Site Yönetimi

Aidat Borcundan Dolayı Su veya Elektrik Kesilebilir mi?

Aidat borcunuzu ödemediyseniz yönetimin su veya elektriğinizi kesip kesemeyeceğini merak ediyorsunuzdur. Kısa cevap: hayır, doğrudan kesemez — ama hukukun size tanıdığı güvenceler ve yöneticinin başvurabileceği başka yollar var.

Aidat Borcundan Dolayı Su veya Elektrik Kesilebilir mi?

Aidat borcunuzdan dolayı yöneticinin su ya da elektriğinizi kesmesi hukuken mümkün değildir. Türk hukuku, temel yaşam hizmetleri olan su ve elektriği bir baskı aracı olarak kullanmayı açıkça yasaklamaktadır. Yöneticinin elindeki yasal yollar tamamen farklıdır: icra takibi, dava ve kat malikleri kurulu kararları aracılığıyla borç tahsil edilebilir. Bu makale size hem haklarınızı hem de bu süreçte sizi bekleyebilecek gerçek yaptırımları anlatacaktır.

Su ve Elektrik Kesmek Yasal mı? Net Cevap

Apartmanda su ve elektrik kesme yasağı hukuki görseli

Türkiye'de su ve elektrik hizmetleri, belediyeye bağlı su idareleri veya doğrudan TEDAŞ/lisanslı dağıtım şirketleri tarafından sözleşme kapsamında sağlanır. Bu hizmetlerin kesilmesi ancak ilgili kurumun kendi prosedürleri çerçevesinde —yani faturanın ödenmemesi veya abonelik sözleşmesinin ihlali— gerçekleşebilir. Apartman yöneticisinin, dağıtıcı kurum adına bağımsız biçimde su ya da elektriği fiziksel olarak kesmesi yetkisi yoktur.

Bazı sitelerde "ortak sayaç" sistemi bulunabilir; yani binanın tek bir ana aboneliği vardır ve her dairenin kullanımı iç dağılımla hesaplanır. Bu sistemde bile yönetici, tek bir dairenin bağlantısını kesmek için teknik olarak müdahale ederse hem Türk Ceza Kanunu kapsamında hizmet engelleme suçunu işlemiş olur hem de Kat Mülkiyeti Kanunu'nda düzenlenen kat maliklerinin bağımsız bölümlerden yararlanma hakkını ihlal eder. Yani "bizim binanın kendi sayacı var, kesebiliriz" mantığı hukuken geçersizdir.

Peki elektrik şirketi ya da su idaresi neden kessin? Bu kurumlar yalnızca kendi alacakları için —yani size ait abonelik faturasının ödenmemesi durumunda— keser. Komşunuzun ya da yöneticinin aidat alacağı, bu kurumları hiçbir şekilde bağlamaz. Dolayısıyla yönetici ne kadar uğraşırsa uğraşsın, "şu daireyi kesin" diye bir şirkete talimat veremez.

Bir istisna gibi görünebilecek durum şudur: bazı sitelerde ortak alanların elektrik faturası yönetim tarafından karşılanır ve bu faturanın bir bölümü sizden tahsil edilir. Yönetici bu faturayı ödeyemezse ortak alanların ışıkları ya da asansörü devre dışı kalabilir. Ancak bu, sizin bağımsız bölümünüze gelen su veya elektrikten farklıdır; ortak alan hizmetleri tüm kat maliklerini etkiler ve bu durum da ayrı bir hukuki sorun oluşturur.

Yöneticinin Gerçekte Başvurabileceği Hukuki Yollar

Aidat borcu için yöneticinin hukuki yolları

Su ve elektriği kesememesi yöneticinin elinin tamamen boş olduğu anlamına gelmez. Kat Mülkiyeti Kanunu, aidat ve avans borçları için yöneticiye oldukça güçlü tahsilat araçları tanır. Bu araçların hepsi mahkeme ya da icra kanalından geçer; keyfi ve tek taraflı değildir. Sizi bekleyebilecek gerçek yaptırımları bilmek, durumla daha sağlıklı baş etmenizi sağlar.

