Riskli yapı ilan edilen bir binada yaşıyorsanız yasal olarak belirli bir süre daha oturabilirsiniz; ancak tahliye süresi dolduğunda ya da idare tahliye kararı tebliğ ettiğinde binayı boşaltmak zorundasınız. Bu süreç hem malik hem de kiracılar için farklı haklar ve yükümlülükler doğurur. Şunu net söylemek gerekir: riskli yapı tespiti yapılmış olmak, o gün binayı derhal terk etmeniz gerektiği anlamına gelmez; ama süreci ciddiye almadan beklemek de telafi edilemez sonuçlara yol açabilir.
Riskli Yapı Kararı Ne Anlama Gelir?

Riskli yapı kararı, bir binanın deprem ya da diğer doğal afetler karşısında yeterli güvenliği sağlamadığının yetkili kurumlar tarafından teknik olarak belgelenmesi anlamına gelir. Bu karar, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında yürütülen bir sürecin ürünüdür. Kararın tebliği, yıkım veya güçlendirmenin zorunlu hale geldiğini resmen kayıt altına alır.
Tespit raporu, lisanslı bir kuruluş tarafından hazırlanır ve ardından ilgili müdürlüğe iletilir. Bina maliklerine tebligat yapılır; tebliğ tarihinden itibaren itiraz hakkı doğar. İtiraz edilmezse veya itiraz reddedilirse yapı, riskli yapı olarak kesinleşir ve tahliye/yıkım süreci yasal zaman çizelgesiyle işlemeye başlar.
Pek çok bina sakini bu aşamada yanlış anlar: riskli yapı tespiti ile tahliye kararı aynı şey değildir. Tespit, teknik bir değerlendirmenin sonucudur; tahliye ise ayrı bir idari işlemdir ve belirli süreler içinde bildirim yapılması gerekir. Bu iki adımı birbirine karıştırmak, hem haklarını geç kullanmaya hem de gereksiz paniğe yol açar.
Binanızın riskli yapı sürecinin hangi aşamasında olduğunu öğrenmek için e-devlet üzerinden veya ilgili belediye/çevre ve şehircilik il müdürlüğü aracılığıyla sorgulama yapabilirsiniz. Resmi tebliğ almadan önce sosyal medyadan ya da komşudan duyulan haberler üzerine eylem planı kurmak yerine resmi belgeyi beklemeniz en sağlıklısıdır. Riskli yapı tespiti süreci hakkında daha ayrıntılı teknik bilgiye riskli yapı tespiti rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Tahliye Süresi: Kaç Gününüz Var?

Riskli yapı kararı kesinleştikten sonra yasal süreç, malike tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kanun çerçevesinde malik ve sakinlere yapıyı boşaltmaları için asgari bir süre tanınır; bu süre idare tarafından uzatılabilir ya da gerekli hallerde kısaltılabilir. Dolayısıyla tebliğ tarihini öğrenmek ve takviminizi buna göre düzenlemek kritik öneme sahiptir.
Süre içinde binanızdan çıkmazsanız idare, tahliyeyi zorla uygulama yetkisine sahiptir. Elektrik, su ve doğalgaz gibi temel hizmetlerin kesilmesi de tahliyeyi hızlandırmak amacıyla kullanılan yasal araçlar arasındadır. Bu noktaya gelinmesi hem maddi hem de psikolojik olarak son derece yıpratıcıdır; bu nedenle süreyi proaktif kullanmak zorundasınız.
Öte yandan, süreler salt kağıt üzerinde değerlendirilemez. Özellikle yaşlı sakinler, küçük çocuklu aileler veya engelli bireyler için idareye başvurarak ek süre ya da geçici konut desteği talep etmek mümkündür. Bu başvuruların yazılı ve belgelenmiş şekilde yapılması, ileride herhangi bir hukuki anlaşmazlıkta lehinize delil oluşturur.
Tahliye süresinin yarısını tamamlamadan alternatif konut ya da kira yardımı gibi destekleri araştırmaya başlamak en akıllıca yaklaşımdır. İdare son güne kadar beklemeyi tercih etmez; sizin de beklemeniz gerekmez. Süre bitmeden harekete geçen sakinler, geçiş dönemini çok daha az stresle atlatır.
Kiracıysanız Durumunuz Ne?

