiyeti yapısıdır; yasal temsili yönetici aracılığıyla sağlanır. Kapıcıyla iş sözleşmesi yapan taraf hukuken yöneticidir; ancak yönetici bu sözleşmeyi yaparken kendi adına değil, tüm kat maliklerinin adına hareket etmektedir. Bu nedenle iş hukukundan doğan bir borç söz konusu olduğunda tüm kat malikleri, arsa payları oranında müşterek borçlu sayılabilir.
Pratikte bu şu anlama gelir: Kapıcı yıllarca çalışmış, ücretleri düzensiz ödenmiş ya da hiç ödenmemişse ve sona erme sürecinde kıdem tazminatı talep etmişse; apartmanın tüm mülk sahipleri bu tazminatı ödemekle yükümlü olabilir. Dairesini satan bir önceki malik de dava konusu dönemdeki katkı payı oranında sorumlu tutulabilir; bu da gayrimenkul satışlarında ciddi bir gizli yükümlülük riskine işaret eder.
SGK boyutu da göz ardı edilemez. Kapıcıyı SGK'ya bildirmeyen yönetim, geriye dönük prim borcu, gecikme faizi ve idari para cezasıyla karşılaşabilir. SGK denetçileri söz konusu primleri on yıla kadar geriye dönük talep etme yetkisine sahiptir. Bu tutarların büyüklüğü, özellikle uzun süreli ve düzenli dışarıdan bakıldığında "kayıt dışı" görünen çalışma ilişkilerinde son derece yüksek olabilir.
Bir diğer risk ise vergi boyutudur. Kapıcıya yapılan ödemeler üzerinden gelir vergisi stopajı yapılmamışsa vergi idaresi bu vergiyi yönetimden talep edebilir. Uygulamada apartman yönetimleri muhtasar beyanname vermek zorunda olduğu halde bunu ihmal ettiğinde vergi cezası da tabloya eklenmiş olur.
Yönetici mi Tüm Malikler mi Sorumludur?

Yönetici, kat maliklerinin vekili gibi hareket eder; sözleşmeleri onlar adına imzalar, giderleri onların ortak hesabından karşılar. Hukuki sorumluluk ilke olarak yöneticiye yüklenmiş gibi görünse de uygulamada malikler de bu yükün dışında kalamazlar. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında ortak giderler malikler arasında arsa payı oranında bölüşülür; kapıcıya ödenecek tazminat bu ortak giderlerin bir parçasıdır.
Yönetici kötü niyetli ya da ihmalkâr hareket ettiyse, yani kapıcıyı bilinçli olarak kayıt dışı tuttu ya da hakkaniyete aykırı biçimde işten çıkardıysa, maliklerin yöneticiye rücu hakkı doğabilir. Ancak bu hak pratikte kullanılabilmek için yöneticinin müstakil bir malvarlığının bulunması ve bu davanın ayrıca açılması gerekir. Kapıcının ise hem yöneticiyi hem de apartmanı borçlu ilan etme yolu açıktır.
Yönetici değişikliği de riski azaltmaz. Yeni yönetici seçilmiş olması, önceki dönemde doğan borçları siler saymaz. Eski dönem borçları için ilgili dönemde malik olanlar sorumlu olmaya devam eder; yeni yönetici ise ancak kendi göreve başladığı tarihten itibaren sorumlu tutulur. Bu nedenle apartman yönetimine yeni seçilen kişinin ilk yapması gereken işlerden biri, varsa kapıcının hukuki durumunu netleştirmektir.
Kısaca: Yönetici birinci derecede muhatap olsa da mali yük nihayetinde maliklere yansır. Bu yüzden "yönetici halleder" diye geçiştirmek, uzun vadede her malikin cebini doğrudan etkileyen bir sorunun görünmez kalmasına neden olur.
Kapıcıyı İşten Çıkarırken Ne Yapılmalı?

İş ilişkisini sona erdirmek istiyorsanız — sözleşme yazılı olmasa dahi — yasal ihbar süresine uymak zorunludur. Çalışma süresine göre farklılaşan bu süre dolmadan çalışmayı sonlandırmak, ihbar tazminatı yükümlülüğü doğurur. Kapıcı işten ayrılmak istediğinde de benzer bir ihbar yükümlülüğü vardır; ancak işçi tarafından bu süreye uyulmaması genellikle finansal bir yaptırımla değil, ayrılış koşullarının tartışılmasıyla sonuçlanır.
