AVM'de TÜFE bazlı kira artışı, alışveriş merkezi yöneticileri ve kiracıların en çok tartıştığı finansal konuların başında gelir. Kısaca yanıtlamak gerekirse: Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde, konut dışı kira sözleşmelerinde taraflar artış oranını serbestçe belirleyebilir; ancak pratikte büyük AVM'lerin büyük çoğunluğu TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) baz alınarak hazırlanmış artış formüllerini tercih eder. Bu rehber, hem kiraya verene hem kiracıya süreci adım adım anlatıyor.
TÜFE Nedir ve AVM Kira Sözleşmelerinde Neden Kullanılır?

TÜFE, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ay yayımlanan ve tüketici fiyatlarındaki değişimi ölçen temel ekonomik göstergedir. Kira sözleşmelerinde TÜFE'ye atıf yapılması, özellikle uzun vadeli ticari kiralarda tarafların satın alma gücünü koruma isteğinden kaynaklanır. Kiraya veren, sabit bir rakam yerine enflasyona endeksli bir artış tutarı güvence altına almış olur; kiracı ise öngörülemeyen keyfi artışlardan korunur.
AVM'lerde kira yapısı genellikle üç bileşenden oluşur: sabit aylık kira (base rent), ciro bazlı kira (turnover rent) ve ortak gider katılım payı. Bu bileşenlerden sabit aylık kira, sözleşme yenileme dönemlerinde ya da yıllık artış klozlarına göre güncellenir. TÜFE bazlı artış formülü, bu güncellemenin nasıl hesaplanacağını tanımlar. Pek çok AVM yönetim sözleşmesinde "bir önceki kira yılı boyunca gerçekleşen TÜFE artış oranı" referans alınır; bazılarında ise "son 12 aylık TÜFE" ya da "Aralık-Aralık TÜFE" gibi farklı dönemler esas alınabilir.
Sözleşmede hangi TÜFE döneminin baz alınacağı açıkça yazılmamışsa anlaşmazlıklar kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle AVM yöneticileri, kiracıyla ilk sözleşmeyi imzalarken "TÜFE hesaplama yöntemi" maddesini son derece titizlikle kaleme almalıdır. Belirsizlik durumunda hakeme ya da mahkemeye taşınan davalar, hem kiraya veren hem kiracı açısından ciddi zaman ve maliyet kaybı doğurur.
Konut kiralarına uygulanan yasal tavan kısıtlamaları (yüzde beş tavan düzenlemesi gibi geçici hükümler), Türk Borçlar Kanunu md. 344 kapsamında konut kiraları için gündeme gelmiştir. Ancak AVM gibi işyeri kiraları için yasal tavan uygulaması bulunmamaktadır; dolayısıyla taraflar TÜFE'nin üzerinde ya da altında bir oran kararlaştırabilir. Bu ayrım, AVM kiracılarının konuyu sıkça karıştırdığı kritik bir nokta olduğundan aşağıdaki bölümlerde ayrıntılı ele alınacaktır.
Yasal Çerçeve: Türk Borçlar Kanunu ve AVM'ye Özgü Düzenlemeler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kira sözleşmelerini ayrıntılı biçimde düzenler. Kanunun 339 ila 356. maddeleri konut ve çatılı işyeri kiralarına ilişkin genel hükümleri içerirken, 357 ila 378. maddeler özellikle konut kiraları bakımından ek koruma sağlar. Çatılı işyeri kirası kapsamındaki AVM birimlerinde taraflar, md. 343 gereği kira artış oranını serbestçe kararlaştırabilir.
Md. 344'te konut kirasında bağlayıcı olan "TÜFE'yi geçemez" kuralının bir benzeri işyeri kiralarında yoktur. Bunun anlamı şudur: Bir AVM kiraya vereni, kiracıyla anlaşmak kaydıyla yıllık artışı TÜFE'nin 1,5 katı olarak da belirleyebilir ya da TÜFE'nin yalnızca yüzde seksenini baz alabilir. Kanun bu esnekliği tanımakla birlikte, kararlaştırılan artış oranı aşırı güç dengesizliğinden kaynaklanıyorsa genel hükümlere (md. 138 aşırı ifa güçlüğü, md. 25 genel işlem koşulları denetimi) dayanılarak itiraz edilebilir.