Kiracı olarak yaşadığınız bir bina riskli yapı ilan edildiğinde sözleşmenizin durumu önemli bir soru işaretine dönüşür. Genel kural olarak, riskli yapı kararı sözleşmeyi kendiliğinden feshetmez; ancak mülk sahibinin riskli yapı gerekçesiyle tahliye sürecini başlatması ile sözleşme hukuku devreye girer. Bu noktada 6306 sayılı Kanun ile kira hukuku kuralları iç içe geçer ve durumu karmaşık kılar.
Birçok mal sahibi, riskli yapı tespitini kiracıyı hızlıca çıkarmanın bir aracı olarak görür. Oysa kiracının da bu süreçte hakları vardır. Tahliyeye zorlanan kiracılar, sözleşme süresi bitmeden taşınmak zorunda kaldıklarında uğradıkları zararı talep edebilirler. Bu talep, taşınma giderleri, yeni konut için ödenen depozito ve olası kira farkı gibi kalemleri kapsayabilir.
Kiracı olarak yapmanız gereken ilk şey, mal sahibinden riskli yapı kararını resmi belgeleriyle talep etmektir. Sözlü bildirimlere dayanarak hareket etmek yerine tebliğ tarihini ve süreleri yazılı olarak öğrenin. Kendi adınıza da ilgili müdürlüğe giderek binanın resmi kayıtlardaki statüsünü sorgulayabilirsiniz.
Mal sahibi, kentsel dönüşüm kapsamında kira yardımı alıyorsa bu yardımın bir bölümünün kiracıya aktarılması gerekip gerekmediği tartışmalı bir alandır; hukuki danışmanlık almanız önerilir. Tahliye sonrası hak kaybı yaşamamak için tüm yazışmalarınızı belgeleyerek saklayın ve süreçleri noterden ya da yazılı iletişim kanallarıyla yürütün.
Malik Olarak Haklarınız ve Yükümlülükleriniz

Dairenizin maliki olarak riskli yapı sürecinde hem koruma hem de zorunluluk içeren bir konumdasınız. En temel hakkınız, tespit kararına itiraz etmektir. İtiraz süresi kısadır ve bu süreyi kaçırmak hakkınızı kalıcı olarak yitirmeniz anlamına gelir. İtiraz dilekçenizi hazırlarken teknik gerekçelere dayanan bağımsız bir inceleme raporu sunmanız itirazınızı güçlendirir.
Tespit kesinleşirse bir sonraki adım, diğer kat malikleriyle ortak karar almaktır. Kat Mülkiyeti Kanunu ve 6306 sayılı Kanun kapsamında belirlenen çoğunluk sağlandığında yıkım ve yeniden yapım ya da güçlendirme kararı alınabilir. Bu süreç çoğu zaman uzlaşmayı gerektiren ve kimi zaman anlaşmazlıkların kaçınılmaz olduğu bir toplantılar serisidir.
Tahliye sonrasında devlet destekli kira yardımı başvurabilirsiniz. Bu yardım, bina yıkılıp yeniden yapılana kadar geçen sürede kira yükünüzü hafifletmek amacıyla tasarlanmıştır. Başvuru koşulları, belgeler ve ödemeler Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile ilgili belediyeler aracılığıyla yürütülür; güncel tutarlara dair bilgi için doğrudan bu kurumlara başvurmanız gerekir çünkü miktarlar düzenli aralıklarla güncellenmektedir.
Yeniden yapım sonrasında teslim alacağınız bağımsız bölümün büyüklüğü, konumu ve özellikleri konusunda da hukuki güvenceleriniz bulunur. Müteahhit ile yapılacak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bu güvencenin temel taşıdır. Sözleşmeyi imzalamadan önce bir avukat gözünden geçirmek, ileride yaşanabilecek büyük hak kayıplarını önler.
Devlet Destekleri ve Başvuru Süreci

6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı sakinlerine çeşitli destekler öngörülmüştür. Bunların başında kira yardımı gelir; tahliye sonrasında, binanın yeniden yapımı tamamlanana kadar geçen süre için aylık destek sağlanır. Bir diğer önemli destek ise faiz desteğidir: yeniden yapım için kullanılan banka kredisine devlet faiz katkısı yapabilir. Bu desteklerin tamamı belirli koşullara bağlıdır ve her yıl güncellenebileceğinden ilgili kurumlara bizzat başvurarak güncel bilgi almanız şarttır.
Başvuru için genellikle şu belgeler istenir: tapu senedi, kimlik belgesi, riskli yapı tespit kararı ve tahliye tebligatı. Eksik evrak, başvurunuzun işleme alınmasını geciktirebilir. Tüm belgeleri zamanında hazırlamak, kira yardımını düzenli ve kesintisiz almanın ön koşuludur.
Kiracıların bu desteklerden yararlanıp yararlanamayacağı ise sık sorulan sorular arasındadır. Kiracılar için doğrudan devlet desteği oldukça sınırlıdır; asıl yük mal sahipleri üzerindedir. Bu nedenle kiracının mal sahibiyle sözleşmeye dayalı talepleri, çoğu zaman asıl koruma kalkanını oluşturur. Mal sahibi aldığı kira yardımını kiracıya aktarmayı reddederse hukuki yol açık kalır.
Başvuru sürecinde bürokrasinin ağır işleyişiyle karşılaşmak yaygındır. Başvurunuzun takibini yapmak, ek belge taleplerini zamanında karşılamak ve her aşamayı kayıt altına almak sürecinizi hızlandırır. Yardım almakta güçlük çekiyorsanız bölgenizdeki kentsel dönüşüm danışma birimlerine ya da barolar bünyesindeki ücretsiz hukuki danışmanlık hizmetlerine başvurabilirsiniz.
Güçlendirme Seçeneği: Yıkım Tek Yol Değil

Riskli yapı kararı, binanın mutlaka yıkılacağı anlamına gelmez. Teknik açıdan güçlendirmeye elverişli bulunan yapılar, yıkım yerine güçlendirme yoluyla dönüştürülebilir. Güçlendirme kararı, kat maliklerinin oylamasıyla alınır ve genellikle yıkım-yeniden yapıma göre daha kısa sürer. Ancak güçlendirme süresince de sakinlerin binayı boşaltması zorunlu olabilir; bu, güçlendirmenin daha az zahmetli olmadığı anlamına gelir.
Güçlendirme maliyeti, binanın büyüklüğüne, taşıyıcı sistemin durumuna ve uygulanacak yönteme bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir. Uzman inceleme yapılmadan "güçlendirme daha ucuz" gibi bir genelleme yapmak yanıltıcıdır. Bazı yapılarda güçlendirme maliyeti yeniden yapım maliyetini aşabilir; bu durumda yıkım ekonomik olarak daha rasyonel hale gelir.
Kat maliklerinin bir kısmı güçlendirmeyi tercih ederken diğerleri yıkımı isteyebilir. Bu anlaşmazlık, uzun süren ve zaman zaman mahkemeye taşınan gerginliklere dönüşebilir. Ortak bir karar alınamaması durumunda kanun, belirli çoğunluk koşullarını sağlayan tarafın lehine işleyen mekanizmalar öngörmüştür. Azınlıkta kalan maliklere arsa payları üzerinden ödeme yapılması ve sürecin devam etmesi bu mekanizmaların başında gelir.
Güçlendirme seçeneği değerlendirilirken binanın yaşı, projesinin mevcut olup olmadığı ve mevcut taşıyıcı sistemin durumu belirleyici etkenlerdir. Lisanslı bir yapı denetim firmasından bağımsız güçlendirme fizibilite raporu almak, kat malikleri toplantısına somut verilerle girmenizi sağlar ve duygusal tartışmaların önüne geçer.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreçte Size Nasıl Yardımcı Olabilir?