İşten çıkarma geçerli bir sebebe dayanmalıdır. Otuz ve daha fazla çalışanı olan işyerlerinde geçerli sebep olmaksızın yapılan fesihlerde işe iade davası gündeme gelebilir. Apartmanın çalışan sayısı bu eşiğin altında olsa bile "kötü niyet tazminatı" ve kıdem-ihbar tazminatı gibi kalemler devrededir. Dolayısıyla kapıcıyı "sözleşme yok, istediğim zaman çıkarabilirim" düşüncesiyle ani biçimde işten çıkarmak büyük bir hata olur.
İdeal süreç şöyle işlemelidir: Ayrılık kararı alındıktan sonra kapıcıya yazılı ihbar yapılır, ihbar süresi tamamlanır ya da ücreti peşin ödenir, kıdem tazminatı varsa hesaplanıp ödenir, çalışana SGK ayrılış bildirimi yapılır ve son olarak dairenin boşaltılması için makul bir süre tanınır. Bu adımların her biri belgelenerek saklanmalıdır; ilerleyen dönemde açılabilecek bir davada bu belgeler savunmanın temelini oluşturacaktır.
Kapıcıya tahsis edilen daire meselesine de dikkat edilmelidir. Daire, hizmet akdinin bir parçasıysa iş ilişkisi sona erince dairenin boşaltılması talep edilebilir; ancak bu talep icraya yansıdığında ayrı bir hukuki süreç devreye girer. Tahliye sürecinin uzamaması için daire tahsisinin koşulları baştan net biçimde belirlenmeli ve yazılı sözleşmeye yansıtılmalıdır.
Hukuki Dayanak: Hangi Mevzuat Uygulanır?

Kapıcıların çalışma ilişkileri esas olarak İş Kanunu hükümlerine tabidir; bu kanun, yazılı sözleşme olmaksızın da kurulabilen iş ilişkilerini kapsar. Buna ek olarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında SGK yükümlülükleri doğar; işverenin bildirim, prim ve sigorta yükümlülükleri bu kanundan kaynaklanır. Kat maliklerinin ortak yönetim ve gider sorumlulukları ise Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde şekillenir.
Kapıcıların özgül çalışma koşullarını, kıdem tazminatı tabanını ve hizmet akdinin olağan sona erme biçimlerini düzenleyen toplu iş sözleşmeleri ve sektörel düzenlemeler de uygulanabilir. Özellikle büyükşehirlerdeki apartman yönetimleri, ilgili işkolu ya da hizmet sektörü toplu iş sözleşmelerini izlemelidir; bu sözleşmelerde belirlenen ücret tabanının altında ödeme yapılması uygulanabilir koşul sayılmaz.
Yazılı sözleşme olmadığında hâkim veya arabulucu, uygulanacak koşulları belirlemek için "fiilî çalışma koşullarına en yakın emsal" ilkesini kullanır. Bu süreçte kapıcının mesleğine, kıdemine ve söz konusu dönemdeki piyasa koşullarına bakılır. Emsal ücreti belirlemek için bazen bilirkişi atanır; bilirkişi raporları çoğunlukla belirleyici olur ve tarafların aksini kanıtlaması güçleşir.
İş mahkemelerinde arabuluculuk artık zorunlu dava ön koşuludur. Kapıcı, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır; arabuluculukta anlaşma sağlanamadığı takdirde iş mahkemesinde yargılama başlar. Arabuluculuk aşaması hem süreyi hem de maliyeti azaltabilir; apartman yönetimlerinin bu aşamada gerçekçi bir tutum sergilemesi, uzun ve masraflı bir davayı önlemenin en kısa yoludur.
Sakinler Bu Sürece Nasıl Dahil Olabilir?

Apartmanda kiracı olarak oturuyorsanız kapıcıyla yönetim arasındaki hukuki ilişki doğrudan sizi bağlamaz; ancak bu meselenin mali yansımaları dolaylı olarak aidat miktarlarına yansıyabilir. Yönetim, kapıcıya ödenecek tazminatı özel gider olarak karşılayamıyorsa kat malikleri kurulundan ek aidat kararı alabilir; bu durumda kiracı olan sakinler de fiilen bu yükü taşıyabilir, zira çoğu kira sözleşmesinde aidatlar kiracıya aittir.
