Kentsel dönüşümde üçte iki çoğunluk kuralı, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun çerçevesinde belirlenmiştir: riskli yapı kararı kesinleşmiş bir binada, arsa payı itibarıyla en az üçte iki oranında kat malikinin anlaşması durumunda yıkım ve yeniden yapım süreci başlatılabilir. Bu oran kafa sayısıyla değil, tapuda kayıtlı arsa paylarıyla hesaplanır. Üçte iki oranının altında kalan "azınlık" malikler, bu karara uymak zorunda kalabilir; ancak kanun onlara da belirli güvenceler tanımıştır.
Üçte İki Çoğunluk Nasıl Hesaplanır?

Apartmanınızda 10 daire varsa ve siz 10 dairenin her birinin eşit oy hakkına sahip olduğunu düşünüyorsanız, bu yanıltıcı bir basitleştirmedir. Kentsel dönüşüm sürecindeki üçte iki çoğunluk, tapu sicilinde her bağımsız bölüme özgülenmiş arsa payı üzerinden hesaplanır. Örneğin zemin kattaki bir dükkan üst kattaki iki daireden daha büyük bir arsa payına sahip olabilir; bu durumda o dükkan sahibinin "ağırlığı" daha fazladır.
Hesaplama için önce binadaki tüm bağımsız bölümlerin toplam arsa payı bir bütün (genellikle 100 veya 1000 pay üzerinden) olarak alınır. Ardından dönüşüme "evet" diyen maliklerin payları toplanır. Bu toplam, tüm payların üçte ikisine eşit ya da fazlaysa karar alınmış sayılır. Kiracılar bu hesaplamada yer almaz; çünkü arsa payı mülkiyet hakkına dayanır, kira sözleşmesine değil.
Dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur: birden fazla dairesi olan bir malik, her dairesi için ayrı pay sahibidir. Dolayısıyla üçte iki çoğunluğu zorlamak isteyen müteahhitler ya da büyük pay sahipleri, birkaç daireyi satın alarak bu eşiği daha kolay aşabilir. Bu durum, küçük pay sahibi sakinlerin süreçte kendini dışlanmış hissetmesine yol açabilir; bu nedenle kararların şeffaf biçimde alınması son derece önemlidir.
Eğer tapunuzda arsa payınızın ne kadar olduğundan emin değilseniz, tapu senedinizdeki "arsa payı" hanesine bakmanız yeterlidir. Tapu Müdürlüğü'nden veya e-Devlet üzerinden de bu bilgiye ulaşabilirsiniz. Dönüşüm sürecine katılmadan önce bu rakamı net olarak bilmek, haklarınızı doğru değerlendirmenize doğrudan katkı sağlar.
Hangi Kararlar Üçte İki Çoğunlukla Alınabilir?

6306 sayılı Kanun kapsamında üçte iki çoğunluğun önemi, öncelikle riskli yapı tespit kararının kesinleşmesinden sonra başlar. Bina riskli ilan edildiğinde malikler bir araya gelir ve binanın nasıl dönüştürüleceğine, hangi müteahhitle çalışılacağına ve ne tür bir yapı inşa edileceğine dair anlaşma sağlamaya çalışır. İşte bu anlaşma, üçte iki arsa payı çoğunluğuyla gerçekleşebilir.
Üçte iki oranıyla alınabilen başlıca kararlar şunlardır: binanın yıkılıp yeniden inşa edilmesi, uygulanacak projenin ve müteahhidin seçimi, kat karşılığı ya da başka bir sözleşme modelinin benimsenmesi. Bunlara ek olarak yapılacak binanın mimari konsepti, dairelerin dağılımı ve yüklenici ile imzalanacak sözleşmenin temel koşulları da çoğunluk kararıyla şekillenebilir. Bu geniş yetki alanı, azınlıkta kalan maliklerin süreçten haberdar olmasını ve haklarını zamanında kullanmasını zorunlu kılar.
Önemli bir ayrımı da vurgulamak gerekir: riskli yapı tespitine itiraz etmek ayrı bir hukuki süreçtir ve bu süreçte her malik bireysel olarak hak kullanabilir. Ancak tespit kesinleştikten sonra dönüşüm kararına itiraz yolu neredeyse kapanmış olur; artık müzakere ve uzlaşı zeminine geçilir. Bu nedenle riskli yapı tespiti aşamasında hızlı davranmak, ilerleyen süreçteki pazarlık gücünüzü doğrudan etkiler.
Üçte İki Çoğunluğa Ulaşılamazsa Ne Olur?

Çoğunluğa ulaşılamadığında süreç tamamen durmuyor; kanun, tıkanan müzakerelere farklı bir çıkış yolu tanıyor. 6306 sayılı Kanun'a göre, riskli yapıda anlaşma sağlanamayan ve üçte iki çoğunluğa dahil olmayan maliklerin payları, Bakanlık tarafından açık artırmayla satışa çıkarılabilir. Bu mekanizma, azınlıkta kalan maliklerin süreç üzerinde sonsuza kadar veto hakkı kullanmasını engellemek amacıyla tasarlanmıştır.
Açık artırmayla satışta öncelik sırası belirlenmiştir: önce diğer kat maliklerine, ardından müteahhide, son olarak da üçüncü kişilere satış teklif edilir. Azınlıktaki malik satışa razı olmazsa payı belirlenen bedel üzerinden kamulaştırılabilir. Bu süreçte belirlenen bedelin piyasa değerini tam olarak yansıtıp yansıtmadığı tartışmalı olabilir; bu nedenle bir değerleme uzmanından destek almak faydalı olabilir.
Azınlıkta kalmak mutlaka yanlış bir tercih değildir; ancak bu tercihin maliyeti ve sonuçları net biçimde anlaşılmalıdır. Eğer pazarlık gücünüzü artırmak istiyorsanız, dönüşüm sürecinin erken aşamalarında aktif olmak, müzakere toplantılarına katılmak ve teklifleri yazılı olarak talep etmek en etkili yoldur. Sessiz kalmak, çoğunluğun aldığı kararların sizin adınıza da alınmış sayılmasına zemin hazırlar.
Azınlıktaki Sakinlerin Hakları Nelerdir?

Üçte iki çoğunluk kararına dahil olmayan bir malik olarak kendinizi savunmasız hissedebilirsiniz; ama kanun bu konuda tamamen sessiz değildir. Azınlıkta kalan malikler, sürece itiraz etme hakkına sahiptir ve bu itirazlar idare mahkemelerine taşınabilir. Özellikle usul hatası (toplantıya çağrılmama, eksik bildirim, yanlış arsa payı hesabı gibi) varsa kararın iptali mümkün olabilir.
Bunun yanı sıra, payı satışa çıkarılmadan önce malike yazılı bildirim yapılması zorunludur. Bu bildirim, taşınmazın ne kadar süre içinde ne koşullarda satılacağını açıkça içermelidir. Bildirim yapılmadan gerçekleştirilen satış işlemleri hukuken sakatlanabilir. Dolayısıyla herhangi bir tebligat aldığınızda tarihini ve içeriğini dikkatlice kayıt altına almanız, ileride hak arayışı için kritik önem taşır.
Kiracılar ise ayrı bir konumdadır: kiracıların oylamada oy hakkı yoktur; ancak tahliye süreçlerinde konut kiracılarına belirli süreler tanınır ve kira yardımı imkânı söz konusu olabilir. Kiracı olarak yaşıyorsanız, mal sahibinizin dönüşüm kararı aldığını öğrendiğiniz anda tahliye koşullarını, varsa kira yardımı başvurusunu ve yeniden yerleşim haklarını araştırmanız gerekir. Bu haklar, müteahhit veya idareyle yürütülen müzakerelerde ayrıca ele alınır.