AVM yönetimini doğrudan düzenleyen özel bir kanun olmasa da Ticaret Bakanlığı'nın 2013 yılında çıkardığı Alışveriş Merkezleri Hakkında Yönetmelik, AVM tanımı ve ortak alan yönetimi gibi konularda belirleyici bir çerçeve sunar. Bu yönetmelik kira artış oranını doğrudan belirlememekle birlikte, ortak alan giderlerine katılım esasları bakımından sözleşme şeffaflığına vurgu yapar. Kiraya veren yönetimlerin bu yönetmeliği göz önünde bulundurarak hareket etmesi, ilerleyen dönemde doğacak anlaşmazlıkları önemli ölçüde azaltır.
Uygulamada bazı AVM sözleşmelerinde tahkim maddesi yer alır. Taraflar anlaşmazlık durumunda önce arabulucuya, ardından tahkime başvurmayı kabul etmiş olabilir. Bu maddenin varlığı, TÜFE oran ihtilaflarının yargı sürecini uzatmadan çözülmesini kolaylaştırır; ancak arabulucu ya da tahkim kurulunun seçimi sözleşme aşamasında dikkatle yapılmalıdır.
TÜFE Artış Formülü Nasıl Hesaplanır?

Temel hesaplama mantığı şöyledir: Sözleşmede belirtilen referans dönemin başındaki TÜFE değeri ile dönemin sonundaki TÜFE değeri karşılaştırılır, yüzde değişim bulunur ve bu oran mevcut kiraya uygulanır. Örneğin referans dönem "Ocak ayı TÜFE" ise, bir önceki yılın Ocak ayı ile içinde bulunulan yılın Ocak ayı değerleri arasındaki fark yüzde olarak hesaplanır.
Formülün net okunabilmesi için tarafların sözleşmede şu dört unsuru açıkça yazması gerekir:
- Referans endeks: Hangi TÜFE alt endeksi kullanılacak? Genel TÜFE mi, özel bir alt grup mu?
- Referans dönem: Hangi ayın TÜFE'si baz alınacak? Aralık-Aralık mı, sözleşme başlangıç ayı mı?
- Artış tavanı/tabanı: Hesaplanan oran belirli bir eşiği geçerse ya da altında kalırsa ne olur?
- Açıklama yükümlülüğü: Artış oranı kiraya veren tarafından kaç gün öncesinden yazılı olarak bildirimi gerektirir?
Pratikte karşılaşılan en sık sorun, TÜİK'in her ayın ilk haftasında açıkladığı TÜFE değerinin kira artış dönemine denk gelmemesidir. Nisan başında açıklanan Mart ayı TÜFE'si, Nisan kirasına mı yoksa Mayıs kirasına mı uygulanacaktır? Sözleşmede bu gecikme açıkça tanımlanmamışsa taraflar farklı yorumlara ulaşabilir. Bunu önlemek için sözleşmeye "artış hesaplamasında, artış döneminin başladığı aydan önceki son açıklanmış TÜFE değeri baz alınır" gibi net bir ifade eklemek yeterlidir.
Tablo biçiminde örnek bir hesaplama senaryosu aşağıda verilmiştir:
| Parametre | Değer | Açıklama |
|---|---|---|
| Mevcut aylık kira | 80.000 TL | Artış öncesi tutar |
| Referans TÜFE (önceki yıl) | 1.250,00 | Ocak önceki yıl endeks değeri |
| Referans TÜFE (güncel yıl) | 1.487,50 | Ocak güncel yıl endeks değeri |
| TÜFE artış oranı | %19,0 | (1.487,50 - 1.250,00) / 1.250,00 × 100 |
| Artış tutarı | 15.200 TL | 80.000 × 0,19 |
| Yeni aylık kira | 95.200 TL | Artış sonrası tutar |
Bu hesaplama basit görünmekle birlikte, söz konusu TÜFE değeri TÜİK'in resmi web sitesinden doğrulanmadan kullanılmamalıdır. Bazı AVM yönetimleri kendi bünyelerindeki muhasebe sistemleri aracılığıyla bu hesaplamayı otomatize eder; AVM yönetim yazılımı kullanan merkezlerde kira artış modülleri, TÜİK verilerini entegre ederek doğrudan doğru hesaplamayı üretebilir.
Kira Artış Bildiriminin Usul ve Zamanlaması

Türk Borçlar Kanunu, kira artışının geçerliliği için özel bir yazılı bildirim formu ya da belirli bir önceden bildirim süresi öngörmez; ancak sözleşme bu konuyu açıkça düzenleyebilir. Pek çok kurumsal AVM kira sözleşmesinde "artıştan 30 ila 60 gün önce yazılı bildirim" şartı yer alır. Bu şart hem kiraya vereni zamanında bildirim yapmaya zorlar hem de kiracıya nakit akışını yönetmek için süre tanır.
Uygulamada bildirim genellikle şu yollarla yapılır: AVM yönetiminin kiracıya e-posta ya da noter kanalıyla gönderdiği resmi yazı, yeni dönem kira miktarını ve hesaplama dayanağını (TÜİK endeks değeri, artış oranı) içerir. Bazı büyük merkezler bunu kendi kiracı portalları üzerinden dijital ortamda iletir. Önemli olan, bildirimin içeriğinin tartışmaya yer bırakmayacak biçimde şeffaf olmasıdır.
Kiracı, bildirilen artış oranına itiraz etmek istiyorsa önce sözleşme maddelerini incelemeli, ardından TÜİK verilerini bağımsız olarak doğrulamalıdır. Hesaplama hatalıysa bunu yazılı olarak kiraya verene bildirmek ve makul bir sürede cevap talep etmek yerinde olacaktır. Anlaşmazlık çözülemezse sözleşmedeki arabuluculuk veya tahkim klozuna başvurulabilir; sözleşmede bu yol tanımlanmamışsa genel mahkeme yolu açıktır.
Bildirimin zamanlaması kadar içeriği de kritiktir. Yalnızca "kiranız X oranında artacaktır" demek yeterli olmayabilir; hesaplama dayanağı olarak hangi TÜİK yayınının, hangi tarihinin kullanıldığı da belirtilmelidir. Bu şeffaflık, ihtilaf durumunda ispat kolaylığı sağlar ve kiraya veren ile kiracı arasındaki güven ilişkisini korur.
Kiracı Hakları: İtiraz, Müzakere ve Uzlaşı Yolları

AVM kiracıları, özellikle zincir mağaza ve franchise işletmecileri, kira artış sürecinde belirli haklara sahiptir. Her şeyden önce sözleşme şartlarına aykırı ya da hatalı hesaplanmış bir artışa itiraz etmek hem hukuki bir hak hem de ticari bir zorunluluktur. Yanlış uygulanan bir TÜFE artışı, yıllar içinde ciddi finansal kayba dönüşebilir.
Müzakere aşamasında kiracının elini güçlendiren bazı faktörler vardır: uzun süreli kira geçmişi ve düzenli ödeme sicili, AVM'ye getirilen müşteri trafiği ve marka çekiciliği, piyasadaki boş depo durumu ve doluluk oranı, sözleşme yenileme sürecine yakınlık. Bu faktörler net biçimde ortaya konulduğunda kiraya verenin TÜFE'nin altında bir artış ya da sabit kira dönemi teklif etmesi mümkündür.
Öte yandan kiracı, itiraz hakkını kullanırken sözleşmenin feshi gibi istenmeyen sonuçları da göz önünde bulundurmalıdır. Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde kira artışına sadece "pahalı buluyorum" gerekçesiyle hukuki itiraz mümkün değildir; hatalı hesaplama ya da sözleşmeye aykırılık iddiasının somut dayanakla desteklenmesi gerekir. Bu nedenle hukuki danışmanlık almadan yazılı ihtara geçmek tavsiye edilmez.
Bazı durumlarda taraflar, TÜFE'ye bağlı artış yerine sabit yüzde artışa geçmeyi ya da ikisini harmanlayan karma bir formüle uymayı kararlaştırabilir. Örneğin "TÜFE veya yüzde on, hangisi düşükse" gibi bir üst tavan formülü hem kiraya verene belirli bir artış garantisi tanır hem de kiracıyı aşırı yükten korur. Bu tür revizyonların mutlaka sözleşmeye ek protokol (addendum) olarak yazılı biçimde eklenmesi gerekir; sözlü anlaşmalar ispat güçlüğü doğurur.
Kiraya Veren AVM Yönetiminin Yükümlülükleri

AVM kiraya vereni ya da yönetim şirketi, kira artış sürecini yasal ve sözleşmesel çerçevede titizlikle yürütmekle yükümlüdür. Bu yükümlülüklerin başında doğru ve belgelenmiş TÜFE verisi kullanmak gelir. TÜİK'in her ay açıkladığı resmi TÜFE değerleri, hiçbir iç hesaplamayla değiştirilemez; kullanılan değerin ve hesaplama yönteminin kiracıya yazılı olarak iletilmesi şarttır.
Bunun yanı sıra kiraya veren, kira artış döneminde ortak alan gider katılım paylarını da güncelliyor olabilir. Bu iki kalemin birbirinden bağımsız olduğu sözleşmede açıkça belirtilmemişse kiracı, iki ayrı artışla karşı karşıya kalabileceğini öngörememektedir. Şeffaf bir AVM yönetimi, her yıl kira artış döneminden önce kiracılara hem kira hem de ortak gider projeksiyonlarını içeren kapsamlı bir bilgilendirme yapar.
AVM'lerde kiracı ilişkileri yönetimi (tenant relations management) giderek daha profesyonel bir alan haline gelmektedir. Büyük merkezler bu işi özel yazılım ve ekiplerle yürütür. AVM yönetim yazılımları, kira artış takvimleri, bildirim otomasyonu ve kiracı iletişim kayıtları gibi kritik süreçleri merkezi bir platformda toplar; böylece hem hata payı düşer hem de hukuki uyum kolaylaşır.
Kiraya veren açısından bir diğer kritik yükümlülük, kira artışına ilişkin kayıtları yasal saklama süreleri boyunca muhafaza etmektir. Yazışmalar, TÜİK verileri, hesaplama tabloları ve onay belgeleri düzenli arşivlenmeli; olası uyuşmazlıkta ispat aracı olarak kullanılabilecek biçimde tutulmalıdır. Dijital arşivleme bu süreçte büyük avantaj sağlar.
TÜFE Artışı ile Ciro Bazlı Kira Dengesi

Birçok AVM kira sözleşmesi yalnızca TÜFE bazlı sabit artışla sınırlı değildir; yanına ciro bazlı kira bileşeni de eklenir. Ciro bazlı kira, kiracının o dönemdeki satış hacmine bağlı olarak değişir ve çoğunlukla "hangisi yüksekse" (sabit kira veya cironun belirli yüzdesi) esasıyla uygulanır. TÜFE artışı bu yapıda yalnızca sabit kira (base rent) tabanını etkiler; ciro yüzdesi ayrı bir formüle göre belirlenir.
Bu ikili yapı, hem kiraya vereni hem kiracıyı farklı biçimlerde etkiler. Yüksek enflasyon dönemlerinde TÜFE bazlı artış hızlı yükselirken kiracının cirosu aynı oranda artmamış olabilir. Bu durumda sabit kira ile ciro yüzdesi arasındaki fark kiracı aleyhine büyür ve ticari sürdürülebilirlik sorunu ortaya çıkar. Tam tersine, yüksek büyüme dönemlerinde ciro bazlı kira taban kirayı aşar ve kiraya verenin geliri doğal olarak yükselir.
TÜFE artışının ciro bileşenini nasıl etkileyeceği sözleşmede net tanımlanmamışsa tarafların beklentileri çakışır. Bazı sözleşmelerde TÜFE artışının uygulandığı aşamada ciro yüzde eşiğinin de güncelleneceği yazılıdır; bazılarında ise ciro eşiği sabit kalır. Bu ayrımın pratikte büyük finansal fark yarattığı düşünüldüğünde, sözleşme müzakeresi sırasında her iki tarafın bu noktayı birlikte netleştirmesi kritik önem taşır.
Karma yapılı kiraların doğru yönetimi, özellikle çok kiracılı büyük merkezlerde, ciddi bir veri takip gerekliliği doğurur. Ciro bildirimleri, TÜFE güncellemeleri ve ödeme takibi gibi süreçlerin el ile yönetilmesi hata riskini artırır. Bu nedenle modern AVM işletmecileri bu süreçleri entegre AVM yönetim sistemleri üzerinden otomatize etmektedir.
Yüksek Enflasyon Dönemlerinde TÜFE Artışının Etkileri

Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı yüksek enflasyon ortamı, AVM kira sözleşmelerini öngörülemeyen biçimlerde zorladı. TÜFE yüzde otuzları, kırklarıyla ifade edildiğinde hem kiracıların nakit akışı hem de kiraya verenlerin fizibilite hesapları yeniden yapılmak zorunda kaldı. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin işlettiği AVM birimleri bu süreçten en çok etkilenen segment oldu.
Yüksek enflasyon döneminde sıkça gündeme gelen soru şudur: Kira artışı TÜFE'nin çok üzerine çıkabilir mi? İşyeri kiralarında yasal bir tavan olmadığından teorik olarak evet; ancak piyasa dinamikleri bunu sınırlar. AVM doluluk oranı düştükçe kiraya verenin müzakere gücü azalır. Kiracının alternatif bulabilme kapasitesi, yüksek oranlı artışa direncini artırır. Bu denklemi doğru kuran taraf, uzun vadede avantajlı çıkar.
Bir diğer pratik etki, yabancı para cinsinden kiradır. Bazı AVM sözleşmeleri özellikle eski tarihli olanlarda Euro ya da dolar bazlı kira içerebilir. Bu tür sözleşmelerde TÜFE değil kur değişimi belirleyici olur; ancak Türkiye mevzuatı çerçevesinde yurt içi kiralar için döviz kira sözleşmesi yapılabilmesi ve ödeme kabul edilmesi belirli kısıtlamalara tabidir. Tarafların güncel mevzuatı bir uzmanla gözden geçirmesi önerilir.
Yüksek enflasyonun bir diğer etkisi, kira revizyonu taleplerinin artmasıdır. Türk Borçlar Kanunu md. 138'de düzenlenen "aşırı ifa güçlüğü" hükmüne dayanarak mahkemeden kira revizyonu talep eden kiracı sayısı son yıllarda belirgin biçimde arttı. Ancak bu yolun başarıyla sonuçlanması için ifa güçlüğünün sözleşme kurulurken öngörülemeyen bir nedene dayanması ve kiracının kusursuz olması gerekir; standart enflasyon artışı bu hükmün doğrudan uygulanması için tek başına yeterli görülmemiştir.
Sözleşme Yenileme Sürecinde TÜFE Klozunu Güçlendirmek

Kira sözleşmesinin yenilenmesi, her iki taraf için de sözleşme şartlarını güncellemek ve belirsizlikleri gidermek açısından en iyi fırsattır. TÜFE bazlı artış klozunu yenileme döneminde güçlendirmek için atılabilecek somut adımlar şunlardır: Referans endeks ve dönemin net tanımlanması, geç açıklanan TÜFE verisiyle başa çıkma mekanizmasının yazılmasi, üst tavan ve alt taban oranlarının belirlenmesi, yazılı bildirim süresinin ve usulünün açık bırakılmaması.
Öte yandan her iki tarafın sözleşme yenileme sürecinde pazarlık alanı bulunmaktadır. Kiracı, geçmiş ödeme geçmişini ve AVM'ye kattığı değeri somutlaştırırsa daha avantajlı koşullar elde edebilir. Kiraya veren ise uzun dönemli kiracı güvencesi karşılığında belirli bir oran avantajı sunmayı düşünebilir. "Beş yıllık sözleşmede ilk iki yıl TÜFE, sonraki yıllarda TÜFE artı iki puan" gibi kademeli yapılar bu müzakereye somut bir çerçeve sağlar.
Sözleşmeye noterin onayı ve tescili, ilerleyen dönemde taraflardan birinin metni inkâr etmesi riskini ortadan kaldırır. Özellikle büyük tutarların söz konusu olduğu AVM birimlerinde noterde düzenleme ya da onay yaptırılması avukatlık ücretlerinden daha düşük bir maliyet karşılığında büyük hukuki güvence sağlar. Bu adımın genellikle atlandığı görülmektedir; oysa noter onaylı bir ek protokol, mahkemede ispat açısından belirleyici olabilir.
Sözleşme yenileme sürecinin tamamını ve belge akışını dijital olarak yönetmek de giderek yaygınlaşıyor. Kiracı portalleri üzerinden yürütülen sözleşme yenileme süreçleri hem zaman tasarrufu sağlar hem de her adımın kayıt altına alınmasını garanti eder. Bu tür dijital altyapılar, özellikle onlarca ya da yüzlerce birim barındıran büyük AVM'lerde yönetim verimliliğini önemli ölçüde artırır.
Pratikte Sık Yapılan Hatalar ve Önleme Yolları

TÜFE bazlı kira artışı uygulamasında kiraya veren ve kiracıların düştüğü hatalar birbirine oldukça benzerdir. En yaygın hata, referans TÜFE döneminin sözleşmede belirsiz bırakılmasıdır. "TÜFE oranında artış yapılacaktır" gibi tek satırlık bir hüküm, hangi ayın hangi yılın verisi kullanılacağını tanımlamadığından her iki taraf da kendi lehine yorumlamaya çalışır ve çatışma kaçınılmaz hale gelir.
İkinci yaygın hata, artış bildiriminin sözlü yapılmasıdır. Telefon görüşmesi ya da elden el geçirilen bir not yasal ispat açısından son derece zayıftır. Her bildirim yazılı, tarihli ve imzalı biçimde yapılmalı; e-posta kullanılıyorsa alındı bildiriminin de elde bulundurulması önerilir.
Üçüncü bir hata, artış oranını kiraya veren tarafın tek taraflı olarak belirlediği ve kiracının ancak son dakikada haberdar olduğu durumlardan kaynaklanır. Bu durum hem güven sorununa yol açar hem de kiracının itiraz sürecini işletmesini güçleştirir. Şeffaf ve önceden planlanmış bir artış takvimi bu riski sıfıra yakın indirir.
Önemli Uyarı: AVM kira sözleşmelerinde TÜFE bazlı artış hesaplaması, her sözleşmenin kendi özel hükümlerine göre şekillenir. Bu makaledeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Kira artış uyuşmazlıklarında ve sözleşme revizyonlarında mutlaka bir hukuk uzmanından veya avukattan destek almanız önerilir.
Dördüncü sık hata, hesaplama tablolarının saklanmamasıdır. Artışın nasıl hesaplandığı, hangi TÜİK yayınına dayandığı ve ondalık yuvarlama kurallarının ne olduğu bir e-tabloda veya PDF'te kayıt altına alınmalı ve her iki tarafça imzalanmalıdır. İleride çıkabilecek uyuşmazlıklarda bu kayıt belirleyici rol oynar.
Sık Sorulan Sorular

AVM'de TÜFE bazlı kira artışına yasal bir üst sınır var mı?
Sözleşmede TÜFE dönemi belirtilmemişse ne olur?
Kiraya veren TÜFE'nin çok üzerinde artış talep ederse kiracı ne yapabilir?
AVM yönetim yazılımı kira artış hesaplamalarında nasıl yardımcı olur?
AVM'nizi profesyonel ve entegre bir sistemle yönetmek istiyorsanız AVM yönetim yazılımı çözümlerimizi inceleyin. Kira artış takibi, kiracı iletişimi ve ortak gider yönetimini tek platformda birleştirerek hem kiraya veren hem kiracı ilişkilerinizi güçlendirin.