Riskli yapı süreci, apartman ya da sitede yaşayan sakinler için olduğu kadar yöneticiler açısından da son derece yoğun bir iletişim ve belge yönetimi dönemine dönüşür. Süreçlerin şeffaf ve izlenebilir biçimde yürütülmesi hem sakinlerin huzurunu hem de yönetimin güvenilirliğini korur. İşte bu noktada Site Yönetimi platformunun sağladığı altyapı günlük süreci ciddi ölçüde kolaylaştırabilir.
Platform üzerinden sakin olarak tahliye süreciyle ilgili sorularınızı, taleplerinizi ve şikayetlerinizi yöneticiye yazılı olarak iletebilirsiniz. Her mesajın tarih ve saat damgası otomatik olarak oluşturulduğundan "söylendi, söylenmedi" tartışmaları ortadan kalkar. Tahliye süresi, kira yardımı başvurusu, geçici konut talebi gibi kritik konularda kurduğunuz tüm yazışmalar dijital arşivde güvende kalır.
Aidat ve ortak gider bilgilerine anlık erişim, bu stresli dönemde finansal tablonuzu netleştirir. Riskli yapı sürecinde ortak giderlerin nasıl paylaşılacağı, hangi kalemlerin ertelenip ertelenmeyeceği gibi sorular toplantılarda sıkça gündeme gelir; platformdaki şeffaf borç/alacak tablosu bu tartışmaları somut verilere oturtmanızı sağlar.
Yöneticinin duyuruları, toplantı davetleri ve idareyle paylaşılan resmi bildirimler platform üzerinden tüm sakine eş zamanlı ulaştırılabilir. "Tebliğ aldım mı, almadım mı?" belirsizliği yaşanmaz. Kentsel dönüşüm gibi uzun ve belirsizlik dolu bir süreçte iletişim kopukluğu, gereksiz hukuki risklerin en önemli kaynaklarından biridir; bunu ortadan kaldırmak sürecin tüm taraflarına zaman ve para kazandırır.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınırsınız?

Riskli yapı sürecinde en sık karşılaşılan hatanın başında itiraz süresini kaçırmak gelir. Tebligat elinize geçtikten sonra itiraz için çok kısa bir süreniz vardır; bu süreyi komşuyla konuşarak ya da ölçüp biçerek harcamak yerine hemen bir yapı mühendisi ve hukukçuya danışarak değerlendirmeniz şarttır. İtiraz hakkını kullanmamak, ilerideki tüm süreçlerde elinizi zayıflatır.
İkinci yaygın hata, mal sahibi ile kiracı arasındaki sözleşme ilişkisini ihmal etmektir. Kiracıların büyük çoğunluğu, riskli yapı kararının kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirdiğini zannederek herhangi bir talepte bulunmadan çıkıp gider. Oysa uğranılan maddi zararı talep etme hakkı hukuken var olabilir ve bu hak kullanılmadığında sessiz onay verilmiş sayılır.
Üçüncü hata, resmi olmayan kaynaklardan edinilen bilgilere göre hareket etmektir. Sosyal medya gruplarında, komşudan ya da mahalle muhtarından duyulan "binanız yıkılacak" haberleri zaman zaman doğru olmayabilir ya da çok farklı bir bina veya durum için geçerli olabilir. Tek doğru kaynak, ilgili müdürlüğün kayıtları ve size teslim edilen resmi tebligatlardır.
Dördüncü ve belki de en maliyetli hata, tüm yazışmaları sözlü tutmaktır. Yöneticinizle yüz yüze ya da telefonla görüşmek yeterli değildir; her talebi, her bildirimi ve her yanıtı yazılı hale getirin. Tahliye sürecinde yaşanabilecek bir anlaşmazlıkta mahkemede geçerli olan deliller, belgelerdir; sözlü ifadeler değil.
Son olarak, desteklerden haberdar olmamak da büyük bir kayba yol açar. Kira yardımı, faiz desteği ve benzeri haklar kendiliğinden size gelmez; aktif başvuru gerektirir. Bu başvuruları zamanında yapmayan sakinler, yasal olarak hak ettikleri destekten mahrum kalır. Binanın riskli yapı olarak tescil edilmesiyle birlikte ilgili müdürlüğe gidip başvuru koşullarını öğrenmek en pratik ilk adımdır.
Dilekçe Örneği: Tahliye Sürecinde Yazılı Talep