Malik olarak kat malikleri kuruluna katılma ve gündem oluşturma hakkınız bulunmaktadır. Kapıcının iş hukuku durumunun netleştirilmesini, yazılı sözleşme yapılmasını ya da mevcut durumun bağımsız bir avukat tarafından incelenmesini toplantıda gündeme taşıyabilirsiniz. Yöneticiye yazılı bildirimde bulunarak konu hakkında bilgi talep etmek de hakkınız dahilindedir. Bu talepleri sözlü değil, yazılı olarak iletmeniz ilerde olası bir anlaşmazlıkta lehinize delil oluşturur.
Özellikle kapıcıyla ilgili şikayetleriniz varsa — örneğin görevini yapmıyor, saatlerce apartmanda bulunmuyor ya da tahsis edilen daireyi başkasına kiraya veriyorsa — bu şikayetleri de yöneticiye yazılı olarak iletmeniz önemlidir. Sözlü şikayetler çoğunlukla kaybolup gider; yazılı bildirimler hem yöneticiyi harekete geçirmeye zorlar hem de gerektiğinde hukuki süreçte kullanılabilecek belgeler oluşturur.
Apartman sakinleri olarak ortak bir tutum geliştirip yöneticiye baskı yapmak yasal açıdan meşru bir haktır. Kat malikleri kurulunun yeterince toplanmaması ya da gündemde kalmaması gereken sorunların sürekli ertelenmesi durumunda, kat maliklerinin belirli bir yüzdesi toplanma talep edebilir. Bu hak, kapıcı meselesini çözmek için de kullanılabilir.
Pratik Adımlar: Şu An Ne Yapabilirsiniz?

Kapıcının durumu belirsizse ve siz bu durumu fark ettiyseniz atılabilecek en önemli ilk adım, mevcut durumun tespiti için bir iş hukukçusuna danışmaktır. Avukat, fiilî çalışma koşullarına bakarak ne kadar süreyle ve hangi koşullarla çalışıldığını belirleyecek, olası tazminat tutarlarını hesaplayacak ve yazılı sözleşme yapılması ya da mevcut ilişkinin düzene sokulması için yol haritası çıkaracaktır.
Eğer kapıcı hâlâ çalışıyorsa ve yazılı sözleşme bulunmuyorsa, geç de olsa bir sözleşme yapılması her iki taraf açısından da koruyucudur. Sözleşmede ücret, çalışma saatleri, izin hakkı, ihbar süresi ve daire tahsisine ilişkin koşullar açıkça yazılmalıdır. Sözleşmenin geriye dönük bir tarih taşıması doğru değildir; "bugünden itibaren geçerlidir" kaydıyla imzalanan bir sözleşme bile belirsizliği büyük ölçüde giderir.
SGK kaydı güncelliğini ve doğruluğunu düzenli olarak kontrol edin. Kapıcının SGK sicil numarasını, bildirim yapılan işyerini ve ödenen primlerin düzenliliğini izlemek yöneticinin sorumluluğundadır; ancak malik olarak bu bilgilere erişim hakkınız da bulunmaktadır. Herhangi bir eksiklik fark ederseniz yöneticiye yazılı bildirimde bulunun.
Son olarak bir şablon bildirim örneği sunuyoruz. Kapıcının yazılı sözleşme meselesini gündeme taşımak için yöneticinize şu içerikte yazılı bir bildirim gönderebilirsiniz:
Konu: Kapıcı İstihdam Durumunun Netleştirilmesi Talebi
Sayın [Yönetici Adı],
Apartmanımızda görev yapan kapıcıyla yazılı bir iş sözleşmesinin mevcut olup olmadığı, SGK bildirimlerinin güncel ve eksiksiz yapılıp yapılmadığı konularında bilgi talep ediyorum. Olası hukuki ve mali risklerin önüne geçilebilmesi için bu durumun bir sonraki kat malikleri kurulu toplantısında gündeme alınmasını ve gerekirse bağımsız bir iş hukukçusundan görüş alınmasını saygıyla arz ederim.
