Site Yönetimi

Aidat Borcu Zamanaşımına Uğrar mı? Kaç Yılda Düşer?

Aidat borcu zamanaşımına uğrar mı, kaç yılda düşer? 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde site ve apartman yöneticilerinin bilmesi gereken tüm detaylar bu rehberde.

Aidat Borcu Zamanaşımına Uğrar mı? Kaç Yılda Düşer?

Aidat borcu zamanaşımına uğrar mı sorusunun kısa yanıtı: evet, uğrar. Türk hukukunda aidat alacakları — Kat Mülkiyeti Kanunu ve Borçlar Kanunu hükümleri birlikte uygulandığında — kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre dolduğunda borçlu kat maliki, zamanaşımı def'ini ileri sürerek ödeme yapmayı reddedebilir. Ancak sürenin nasıl işlediği, neyle kesildiği ve yönetimde yapılan hatalar alacağı nasıl tehlikeye attığı konularında ciddi bilgi eksikliği yaşanmaktadır.

Aidat Alacağında Zamanaşımı Nedir?

Aidat alacağında zamanaşımı kavramı illüstrasyonu

Zamanaşımı, bir alacak hakkının belirli bir süre boyunca kullanılmaması hâlinde borçluya itiraz imkânı tanıyan hukuki bir kurumdur. Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta şudur: zamanaşımı, alacağı ortadan kaldırmaz; yalnızca borçluya "def'i" hakkı verir. Yani borçlu, bu süreyi kendiliğinden dile getirirse yönetim tahsilat yapamaz; ama borçlu hiç itiraz etmezse yönetim yine de alacağını talep edebilir.

Uygulamada aidat borçları için iki farklı zamanaşımı süresi tartışılmaktadır. Bir görüşe göre aidatlar "periyodik edimler" kapsamındadır ve beş yıllık kısa zamanaşımı süresine tabidir. Diğer görüş ise genel borçlar hukukundaki on yıllık süreyi esas almaktadır. Yargıtay'ın güncel eğilimi ve yerleşik içtihat büyük ölçüde beş yılı esas almakta olup site ve apartman yöneticilerinin bu süreyi temel referans noktası kabul etmesi güvenli bir yaklaşımdır.

Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında başlangıç noktası kritik önem taşır. Süre, aidat borcunun muaccel olduğu tarihten, yani ödeme gününden itibaren işlemeye başlar. Örneğin her ayın beşinde ödenmesi gereken aidat, beşinci günden itibaren beş yıllık sürenin tabi olduğu anlamına gelir. Her ayın aidatı ayrı bir alacak olarak kabul edildiğinden, zamanaşımı da ayrı ayrı işler; geçmişe dönük taramalarda aylık bazda hesaplama yapmak zorunludur.

Yönetim olarak sık yapılan hata şudur: birikmiş borçların toplamı hesaplanır, en eski ay bile henüz zamanaşımına uğramamış gibi muamele görür. Oysa beş yıl öncesine ait aidatlar, o tarihlerde gerçekleştirilmemiş bir kesme eylemi yoksa artık zamanaşımına uğramıştır ve mahkemede savunulamaz durumdadır.

Hangi Kanun Hükümleri Uygulanır?

Kat Mülkiyeti Kanunu ve Borçlar Kanunu aidat zamanaşımı hükümleri

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman ve site yönetiminin temel çerçevesini belirler; ancak aidat alacaklarının zamanaşımı konusunda doğrudan ve özel bir hüküm içermez. Bu boşluğu kapatmak için Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri devreye girer. TBK'nın 147. maddesi, kira, nafaka ve benzeri dönemsel edimleri beş yıllık zamanaşımına tabi kılar. Yargıtay'ın önemli bir bölümü aidatları bu periyodik edimler kategorisinde değerlendirmektedir.