Birinci yol icra takibidir. Yönetici, kat malikleri kurulunun onayladığı işletme projesi ya da avans kararı ile doğrudan ilamlı veya ilamsız icra takibi başlatabilir. Bu süreçte daireniz üzerine haciz konulabilir, araçlarınız haczedilebilir ve banka hesaplarınıza bloke getirilebilir. Aidat alacağı için ayrıca dava açılmasına gerek olmaksızın yalnızca icra yoluyla ciddi yaptırımlar devreye girebilir; bu nedenle borcu önemsememek büyük bir hata olur.

İkinci yol kat malikleri kurulundan dava kararı alınmasıdır. Kurulun salt çoğunluğuyla yönetici adına mahkemeye başvurulabilir. Dava sonuçlanırsa mahkeme kararı kesinleşmiş bir hukuki belge haline gelir ve tüm haciz yolları açılır. Bunun yanı sıra borcun vadesindeki gecikme faizi de talep edilebilir; uzun süre ödeme yapılmaması dairenizin kısmen ya da tamamen zor duruma girmesine yol açabilir.

Üçüncü yol ise bilgi kısıtlamasıdır. Yönetici, kat malikleri kuruluna borçlu daireleri listeleyebilir; bu hem sosyal bir baskı yaratır hem de olası bir satış sürecinde alıcının yönetimden "borç yoktur" yazısı talep etmesi durumunda işlemleri durdurabilir. Bir daireyi satmak istediğinizde aidat borcunuzun temizlenmiş olması pratikte zorunlu hale gelir.

Kiracı mısınız? Malik mi? Sorumlu Kim?

Kiracı ve malik aidat sorumluluğu karşılaştırması

Aidat borcu konusunda kiracı ile malik arasındaki sorumluluk ilişkisi çoğu zaman yanlış anlaşılır. Kira sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamışsa aidat asıl olarak kat maliki —yani mülkün sahibi— tarafından ödenir. Kiracı, mal sahibiyle arasındaki sözleşme gereği aidatı üstlenmiş olabilir; bu bir iç ilişkidir. Ancak yönetim açısından muhatap her zaman maliktir.

Bu ayrım önemlidir çünkü yöneticinin icra takibi de doğrudan malike yönelir. Kiracı aidatı kira sözleşmesinde üstlenmiş ama ödememiş olsa bile yönetim, malikten tahsilat yapabilir. Malik de bu durumda kiracıya rücu hakkını kullanabilir. Dolayısıyla mal sahibi olarak "kiracı ödüyor" demek sizi yönetim karşısındaki yükümlülükten kurtarmaz.

Peki kiracıysanız ve malik aidatları ödemiyor, bu durumdan siz etkilenir misiniz? Doğrudan su ya da elektriğiniz kesilmez; bu zaten mümkün değil. Ama malike yönelen icra süreçleri, uzun vadede kiralama ilişkinizi dolaylı biçimde etkileyebilir. Malike ait başka varlıkların haczedilmesi, dairenin el konulma riskine girmesi gibi senaryolar kiracının da dikkatli olmasını gerektirir. Kiracı olarak kiracının bıraktığı aidat borcundan mülk sahibinin sorumlu olup olmadığını öğrenmek bu konuda size daha fazla bilgi verecektir.

Bir diğer pratik sorun şudur: kiracı ayrılırken ödenmemiş aidat borcunu arkasında bırakırsa yönetim kimi muhatap alacak? Hukuki süreç yine malike döner; malik de kiracıyı kira sözleşmesine dayanarak takip etmek zorunda kalır. Bu nedenle kira sözleşmesi yapılırken aidat sorumluluğunun açık biçimde düzenlenmesi ve kiraya verenin sözleşme sonunda "aidat borcu yoktur" belgesi talep etmesi akıllıca bir önlemdir.

Yönetici Baskı Uygularsa Ne Yapmalısınız?

Yönetici baskısına karşı sakin hakları ve başvuru yolları

Yönetici veya apartman görevlisi fiziksel olarak su ya da elektriğinizi keserse ya da keseceğini açıkça tehdit ederse önce durumu yazılı olarak belgelemeniz gerekir. Telefon görüşmeleri, mesajlar, e-postalar ve varsa tanık ifadeleri delil niteliği taşır. Bu noktada "mağdur" konumundasınız ve hukuk size çeşitli başvuru yolları tanıyor.