[Ad Soyad — Daire No — Tarih]
Site Yönetimi Platformu Bu Riski Nasıl Azaltır?

Kapıcıyla ilgili sorunların büyük bölümü, aslında apartman yönetimindeki genel bir iletişim ve kayıt eksikliğinden kaynaklanır. Şikayet nereye iletildi, hangi tarihte yazıldı, yönetici ne zaman yanıt verdi — bunların hiçbiri hatırlanmıyorsa çözüm üretmek güçleşir. Site Yönetimi platformu, bu boşluğu doldurabilecek araçlar sunar. Sakin, bir şikayetini ya da talebini uygulama üzerinden ilettiğinde sistem otomatik olarak tarih damgası basar ve bir kayıt oluşturur. Şikayet kaybolmaz, yöneticinin "görmedim" diyemeyeceği bir iz kalır.
Yönetici tarafında bakıldığında, kapıcıya yönelik taleplerin ve yapılan işlerin dijital kaydının tutulması, ileride doğabilecek bir iş hukuku ihtilafında önemli bir belge niteliği taşıyabilir. Hangi tarihte hangi görevin verildiği, kapıcının bu görevi tamamlayıp tamamlamadığı, ücret ödemelerinin ne zaman yapıldığı gibi bilgiler dijital ortamda kayıt altında olduğunda arabuluculuk ya da yargı sürecinde somut delil sunulabilir.
Aidat ve finansal şeffaflık boyutu da önemlidir. Malikler, kapıcıya ödenen ücretlerin ve SGK primlerinin apartman bütçesindeki yerini platform üzerinden görebiliyorsa herhangi bir sürpriz mali yükümlülükle karşılaşmaları ihtimali azalır. Platform, aidat/borç durumunu gerçek zamanlı olarak gösterdiğinden ortak giderlerin nasıl şekillendiği de takip edilebilir hale gelir.
Yazılı sözleşmenin yokluğundan kaynaklanan riskleri tamamen ortadan kaldırmak hukuki bir adım gerektirir; platform bu adımın yerini tutmaz. Ancak iletişimin kayıt altında tutulması, şikayet ve taleplerin sistematik biçimde izlenmesi ve mali tablonun şeffaf olması, her apartman yönetiminin ihtiyaç duyduğu temel bir altyapıdır. Bu altyapı hem yöneticinin hem de kat maliklerinin ortak çıkarınadır.
Apartmanlarda çalışan personele ilişkin giderlerin yönetimi, aslında daha geniş bir site yönetim yazılımı seçimi meselesinin bir parçasıdır; kapıcı kayıtlarından ihale süreçlerine kadar her şeyi kapsayan bir platform, yönetim kalitesini doğrudan etkiler.
En Sık Yapılan Hatalar

Apartman yöneticileri ve malikler arasında kapıcıyla ilgili en yaygın hata, durumu "zaten herkeste böyle" diyerek geçiştirmektir. İş hukuku denetimleri ve iş mahkemesi davaları son yıllarda önemli ölçüde artmıştır; eski dönemlerde görmezden gelinebilen düzensizlikler artık daha yüksek mali riskler doğurmaktadır.
İkinci sık hata, kapıcıyı resmi çalışan olarak değil "gönüllü yardımcı" ya da "komşu" olarak göstermektir. Fiilî çalışma ilişkisi kurulduğunda bu nitelendirme hiçbir hukuki değer taşımaz; mahkeme fiilî duruma bakar. Üstelik SGK dışında tutulan çalışanın başına iş başındayken bir kaza gelse, yönetim iş kazasından doğan tazminat sorumluluğuyla da karşılaşabilir.
Üçüncü hata, kapıcıya tahsis edilen daireyi "ücret yerine" saymak ve nakit ödeme yapmaktan kaçınmaktır. Daire tahsisi iş sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve emsal kira değeri ücretin bir unsuru olarak değerlendirilir; ancak bu durum nakit ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz, asgari ücretin altında kalınmasına izin vermez.
