Evet, kat malikleri yeni binadaki ayıplı imalatlar için müteahhide birlikte dava açabilir. Türk hukukunda müteahhit, inşaatın tesliminden itibaren belirli bir süre boyunca yapıdaki gizli ve açık ayıplardan sorumlu tutulmaktadır. Bu sorumluluk, bağımsız bölüm maliklerinin bireysel olarak ya da kat malikleri kurulu kararıyla toplu biçimde kullanabileceği bir haktır; ortak alanlardaki ayıplar söz konusu olduğunda ise kat malikleri kurulunun yetkisi öne çıkmaktadır.
Ayıplı İmalat Nedir ve Hangi Durumlar Bu Kapsamda Değerlendirilir?
Ayıplı imalat, bir yapının sözleşmede kararlaştırılan veya olağan kullanım için gerekli olan niteliklere sahip olmaması durumudur. Yeni bir binada tapu teslimi ya da fiili kullanıma başlama sonrasında ortaya çıkan sorunların tamamı yasal anlamda "ayıp" kapsamında değerlendirilebilir; ancak önemli olan bu sorunun inşaattan mı yoksa kullanım hatasından mı kaynaklandığının tespit edilmesidir.
Pratikte en sık karşılaşılan ayıplı imalat örnekleri arasında dış cephe ve iç duvarlardaki çatlaklar, çatı veya teras katı kaynaklı su sızıntıları, zemin döşemelerindeki kabarma ve ayrılmalar, kapı-pencere kasalarındaki boşluklar ile ısı ve ses yalıtımının yetersizliği sayılabilir. Bunların yanı sıra bina taşıyıcı sisteminde tespit edilen hatalar çok daha ciddi bir boyut taşımakta olup bu durumlarda uzman inşaat mühendisi veya bilirkişi desteği zorunlu hale gelmektedir.
Ayıplar hukuki açıdan iki ana başlık altında ele alınır: açık ayıplar ve gizli ayıplar. Açık ayıplar teslim anında kolaylıkla fark edilebilecek sorunlardır; teslimde itiraz edilmezse hak kaybı yaşanabilir. Gizli ayıplar ise teslim sırasında fark edilemeyen, zaman içinde kendini gösteren kusurlardır ve bu kategori özellikle kat malikleri açısından büyük önem taşımaktadır. Çünkü çoğu yapısal kusur, sakinler binaya yerleştikten aylar hatta yıllar sonra ortaya çıkmaktadır.
Bir sorunun ayıplı imalat sayılıp sayılmayacağı konusunda tereddüt yaşanıyorsa, yetkili bir inşaat mühendisinden ya da mahkemenin atayacağı bilirkişiden ön değerlendirme talep etmek en sağlıklı yoldur. Bu adım hem davanın seyrini güçlendirir hem de gereksiz hukuki masrafların önüne geçer.
Müteahhidin Yasal Sorumluluğu Ne Kadar Süre Devam Eder?
Müteahhidin sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlenmektedir. Bu düzenlemelere göre müteahhit, teslim tarihinden itibaren yapıdaki ayıplardan belirli bir süre sorumlu tutulmakta; ayıbın ağırlığına ve niteliğine göre bu süreler farklılaşmaktadır. Olağan ayıplar için öngörülen garanti süresi genel olarak beş yıl olup, ağır kusur ve ihmal söz konusu olduğunda bu süre önemli ölçüde uzayabilmektedir.
Taşıyıcı sistem, temel ve bina bütünlüğünü tehdit eden yapısal sorunlarda ise kanun yirmi yıllık daha uzun bir hak düşürücü süre öngörmektedir. Bu durum, binada köklü yapısal sorunların onlarca yıl sonra bile dava konusu yapılabileceği anlamına gelmektedir; ancak bu sürenin hesaplanması ve hakkın kullanımı teknik ve hukuki açıdan dikkat gerektirmektedir. Bir avukattan profesyonel destek almak, özellikle taşıyıcı sistem kaynaklı iddialarda kritik önem taşımaktadır.
Önemli bir husus, sürenin başlangıç tarihidir. Hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri genel olarak ayıbın teslim tarihinden itibaren başlamakta; ancak gizli ayıplarda ayıbın fiilen keşfedildiği tarih de hesaba katılabilmektedir. Bu nedenle binada bir sorun tespit ettiğiniz anda bunu yazılı olarak belgelemek, tarihleri kayıt altına almak ve derhal gerekli başvuruları yapmak son derece önemlidir. Bekledikçe süre aleyhine işlemektedir.
