Kat Mülkiyeti Kanunu, bir kat malikinin veya kiracısının davranışları diğer sakinler için hayatı "çekilmez" kıldığında o dairenin satışını mahkeme yoluyla talep etme imkânı tanır. Bu yol kolay ve hızlı değildir; ancak gerçekten dayanılmaz bir komşuyla karşı karşıyaysanız hukuken elimizde somut bir araç var demektir. Süreç üç ana aşamadan oluşur: kat malikleri kurulunda karar alınması, ihtarname gönderilmesi ve ardından dava açılması.
Bu Hakkın Gerçekten Size Ait Olup Olmadığını Anlayın

İlk adım, yaşadığınız durumun gerçekten hukuki koruma kapsamına girip girmediğini net biçimde değerlendirmektir. Kat Mülkiyeti Kanunu, "çekilmez hale getirme" kavramını oldukça geniş tutar; gürültü, kötü koku, tehdit, hakaret, ortak alanların kirletilmesi veya ısrarlı aidat borcunun diğer sakinlere zarar vermesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Öte yandan tek bir hoş olmayan olay ya da kısa süreli bir anlaşmazlık bu eşiği karşılamaz. Mahkemeler "süreklilik" ve "ağırlık" ararlar.
Kiracı mısınız, yoksa kat maliki mi olduğunuz bu noktada kritik bir ayrım yaratır. Dava açma hakkı yalnızca kat maliklerine aittir; kiracılar bu davayı bizzat açamaz. Ancak kiracı olarak mağduriyetinizi yöneticiye ya da kat maliki olan ev sahibinize bildirerek sürecin başlatılması için baskı oluşturabilirsiniz. Eğer siz bir kat malikiyseniz ve apartman yönetimi harekete geçmiyorsa bireysel olarak da mahkemeye başvurma hakkınız bulunmaktadır.
Durumunuzun ciddiyetini değerlendirirken kendinize şu soruları sorun: Şikâyetiniz birden fazla komşuyu etkiliyor mu? Olaylar kayıt altına alınmış mı? Komşuya daha önce uyarı yapıldı mı? Bu üç soruya "evet" diyebiliyorsanız hukuki süreç için zemin oldukça sağlam demektir. Profesyonel bir avukattan ön görüş almanızı da kesinlikle öneririz; bu tür davalar usul kurallarına çok bağlıdır ve küçük bir hata süreci sıfırlayabilir.
Son olarak şunu da hatırlatmak gerekir: Bu dava "satışa zorlamadır", mülkiyetin doğrudan el konulması değildir. Mahkeme, davalı kat malikini belirli bir süre içinde dairesini satmakla yükümlü kılar. Satış gerçekleşmezse icra yoluyla devam edilir. Dolayısıyla bu mekanizma bir ceza değil, kat mülkiyeti topluluğunun kendini korumasını sağlayan bir denge aracıdır.
Belge ve Delil Toplamaya Başlayın

Hukuki sürecin en kritik zemini belgedir. Mahkemede soyut "komşum çok gürültü yapıyor" beyanı yeterli olmaz; olayların tarih, saat ve içerik bilgisiyle kayıt altına alınmış olması gerekir. Bu nedenle şikâyetinizin ilk gününden itibaren sistematik bir belgeleme alışkanlığı edinin. Her olay için tarih-saat-kısa açıklama içeren bir günlük tutun; mümkünse tanık olarak komşu başka sakinlerin de aynı günlüğü imzalamasını veya kendi beyanını yazıya dökmesini sağlayın.
Yazılı şikâyetler belki de en güçlü delil türüdür. Apartman yöneticisine veya yönetim kuruluna gönderdiğiniz e-postalar, SMS mesajları, noter kanalıyla ilettiğiniz ihtarlar ve iadeli taahhütlü mektuplar mahkeme dosyasında somut delil olarak yer alır. Sözlü şikâyetin kanıtlanabilmesi ise oldukça güçtür. Bu yüzden yöneticiye "bugün kapıda söyledim" değil, "bugün e-posta gönderdim" diyebildiğiniz bir iz bırakın. Yönetici yanıt vermediyse bu yanıtsızlık da lehinize bir delil olabilir.