İlk adım, su ya da elektrik kesilmişse bağlantının yeniden sağlanması için sulh hukuk mahkemesine "tedbir kararı" talebiyle başvurmaktır. Mahkeme acil durumlarda çok hızlı hareket edebilir ve geçici tedbir kararı verirse yönetici bağlantıyı derhal yeniden açmak zorunda kalır. Aksi hâlde icranın zorlamasıyla karşılaşır.

İkinci adım, yöneticinin eylemine bağlı olarak Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunmaktır. Kasıtlı biçimde temel bir hizmetin engellenmesi Türk Ceza Kanunu kapsamında soruşturma gerektiren bir eylemdir. Savcılık soruşturması başlatması, yönetici üzerinde ciddi bir caydırıcı etki yaratır.

Üçüncü adım, tüm bu süreçte kayıplarınızı (spoiler: buzdolabındaki gıda, kira kaybı, manevi zarar vb.) belgeleyerek hukuki tazminat davası açma hakkınızı saklı tutmaktır. Su ya da elektriği hukuka aykırı biçimde kesen yönetici, yol açtığı zararı tazmin etmek zorunda kalabilir; mahkemeler bu tür davalarda sakin lehine kararlar verebilmektedir.

Hukuki Dayanak: Hangi Kanunlar Sizi Koruyor?

Aidat ve su elektrik kesme konusunda yasal dayanak görsel

Kat Mülkiyeti Kanunu, kat maliklerinin birbirinin bağımsız bölümlerinden yararlanmasına müdahale edemeyeceğini açıkça düzenler. Bağımsız bölümünüze ait su ve elektrik bağlantıları da bu güvence kapsamındadır. Yönetici, kat malikleri adına hareket eden bir vekil olduğu için kanunun çizdiği sınırın dışına çıkamaz.

Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmelerine ilişkin hükümleri de devrede olabilir. Abonelik sözleşmeniz su idaresi veya elektrik dağıtım şirketiyle yapılmışsa bu sözleşmeyi feshedecek taraf yalnızca ilgili kurumdur; üçüncü bir kişi olan apartman yöneticisinin bu sözleşmeye müdahil olma hakkı yoktur.

Türk Ceza Kanunu ise "hizmet engelleme" ve "kişilerin temel haklarının kullanımını engelleme" gibi başlıklar altında bu tür müdahaleleri suç olarak nitelendirebilir. Özellikle yöneticinin kasıtlı biçimde ve baskı amacıyla hareket ettiği durumlarda ceza hukuku devreye girebilir. Bu boyut, yöneticilerin çoğu zaman göz ardı ettiği ama sakinler açısından önemli bir güvence oluşturan kısımdır.

Genel çerçeve şudur: aidat alacağının tahsili için tanınan yollar hukuki prosedürlerdir —icra, dava, tedbir. Bunların dışına çıkılarak baskı aracı olarak temel hizmetlerin kesilmesi hem özel hukukta hem kamu hukukunda sorumluluk doğurur. Dolayısıyla "borcumu ödemiyorum, su keserler, ne yapabilirim?" sorusunun cevabı şudur: kesemedikleri gibi, keserlerse onlar sorumlu olur.

Aidat Borcunu Ödemekten Kaçınmamanın Nedenleri

Aidat borcunun sonuçları ve gecikme zararları

"Su ya da elektrik kesilmez" demek, aidat borcunu önemsememeniz gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine: yönetim bu kanalı kullanamasa da elindeki hukuki silahlar oldukça etkilidir ve sizi gerçek anlamda zor durumda bırakabilir. Bu nedenle borcun nasıl biriktiğini ve nereye gidebileceğini bilmek önemlidir.

Gecikme faizi ilk somut sonuçtur. Kat malikleri kurulunun belirlediği ya da yasal oranlardan hesaplanan gecikme faizi, borcun yıllar içinde önemli ölçüde büyümesine yol açabilir. Küçük görünen bir aidat birikimi zamanla yüzde yüzü aşan bir artışla geri döner. Özellikle birden fazla yıl ödemesiz geçen dairelerde bu rakamlar şaşırtıcı boyutlara ulaşabilir.