- Kapıcının SGK bildirimini sürekli ertelemek veya hiç yapmamak
- İşten çıkarma sırasında yazılı bildirim vermemek, sadece sözlü yoldan söylemek
- Kat malikleri kuruluna kapıcının hukuki durumunu hiç gündeme getirmemek
Bu hatalardan kaçınmak için yapılacak en temel şey, kapıcıyla profesyonel bir iş ilişkisi kurulduğunu kabul etmek ve bu ilişkiyi başından beri yazılı zemine oturtmaktır. Geç de olsa alınan önlem, hiç alınmamış önlemden daima iyidir. Kira sözleşmesinde aidatla ilgili maddenin nasıl yer alması gerektiği konusundaki bilgi de bu genel tabloyu anlamak için faydalı olabilir; bkz. kira sözleşmesinde aidat maddesi.
Sık Sorulan Sorular
Kapıcıyla yazılı sözleşme olmasa da kıdem tazminatı ödemek zorunda mıyız?
Evet. Kıdem tazminatı hakkı, yazılı sözleşmenin varlığına değil fiilî iş ilişkisinin varlığına bağlıdır. Kapıcı en az bir yıl çalışmış ve iş ilişkisi kıdem tazminatı gerektiren bir biçimde sona ermişse —örneğin işveren tarafından haksız feshle ya da zorunlu emeklilikle— kıdem tazminatı ödenmelidir. Sözleşmenin yazılı olmaması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
Kapıcı yıllarca kayıt dışı çalıştıysa SGK primleri geriye dönük ödenebilir mi?
Evet, SGK söz konusu dönemlere ait primleri geriye dönük olarak talep edebilir. Bu süre oldukça uzun olabilir; gecikme faizi ve idari para cezaları da tabloya eklenir. Eğer kapıcı iş mahkemesinde dava açar ve fiilî çalışma dönemi mahkemece tespit edilirse SGK da bu tespiti esas alarak prim borcunu hesaplayabilir. Durumun tespiti için bir iş hukukçusuna veya mali müşavire danışmak önemlidir.
Yönetici kapıcıyı işe alırken ben onay vermedim; bu borçtan sorumlu olur muyum?
Yönetici, kat malikleri adına hareket ettiğinden imzaladığı iş sözleşmesi tüm malikler için bağlayıcı olabilir. Bireysel olarak onay vermemiş olmanız sorumluluğu tek başına kaldırmaz. Ancak yöneticinin yetkisini aşan bir işlem yaptığını ispat edebilirseniz, yöneticiye rücu hakkı doğabilir. Bu konu teknik bir hukuki değerlendirme gerektirdiğinden avukat desteği almanız önerilir.
Kapıcıyı işten çıkarırken kaç gün önceden haber vermemiz gerekiyor?
İhbar süreleri çalışma süresine göre değişir: altı aydan az çalışmışsa iki hafta, altı ay ile bir buçuk yıl arasında dört hafta, bir buçuk yıl ile üç yıl arasında altı hafta, üç yılı aşanlar için ise sekiz haftadır. Bu süreye uymak yerine peşin ödeme de yapılabilir; yani ihbar süresine ait ücret peşin ödenerek sözleşme daha erken sonlandırılabilir. Ancak bu sürelere uyulmaması ihbar tazminatı yükümlülüğü doğurur.
Kapıcı apartman dairesini boşaltmak istemezse ne yapabiliriz?
Hizmet akdinin sona ermesiyle birlikte kapıcının daireyi boşaltması gerekir; ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda tahliye için ayrı bir hukuki süreç başlatılması gerekir. İş sözleşmesinin sona ermesine rağmen dairenin boşaltılmaması, tahliye davası açılmasını gerektirir. Bu süreç uzayabilir; bu nedenle sözleşmede daire boşaltma koşullarının ve süresinin baştan net biçimde belirlenmesi büyük önem taşır.
Kapıcıyla ilgili şikayetimi yöneticiye nasıl iletmeliyim?
Şikayetinizi mutlaka yazılı olarak iletin. E-posta, WhatsApp mesajı veya apartmanın kullandığı dijital platform üzerinden iletilen yazılı bir bildirim, sözlü bir şikayetten çok daha etkilidir çünkü tarih damgalı bir iz bırakır. Bildiriminizde şikayetin ne olduğunu, ne zaman ve nerede yaşandığını açık biçimde belirtin; yöneticiden belirli bir süre içinde geri dönüş yapmasını talep edin. Yanıt alamamanız durumunda kat malikleri kuruluna yazılı başvuru yapabilirsiniz.