Bireysel mi, Toplu mu? Hangi Durumda Ne Tercih Edilmeli?

Kendi bağımsız bölümünüze — dairenize, dükkanınıza veya ofise — özgü bir ayıpla karşılaştıysanız, bireysel olarak dava açma hakkına sahipsiniz. Bu durumda müteahhitle aranızdaki sözleşme ilişkisi, satış vaadi sözleşmesi ya da kat karşılığı inşaat sözleşmesi çerçevesinde bireysel talep hakkınız doğmaktadır. Ancak sorun birden fazla daireni veya ortak alanı etkiliyorsa, toplu hareket hem hukuki hem de pratik açıdan çok daha güçlü bir yol sunar.
Ortak alanlardaki ayıplar — bina cephesi, çatı, merdiven boşluğu, asansör şaftı, ısı merkezi gibi — doğrudan kat malikleri kurulunun yetki alanına girmektedir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili hükümleri gereğince, ortak alanlara ilişkin dava açma kararı kat malikleri kurulunca alınır ve yönetici bu kararı uygulamakla görevlidir. Bu nedenle ortak alanlarda sorun yaşandığında ilk adım bir yönetim toplantısı talep etmek ve gündemin yazılı olarak belirlenmesini sağlamak olmalıdır. Yönetici veya kat malikleri kurulunun hareketsiz kalması durumunda ise bireysel malikler Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak mahkemenin müdahalesini talep edebilir.
Toplu davanın bir diğer önemli avantajı, delil ve bilirkişi masraflarının paylaşılmasıdır. Yeni bir binada on beş veya yirmi kat maliki aynı çatı sızıntısından şikayetçiyse, tek bir bilirkişi raporu tüm davalar için ortak zemin oluşturabilir. Bu hem zaman hem de maliyet bakımından ciddi bir tasarruf sağlar. Pratik öneri: birden fazla malikle aynı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız, komşularınızla iletişime geçin ve deneyimlerinizi yazılı olarak karşılaştırın. Ortak bir tablonun varlığı, dava stratejisini doğrudan etkiler.
Yöneticinin dava açmayı reddettiği veya geciktirdiği durumlarda, belirli bir nisabı aşan kat malikleri topluluğu, dava açılması için doğrudan mahkemeye başvurabilmektedir. Bu yola başvurmadan önce bir avukattan güncel mevzuat çerçevesinde bilgi almanız önerilir; çünkü usul kuralları süreci doğrudan etkileyen teknik ayrıntılar içermektedir.
Müteahhide Başvurmadan Önce Hangi Adımlar Atılmalı?
Hukuki süreç başlatmadan önce yapılacak hazırlık, davanın seyrini doğrudan belirler. Belgeleme bu hazırlığın en kritik parçasıdır. Tespit ettiğiniz her ayıbı fotoğraf ve video ile kayıt altına alın; çekimlerin tarih damgası içerdiğinden emin olun. Sorunun nerede başladığını, nasıl ilerlediğini ve hangi durumlarda daha belirgin hale geldiğini not alın. Bu belgeler hem müteahhitle müzakerelerinizde hem de mahkemede güçlü bir referans noktası oluşturacaktır.
İkinci adım, müteahhide yazılı ihtar göndermektir. Sözlü şikayetler hukuki açıdan ispat değeri taşımaz; noter kanalıyla ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderilecek resmi bir ihtar, hem müteahhidi resmi olarak haberdar eder hem de dava sürecinde lehine bir delil işlevi görür. İhtarda sorunları açıkça tanımlayın, makul bir düzeltme süresi belirtin ve bu süre içinde geri dönüş beklediğinizi ifade edin. Müteahhidin cevabı ya da suskunluğu her iki durumda da sizin lehinize işleyecektir.
Üçüncü adım, teknik destek almaktır. Dava öncesinde bir inşaat mühendisi ya da yapı denetim uzmanından bağımsız değerlendirme raporu talep edin. Bu rapor, ayıbın varlığını, kaynağını ve muhtemel nedenini ortaya koyan teknik bir belge niteliği taşıyacak; mahkemenin bilirkişi atama sürecini hızlandırabilecek ve davanızı güçlendirecektir. Özellikle yapısal kusur iddialarında teknik raporsuz ilerlemeye çalışmak ciddi bir zaman kaybına yol açabilir.