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi, kat maliklerinin ortak gider ve yönetim giderlerine katılma yükümlülüğünü açıkça düzenler. Aynı kanunun ilgili hükümleri çerçevesinde ödenmeyen aidatlar için aylık yüzde beş gecikme tazminatı uygulanır. Bu tazminat faiz niteliğinde olmayıp kanuni bir yaptırımdır; dolayısıyla sözleşme ya da karar gerekmeksizin kendiliğinden işler.

Uygulamada hem aidat asıl borcu hem de gecikme tazminatı için zamanaşımı sorusu gündeme gelir. Asıl borçtaki beş yıllık süre gecikme tazminatı için de büyük ölçüde geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla yönetim, asıl alacakta zamanaşımını kaçırdıysa feri nitelikteki gecikme tazminatını da büyük olasılıkla kaybetmiş olacaktır.

Peki yönetim planında farklı bir süre öngörülmüşse ne olur? Yönetim planı, kat maliklerince kabul edilmiş özel bir düzenleme olmakla birlikte, kanunun emredici hükümlerini aşamaz. Zamanaşımını kısaltan ya da uzatan yönetim planı hükümleri hukuki tartışmalara konu olmakta; genel kabul ise kanuni sürelerin esas alınması yönündedir. Bu nedenle yönetim planına değil, kanuni beş yıllık süreye güvenmek en sağlıklı yaklaşımdır.

Zamanaşımı Süresi Nasıl Kesilir?

Aidat borcu zamanaşımı süresinin kesilmesi ve yeniden başlaması

Zamanaşımı süresini kesmek, yönetim açısından en kritik eylemdir. Süre kesildiğinde yeniden sıfırdan başlar; bu da yönetimin alacağını korumaya devam etmesi anlamına gelir. Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde zamanaşımını kesen başlıca eylemler şunlardır:

  • Dava açılması: İcra mahkemesinde ya da asliye hukuk mahkemesinde açılan dava, zamanaşımını keser.
  • İcra takibi başlatılması: İcra dairesine yapılan takip başvurusu kesinleştirme işlemi olmaksızın da süreyi keser.
  • Borçlunun borcu kabul etmesi: Kat malikinin bir dilekçe, e-posta veya tutanakla borcu kabul etmesi ya da kısmi ödeme yapması süreyi keser.
  • Noter ihtarnamesi gönderilmesi: Bazı içtihatlarda noter aracılığıyla gönderilen ihtarname de kesme etkisi yaratabilmektedir; ancak bu konuda görüş birliği tam değildir.

Kesme eyleminin belgelenmesi son derece önemlidir. İcra takibinin başlatıldığı tarihi, ihtarname gönderme tarihini ve borçlunun ödeme ya da kabul beyanlarını kayıt altına almak yönetimin hukuki korumasını güçlendirir. Sözlü beyanlar ya da WhatsApp mesajları delil olarak zayıf kaldığından resmi yazışmalara öncelik verilmelidir.

Bir senaryo üzerinden düşünelim: 2020 yılı Ocak ayından beri aidat ödemeyen bir kat maliki var. Yönetim bu süre boyunca hiçbir resmi işlem yapmadı. 2025 yılı Ocak ayına geldiğimizde 2020 Ocak aidatı beş yıllık zamanaşımına uğrar. Eğer yönetim hâlâ hareketsiz kalırsa her geçen ay için aynı süre akmaya devam eder. 2025 yılı Temmuz ayında icra takibi başlatılsa bile 2020 Ocak–Haziran arası aidatlar artık savunulamaz hâle gelmiş olabilir. İşte bu senaryo, zamanında hareket etmenin ne denli önemli olduğunu açıkça ortaya koyar.

Bazı yöneticiler, yıllık olağan kat malikleri kurulu toplantısında aidat borçlarını tutanağa geçirmenin zamanaşımını keseceğini düşünür. Bu yaklaşım hukuki güvence sağlamaz; çünkü borçlunun orada hazır bulunması ve borcu açıkça kabul etmesi gerekmektedir. Pasif tutanaklar yeterli değildir.