İcra sürecine girmenin maliyetleri de asıl borcu katlayabilir. Avukatlık ücreti, icra harcı, tebligat giderleri gibi kalemler borçluya yansıtılır. Yani sadece aidatı ödememiş olmanıza karşın büyük bir ek yük altında kalabilirsiniz. Bir dairenin aidatı ödenmezse aidat borcu için icra takibinin nasıl başlatıldığını öğrenmek sizi bu sürecin gerçekliğiyle yüz yüze getirecektir.

Son olarak, dairenizin satışı ya da devri söz konusu olduğunda aidat borcu ciddi bir engel oluşturur. Alıcının tapuyu devralabilmesi için yönetimden "borç yoktur" yazısı alınması uygulamada yaygın bir gerekliliktir. Bu yazı verilmezse satış süreci uzayabilir, alıcı cayabilir ya da borç, satış bedeli üzerinden doğrudan mahsup edilebilir.

Ortak Gider Borcu ile Aidat Borcu Aynı Şey mi?

Ortak gider ve aidat farkı apartman yönetimi görseli

Günlük konuşmada "aidat" olarak kullandığımız kavram, hukuken genellikle "avans" veya "ortak gider payı" olarak anılır. Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde her kat maliki, bağımsız bölümünün arsa payına ve bağımsız bölüm sayısına göre ortak giderlere katılmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük isteğe bağlı değildir; kanuni bir zorunluluktur.

Bazı sitelerde "aidat" ile "avans" birbirinden ayrı tutulur. Avans, yıllık işletme projesinde öngörülen giderleri karşılamak için her ay peşin alınan paya karşılık gelir. "Aidat" ise zaman zaman sosyal tesis aidatı, güvenlik aidatı gibi ek kalemler için kullanılır. Her iki durumda da borç oluşması halinde yöneticinin başvurabileceği hukuki yollar pratikte aynıdır.

Bu ayrımın önemi şuradan gelir: işletme projesi kat malikleri kurulunca onaylanmış ve kesinleşmişse yönetici bu karara dayanarak doğrudan icra takibi başlatabilir; ek bir mahkeme kararına ihtiyaç duymaz. Onaylanmamış ya da tartışmalı bir işletme projesi varsa prosedür biraz farklılaşır; bu durumda önce dava açılması gerekebilir. Dolayısıyla yönetimin elindeki hız ve etkinlik, kurulun kararlarını düzgün almış olmasına bağlıdır.

Bir diğer önemli ayrıntı: bazı binalarda yönetim şirketi (profesyonel yönetim) bina sakinleriyle ayrı bir hizmet sözleşmesi imzalar. Bu sözleşmede aidat miktarı, ödeme koşulları ve borç durumunda yapılacaklar ayrıca düzenlenmiş olabilir. Böyle bir sözleşmeniz varsa içeriğini dikkatlice okumalısınız; ama su veya elektrik kesme yasağı yine de geçerliliğini korur.

Borcunuza İtiraz Etmek İstiyorsanız

Aidat borcuna itiraz dilekçesi apartman sakini görseli

Aidat miktarına ya da borcun hesaplanma biçimine itiraz hakkınız vardır. Kat malikleri kurulunun almadığı kararlar, usulsüz yapılan toplantılar ya da hatalı hesaplamalar gerekçesiyle hem yöneticiye yazılı itiraz yapabilir hem de sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Bu hakkı kullanmak, itiraz etmediğiniz sürece borcun kesinleşmesi riskini bertaraf eder.

İtiraz sürecinde dikkat etmeniz gereken önemli bir kural vardır: icra takibine karşı itiraz son derece kısa süreler içinde yapılmalıdır. Bu süre geçirildiğinde itiraz hakkını yitirmiş olabilirsiniz ve borcun takibi devam eder. Hukuki süreçlerde süre aşımı telafisi zor sonuçlar doğurduğundan, bir borç bildirimi ya da icra ödeme emri aldığınızda derhal bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.

Yöneticinin hesaplarını şeffaf biçimde paylaşmaması da itiraz gerekçesi olabilir. Kat Mülkiyeti Kanunu, yöneticiye belirli periyotlarda hesap raporu hazırlama ve sunma yükümlülüğü getirir. Hesapların sunulmaması ya da belgelerin görülmek istenmesine rağmen verilmemesi durumunda kat malikleri kuruluna ya da mahkemeye başvurabilirsiniz.