Son olarak, dava öncesi uzlaşma yolunu ihmal etmeyin. Çoğu müteahhit, mahkeme masrafları ve itibar kaybı riskini göz önünde bulundurarak makul talepler karşısında uzlaşma yolunu tercih edebilmektedir. Arabuluculuk, hem zaman hem de maliyet açısından daha avantajlı sonuçlar üretebilir. Yine de uzlaşma müzakereleri sırasında imzalayacağınız her belgeyi bir avukata inceletmeniz; haklarınızı farkında olmadan geniş bir ibra beyanıyla kaybetmemenizi sağlayacaktır.
Dava Sürecinde Hangi Merciler Devreye Girer?

Ayıplı imalat davalarında temel yargı mercii, dava konusunun parasal değerine bağlı olarak değişmektedir. Görece düşük bedelli talepler için Asliye Hukuk Mahkemesi, daha yüksek tutarlı davalar için ise aynı mahkeme ya da başka ihtisas mahkemesi yetkili olabilir. Mahkeme seçimi ve yetkili yargı çevresi konusunda bir avukattan güncel bilgi almanız önerilir; zira hatalı bir başvuru hem süreyi uzatır hem de ek masraf doğurur.
Kat malikleri kurulunun toplu dava kararı aldığı durumlarda yönetici sıfatıyla hareket eden kişi, kurulun yetkilendirmesiyle birlikte davayı takip eder. Yöneticinin bulunmadığı veya görevini yerine getirmediği durumlarda mahkemeden kayyum atanmasını talep etmek mümkündür. Yeni bir binada henüz yönetim kurulmamışsa, kat maliklerinin kendi aralarında ivedilikle bir yönetim oluşturması hem yasal hem de pratik zorunluluk haline gelmektedir. Detaylı bilgi için yöneticinin kat maliklerine karşı yükümlülükleri yazımızı inceleyebilirsiniz.
Yapı denetim firmaları da sürecin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Yeni inşaatlarda yapı denetim zorunluluğu kapsamındaki binalar için, denetim şirketinin tutumu ve hazırladığı belgeler dava sürecinde önemli delil niteliği taşıyabilir. Buna ek olarak, belediye yapı kontrol birimleri de ciddi yapısal sorunlarda devreye alınabilir; imar mevzuatına aykırılıkların tespiti halinde idari yaptırım süreci ayrıca işletilebilir.
Arabuluculuk yolunun tercih edilmesi durumunda ise Adalet Bakanlığı bünyesindeki arabuluculuk sicilinden kayıtlı bir arabulucu belirlenmekte ve taraflar uzlaşma masasına oturmaktadır. İnşaat uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zorunlu ön koşul olup olmadığı, davanın niteliğine ve dava tarihine göre farklılık gösterebilmektedir; bu konuda da güncel hukuki danışmanlık almak en doğru yaklaşımdır.
Tapu ve Ortak Alan Hakları Açısından Dikkat Edilmesi Gerekenler
Yeni bir binada tapu tescilinin gerçekleştiği tarih, hem bağımsız bölüm sahipliğini hem de ortak alanlara ilişkin hakları teyit etmektedir. Kat irtifakı veya kat mülkiyeti tapusunun bulunması, malike bağımsız bölümü üzerinde mülkiyet hakkı tanımakla birlikte, binanın ortak yerlerinde de paylı mülkiyet payını da beraberinde getirmektedir. Bu paylaşımlı mülkiyet yapısı, ortak alanlardaki ayıplardan doğan dava hakkını da müştereken kullanma yükümlülüğü ve yetkisi ile doğrudan bağlantılıdır.
Tapu devrinden önce imzalanmış olan satış vaadi sözleşmesi veya kat karşılığı inşaat sözleşmesi de ayıp sorumluluğunun tespitinde belirleyici bir belgedir. Bu sözleşmelerde inşaatın nitelikleri, kullanılacak malzemeler ve teslim koşulları açıkça düzenlenmişse, ayıbın ispat yükü önemli ölçüde kolaylaşacaktır. Sözleşmenizin bir kopyasını güvenli bir yerde sakladığınızdan emin olun; orijinalini kaybettiyseniz tapuda veya noter kanalıyla tescilli olan nüshalardan temin etmeyi deneyin. Daha ayrıntılı bilgi için yeni binada tapu ve kat irtifakı işlemleri rehberimizden yararlanabilirsiniz.
Öte yandan, binayı inşa ettiren müteahhitten değil de ondan ikinci el alan bir satıcıdan satın alan kişiler, müteahhide doğrudan dava açma konusunda bazı ek hukuki engellerle karşılaşabilir. Bu durumda satış sözleşmesinde yer alan garanti hükümleri, alıcıya devredilen haklar ve müteahhidin üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ayrıca değerlendirilmelidir. Bu gibi durumlarda hukuki danışmanlık almak özellikle kritik önem taşımaktadır.
Dava Masrafları ve Pratik Hesaplamalar

Ayıplı imalat davası açmayı değerlendirirken masraf tablosunu gerçekçi biçimde hesaplamak gerekir. Mahkeme harçları, bilirkişi ücretleri, avukat vekâlet ücretleri ve tebligat giderleri başlıca kalemler arasındadır. Bilirkişi incelemesi özellikle bu tür davalarda kaçınılmaz olup, inceleme kapsamı büyüdükçe ücret de artmaktadır. Dava kazanıldığında yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesi mümkün olmakla birlikte, süreç boyunca bu giderlerin peşinen karşılanması gerektiği unutulmamalıdır.
Toplu dava yaklaşımı bu noktada en büyük avantajını ortaya koymaktadır. On beş malik ortak bir bilirkişi raporu için masrafları paylaşırsa, kişi başına düşen maliyet bireysel dava senaryosuna kıyasla önemli ölçüde düşer. Aynı mantıkla, ortak bir avukatla çalışmak ve dava stratejisini birlikte yürütmek hem verimliliği artırır hem de hukuki temsil ücretini makul bir düzeye çeker. Dava açmadan önce kat malikleri arasında bu konuyu tartışmak ve yazılı bir mutabakat sağlamak, sürecin ilerleyen aşamalarındaki anlaşmazlıkları da önler.
Elde edebileceğiniz hakkaniyetli tazminat ve sonuçlar arasında ayıbın giderilmesi için masraf ödenmesi, ayıp oranında bedel indirimi ve bazı durumlarda sözleşmeden dönme sayılabilir. Ciddi, ağır kusurlarda manevi tazminat da talep konusu olabilmektedir; ancak bu taleplerin kabulü davanın koşullarına bağlı olduğundan, beklentilerinizi gerçekçi tutmanız önerilir. Hukuki sürecin işleyişi hakkında avukatınızdan yazılı bir ön değerlendirme (hukuki görüş) talep edin; bu hem süreç hem de maliyet açısından sizi hazırlıklı kılacaktır.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreçte Nasıl Yardımcı Olabilir?
Ayıplı imalat süreçlerinde en büyük sorunlardan biri, şikayetlerin sözlü kalması ve zamanla belirsizleşmesidir. Apartmanınız veya siteniz Site Yönetimi platformunu kullanıyorsa bu tablonun önüne geçmek oldukça kolaylaşmaktadır. Platform üzerinden ilettiğiniz her şikayet veya talep, gönderim tarih ve saatiyle birlikte kalıcı olarak kayıt altına alınmaktadır. Bu tarih damgalı kayıt, hukuki süreçte size önemli bir belge sağlar.
Yönetimin şikayetinize verdiği yanıt ya da yanıt vermemesi de platform üzerinden izlenebilmektedir. Bu sayede "söyledim ama dikkate alınmadı" durumu artık ispat sorunu olmaktan çıkar; yazılı kayıt, iletişimin tam tarihçesini ortaya koyar. Özellikle ortak alanlardaki arıza ve ayıp bildirimleri için bu işlev, hem sizin hem de diğer kat maliklerinin şikayetleri aynı sorunla ilişkilendirebilmesine imkân tanır.
Aidat ve borç durumunun şeffaf biçimde görüntülenebildiği platform, kat malikleri arasında güven ortamı oluşturarak toplu karar alma süreçlerini de kolaylaştırmaktadır. Bir araya gelinemediği durumlarda dijital oylama ve bildirim özellikleri, kat malikleri kurulunun daha hızlı ve belgelenmiş kararlar almasını desteklemektedir. Yeni bir binada yönetimi yeni kuruyorsanız, platform onboarding sürecini de kısaltacak pratik araçlar sunmaktadır.