Zamanaşımı Süresini Durduran Haller

Aidat borcu zamanaşımı süresini durduran haller illüstrasyonu

Zamanaşımını kesmekten farklı olarak, durduran haller sürenin işlemesini geçici olarak askıya alır. Durdurucu neden ortadan kalktığında süre kaldığı yerden devam eder. Bu haller Türk Borçlar Kanunu'nda sınırlı sayıda sayılmıştır ve site yöneticilerinin bunları bilmesi, olası savunma ve taarruz stratejileri açısından fayda sağlar.

Velayetle ilgili haller, alacaklı ile borçlu arasındaki aile ilişkileri ve vesayet durumları zamanaşımını durdurabilir. Site yönetimleri açısından bu durumlar nadiren karşılaşılan senaryolar olmakla birlikte, bilinmesi gereken bir istisnadır. Bunun dışında borçlunun Türkiye'yi terk etmesi veya askeri hizmet gibi özel durumlar da zamanaşımının durmasına yol açabilir.

Pratik açıdan site yönetimlerini daha çok ilgilendiren konu, mücbir sebep durumlarıdır. Mahkemelerin uzun süreli kapalı kaldığı olağanüstü dönemlerde zamanaşımının durduğu kabul edilmiştir. Nitekim COVID-19 salgını döneminde çıkarılan bazı geçici düzenlemeler belirli icra ve yargı süreçlerini dondurmuş; bu durum uygulamada zamanaşımı hesaplamalarını etkilemiştir. Yöneticilerin o döneme ait hesaplamalar yapıyorsa bir hukuk danışmanından destek alması gerekebilir.

Bir yönetici için pratik ders şudur: hangi durumun kesici, hangisinin durdurucu olduğunu karıştırmamak gerekir. Durdurucu bir hal söz konusuysa bu, yönetimin hâlâ harekete geçmesini erteleyebileceği anlamına gelir; ama bu durumu ispat yükü yönetimin üzerindedir. Kesici bir eylem ise somut ve belgelenmiş olduğu için çok daha güvenli bir yoldur.

Zamanaşımı Dolduğunda Ne Olur?

Aidat borcu zamanaşımı dolduğunda hukuki sonuçlar

Zamanaşımı süresi dolduğunda borç hukuken ortadan kalkmaz; ancak borçlu, yargı önünde zamanaşımı def'ini ileri sürebilir. Mahkeme ya da icra yolu işlemine itiraz eden borçlu, "bu alacak zamanaşımına uğramıştır" diyerek ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. Öte yandan borçlu bu def'i dile getirmezse yönetim yine de tahsilat yapabilir.

Peki itiraz edilmiş bir icra takibinde ne olur? Borçlu kat maliki icra itirazında zamanaşımı def'ini öne sürerse, yönetimin mahkemede bunu çürütmesi gerekir. Eğer belgelenmiş bir kesme eylemi yoksa mahkeme def'i kabul eder ve o dönemlere ait alacaklar düşer. Yönetim aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de söz konusu olabilir.

Zamanaşımına uğramış bir alacak gönüllü olarak ödenir mi? Evet. Borçlu, def'ini kullanmaya zorlanmaz; kendi iradesiyle ödeme yaparsa bu ödeme geçerlidir ve geri istenemez. Bu nedenle iyi niyetli borçlular zaman zaman zamanaşımına rağmen ödemelerini gerçekleştirir. Fakat yönetim buna güvenerek hareketsiz kalmamalıdır.

Zamanaşımına uğramış alacaklar için muhasebe ve kayıt düzeni de bozulur. Yıllara yayılan takipsiz borçlar hem hesaplarda yanlış görüntü yaratır hem de kat maliklerini yanıltır. Bu nedenle düzenli ve şeffaf bir aidat takip sistemi, hem hukuki hem de mali açıdan yönetimin en güçlü güvencesidir. Aidat takip programı kullanan yönetimler, hangi dönemin zamanaşımına yaklaştığını anlık olarak görerek zamanında harekete geçebilir.