Gürültü gibi somut ihlallerde kolluk kuvvetlerine yapılan şikâyetler önemli bir ek kanıt sağlar. Polis tutanakları, belediye şikâyet kayıtları veya gürültü ölçüm raporları dosyanızı güçlendirir. Ayrıca komşulardan yazılı tanıklık beyanı alabilirseniz bunları da noterden onaylı hale getirin. Belgelerin toplandığı bir dosya oluşturun ve orijinallerini güvenli bir yerde saklayın; mahkeme sürecinde her zaman ek belge istenebilir.
Tehdit veya hakaret söz konusuysa bu olaylar için ayrıca savcılığa suç duyurusunda bulunmayı da değerlendirin. Ceza hukuku kapsamında yürütülen kovuşturma, kat mülkiyeti davasına paralel işleyebilir ve karşı taraf üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Bu iki yol birbirini dışlamaz; aksine birbirini destekler.
Kat Malikleri Kurulu Toplantısına Taşıyın

Çekilmezlik nedeniyle daire satışı talebinin hukuki yolu kat malikleri kurulundan geçer. Bireysel bir komşunun tek başına bu davayı açabilmesi için önce kurulun karar alması ya da kurulun bu kararı almaktan kaçınması gerekir. Bu nedenle süreci, yöneticiye yazılı bir talep göndererek olağanüstü veya olağan kat malikleri kurulu toplantısı talep etmekle başlatın. Talep dilekçenizde toplantı gündemine "ilgili kat malikinin çekilmez davranışları hakkında karar alınması" maddesini açıkça ekleyin.
Toplantıda söz konusu maddeye ilişkin karar alınabilmesi için Kat Mülkiyeti Kanunu'nun öngördüğü nisap ve oy çoğunluğu sağlanmalıdır. Toplantı yeter sayısı ve karar çoğunluğu konusunda yöneticiniz veya avukatınız sizi bilgilendirecektir; bu oranlar olağan kararlardan farklı olabilir. Toplantıya katılacak diğer kat maliklerini önceden bilgilendirin, belgeleri paylaşın ve oy kullanmaya teşvik edin. Komşular arası mesafeli ilişkiler böyle anlarda büyük önem taşır; daha önce iyi ilişkiler kurmuş olmak desteği kolaylaştırır.
Alınan karar toplantı tutanağına işlenmeli ve tüm katılımcılar tarafından imzalanmalıdır. Bu tutanak, dava sürecinde mahkemeye sunulacak temel belgelerden biridir. Eğer toplantı yapılamıyor ya da yeterli oy sağlanamıyorsa bu durum da kayıt altına alınmalıdır; çünkü kat malikleri kurulunun hareketsizliği belirli koşullarda bireysel dava açma hakkını doğurabilir. Bu noktada bir avukatla çalışmak artık zorunluluk haline gelmiştir.
Toplantıdan önce şikâyet ettiğiniz komşuya durumu bildirmeniz hem etik açıdan doğru hem de hukuken gerekli olabilir. Kişinin farkında olmadığı bir kararla karşılaşması yerine önce uyarılması ve davranışını düzeltme fırsatı bulması, sürecin daha sağlıklı ilerlemesini sağlar. Bu uyarı yazılı olursa —e-posta veya noter kanalıyla— hem bir iyi niyet belgesi hem de ihtarname işlevi görür.
İhtarname Gönderin: Zorunlu Ön Adım

Mahkemede dava açmadan önce ilgili kişiye noter kanalıyla ihtarname çekilmesi hukuken zorunludur. Bu ihtarname, "davranışlarınız apartman hayatını çekilmez kılmaktadır, belirtilen süre içinde bu davranışlara son vermezseniz daire satışı için dava açılacaktır" içeriğini taşımalıdır. İhtarnameyi bireysel olarak ya da kat malikleri kurulu adına yönetici aracılığıyla çekebilirsiniz. İkinci yol daha güçlüdür çünkü toplu bir iradenin yansımasıdır.
İhtarnamede davranışlar somut ve tarihli biçimde tanımlanmalı, genel ithamlardan kaçınılmalıdır. "Gürültü yapıyorsunuz" yerine "2025 Ocak-Mart döneminde gece 23:00'den sonra tekrarlanan yüksek sesli müzik çalma eylemleri" gibi somut ifadeler tercih edilmelidir. Belirlenen süre içinde —genellikle otuz gün— davranışın son bulmaması halinde davanın açılacağı açıkça belirtilmelidir. Avukatınız bu metni hazırlamanıza yardımcı olacaktır.
Noterden tebliğ edilen ihtarnameye verilen cevap —ya da cevap verilmemesi— dava dosyasının önemli bir parçasıdır. Eğer karşı taraf ihtarnameye yanıt verirse bu yanıt daha sonra lehte ya da aleyhte delil olarak değerlendirilebilir. Yanıt verilmezse bu suskunluk da dava sürecinde kullanılabilir. Her hâlükârda noter tebligatı belgesi titizlikle saklanmalıdır.
Örnek ihtarname ifadesi (taslak — avukatınızla birlikte uyarlayın):
"Tarafımızdan/kat malikleri kurulu adına size ihtaren bildiriyoruz ki; ikamet ettiğiniz [adres] adresli [no] numaralı bağımsız bölümde sürdürdüğünüz [somut davranış], Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında diğer kat maliklerinin apartmandan yararlanmasını çekilmez hale getirmektedir. Bu bildirimin tebliğinden itibaren [30] gün içinde söz konusu davranışlara son verilmezse yasal haklarımızı kullanacağımızı bildiririz."
Dava Sürecinde Sizi Neler Bekler?
İhtarname süresinin dolması ve davranışın devam etmesi halinde dava açılabilir. Dava, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde açılır. Davayı açabilecek kişiler kat maliki sıfatını taşımalıdır; dolayısıyla kiracılar doğrudan davacı olamazlar ancak tanık sıfatıyla beyanda bulunabilirler. Dava dilekçesine tüm delillerin —toplantı tutanakları, ihtarname, şikâyet kayıtları, tanık beyanları— eklenmesi gerekir.
Mahkeme süreci ortalama birkaç aydan bir yıla kadar uzayabilir; bu süre dava yüküne ve itirazların niteliğine göre değişir. Davalı taraf itiraz edecek, tanıklar dinlenecek ve bazı durumlarda bilirkişi incelemesi talep edilebilecektir. Sabırlı ve organize olmanız bu süreçte büyük önem taşır. Avukatınızın dava dosyasını eksiksiz tutması ve her duruşmaya hazırlıklı girmesi belirleyicidir.
Mahkeme lehte karar verirse davalı kat malikine dairesini satması için belirli bir süre tanır. Bu süre içinde satış gerçekleşmezse alacaklı taraf icraya başvurabilir ve daire icra yoluyla satışa çıkarılabilir. Elde edilen satış bedeli önce borçlar ve yargılama masrafları için kullanılır, kalanı ise kat malikine ödenir. Bu süreçte mülkiyet hakkı tamamen ortadan kalkmaz; satış bedelini almak hâlâ davalının hakkıdır.
Dava süresince belgelemenize devam etmeyi unutmayın. Davalının davranışlarında gerçekten bir değişiklik olup olmadığını izleyin; eğer davranışlar dava açıldıktan sonra sona erdiyse mahkeme bu gelişmeyi de değerlendirebilir. Öte yandan davranışların sürdüğünü belgeleyen ek deliller dosyanızı güçlendirir. Her yeni olay için kısa bir tutanak düşmeye devam edin.
Yöneticinin ve Diğer Kat Maliklerinin Rolü

Çekilmezlik sürecinde yöneticinin rolü kritiktir ancak sınırlıdır. Yönetici şikâyetleri kaydeder, toplantı çağrısı yapar, ihtarname gönderebilir; ancak bizzat dava açmak için kat malikleri kurulunun yetki vermesi gerekir. Eğer yönetici şikâyetleri görmezden geliyorsa ya da tutanak tutmayı reddediyorsa bu durum ayrı bir sorun olarak kat malikleri kuruluna taşınabilir ve yönetici değişikliği de gündeme gelebilir.
Diğer kat maliklerinin desteğini almak sürecin seyrini doğrudan etkiler. Şikâyetiniz yalnızca size özgüyse —örneğin yalnızca sizin dairenize komşu olan biri gürültü yapıyorsa— diğerleri ilgisiz kalabilir. Ama sorun ortak alanları, asansörü, merdiveni veya birden fazla daireyi etkiliyorsa ortak hareket çok daha güçlü bir hukuki zemin oluşturur. Bu nedenle komşuluk ilişkilerini başından sağlam kurmak ve sorunları birlikte paylaşmak uzun vadede sizi koruyacaktır.
Yönetici çözüm için aktif adım atmıyorsa kat malikleri kurulundan yöneticiye yazılı talimat verilmesini talep edebilirsiniz. Bu talimat da kayıt altına alınır ve yerine getirilmezse yöneticinin sorumluluğunu gündeme getirir. Türkiye'de apartman yöneticileri ve yönetim kurulları üyelerinin Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında görevlerini yerine getirme yükümlülüğü bulunmaktadır; bu yükümlülüğün ihlali bağımsız bir hukuki sorumluluk doğurabilir.
Birden fazla malik birlikte hareket etmek istiyorsa ve dava masrafları konusunda anlaşmazlık çıkıyorsa bu meseleyi de toplantıda netleştirin. Yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri konusunda arsa payı oranında paylaşım yapılmasına karar verilebilir ya da şikâyetçi malikler masrafları karşılayarak dava açabilir.
Kiracı Olarak Ne Yapabilirsiniz?

Kiracılar doğrudan çekilmezlik davası açamasalar da ellerinde önemli araçlar bulunur. İlk yapmanız gereken, şikâyetinizi hem apartman yöneticisine hem de ev sahibinize (kat malikine) yazılı olarak bildirmektir. Ev sahibiniz, kiracısının yaşadığı olumsuz ortamdan haberdar edilmesi durumunda harekete geçme yükümlülüğü hissedecektir; çünkü kiralanan mülkün kullanılabilir durumda tutulması da kiraya verenin sorumluluğu kapsamındadır.
Eğer ev sahibiniz durumu biliyor ancak harekete geçmiyorsa kira sözleşmenizden doğan haklarınızı da değerlendirebilirsiniz. Bazı koşullarda kira sözleşmesinin feshini ve kiralanan mülkün kullanılamaz hale getirilmesi nedeniyle zararın tazmini talep edilebilir. Bu konuyu da bir avukatla görüşmenizi öneririz çünkü her kira sözleşmesi farklı hükümler içerebilir.
Gürültü gibi somut ihlallerde kolluğa başvurmak kiracılar için en doğrudan yoldur. Karakola şikâyet, Alo 153 belediye hattını aramak ya da muhtarlığa başvurmak hem bir belge oluşturur hem de karşı taraf üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Bu başvurulardan elde ettiğiniz tutanak ve kayıtları saklayın; ileride ev sahibinizle veya mahkemede işe yarayabilir.
Şikâyetinizi destekleyen diğer komşular kat maliki sıfatını taşıyorsa onlarla iş birliği yapın. Kiracı olarak onları bilgilendirip delillerinizi paylaşmak, kat maliklerinin harekete geçmesine dolaylı da olsa katkı sağlayabilir. Sonuçta amaç aynıdır: apartman hayatının tüm sakinler için yaşanabilir olması.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınırsınız?

En yaygın hata, sözlü şikâyetle yetinip yazılı iz bırakmamaktır. Komşunuza kapı önünde ya da koridorda "bu gürültüden bıktım" demek duygusal olarak rahatlayıcı olabilir; ancak hukuki süreçte hiçbir değeri yoktur. Tüm iletişimlerin —yöneticiye, komşuya, muhtara— yazılı ve tarihli olması şarttır. Sözlü konuşmayı yapıyorsanız bile hemen ardından bir "hatırlatma" e-postası gönderin.
İkinci büyük hata, sabırsızlanarak doğrudan mahkemeye koşmaktır. Kat Mülkiyeti Kanunu'nun öngördüğü usul adımları —toplantı, karar, ihtarname— atlandığında dava usul eksikliği nedeniyle reddedilebilir ya da süreç uzar. Her adımı sırayla ve belgeleyerek ilerlemek, zaman kaybı gibi görünse de uzun vadede çok daha hızlı bir sonuca ulaştırır.
Üçüncü hata, duygusal tepkilerle tutarsız davranmaktır. Komşuyla tartışmaya girmek, tehdit savurmak ya da sosyal medyaya gürültülü paylaşımlar yapmak hem davranışınızın güvenilirliğini zedeler hem de karşı tarafın avukatına malzeme verebilir. Süreç boyunca sakin, belgeli ve hukuki kanallarla sınırlı bir tutum sergilemeniz hem sizin hem de davanızın lehinedir.
- Şikâyetleri yalnızca sözlü yapmak — yazılı delil bırakmadan.
- Yeterli çoğunluk sağlanmadan kat malikleri kurulunda karara çalışmak.
- İhtarname göndermeden ya da süresini beklemeden dava açmaya çalışmak.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?
Bir apartmanın veya sitenin yönetimi dijital araçlarla desteklendiğinde şikâyet süreçleri çok daha izlenebilir ve güçlü bir hâl alır. Site Yönetimi platformu kullanılan bir apartmanda yaşıyorsanız, şikâyetinizi sistem üzerinden yazılı olarak iletme imkânınız doğar. Bu iletişim zaman damgasıyla kayıt altına alınır; "ben söyledim, yönetici duymadı" tartışması ortadan kalkar.
Platform, şikâyetin yöneticiye ulaşıp ulaşmadığını, okunup okunmadığını ve yanıtlanıp yanıtlanmadığını sakin tarafından takip edilmesine imkân tanır. Bu şeffaflık, hem yönetimi harekete geçmeye zorlar hem de sakin olarak elinizde sistematik bir iletişim kaydı oluşur. Mahkeme sürecinde "yöneticiye birden fazla kez yazılı başvurdum ve yanıt gelmedi" ifadesini destekleyen platform kayıtları güçlü bir delil niteliği taşıyabilir.
Aidat borcu da çekilmezliğin bir boyutunu oluşturabileceğinden, borçlu komşunun durumunun şeffaf biçimde görülebilmesi kat maliklerinin karar sürecini destekler. Platform üzerinden mali tablo takibi, yöneticinin kat malikleri kuruluna sunacağı raporun güvenilirliğini artırır. Ayrıca toplantı çağrıları, gündem paylaşımı ve tutanak yayınlama gibi özellikler kurulun usul gerekliliklerini eksiksiz yerine getirmesine yardımcı olur.
Sistem üzerinden belgelenen şikâyetler birden fazla sakin tarafından desteklendiğinde —örneğin birkaç kat malikinin aynı komşu hakkında yazılı başvurusu varsa— bu toplu kayıt kat malikleri kurulu gündemine taşınan davanın ağırlığını artırır. Dijital iz bırakan bir yönetim sistemi, salt şikâyet defterinden çok daha etkilidir. Bu, hem yönetimin hem de sakinlerin korunduğu bir ortam yaratır.
Sık Sorulan Sorular
Komşum kiracı; onun değil daire sahibinin dairesini mi satmaya zorlarım?
Evet, hukuki hedef her zaman kat malikinin mülkiyetidir. Kiracı bağımsız bölümü kullanıyor olsa da Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde sorumluluk ve dava muhatabı kat malikini kapsar. Ancak kat malikinin kiracısını tahliye ederek davranışlara son vermesi de olası bir çözümdür. Kiracıyı tahliye eden kat maliki, dava konusu davranışların sona erdiğini ispatlayabilirse süreç farklı bir boyut kazanabilir.
Kaç komşu şikâyet etmeli, tek başıma yeterli miyim?
Tek bir kat maliki olarak şikâyet edebilir ve belirli koşulların varlığında kat malikleri kurulu kararı olmaksızın da dava açabilirsiniz; ancak bu yol daha zorludur. Genel olarak birden fazla sakin tarafından belgelenen şikâyet hem kat malikleri kurulunda karar alınmasını kolaylaştırır hem de mahkemede daha güçlü bir tablo oluşturur. Özellikle ortak alanları etkileyen ya da birden fazla daireyi rahatsız eden durumlar, toplu şikâyet mekanizmasına daha iyi yanıt verir.
Bu dava ne kadar sürer ve maliyeti nedir?
Dava süresi mahkemenin iş yüküne, itirazların kapsamına ve bilirkişi süreçlerine göre değişir; ortalama birkaç aydan bir yıla kadar uzayabilir. Maliyet; avukatlık ücreti, mahkeme harçları, noter giderleri ve olası bilirkişi ücretlerinden oluşur. Dava kazanılırsa yargılama giderleri karşı tarafa yüklenebilir. Kesin rakamlar avukatınızla ilk görüşmede netleştirilmelidir; durumun karmaşıklığına göre büyük farklılıklar oluşabilir.
Mahkeme kararından sonra komşu satmayı reddederse ne olur?
Mahkeme kararıyla belirlenen süre içinde daire satılmazsa alacaklı taraf icra yoluna başvurabilir. İcra dairesi üzerinden daire açık artırmayla satışa çıkarılır. Elde edilen bedelden mahkeme ve icra masrafları karşılandıktan sonra kalan tutar kat malikine ödenir. Yani kat maliki mülkünü kaybeder ancak satış bedelini alır. Bu süreç icraya başvuru ve artırma prosedürleri nedeniyle ek zaman alabilir.
Şikâyet ettiğimde komşu beni mahkemeye verirse ne olur?
Hukuki yollarla, usulüne uygun yapılan şikâyetler yasal güvence altındadır. Yöneticiye yazılı bildirmek, kat malikleri kurulunda dile getirmek veya mahkemeye başvurmak, iyi niyet çerçevesinde yapıldığı sürece hukuki bir sorumluluk doğurmaz. Ancak sosyal medyada isim vererek iftiraya yönelen, tehdit veya hakaret içeren eylemler ters tepebilir. Tüm süreç boyunca belgeli, sakin ve hukuki kanallarla sınırlı kalmak hem sizi korur hem de davanızın güvenilirliğini artırır.
İhtarnameye komşu olumlu yanıt verirse süreç durur mu?
İhtarnameye olumlu yanıt verilmesi ve davranışların gerçekten sona ermesi, dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırabilir. Hukuki amaç cezalandırmak değil, apartman hayatını yeniden yaşanabilir kılmaktır. Komşu davranışlarını düzeltirse ve belirli bir süre boyunca bu düzelme belgelenerek devam ederse kat malikleri kurulu dava açmama kararı verebilir. Ancak davranışların geçici bir süre kesilip yeniden başlaması durumunda önceki ihtarname de delil olarak kullanılabilir.