Sonuç olarak, ayıplı imalat süreçleri hem teknik hem de hukuki açıdan uzun soluklu bir mücadele içermektedir. Bu mücadelede belgelemenin kalitesi ve iletişimin sürekliliği doğrudan sonucu etkilemektedir. Platform bu iki alanda size somut destek sağlar; sözlü şikayetleri yazılı kayıtlara, dağınık iletişimi izlenebilir bir sürece dönüştürür.
Sıkça Yapılan Hatalar ve Kaçınılması Gerekenler

Ayıplı imalat şikayetlerinde en yaygın hata, sorunun fark edilmesinden sonra uzun süre beklenmesidir. "Belki geçer", "yeni binadır ufak sorunlar olur" ya da "müteahhit zaten halleder" düşüncesiyle geçen her ay, hukuki açıdan aleyhte sonuç doğurabilir. Yasal sürelerin ne zaman başladığını ve ne kadar kaldığını bilmeden beklemek, hak kayıplarına zemin hazırlar. Sorunu tespit ettiğiniz anda belgelemeye ve yazılı bildirim yapmaya başlayın.
İkinci yaygın hata, müteahhidin tamir teklifini aceleci biçimde kabul ederken geniş kapsamlı bir ibra belgesi imzalamaktır. Müteahhit bazen "tamirat yapayım ama önce şunu imzalayın" diyerek ileriki talepleri kapatmaya çalışabilir. İmzalamadan önce mutlaka bir avukattan görüş alın; ibra belgesinin kapsamı, haklarınızın tamamını mı yoksa yalnızca belirli bir konuyu mu kapsadığını netleştirin.
Üçüncü bir hata ise komşularla koordinasyon sağlanmamasıdır. Ortak alanda ayıp varken yalnızca kendi şikayetinizi iletip diğer malikleri devre dışı bırakmak, toplu hareket imkânını zayıflatır. Aynı sorundan etkilenen komşularınızla iletişim kurun, ortak bir tutum belirleyin ve mümkünse kat malikleri kurulunu toplantıya davet edin. Birlikte hareket etmek, hem pazarlık gücünü hem de mahkemedeki ispat olanaklarını artırır.
- Yazılı ihtar göndermeden sözlü şikayetle yetinmeyin — hukuki geçerliliği yoktur.
- Müteahhidin kendi teknisyeninin yaptığı tespite güvenmeyin; bağımsız uzman görüşü alın.
- Tamir sırasında değiştirilmiş veya kaldırılmış olan ayıplı malzeme veya yüzeyleri önceden fotoğraflayın; aksi hâlde ispat imkânınız ortadan kalkar.
Son olarak, dava sürecinde sabırsızlık da sık karşılaşılan bir tuzaktır. Mahkemeler, bilirkişi atamaları ve keşif süreçleri zaman almaktadır. Bu süreçte duygusal kararlar vermek ya da sürekli strateji değiştirmek davayı zayıflatır. Avukatınıza güvenin, belirlenen stratejiye sadık kalın ve her adımı yazılı iletişimle yürütün.
Sık Sorulan Sorular
Müteahhit artık mevcut değilse veya iflas etmişse ne yapabiliriz?
Müteahhit şirketin tasfiye edildiği ya da iflasını ilan ettiği durumlarda durum karmaşıklaşmaktadır. Ancak bu çıkmaz sokak değildir. Her şeyden önce, inşaatın yapı denetim zorunluluğu kapsamında olup olmadığını ve yapı denetim şirketinin sorumluluğunun devam edip etmediğini araştırın. Bunun yanı sıra, müteahhidin ortakları ve yöneticileri de belirli koşullarda kişisel sorumluluk çerçevesinde hukuki takibe konu olabilir. İflas masası ile iletişime geçerek alacak bildirimi yapmak da önemli bir adımdır. Bu gibi karmaşık senaryolarda mutlaka ticaret ve inşaat hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek alın.
Kiracı olarak ben de müteahhide dava açabilir miyim?
Kiracının müteahhitle doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır; bu nedenle kiracının müteahhide doğrudan dava açması hukuki açıdan güçtür. Ancak kiracı, ayıplı imalat nedeniyle kullanım hakkı kısıtlanmış veya zarar görmüşse, ev sahibine (malik) karşı kira sözleşmesi kapsamında talepte bulunabilir; kirasının indirilmesini ya da sözleşmenin feshini talep edebilir. Ev sahibinin de müteahhide rücu hakkı bulunmaktadır. Pratik öneri: durumu derhal yazılı olarak ev sahibine bildirin ve yanıtını kayıt altına alın.
Kat malikleri kurulu dava açmak istemiyorsa bireysel olarak ne yapabilirim?
Kendi bağımsız bölümünüzü doğrudan etkileyen bir ayıp söz konusuysa, kat malikleri kurulunun kararından bağımsız olarak bireysel dava açma hakkınız saklıdır. Ortak alanlarla ilgili bir sorun varsa ve kurul hareketsiz kalıyorsa, Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak kurulun dava açmaya zorlanmasını ya da bu amaçla yetkilendirilmiş bir kayyum atanmasını talep edebilirsiniz. Bu süreçte her başvurunuzu yazılı yapın ve kurulun ret ya da sessizlik kararını belgelendirin; bu belgeler mahkeme sürecinde lehine delil oluşturacaktır.
Ayıbı fark ettiğimizde ne kadar süremiz var?
Bu sorunun yanıtı ayıbın niteliğine bağlıdır. Genel olarak Türk Borçlar Kanunu kapsamında eser sözleşmelerinde olağan ayıplar için beş yıllık garanti süresi öngörülmektedir. Ağır kusur söz konusu olduğunda bu süre uzayabilmektedir. Taşıyıcı sistem ve yapısal bütünlüğü tehdit eden ciddi kusurlar için ise çok daha uzun süreler geçerli olabilir. Zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanması teknik ve hukuki bir mesele olduğundan, ayıbı fark eder etmez bir avukattan güncel süre tespiti talep etmek en doğru adımdır. Kesinlikle beklemeyin.
Müteahhide ihtar çekmeden önce ne tür kanıt toplamalıyım?
İhtar öncesinde şu belgeleri toplamanız önerilir: sorunlu alanların tarih damgalı fotoğraf ve videoları, sorunun ilk ne zaman fark edildiğine dair yazılı notlar, varsa bağımsız bir uzman ya da mühendisten alınmış ön değerlendirme raporu, binanın tapu belgesi veya sözleşme kopyası ve müteahhitten alınmış teslim/kabul belgesi. Komşularınız da aynı sorunu yaşıyorsa, onların tanıklığı ve belgeleri de güçlü destekleyici kanıt oluşturur. İhtar öncesi ne kadar çok somut kanıtınız olursa, müteahhidin uzlaşma isteği de o ölçüde artacaktır.
Arabuluculuk zorunlu mu yoksa doğrudan mahkemeye gidebilir miyiz?
İnşaat uyuşmazlıklarında arabuluculuğun zorunlu ön koşul olup olmadığı, davanın niteliğine ve mevcut mevzuata göre farklılaşmaktadır. Tüketici işlemi niteliğindeki satış sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyeti ya da arabuluculuk ön koşulu söz konusu olabilirken, ticari boyutlu uyuşmazlıklar farklı bir rejime tabi tutulmaktadır. Bu ayrımı net biçimde belirlemek için bir avukattan davanızın hangi hukuki çerçeveye girdiğini sormanız gerekir. Ancak şunu belirtmek gerekir: arabuluculuk zorunlu olmasa bile, dava açmadan önce denenmesi hem süreyi hem de maliyeti önemli ölçüde azaltabilir.
Örnek İhtar Metni (Şablon):
"Sayın [Müteahhit Adı/Firma Adı], [Tarih] tarihinde teslim aldığımız [Adres] adresindeki [Bağımsız Bölüm No/Daire No] numaralı bağımsız bölümde aşağıda belirtilen ayıplar tespit edilmiştir: [Ayıpların açık listesi]. Söz konusu ayıpların tarafınızca giderilmesi için bu ihtarın tebliğinden itibaren 30 gün süre tanınmaktadır. Aksi hâlde yasal haklarımızı kullanmak zorunda kalacağımızı saygıyla bildiririz."
Not: Bu yalnızca örnek bir şablondur; hukuki geçerliliği olan bir ihtar için avukat desteği alınız.