Yönetim Hangi Adımları Atmalı?

Aidat borcu takibinde yönetimin atması gereken adımlar

Aidat alacağını zamanaşımından korumak için yönetimin sistematik bir süreç izlemesi şarttır. Bu süreç reaktif değil, proaktif olmalı; yani borç birikmeden önce devreye girmelidir. Aşağıdaki adımlar, uygulamada en etkili sonucu veren yaklaşımları yansıtmaktadır.

İlk adım, aidat borçlarının aylık bazda takibini aksatmamaktır. Her ayın sonunda hangi kat malikinin borçlu olduğu, borcun kaç aylık biriktiği ve en eski borcun tarihi kayıt altına alınmalıdır. Manuel takip hata payı yüksek olduğundan dijital bir çözüm kullanmak çok daha güvenilir sonuçlar verir ve olası hak kayıplarının önünü kapatır.

İkinci adım, ödeme yapılmayan ilk ayın hemen ardından yazılı ihtarname göndermektir. İhtarname, ödeme süresini, gecikme tazminatını ve yapılacak yasal işlemleri açıkça belirtmelidir. Yazılı ihtarname hem borçluyu uyarır hem de yönetimin aktif takip yaptığını belgelemesi açısından değerlidir. İhtarname için noter kanalı kullanılması ispat gücünü önemli ölçüde artırır.

Üçüncü adım, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmıyorsa en geç altı ay içinde icra takibi başlatmaktır. Bu süreyi uzatmak, zamanaşımının işlemeye devam etmesine zemin hazırlar. İcra takibinin başlangıcı zamanaşımını keseceğinden, bu adım alacağın korunması açısından hayati önem taşır. Borçlu itiraz etmezse takip kesinleşir ve alacak on yıllık koruma süresine kavuşur.

Son olarak, tüm bu süreçlerin apartman muhasebe programı aracılığıyla kayıt altına alınması ve denetlenebilir tutulması, hem yönetim güvenilirliğini artırır hem de olası hukuki uyuşmazlıklarda güçlü bir delil zinciri oluşturur. Kayıt disiplininden ödün vermemek, yönetici değişikliklerinde dahi alacak takibinin aksamamasını sağlar.

Aidat Borcu ve Gecikme Tazminatı: Süreler Karşılaştırması

Aidat borcu ve gecikme tazminatı zamanaşımı sürelerinin karşılaştırması

Kat mülkiyeti uygulamasında sıkça karıştırılan bir konu, asıl aidat borcunun zamanaşımı ile gecikme tazminatının zamanaşımının aynı süreye mi tabi olduğudur. Genel hukuki görüş, feri nitelikteki gecikme tazminatının asıl alacağı takip ettiği yönündedir; yani asıl borç zamanaşımına uğrarsa tazminat da düşer. Bu durumun yönetim açısından pratik önemi büyüktür.

Alacak Türü Zamanaşımı Süresi Başlangıç Tarihi Kesme Etkisi
Asıl aidat borcu 5 yıl (genel kabul) Borcun muaccel olduğu tarih İcra takibi, dava, kabul beyanı
Aylık %5 gecikme tazminatı Asıl alacağı takip eder Gecikmenin başladığı tarih Asıl borçla birlikte kesilir
Yargılama giderleri / vekâlet ücreti 10 yıl (ilam alındıktan sonra) Mahkeme kararının kesinleşmesi Ayrıca takip edilebilir
İcra mahkemesi kararı (kesinleşmiş) 10 yıl Kararın kesinleşme tarihi Ayrıca değerlendirilir

Tablonun pratikte anlamı şudur: asıl alacağı korursanız gecikme tazminatı da korunmuş olur. Yönetimin enerjisini öncelikle asıl borcun takibine harcaması, tazminatı da dolaylı olarak güvence altına alır. Kesinleşmiş bir mahkeme kararı elde ettikten sonra on yıllık infaz süresi devreye girdiğinden, karar sonrası alacak çok daha uzun süre korunmaktadır.

Bu noktada önemli bir pratik ipucu: icra takibi başlatmak, mahkeme kararı almaktan çok daha hızlı ve düşük maliyetlidir. Borçlu kat maliki itiraz etmezse takip kesinleşir ve on yıllık süre başlar. İtiraz ederse dava aşamasına geçilir. Her iki durumda da zamanaşımı kesilmiş olacaktır.

Bazı yöneticiler gecikme tazminatının ayrı bir dava konusu edilip edilemeyeceğini sorar. Teorik olarak mümkün olmakla birlikte pratik açıdan asıl borçla birlikte takip etmek çok daha verimlidir. Ayrı dava yoluna gidildiğinde yargılama giderleri çoğu zaman tahsil edilen tazminatı aşabilir. Bu nedenle bütüncül bir yaklaşım benimsemek gerekir.

Kat Maliki Borçluysa Daire Satışında Ne Olur?

Borçlu kat maliki daire satarken aidat borcunun akıbeti

Pratikte sıkça karşılaşılan bir durum şudur: aidat borcu biriken kat maliki daireyi satar ve yönetim eski maliki artık takip edemez. Peki yeni malik ne durumda olur? Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde, tapu devriyle birlikte önceki malikin birikmiş aidat borcu yeni malike geçmez; yönetim eski maliki taraf göstererek takibini sürdürmelidir.

Bununla birlikte, yönetim eski malikin adresine ulaşamaz hâle gelirse ve aradan yıllar geçmişse, takip güçleşir. Bu nedenle satış öncesinde yöneticinin alacağını tescil ettirmesi ya da noter aracılığıyla bildirimde bulunması tavsiye edilmektedir. Bazı tapu müdürlükleri, yönetimin talebiyle aidat borçlarını tapu kaydına şerh olarak işletebilmektedir; bu yöntem hem alıcıyı uyarır hem de yönetimin alacağını görünür kılar.

Zamanaşımı açısından değerlendirildiğinde, eski malik devam ettiği için bu malike karşı işleyen zamanaşımı süresi de devam eder. Satış gerçekleşti diye süre durmuş olmaz. Yönetim, eski malikin yeni adresini tespit ederek ya da mahkeme aracılığıyla tebligat yaptırarak takibini sürdürebilir. Bu süreç zaman alsa da alacak korunmuş olur.

Bir diğer senaryo ise dairenin hacizle ya da icra yoluyla satılmasıdır. Bu durumda yönetim alacağı için icra dosyasına müdahil alacaklı sıfatıyla katılabilir. Satış bedelinden paylaşım aşamasında yönetimin hakkını talep etmesi mümkündür; ancak zamanında müdahil olunmaması hak kaybına neden olabilir. Aidat ödemeyen kat maliki için yasal yollar konusunda daha ayrıntılı bilgiye başvurabilirsiniz.

İhtarname Göndermek Zamanaşımını Keser mi?

İhtarname göndermek aidat borcu zamanaşımını keser mi

İhtarname göndermek, yönetim tarafından en sık başvurulan ilk adımdır; ancak bu adımın zamanaşımını kezip kesmediği hukuki tartışmalara konu olmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımını kesen haller arasında "dava açılması", "icra takibi başlatılması" ve "borçlunun borcu kabul etmesi" açıkça sayılmıştır. İhtarname bu listede doğrudan yer almamaktadır.

Bu nedenle noter ihtarnamesi göndermenin zamanaşımını keseceğine dair kesin bir güvence vermek mümkün değildir. Bazı Yargıtay kararları ihtarnameyi kesme etkisi yaratabilecek bir eylem olarak değerlendirmiş olsa da bu yaklaşım evrensel kabul görmemektedir. Yönetim açısından en güvenli strateji, ihtarnameyi gönderip borçlu ödeme yapmazsa vakit kaybetmeden icra takibi başlatmaktır.

İhtarnamenin asıl değeri hukuki bir ön uyarı işlevi görmesi ve borçlunun "haberdar olmadım" savunmasını kapatmasıdır. Ayrıca bazı kat malikleri ihtarname üzerine gönüllü ödeme yapar; bu hem maliyetsiz bir çözüm hem de zamanaşımı riskini bertaraf eden bir adımdır. İhtarnamede ödeme tarihi, borcun aylık dökümü ve gecikme tazminatı açıkça belirtilmelidir.

Peki e-posta ya da kısa mesajla gönderilen uyarılar hukuken geçerli midir? Delil değeri oldukça sınırlıdır. Mahkemede elektronik yazışmanın varlığını ispatlamak mümkün olsa da noter ihtarnamesiyle kıyaslandığında çok daha zayıf bir delil teşkil eder. Bu nedenle özellikle önemli miktarlardaki borçlar için noter kanalı tercih edilmelidir. Küçük miktarlar için dahi noter ihtarnamesi uzun vadede tasarruf sağlayabilir; çünkü kaybedilen alacak, ihtarname maliyetini çoğu zaman çok aşar.

Dikkat: Aidat alacağında beş yıllık zamanaşımı her ay ayrı ayrı işler. Yönetim, ilk ödeme yapılmayan aydan itibaren altı ay içinde yazılı ihtarname, bir yıl içinde ise icra takibi başlatmazsa eski aylara ait alacaklar birer birer zamanaşımına uğramaya başlar. "Bekleyelim biriktirsin, topluca tahsil edelim" düşüncesi hukuki açıdan son derece risklidir. Bu bilgi genel niteliktedir; özel durumunuz için bir avukattan görüş alın.

Zamanaşımı Riskini Azaltmak İçin Pratik Önlemler

Aidat borcu zamanaşımı riskini azaltan önlemler

Site ve apartman yöneticilerinin zamanaşımı riskine karşı alabileceği en etkili önlemler hem idari hem de hukuki düzeyde değerlendirilmelidir. Yalnızca birine odaklanmak eksik bir yaklaşım olur; çünkü en sağlam idari takip sistemi bile zamanında hukuki adım atılmadan alacağı koruyamaz.

İdari düzeyde en önemli önlem düzenli ve belgelenmiş aidat takibini sağlamaktır. Aylık bazda hangi dairenin ne kadar borçlu olduğu, borcun başlangıç tarihi ve yapılan yazışmaların tamamı kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıtlar, olası bir davada yönetimin en güçlü delili olacaktır. Aidat hesaplama aracı gibi dijital araçlar bu süreci hem hızlandırır hem de hata payını azaltır.

Hukuki düzeyde ise şu önlemler kritik önem taşır:

  • İlk ödenmemiş aydan sonraki bir-iki ay içinde noter ihtarnamesi gönderin.
  • İhtarnameye cevap alınamazsa altı ay içinde icra takibi başlatın.
  • Borçlu kat malik itirazında bulunursa derhal itirazın iptali davası açın.
  • Tapu dairesine aidat borcu şerhi koydurmayı değerlendirin.
  • Her yıl, geçmişe yönelik borç kaydını gözden geçirin ve beş yıla yaklaşan alacaklar için önlem alın.
  • Borçlunun gönüllü kabul beyanını yazılı ya da noter aracılığıyla kayıt altına alın.

Bazı büyük sitelerde yönetim kurulu hukuki danışmanlık hizmeti alarak her yıl periyodik bir "zamanaşımı taraması" yaptırmaktadır. Bu uygulama hem birikmekte olan riskleri görünür kılar hem de zamanında önlem alınmasını sağlar. Küçük apartman yönetimlerinde bu maliyete katlanmak güç olsa da en azından bir hukuk danışmanıyla yılda bir görüşme yapmak önerilmektedir.

Son olarak, kat malikleri kurulunda aidat takip politikasını bir yönetim kararıyla resmileştirmek hem şeffaflığı artırır hem de yöneticinin yetki sınırlarını netleştirir. "Altı ay içinde ihtar, bir yıl içinde icra" gibi bir iç kural, yönetim değişikliklerinde de sürekliliği güvence altına alır ve her yeni yöneticinin aynı hatayı yapmasının önüne geçer.

Sık Sorulan Sorular

Aidat borcu zamanaşımına ilişkin sık sorulan sorular
Aidat borcu kaç yılda zamanaşımına uğrar?
Türk hukukunda aidat borçları genel kabul gören görüşe göre beş yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre, her ayın aidatı için o aidatın muaccel olduğu — yani ödenmesi gereken — tarihten itibaren ayrı ayrı işler. Beş yıllık süre dolduğunda borçlu kat maliki, mahkemede ya da icra dosyasında zamanaşımı def'ini ileri sürerek o aya ait ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir. Ancak bu bilgi genel niteliktedir; somut durumunuz için bir avukattan görüş almanız önerilir.
İcra takibi başlatmak zamanaşımını gerçekten keser mi?
Evet, icra takibi başlatmak zamanaşımını keser. Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde icra dairesine yapılan başvuru, takip kesinleşmemiş olsa bile zamanaşımını keser ve süre sıfırdan yeniden işlemeye başlar. Bu nedenle birikmiş aidat borçları için vakit geçirmeden icra takibi başlatmak yönetim açısından en güvenli yoldur. Takip başlangıç tarihini belgeleyen evrakları saklamayı unutmayın.
Borçlu kat malik daireyi satarsa aidat borcu yeni malike geçer mi?
Hayır, aidat borcu yeni malike geçmez. Tapu devriyle birlikte önceki malikin birikmiş aidat borcu yeni alıcıya yüklenmez; yönetim eski maliki takip etmeye devam etmelidir. Ancak satış sonrasında eski malikin adresine ulaşmak güçleşebilir. Bu riski azaltmak için tapu devri öncesinde alacağın tapu kaydına şerh olarak işletilmesi değerlendirilebilir. Ayrıntılar için bir hukuk danışmanına başvurun.
Yönetim kurulu değiştiğinde eski dönem alacakları devralınır mı?
Evet, yönetim kurulunun değişmesi alacakların takibini etkilemez. Yeni yönetim, eski dönemden devralınan aidat alacaklarını takip etmekle yükümlüdür. Bununla birlikte eski dönem kayıtlarının eksik ya da düzensiz olması uygulamada ciddi sorunlara yol açabilir. Bu nedenle yönetim devir-teslim tutanağının tüm birikmiş alacakları tarih ve miktar bazında kaydetmesi gerekir. Yeni yönetim devraldığı günden itibaren zamanaşımı takibinden sorumludur.

Aidat takibini aksatmadan yürütmek ve zamanaşımı riskini sıfıra indirmek için Site Yönetimi aidat takip programı'nı kullanabilirsiniz. Program, hangi dairenin hangi aya ait borcunun kaç yıldır biriktiğini anlık olarak gösterir; ihtar ve icra takvimlerini otomatik hatırlatır. Ayrıca apartman yönetim programı ile tüm mali süreçleri tek ekrandan yönetebilir, denetim izini her zaman hazır tutabilirsiniz.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön

Warning: PHP Request Shutdown: Write failed: Disk quota exceeded (122) in Unknown on line 0

Warning: PHP Request Shutdown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/home/siteyonetimi/public_html/storage/sessions) in Unknown on line 0