Azınlıktaki malik ya da kiracı olarak en sağlam adım, bir avukattan hukuki danışmanlık almak ve tüm yazışmaları, toplantı tutanaklarını, tebligatları arşivlemektir. Hukuki süreçlerde belge eksikliği, en güçlü argümanı bile zayıflatabilir.
Müteahhit Seçimi ve Sözleşme Şartları: Dikkat Edilmesi Gerekenler

Üçte iki çoğunluk, müteahhit seçimini de kapsadığından bu karar son derece stratejik bir öneme sahiptir. Malikler arasında anlaşmazlık çıkmasının en sık nedenlerinden biri, müteahhidin kim tarafından ve nasıl önerildiğidir. Bazı maliklere farklı teklifler yapılabilir, bazıları sürece daha geç dahil edilebilir; bu eşitsizlikler ilerleyen aşamalarda ciddi uyuşmazlıklara dönüşebilir.
Sözleşme koşulları da en az müteahhit seçimi kadar kritiktir. Hangi dairenin hangi kata ve hangi cepheye denk geleceği, yeniden yapım sürecinde geçici konut veya kira yardımı sağlanıp sağlanmayacağı, inşaat süresinin aşılması durumunda uygulanacak yaptırımlar ve teslim garantileri sözleşmede açıkça yer almalıdır. "Zaten anlaşacağız" varsayımıyla imzalanan muğlak sözleşmeler, yıllar içinde büyük anlaşmazlıklara zemin hazırlar.
Müteahhit seçimi ve sözleşme hazırlama konularında daha ayrıntılı bilgi için kentsel dönüşümde müteahhit seçimi ve sözleşme başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz. Bu rehberde sözleşmelerde bulunması gereken temel maddeler ve müteahhit değerlendirme kriterleri ele alınmaktadır.
Herhangi bir anlaşmazlık ya da çatışma halinde, toplantıların noter huzurunda yapılması ya da en azından tutanaklarının noter onaylı olması, ileride mahkeme sürecine girmeniz durumunda elinizi güçlendirir. Çoğunluk kararının prosedüre uygun biçimde alındığını belgeleyen tutanaklar, hem lehte hem aleyhte davaların temel unsurunu oluşturur.
Oy Hakkı Kararları: Malikler Kaç Oyla Ne Karar Verebilir?

Kentsel dönüşüm özelinde üçte iki çoğunluk tartışılırken, genel apartman yönetiminde farklı karar eşiklerinin geçerli olduğunu da bilmek gerekir. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki olağan kararlar (ortak alan bakımı, yönetici seçimi, aidat miktarı gibi) için çoğunluk hesabı farklı yapılır; burada basit çoğunluk ya da farklı özel çoğunluklar söz konusu olabilir.
6306 sayılı Kanun'un getirdiği üçte iki eşiği ise standart Kat Mülkiyeti Kanunu prosedürlerinin dışında, özel bir kentsel dönüşüm rejimi olarak uygulanır. Bu iki rejimin birbiriyle karıştırılmaması önemlidir: sıradan bir apartman toplantısında alınan kararlar, riskli yapı sürecindeki üçte iki kural yerine geçmez. Kat malikleri kurulunun karar alma yetki sınırları ve farklı oy eşikleri hakkında kapsamlı bilgi için kat malikleri kaç oyla karar verir başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Pratikte pek çok sakin, hangi kararın hangi eşikle alındığını tam olarak bilmeden toplantılara katılır ve sonuçlarla karşılaştığında haklarını kullanmakta geç kalır. Bu nedenle, bir toplantı davetiyesi aldığınızda gündem maddelerini inceleyin; kararın hangi mevzuat çerçevesinde ve hangi oy eşiğiyle alınacağını sorgulamaktan çekinmeyin.
Sık Yapılan Hatalar ve Tuzaklar

Kentsel dönüşüm sürecinde sakinlerin en sık düştüğü tuzakların başında, riskli yapı tespitine itiraz süresini kaçırmak gelir. Tespit kararının tebliğinden itibaren belirli bir süre içinde idare mahkemesine başvurulması gerekir; bu süre geçirildiğinde itiraz hakkı önemli ölçüde daralır. "Sonra bakarız" yaklaşımı, çoğu zaman en temel hakları kaybetmeyle sonuçlanır.
Bir diğer yaygın hata, toplantılara katılmamak ya da vekaletname vermemektir. Üçte iki hesabında "hayır" oyu kullanmayan malikler ile oylama sürecine hiç katılmayan malikler aynı sonuçla karşılaşabilir: çoğunluk karar alır ve süreç ilerler. Fiilen oylama sürecinde yer almak, hem pazarlık pozisyonunuzu korur hem de olası bir itirazda usul ihlali iddiasını destekler.
Müteahhidin sunduğu ilk teklife hemen razı olmak da sık görülen bir hatadır. İlk teklif, genellikle müzakereye açık bir başlangıç noktasıdır. Benzer projelerdeki emsal değerlerini araştırmak, bağımsız bir değerleme yaptırmak ve teklifin ayrıntılarını bir avukata inceletmek, uzun vadede çok daha iyi koşullar elde etmenizi sağlayabilir.
Son olarak, kiracı ile malik haklarının karıştırılması da sık rastlanan bir sorundur. Kiracı olarak yaşıyorsanız, dönüşüm sürecindeki haklarınız malik haklarından farklıdır ve tahliye bildirimi aldığınızda ne yapmanız gerektiği konusunda bilgi eksikliği ciddi mağduriyetlere yol açabilir. Bu konuda hukuki destek almayı ertelemeyin.
Süreçte Site Yönetimi Nasıl İşe Yarar?

Kentsel dönüşüm süreci, yönetimsel belirsizliğin en yoğun yaşandığı dönemlerden biridir. Toplantı kararları, yazışmalar, aidat borçları ve tebligatlar arasında sakinlerin kendini kaybolmuş hissetmesi son derece yaygındır. Site Yönetimi platformu, bu süreçte hem maliklere hem de yöneticilere somut faydalar sunar.
Platformda her sakin, şikayet veya talebini uygulama üzerinden yazılı olarak iletebilir. Bu iletişim tarih damgalıdır ve her iki taraf için de kayıt altına alınır. Yönetimin verdiği yanıt da aynı şekilde sistemde saklanır; dolayısıyla "beni aradılar ama yanıt gelmedi" ya da "bu konuyu hiç bilmiyorduk" gibi söylemler ortadan kalkar. Kentsel dönüşüm toplantılarına çağrı, toplantı tutanakları veya müteahhit teklifleriyle ilgili bildirimler de platform üzerinden sistematik biçimde iletilebilir.
Aidat ve borç durumu şeffaflığı da kritik bir özellik olarak öne çıkar. Dönüşüm sürecinde bazı sakinler, birikmiş aidatlarını ödeyip ödemeyeceklerinden emin olamayabilir. Platform üzerinden kendi aidat/borç durumlarını anlık görmeleri, hem mali netlik sağlar hem de yöneticinin gereksiz baskı altına girmesini önler. Tartışmalı konuların belgelenmiş bir geçmişe sahip olması, olası hukuki süreçlerde de her iki taraf için koruyucu bir işlev görür.
Apartmanınız veya siteniz, Site Yönetimi platformunu kullanıyorsa arıza bildirimlerinden oy süreçlerine kadar pek çok iletişim kanalını dijital ortamda yönetebilirsiniz. Platform, sizi süreçte aktif ve belgelenmiş bir paydaş olarak konumlandırır; bu da hem haklarınızı korur hem de yönetimin hesap verebilirliğini artırır.
Örnek itiraz yazısı:
"[Tarih] tarihinde tarafıma tebliğ edilen riskli yapı tespit kararına itiraz ediyorum. Binanın yapısal incelemesi [kurum/tarih] verilerine dayanmaktadır ve bağımsız bir teknik değerlendirme yapılmasını talep ediyorum. İtirazımın [yetkili mercii] tarafından değerlendirilmesini saygıyla arz ederim."
Sık Sorulan Sorular
Üçte iki çoğunluk kafa sayısına göre mi, arsa payına göre mi hesaplanır?
Üçte iki çoğunluk, kafa sayısına değil tapuda kayıtlı arsa paylarına göre hesaplanır. Bu nedenle büyük arsa payına sahip bir malik, daha küçük paylı birden fazla malikle eşit ağırlıkta oy kullanabilir. Tapu senedinizdeki arsa payı hanesini kontrol ederek binadaki toplam pay içindeki konumunuzu anlayabilirsiniz.
Üçte iki çoğunluk kararına katılmak zorunda mıyım?
Hayır, katılmak zorunda değilsiniz; ancak kanun, anlaşmayan azınlık maliklerine belirli yaptırımlar öngörür. Üçte iki çoğunluğa ulaşıldığında, anlaşmayan maliklerin payları önce diğer kat maliklerine, ardından müteahhide, son olarak üçüncü şahıslara açık artırmayla satışa çıkarılabilir. Bu süreçten önce malike yazılı bildirim yapılması zorunludur.
Kiracı olarak kentsel dönüşümde oy kullanabilir miyim?
Hayır, kiracıların üçte iki çoğunluk oylamasında oy hakkı yoktur; bu hak yalnızca tapu sahibi kat maliklerine aittir. Ancak kiracılar tahliye süreçlerinde belirli haklara sahiptir. Dönüşüm kararı alındığında mal sahibinizle iletişime geçmeniz ve tahliye koşullarını, süresini ve olası kira yardımı imkânlarını öğrenmeniz önemlidir.
Riskli yapı tespitine nasıl itiraz edebilirim?
Riskli yapı tespit kararı size tebliğ edildiğinde, belirtilen süre içinde idare mahkemesine itiraz başvurusunda bulunabilirsiniz. Bu süre kısadır ve kaçırılması durumunda itiraz hakkınız büyük ölçüde daralır. Ayrıca bağımsız bir yapı değerlendirme uzmanından rapor aldırarak teknik itirazınızı güçlendirebilirsiniz. Hukuki danışmanlık almak bu aşamada kritik önem taşır.
Müteahhit seçimi ve sözleşme koşullarına itiraz edebilir miyim?
Evet, üçte iki çoğunluk toplantısında müteahhit seçimine ve sözleşme koşullarına itiraz edebilirsiniz. Azınlıkta kalsanız bile toplantıya katılmanız ve itirazlarınızı tutanağa geçirtmeniz, hem müzakere pozisyonunuzu korur hem de olası hukuki süreçlerde kullanabileceğiniz bir belge oluşturur. Özellikle usul hataları varsa (eksik bildirim, hatalı arsa payı hesabı gibi) kararın iptali için mahkemeye başvurulabilir.
Üçte iki çoğunluk sağlandıktan sonra ev sahibi benden ne kadar sürede evi boşaltmamı isteyebilir?
Riskli yapı kararı kesinleşip yıkım için resmi bildirim yapıldığında, maliklere ve kiracılara binanın boşaltılması için belirli bir süre tanınır. Bu süre, ilgili mevzuata ve yerel idarenin kararına göre değişebilir. Kiracıysanız, mal sahibinizden yazılı tahliye bildirimi almanız ve bu bildirimdeki tarihleri dikkatlice takip etmeniz gerekir. Süre ve koşullar konusunda belirsizlik varsa bir avukattan destek almanız önerilir.