Tahliye sürecinde mal sahibine ya da yöneticiye iletmek istediğiniz talepleri yazılı ve belgelenmiş biçimde iletmeniz büyük önem taşır. Aşağıdaki şablon bir başlangıç noktası olarak kullanılabilir; kendi durumunuza göre hukukçunuzla birlikte uyarlayın.
[Tarih]
Sayın [Mal Sahibi / Yönetici Adı],
[Adres] adresinde bulunan ve [Tarih] itibarıyla riskli yapı olarak tescil edilen binada kiracı/malik sıfatıyla ikamet etmekteyim. Tahliye sürecine ilişkin resmi tebligatı [Tarih] tarihinde teslim almış bulunuyorum.
Bu süreçte taşınma masraflarımın karşılanması, kira yardımı başvurusunda tarafınızca gerekli desteğin sağlanması ve geçici konut seçenekleri konusunda yazılı bilgi verilmesini talep ediyorum. Talebime en geç [Tarih + 7 gün] tarihe kadar yazılı yanıt vermenizi rica ederim.
Saygılarımla,
[Ad Soyad]
[İletişim Bilgileri]
Sık Sorulan Sorular
Riskli yapı tespiti yapılan binada ne kadar daha oturabilirsiniz?
Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra idare, malike ve bina sakinlerine belirli bir tahliye süresi tanır. Bu süre tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. Süre dolmadan tahliyenin tamamlanması gerekir; süre uzatımı ise ancak yazılı başvuru ve idarenin onayıyla mümkündür. Tebliğinizi almadan ya da resmi belgeleri incelemeden "ne kadar vaktim var?" sorusuna kesin cevap vermek mümkün değildir; her davanın koşulları farklı olabilir.
Kiracı olarak riskli yapı nedeniyle tahliye edilirse tazminat alınabilir mi?
Kiracı, riskli yapı gerekçesiyle sözleşme süresi dolmadan tahliye edilmek zorunda kalırsa mal sahibinden uğradığı zararı talep edebilir. Bu zarar; taşınma masrafları, yeni konut için ödenen depozito ve piyasa fiyatı ile eski kira arasındaki fark gibi kalemleri kapsayabilir. Talebin hukuken sağlam zemine oturtulabilmesi için tüm masrafların belgelenmesi ve yazılı ihtarın zamanında yapılması şarttır. Bir avukattan destek almanız bu süreçte oldukça değerlidir.
Riskli yapı kararına itiraz edilebilir mi?
Evet, riskli yapı kararına itiraz edilebilir. İtiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren başlar ve oldukça kısadır; bu nedenle tebligatı aldığınız anda harekete geçmeniz gerekir. İtiraz, bağımsız bir teknik rapor eşliğinde ilgili müdürlüğe yazılı olarak yapılır. İtirazın reddedilmesi ya da süresinde yapılmaması halinde karar kesinleşir ve itiraz hakkı kalıcı olarak sona erer.
Riskli yapı sürecinde devlet kira yardımı nasıl alınır?
Kira yardımı başvurusu, riskli yapının tescili ve tahliyenin başlamasının ardından ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'ne yapılır. Başvuru için tapu, kimlik, riskli yapı kararı ve tahliye belgeleri gibi evraklar istenir. Ödeme tutarı ve süresi düzenli olarak güncellendiğinden başvuru sırasında yürürlükteki miktarları bizzat kurum üzerinden öğrenmek gerekir. Başvuruyu zamanında yapmak, yardımı gecikmeden almak için kritiktir.
Binanın yıkılması zorunlu mu, güçlendirme yapılabilir mi?
Riskli yapı kararı her durumda yıkım zorunluluğu doğurmaz. Teknik inceleme sonucunda güçlendirmeye elverişli bulunan yapılar, kat maliklerinin çoğunluk kararıyla güçlendirme yolunu seçebilir. Güçlendirme veya yıkım kararı, kat malikleri toplantısında alınır. Ancak güçlendirme sırasında da tahliye gerekebileceğinden bu seçenek her zaman daha kısa veya daha ucuz değildir. Bağımsız bir yapı mühendisinden fizibilite raporu almak, karar öncesi en sağlıklı adımdır.
Kat malikleri arasında yıkım/güçlendirme konusunda anlaşmazlık olursa ne olur?
Kat malikleri arasında uzlaşı sağlanamadığında 6306 sayılı Kanun, belirli bir çoğunluğu sağlayan tarafın kararının uygulanmasına imkân tanır. Azınlıkta kalan maliklerin arsa payları, belirlenen bir bedel üzerinden satın alınabilir ve süreç onların onayı olmadan devam edebilir. Bu durum hukuki itirazlara yol açabilir; ancak çoğunluk kararının yasal koşulları sağlaması halinde süreç durdurulamaz. Azınlık hissesinde olduğunuzu düşünüyorsanız haklarınızı korumak için bir avukattan destek almanız önerilir.