Borcunuza itiraz ederken resmi bir yazılı itiraz mektubu hazırlamanız önemlidir. Aşağıdaki örnek şablonu başlangıç noktası olarak kullanabilirsiniz:

Sayın Bina Yöneticisi,
[Adres] adresinde bulunan [Daire No] numaralı bağımsız bölüm malikiyim/kiracısıyım. Tarafıma bildirilen [Tarih] tarihli [Tutar] TL tutarındaki aidat borç bildirimini incelemiş ve hesaplamanın usulsüz/hatalı olduğunu düşünmekteyim. İtirazımı ve gerekçelerimi aşağıda açıklamaktayım: [Gerekçeler]. İlgili döneme ait hesap belgelerinin ve işletme projesinin tarafıma iletilmesini talep ediyorum. Aksi hâlde yasal yollara başvurma hakkımı saklı tutarım.
Saygılarımla,
[Ad Soyad] — [Tarih]

Site Yönetimi ile Yönetim Süreçleri Nasıl Daha Şeffaf Hale Gelir?

Aidat borçları ile baskı girişimleri arasındaki gerilimin büyük bölümü, şeffaflık eksikliğinden kaynaklanır. Sakin ne kadar borçlu olduğunu bilmez, yönetici kime ne zaman bildirim gönderdiğini takip edemez, iki taraf da birbirini anlamamaktan şikayet eder. Bu döngüyü kırmak mümkündür ve teknoloji burada gerçek bir fark yaratabilir.

Site Yönetimi platformu, sakin ve yönetici arasındaki iletişimi kayıt altına alarak her iki taraf için de hukuki bir güvence oluşturur. Aidat durumunuzu platform üzerinden anlık olarak görebilirsiniz; kim ne zaman ne kadar ödedi, gecikme faizi nasıl işledi, hangi ay eksik kaldı — hepsi tarih damgalı olarak sistemde görünür. Yönetici de "bildirim yaptım ama sakin görmedi" diyemez; tebligat kayıt altındadır.

Şikayet ve talepleri yazılı iletmek istediğinizde platform üzerinden açtığınız her başvuru otomatik tarih ve saat kaydıyla arşivlenir. "Ben dedim, o duymadı" tartışmaları biter. Yöneticinin cevap süresi izlenir; yanıt verilmezse hatırlatma gönderilir. Bu sistem, özellikle ilerleyen süreçte hukuki yola gidilmesi gerektiğinde güçlü bir belge seti oluşturur.

Yönetim tarafı için de ciddi bir kolaylık vardır: aidat takip tablosu, borçlu daire bildirimleri ve otomatik hatırlatmalar sayesinde yönetici hem zaman kazanır hem de tahsilat sürecini düzgün biçimde yürüttüğünü ispat edebilir. Su ya da elektriği kesme gibi yasa dışı yollara sapma ihtiyacı da kalmaz çünkü borç iletişimi ve belgesi sağlam bir zemine oturmuş olur.

Sık Yapılan Hatalar ve Yanlış Bilinenler

Aidat ve su elektrik kesme hakkındaki yanlış bilinenler

En yaygın yanlış inanç, "yönetici isterse her şeyi yapabilir" algısıdır. Yönetici kanunun çizdiği sınırlar içinde hareket etmek zorundadır; bağımsız bölüm sakinlerinin temel haklarına müdahale edemez. Bu sınırı aştığında hem hukuki hem cezai sorumluluk doğar. "Bizim binamızda hep böyle yapılır" ya da "yönetici karar verdi, değiştiremeyiz" gibi söylemler hukuken temelsizdir.

İkinci yaygın hata, borç bildirimlerini dikkate almamaktır. "Suyu kesemezler, önemsemeyeyim" mantığıyla bildirimleri görmezden gelen sakinler, farkında olmadan icra sürecine girip gecikme faizi ve masraflarla karşılaşabilir. Su veya elektriğin kesilmeyeceğini bilmek, borcun sonuçsuz kaldığı anlamına gelmez.

Üçüncü hata, yazılı belge tutmamaktır. Yöneticiyle sözlü anlaşmalar, telefon görüşmeleri ve kapı önü tartışmaları hukuki bir değer taşımaz ya da ispat edilmesi son derece güçtür. Borcunuz konusunda bir uzlaşı sağladıysanız, bir ödeme planı kararlaştırdıysanız ya da borcun hatalı olduğunu düşünüyorsanız bunu mutlaka yazılı hale getirin.

