Ciro kirası modelinde asgari garantiyi tutturamayan kiracı, tek başına bu gerekçeyle otomatik feshe maruz kalmaz. Fesih hakkının doğup doğmadığı; sözleşmenin tam metni, ihtarın usulüne uygun gönderilip gönderilmediği ve Türk Borçlar Kanunu'nun kira hükümlerine göre değerlendirilir. Sözleşmede "asgari garantiyi tutturamamak fesih sebebidir" gibi açık bir hüküm varsa bile, kiraya verenin sözleşmede öngörülen prosedürü eksiksiz uygulaması gerekir. Kiracı olarak haklarınızı bilmek, aceleci ya da hatalı bir feshe karşı durmanın ilk adımıdır.
Ciro Kirası Modeli Nasıl Çalışır?

AVM ve ticari alanlarda yaygınlaşan ciro kirası modelinde kira bedeli iki katmandan oluşur: sabit bir asgari taban (asgari garanti kirası) ve bu tabanın üzerinde gerçekleşen ciroya uygulanan değişken bir yüzde. Mantık basittir; iyi dönemlerde kiraya veren de cirodaki artıştan pay alır, zor dönemlerde kiracı en azından asgari garantiyi ödemekle yükümlüdür.
Asgari garanti kira, mağazanın hiç satış yapmasa dahi ödeyeceği taban bedeldir. Bu rakam sözleşmede genellikle aylık ya da yıllık olarak belirlenir; zaman zaman enflasyon veya TÜFE'ye endeksli artış klozlarıyla birleştirilir. Değişken ciro payı ise aylık net ciro üzerinden belirli bir yüzde olarak hesaplanır ve çoğu sözleşmede asgari garanti ile karşılaştırılarak "hangisi büyükse o ödenir" mantığıyla uygulanır.
Kiracı açısından en kritik nokta şudur: Sözleşmede "ciro payı" ile "asgari garanti" arasındaki ilişki nasıl tanımlanmış? Bazı sözleşmeler yalnızca asgari garantiyi sabit bir yükümlülük olarak öngörürken, bazıları ciro eşiğini ayrı bir performans taahhüdü olarak konumlandırır. Bu ayrım, fesih hakkının doğup doğmadığını doğrudan etkiler.
Pratikte pek çok kiracı, salgın, ekonomik daralma veya AVM'nin ortak alanlarında yaşanan sorunlar nedeniyle belirli dönemlerde ciro hedeflerini tutturamayabilir. Bu gerçeklik, "asgari tutamayan otomatik feshedilir" gibi basit bir formülle çözülemeyecek kadar karmaşık bir hukuki zemine oturur.
Asgari Garantiyi Tutturamamak Her Zaman Fesih Sebebi Midir?

Kısa cevap: Hayır, her zaman değil. Fesih hakkının doğması için öncelikle sözleşmede bu durumun açıkça bir fesih sebebi olarak düzenlenmiş olması gerekir. Sözleşmede "asgari garantiyi iki ardışık ay tutturamayan kiracının sözleşmesi feshedilebilir" gibi bir hüküm yoksa, salt bu gerekçeyle fesih hakkı doğmaz.
Sözleşmede fesih sebebi olarak sayılmış olsa dahi Türk Borçlar Kanunu, kiraya verene bazı usul yükümlülükleri yükler. Kiraya veren, kiracıya yazılı ihtar göndermeden ve uygun bir süre tanımadan doğrudan fesih yoluna gidemez. İhtarın içeriği, usulü ve tebliğ biçimi son derece önemlidir; şekil şartına uymayan ihtar, fesih hakkını doğurma bakımından sonuç doğurmaz.
Asgari garantiyi tutturamama durumunun tek başına fesih sebebi sayılması için sözleşmede bu hükmün açık, net ve tartışmaya yer bırakmayacak biçimde yazılmış olması gerekir. "Ciro taahhüdü" ile "asgari garanti ödeme yükümlülüğü" kavramlarını karıştırmamak önemlidir: Asgari garantiyi ödeyememek (ödeme temerrüdü) ile garanti tutarına karşılık gelen ciroya ulaşamamak (performans taahhüdü ihlali) hukuki açıdan farklı değerlendirilir.
Özetle: Asgari garantiyi ödüyorsunuz ama ciroya göre belirlenen tutarın altında kalıyorsanız, bu durum genellikle bir fesih sebebi değil, değişken ciro payının hesaplanmama durumudur. Ödeme temerrüdünde ise tablo farklılaşır ve bu bölümü ayrıca incelemek gerekir.
Sözleşme Metnini Nasıl Okumalısınız?

Sözleşme metni, tüm bu sorunların tek çözüm anahtarıdır. Elinizdeki sözleşmede özellikle şu maddeleri arayın: kira bedelinin tanımlandığı bölüm (asgari garanti ve ciro payı nasıl hesaplanıyor?), temerrüt hükümleri (ödeme gecikmesinde ne oluyor?), fesih sebepleri (hangi durumlar kiraya verene fesih hakkı veriyor?) ve ihtar prosedürü (fesihten önce ne kadar süre tanınacak?).
Özellikle dikkat edilmesi gereken ifade kalıpları şunlardır: "cayma hakkı", "fesih hakkı", "sözleşmenin kendiliğinden sona ermesi" ve "kira sözleşmesinin yenilenmemesi". Bu dört kavram birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Sözleşmede "asgari garanti tutulmazsa sözleşme kendiliğinden sona erer" gibi bir ifade varsa, bu çözüm koşulu olarak değerlendirilebilir; ancak bu tür hükümlerin Türk mahkemelerince nasıl yorumlandığı çok sayıda faktöre bağlıdır.
Sözleşme dilini kendi başınıza değerlendirmekte güçlük çekiyorsanız, ticari kira alanında deneyimli bir avukattan hukuki görüş almanız hem zaman hem de para açısından en verimli yoldur. Beş yıllık bir kira sözleşmesinde yapılacak hatalı bir değerlendirme, ilerleyen dönemde çok daha büyük maliyetlere yol açabilir.
Sözleşmenin imzalandığı tarih ve yürürlükteki mevzuat da önem taşır. Türk Borçlar Kanunu'nun işyeri kiralarına ilişkin hükümleri, tarafların sözleşme özgürlüğünü belirli sınırlar içinde tanısa da kiracıyı koruyan bazı düzenlemeler içerir. Bu nedenle "sözleşmede yazıyor, dolayısıyla kesinlikle geçerlidir" gibi bir varsayımla hareket etmek her zaman doğru olmayabilir.
Ödeme Temerrüdü ile Ciro Taahhüdü İhlali Arasındaki Fark

Pratikte en sık karıştırılan iki kavram bunlardır ve hukuki sonuçları birbirinden önemli ölçüde ayrışır. Ödeme temerrüdü, kiracının sözleşmede belirlenen kira bedelini (asgari garanti dahil) zamanında ödememesidir. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri çerçevesinde kiraya verene ihtardan sonra fesih hakkı tanır.
Ciro taahhüdü ihlali ise farklı bir kavramdır: Kiracı asgari garanti kira bedelini düzenli ödüyor, ancak sözleşmede "en az X TL ciro" gibi ayrı bir performans hedefi öngörülmüşse ve bu hedefe ulaşamıyorsa, bu durum bir taahhüt ihlali olabilir. Ancak bu ihlal, otomatik fesih sonucunu doğurmaz; sözleşmede bu duruma özgü açık bir fesih hükmünün varlığı, ihtar prosedürü ve ihlalinin süreklilik göstermesi gibi koşullar aranır.
Kira bedelini ödüyorsunuz ama ciroya göre değişken pay hesaplanmıyorsa, bu durum tam anlamıyla bir fesih gerekçesi olmaktan çok, ödeme tutarına ilişkin bir hesaplama meselesidir. Kiraya veren, "asgari garantinin üzerinde ciro yapamadın, dolayısıyla feshediyorum" diyemez; yapacağı şey, sözleşmedeki ilgili hüküm çerçevesinde ve hukuki prosedüre uygun biçimde hareket etmektir.
Bu ayrımı bilmek, gelen bir ihtar veya fesih bildirimine nasıl yanıt vereceğinizi şekillendirir. Karşı taraf hangi hukuki gerekçeye dayanıyor, bu gerekçe gerçekten uygulanabilir mi ve prosedüre uyulmuş mu? Bu sorulara yanıt vermeden harekete geçmemek önemlidir.
Fesih Prosedürü: Kiraya Veren Ne Yapmalı, Kiracı Ne Beklemeli?

Kiraya veren, fesih hakkını kullanmak istiyorsa sözleşmede ve kanunda öngörülen prosedürü eksiksiz uygulamak zorundadır. Bu prosedürün ilk adımı genellikle yazılı ihtardır. İhtar; ihlal edilen hükmü, kiracıdan beklenen düzeltme eylemini ve verilen süreyi açıkça belirtmeli, noter kanalı veya taahhütlü posta gibi ispat gücü yüksek bir yöntemle tebliğ edilmelidir.
İhtar süresi sözleşmede belirtilmişse o süre geçerlidir; belirtilmemişse Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uygulanır. Kiracının verilen süre içinde ihlali gidermesi (örneğin gecikmiş kira bedelini ödemesi) halinde fesih hakkı düşer. Kiracı ihlali gidermezse kiraya veren sözleşmeyi feshedebilir ya da tazminat talep edebilir.
Kiracı olarak almanız gereken ilk adım şudur: Elinize geçen her belgeyi (ihtar, ihtarname, e-posta, mesaj) tarihiyle birlikte saklayın. İhtar usule uygun değilse veya sözleşmede öngörülen prosedür izlenmemişse, bu durum karşı tarafın hukuki elini zayıflatır. Uygulamada pek çok fesih girişimi, usul hatalarından dolayı geçersiz sayılmıştır.
Fesih bildirimini aldıktan sonra kendinize şu soruları sorun: İhtar usule uygun mu tebliğ edildi? Sözleşmede bu duruma özgü bir fesih hükmü var mı? Süre tanındı mı? Eğer bu sorulardan herhangi birine "hayır" diyebiliyorsanız, bir avukata danışmak ve itiraz sürecinizi başlatmak zamanı gelmiş demektir.
Örnek İtiraz Mektubu Taslağı:
"[Kiraya Veren Adı/Ünvanı]'na,
[Tarih] tarihli ihtarnamenizi tarafıma ulaştı. Söz konusu bildirimde belirtilen gerekçeyi ve atıfta bulunulan sözleşme hükmünü incelemiş bulunmaktayım. [İlgili gerekçe] konusunda aşağıdaki itirazlarımı bildiririm: [İtiraz gerekçesi]. Bu nedenle tarafımca hukuka aykırı bulduğum fesih bildiriminin geri alınmasını talep eder, hukuki haklarımı saklı tuttuğumu bildiririm."
AVM Yönetiminin Sorumluluğu Var mıdır?

Ciro hedeflerini tutturamamanın arkasında zaman zaman AVM yönetiminin kusurlu davranışı yatabilir. Ortak alanların bakımsız bırakılması, giriş kapılarının uzun süre kapalı tutulması, tanıtım faaliyetlerinin yetersizliği, park alanlarının işlevsiz hale gelmesi veya komşu mağazaların ani kapanması gibi durumlar, mağazanızın cirosunu doğrudan etkiler. Bu tür durumlarda kiracı olarak hukuki savunmanız güçlenebilir.
Kiraya verenin (AVM yönetiminin) sözleşmeden doğan yükümlülükleri arasında kira konusunun amacına uygun kullanımını sağlamak da yer alır. Eğer AVM'nin sağlamaması gereken bir ortam (yeter düzeyde müşteri akışı, işlevsel ortak alanlar, tanıtım desteği gibi) sözleşmede güvence altına alınmış ama yerine getirilmemişse, bu durum ciro düşüklüğünü meşrulaştıran ve fesih talebine itirazı güçlendiren bir argümana dönüşebilir.
Bu nedenle kiraya veren sizi ciro gerekçesiyle fesih tehdidiyle karşı karşıya bıraktığında, yalnızca kendi performansınızı değil, AVM'nin yükümlülüklerini de gözden geçirin. Kira dönemindeki müşteri sayısı verileri, ortak alan etkinlik kayıtları, AVM yönetiminden gelen bildirimler ve benzer dönemde komşu mağazaların yaşadığı ciro düşüşleri, bir uyuşmazlıkta elinizi güçlendirecek kanıtlara dönüşebilir.
Bu tür bilgileri düzenli ve belgelenmiş biçimde tutmak, ileride ortaya çıkabilecek bir uyuşmazlıkta çok değerlidir. Anlık mesajlaşmalar, e-postalar ve resmi bildirimler; tarih ve içerik bakımından saklanmaya değer her belgedir. Yönetim kaynaklı sorunlarda sözleşmenin feshedilebileceği durumlar için ilgili içeriğimize de göz atabilirsiniz.
Ciro Raporlamasında Şeffaflık Sorunu

Ciro kirasının sağlıklı işleyebilmesi için her iki tarafın da güvenilir ve denetlenebilir rakamlara erişmesi gerekir. Kiracı, gerçek cirosunu belgelemelidir; kiraya veren ise bu verileri kendi bağımsız kaynaklarıyla karşılaştırabilmelidir. Pratikte ise bu denge her zaman kurulamamaktadır.
Kiraya veren tarafından sorgulanan ciro rakamları, bir uyuşmazlığın fitilini ateşleyebilir. "Cironu düşük bildiriyorsun" iddiası ile "asgari garantiyi tutturamıyorsun" iddiası tamamen farklı hukuki zeminlerde değerlendirilir. Birincisi bir beyan yükümlülüğü ihlali, ikincisi ise performans taahhüdü meselesidir. Bu farkı netleştirmeden herhangi bir adım atmamak gerekir.
Kiracı olarak alınabilecek en iyi önlem, ciro raporlamalarını düzenli, tutarlı ve belgelenmiş biçimde yapmaktır. Pos cihazı kayıtları, muhasebe yazılımı çıktıları ve mali müşavir onaylı beyanlar, ileride oluşabilecek bir itirazda güçlü bir temel oluşturur. Bu belgelerin bir kopyasını her zaman erişilebilir bir dijital ortamda tutmak, olası bir uyuşmazlıkta zaman kaybettirmeyecek bir hazırlık sağlar.
Hem kiracının hem de yönetimin aynı verilere güvenilir biçimde erişebildiği, tarih damgalı ve izlenebilir bir raporlama sistemi kullanılması; anlaşmazlıkların büyümeden çözülmesini kolaylaştırır. Asgari garanti kira ve ciro karması modelinin nasıl çalıştığını detaylı biçimde inceleyen içeriğimize de bakabilirsiniz.
Site Yönetimi ile Ticari Mülk Süreçleri Nasıl Daha Şeffaf Yönetilir?

Ciro kirası uyuşmazlıklarının büyük bölümünün altında bir şeffaflık eksikliği yatar: Kiracı neyin ne zaman talep edildiğini tam bilemez; yönetim ise ödemelerin ve bildirimlerin izini kaybeder. Bu boşluk, zamanla güven erozyonuna ve sözleşme krizlerine zemin hazırlar.
Site Yönetimi platformu, apartman, site ve rezidansların yanı sıra AVM ve ticari komplekslerin yönetimi için de tasarlanmıştır. Ortak gider dökümlerini ve borç-alacak bildirimlerini kiracıyla şeffaf biçimde paylaşabilirsiniz; bu sayede "ben böyle bir bildirim almadım" tartışmaları ortadan kalkar. Arıza ve bakım talepleri zaman damgalı olarak açılır ve her adımın kaydı tutulur; böylece yönetimin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği belgelenmiş olur. Duyurular, raporlar ve önemli belgeler tek bir platformdan yönetildiği için hem kiracı hem yönetim aynı bilgiye aynı anda erişir.
Bir uyuşmazlık çıktığında en çok işe yarayan şey, her iki tarafın da güvenebileceği kayıtlardır. Platform, yönetimin operasyonel sorumluluklarını görünür kılarken kiracıların da ödeme ve bildirim geçmişine her an erişmesine olanak tanır. Kâğıt veya mesajlaşma uygulaması üzerinden yürütülen iletişimin aksine, platform üzerinden yapılan her işlem tarih ve içerik bakımından izlenebilir.
Yönetim şeffaflığını artırmak ve olası uyuşmazlıklara karşı belgelenmiş bir altyapı oluşturmak isteyen yapılar için bu tür dijital araçlar giderek daha kritik bir işlev üstleniyor. Ciro kirası gibi karmaşık bir modelde taraflar arasındaki bilgi simetrisi, anlaşmazlıkları büyümeden çözmenin en etkili yoludur.
Sık Yapılan Hatalar ve Kaçınılması Gerekenler

En yaygın hatanın başında, ihtarı ciddiye almamak gelir. Kiraya verenden gelen yazılı bir bildirim, ne kadar haksız görünse de yanıtsız bırakılmamalıdır. İhtar süreleri sözleşmede veya kanunda belirlenmiş olup bu süreler hak düşürücü nitelik taşıyabilir. Bir ihtar alındığında yapılacak ilk iş, içeriğini dikkatle okumak ve yanıt vermeden önce hukuki görüş almaktır.
İkinci yaygın hata, sözlü anlaşmalara güvenmektir. "Yönetim müdürü bize bu ay esneklik tanıyacaklarını söyledi" gibi sözlü beyanlar, hukuki bir uyuşmazlıkta neredeyse hiçbir değer taşımaz. Kiraya veren tarafıyla yapılan her mutabakat, yazılı olarak belgelenmelidir. E-posta bile, noter ihtarına kıyasla zayıf bir kanıt olsa da hiç yoktan iyidir.
Üçüncü hata, sözleşmeyi imzaladıktan sonra bir daha okumamaktır. Yıllarca süren kira ilişkisinde sözleşme metni en temel başvuru kaynağıdır. Fesih prosedürleri, ihtar süreleri, ek yükümlülükler ve özel hükümler; uyuşmazlık anında ilk kez okunmamalı, periyodik olarak gözden geçirilmelidir.
Son olarak, "zaten benim haklıyım" varsayımıyla hareket etmek ciddi riskler yaratır. Hukuken haklı olduğunuz bir konuda bile usule uymamak veya geç kalmak, haklarınızı yitirmenize yol açabilir. Proaktif bir tutum; ödeme düzenini korumak, bildirimleri zamanında yapmak ve belgelemek, uzun vadede en güçlü savunmayı oluşturur.
Sık Sorulan Sorular
Asgari garanti kira bedelini ödedim ama ciro hedefini tutturamadım; feshedilir miyim?
Asgari garanti kira bedelini düzenli ödediğiniz sürece, yalnızca "ciro hedefini tutturamama" gerekçesiyle fesih hakkı doğmaz. Fesih için sözleşmede buna özgü açık bir hüküm, usule uygun ihtar ve kanunda öngörülen prosedürün tamamı gerekir. Asgari garanti ödemesi ile ciro performans taahhüdü iki ayrı kavramdır; ödeme temerrüdü yoksa fesih zemini oldukça zayıftır.
Kiraya veren ihtar göndermeden doğrudan fesih bildiriminde bulunabilir mi?
Türk Borçlar Kanunu ve genel hukuk ilkeleri çerçevesinde kiraya verenin, fesihten önce kiracıya ihlali giderme fırsatı tanıması gerekir. İhtarsız ve süre tanınmaksızın yapılan fesih bildirimi hukuka aykırı olabilir. Sözleşmenizde özel bir prosedür belirlenmişse o prosedüre uyulması zorunludur; belirlenmemişse Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri devreye girer.
AVM yönetiminin ortak alanları kötü yönetmesi ciro düşüklüğüm için geçerli bir savunma oluşturur mu?
Evet, bu tür durumlarda savunmanızı güçlendirebilir. Kiraya verenin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi (ortak alanların bakımsızlığı, yetersiz müşteri akışı, tanıtım eksikliği gibi), ciro düşüklüğünüze sebep olduğunu gösteren belgelerle desteklenirse fesih talebine itirazda işe yarayabilir. Bu konudaki delilleri (şikâyet yazışmaları, ortak alan sorunlarını belgeleyen fotoğraf ve bildirimler) titizlikle saklayın.
Ciro raporlamam kiraya veren tarafından sorgulanıyorsa ne yapmalıyım?
Pos kayıtları, muhasebe yazılımı çıktıları ve mali müşavir onaylı belgelerle ciro raporlamanızı belgelenmiş biçimde sunun. Kiraya verenin "cironu düşük bildiriyorsun" iddiası, hukuki açıdan ispat yükü kiraya verende olan bir iddiadır. Gerçek ciro rakamlarınızı resmi belgeyle ortaya koyabildiğiniz sürece bu tür iddialara karşı güçlü bir konumda olursunuz.
İhtar aldıktan sonra ne kadar sürem var ve ne yapmalıyım?
İhtar süreniz, sözleşmede belirtilen süre ya da Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmü çerçevesinde belirlenir. İhtarı alır almaz önce içeriğini dikkatlice okuyun, ardından bir avukata danışın. Süre içinde ihlali giderebiliyorsanız (örneğin gecikmiş kira bedelini ödeyerek) bunu yapın ve ödemeyi yazılı olarak belgeleyin. İtiraz etmeniz gerekiyorsa usule uygun biçimde ve süre içinde yanıt verin.
Sözleşmede "asgari garantiyi tutturamamak fesih sebebidir" yazıyor; bu hüküm kesinlikle geçerli midir?
Bu tür hükümler Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde geçerli olabilir; ancak geçerliliği ve uygulanabilirliği hükmün tam metni, sözleşmenin bütünü ve hukuki denetime göre şekillenir. "Fesih sebebidir" yazmak, prosedür zorunluluklarını ortadan kaldırmaz; kiraya veren yine de usule uygun ihtar göndermek ve süre tanımak zorundadır. Bu hükmü içeren bir sözleşmedeyseniz mutlaka ticari kira alanında deneyimli bir avukattan görüş alın.