  • Yönetici mektubu veya e-postası yerine sizi "kapıdan söylemekle" yetiniyorsa yazılı talep edin.
  • Ödeme yaptıysanız dekontu saklayın; banka transferi yerine nakit ödeme yapmaktan kaçının.
  • İcra ödeme emri aldıysanız süreyi kaçırmadan avukattan destek alın.

Dördüncü hata, kiracı olarak "bu benim sorunum değil" demektir. Malike yönelen icra süreçleri uzun vadede kiralama ilişkinizi etkileyebileceği gibi, kira sözleşmenizde aidatı üstlendiyseniz malikin size rücu hakkı da doğar. Durumu takip etmek, sürprizlerle karşılaşmamak açısından önemlidir.

Sık Sorulan Sorular

Yönetici su borcu nedeniyle dairenin kapısına kilit vurabilir mi?

Hayır. Bağımsız bölüme erişimi engellemek de tıpkı su veya elektriği kesmek gibi hukuka aykırıdır. Kat Mülkiyeti Kanunu, kat maliklerinin ve sakinlerinin bağımsız bölümlerinden yararlanma hakkını güvence altına alır. Kapı kilitleme girişimi hem özel hukuk tazminatına hem de ceza hukuku kapsamında kovuşturmaya zemin hazırlar. Böyle bir durumla karşılaşırsanız polise ve sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz.

Borcumu ödersem yönetici hemen makbuzu vermek zorunda mı?

Evet, ödeme yapıldığında yönetici makbuz veya ödeme belgesi vermekle yükümlüdür. Bu belge hem sizin için hem de yönetim için önemli bir kayıttır. Makbuz verilmiyorsa yazılı olarak talep edin; talep de yanıtsız kalırsa kat malikleri kuruluna şikayet hakkınız doğar. Ödemelerinizi banka transferiyle yapmanız ve dekontlarını saklamanız en güvenli yöntemdir.

Aidat borcundan dolayı araba veya eşya haczedilebilir mi?

Evet, icra takibi başlatıldıktan ve ödeme emrinin tebliğinden sonra itiraz yapılmazsa ya da itiraz reddedilirse yönetici taşınır ve taşınmaz mallara haciz koydurmak için icra müdürlüğüne başvurabilir. Araç, banka hesabı, maaş ve diğer mal varlıklarınız bu kapsama girebilir. Bu nedenle aidat borcu küçük görünse de icra sürecinin başlamasına izin vermemek önemlidir.

Kiracı olarak aidat borcunu ödersem kiradan düşebilir miyim?

Bu, kira sözleşmenizin içeriğine bağlıdır. Sözleşmede aidatın kiracıya ait olduğu belirtiliyorsa zaten sizin ödemeniz gereken bir kalemdir; kiradan ayrıca düşülemez. Aidatın mal sahibine ait olduğu hâlde siz ödemek zorunda kaldıysanız bu bedeli mal sahibinden talep edebilirsiniz. Bu durumu belgelemeniz ve yazılı talep göndermeniz gerekir; mümkünse bir avukat aracılığıyla yapın.

Borca itiraz ederken su ve elektrik kesilmesini durdurabilir miyim?

Su ve elektrik zaten kesilemez; bu nedenle itiraz sürecinin bu hizmetler üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur. Ancak borca itiraz etmeniz icra sürecini durdurabilir ya da yavaşlatabilir. İcra ödeme emrine süresi içinde itiraz edilirse takip durur ve alacaklının dava açması gerekir. Bu nedenle borcun hatalı olduğuna inandığınızda itiraz hakkını süre kaçırmadan kullanmak kritik önem taşır.

Yönetici aidat borcu gerekçesiyle beni siteden kovabilir mi?

Hayır. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kat malikinin ya da kiracının bağımsız bölümden "kovulması" mümkün değildir. Yöneticinin başvurabileceği yollar yalnızca hukuki tahsilat kanallarıdır: icra, dava ve tazminat. Bunların dışında fiili müdahale, tehdit ya da taciz girişimleri hukuka aykırıdır ve yöneticinin hukuki sorumluluğunu doğurur.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön