Kentsel dönüşümde kat malikleri, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun gereğince en az üçte iki (2/3) çoğunlukla karar verebilir. Bu oran, arsa payı üzerinden hesaplanır; yani binanın fiziksel oy sayısı değil, her malike ait arsa payı toplamı esas alınır. Aşağıda bu sürecin her ayrıntısı, itiraz hakları ve pratik senaryolar aktarılmaktadır.
Yasal Dayanak: 6306 Sayılı Kanun Neden Belirleyicidir?

2012 yılında yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, ülkemizin deprem gerçeğiyle yüzleşmesinin yasal çerçevesini oluşturmaktadır. Bu Kanun çıkarılmadan önce kentsel dönüşüm kararları ağırlıklı olarak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi tutuluyordu; bu da pratikte neredeyse tüm kat maliklerinin onayını zorunlu kılıyordu. Tek bir malik bile itiraz edebilir, yıllarca süreci bloke edebilirdi.
6306 sayılı Kanun bu tıkanıklığı çözmek için arsa payı çoğunluğuna dayalı 2/3 eşiğini getirdi. Kanun'un 6. maddesi; riskli yapı tespiti sonrasında kat maliklerinin arsa payı itibarıyla en az üçte iki çoğunluğuyla alacakları kararın, anlaşmaya yanaşmayan maliklerin paylarını satışa çıkarmaya kadar uzanan bir dizi yaptırımla uygulanmasını mümkün kıldığını hüküm altına almaktadır.
Bu düzenlemenin temel felsefesi şudur: Bağımsız bölümlerin büyük çoğunluğu güvensiz bir yapıyı dönüştürmek istiyorsa, azınlıkta kalan malikler bu kararı sonsuz biçimde engelleyemez. Devlet, deprem güvenliğini bireysel mülkiyet hakkının önünde tutmaktadır; ancak azınlık maliklerine de belirli güvenceler tanınmaktadır.
Uygulamada en sık karşılaşılan soru şudur: "Bizim 12 daireli apartmanda kaç kişinin imzası gerekiyor?" Cevap, kişi sayısına değil arsa payı oranına bağlıdır. Eğer bazı malikler daha büyük arsa payına sahipse, aritmetik olarak daha az kişiyle 2/3 eşiği aşılabilir. Tam tersine, küçük arsa paylarına sahip çok sayıda malik de bu eşiği sağlayamayabilir.
Arsa Payı Üzerinden Hesaplama Nasıl Yapılır?

Arsa payı, tapu senetlerinde belirtilen ve bağımsız bölümlerin ortak mülkiyet üzerindeki hissesini ifade eden orandır. Kat irtifakı ya da kat mülkiyeti kurulurken genellikle bağımsız bölümlerin büyüklüğüne göre belirlenir; ancak bazı eski yapılarda eşit dağılım da görülmektedir.
2/3 çoğunluğun hesabını somutlaştırmak için bir örnek düşünelim: Toplam arsa payı 1.000/1.000 olan bir apartmanda dönüşüm kararı alınabilmesi için en az 667/1.000 arsa payına sahip maliklerin onayı gerekir. Sekiz bağımsız bölümden birinin arsa payı 200/1.000 ise bu malik tek başına 1/5'lik blok oluşturur; dolayısıyla kalan yedi malikten bazıları o bloğa dahil olmak zorunda kalabilir.
Farklı bir senaryoya bakalım: 20 daireli bir sitede her dairenin arsa payı eşit (50/1.000) kabul edilsin. Bu durumda 2/3 çoğunluk için en az 14 malikten onay alınması gerekir (14 × 50 = 700/1.000 ≥ 667/1.000). Yani 6 malik karşı çıksa bile karar bağlayıcı olabilir.
Tapu kütüğündeki arsa paylarına itiraz ya da düzeltme davası açılabilir; bu süreç kentsel dönüşüm kararından bağımsız yürür. Ancak dönüşüm toplantısına katılmadan önce kendi arsa payınızı tapu müdürlüğünden veya e-Devlet üzerinden doğrulamanızı öneririz. Hatalı hesaplanmış bir arsa payı, tüm karar sürecini etkileyebilir.
Riskli Yapı Tespiti: Kararın Ön Koşulu

Kat maliklerinin 2/3 çoğunlukla karar alabilmesi için önce yapının "riskli yapı" olarak tescil edilmesi gerekir. Bu tespit, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nca lisanslanan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılır. Kat maliklerinden biri ya da birkaçı, hatta ilgili idare bu süreci başlatabilir.
Riskli yapı tespiti talebi teknik olarak tapu müdürlüğüne iletilir, oradan da ilgili belediye ya da TOKİ kanalıyla Bakanlık sistemine kaydedilir. Lisanslı firma binanın taşıyıcı sistemini inceleyerek bir rapor hazırlar. Rapor sonucunda yapı riskli bulunursa bu durum tapu kütüğüne şerh düşülür ve kat maliklerine tebligat yapılır.
Tebligattan itibaren genellikle 60 günlük bir itiraz süresi tanınır. Bu süre içinde kat maliklerinin tamamı ya da bir kısmı, teknik itiraz gerekçesiyle Bakanlığa itiraz edebilir; Bakanlık başka bir lisanslı kuruluşa ikinci inceleme yaptırır. İkinci inceleme de riskli bulursa tespit kesinleşir ve dönüşüm süreci fiilen başlar.
Yapı riskli ilan edilmeden 6306 sayılı Kanun'un sağladığı özel 2/3 çoğunluk imkânından yararlanılamaz. Bu olmadan yüzde yüz oybirliği arayan 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri geçerlidir; dolayısıyla riskli tespit belgesi, sürecin kilit belgesidir.
Toplantı ve Oylama Süreci Nasıl İşler?

Riskli yapı tespiti kesinleştikten sonra kat malikleri, 6306 sayılı Kanun'un öngördüğü usul çerçevesinde toplanarak dönüşüm şekline karar vermelidir. Bu toplantı genellikle noter aracılığıyla ya da taahhütlü mektupla en az 15 gün önceden tüm maliklere bildirim yapılarak gerçekleştirilir. Tebligat usulsüzlüğü ilerleyen aşamada itiraz gerekçesi oluşturabilir; bu nedenle bildirim belgeleri özenle saklanmalıdır.
Toplantıda alınacak başlıca kararlar şunlardır: Binanın yıkılıp yeniden yapılması mı, güçlendirilmesi mi isteniyor? Hangi müteahhit ya da yapı kooperatifi tercih edilecek? Kiralama veya geçici konut bedelleri nasıl karşılanacak? Bu sorulara verilen yanıtlar tutanakla kayıt altına alınır ve tüm maliklerin imzalaması ya da imzadan imtina etmesi not edilir.
Toplantıya katılmayan malikler için vekaletname düzenlenebilir. Noter onaylı vekaletname, toplantıya gelen vekil aracılığıyla ilgili malikler adına oy kullanılmasını sağlar. Bu durum özellikle yurt dışında yaşayan ya da fiziksel engeli olan malikler için kritik önem taşır.
Toplantı sonunda hazırlanan karar tutanağı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'na ya da yetkilendirilmiş kuruma teslim edilir. Bakanlık, 2/3 eşiğinin sağlanıp sağlanmadığını denetler; arsa payı hesabı resmi tapu kayıtlarına göre yapılır, toplantıdaki beyan üzerine değil.
2/3 Çoğunluk Sağlandığında Azınlık Maliklere Ne Olur?

2/3 çoğunlukla alınan karar, tüm malikler için bağlayıcı hale gelir. Ancak bu, azınlıkta kalan maliklerin derhal mülklerini kaybettiği anlamına gelmez. Kanun, azınlıkta kalan maliklere önce anlaşma teklifi sunulmasını zorunlu kılar. Bu teklif yazılı olarak iletilir ve makul bir süre tanınır.
Anlaşmayı reddeden azınlık maliklerinin arsa payları, 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında diğer paydaşlara ya da üçüncü kişilere rayiç bedel üzerinden satışa çıkarılabilir. Bakanlık bu satışa aracılık eder; belirlenen bedel Sermaye Piyasası Kurulu lisanslı bir değerleme şirketince tespit edilir.
Azınlık malikinin bu satışa itiraz hakkı mahkeme yoluyla kullanılabilir; ancak mahkeme sürecinde yürütme kendiliğinden durmaz. İtirazın haklı bulunması için genellikle arsa payı hesabında hata, tebligat usulsüzlüğü, riskli yapı tespitinin hukuka aykırılığı ya da değerleme raporundaki açık hatalar gibi somut gerekçeler sunulması gerekir.
Bu noktada malikler için en sağlıklı yaklaşım, süreci yalnızca haklarını savunmak amacıyla değil, müzakere sürecini etkin yönetmek amacıyla da takip etmektir. Çünkü rayiç bedel üzerinden uzlaşmak, mahkeme masraflarına gömülmekten çoğu zaman daha avantajlıdır. Hukuki destek alarak teklifin gerçekçi olup olmadığını test etmek bu nedenle önemlidir.
Anlaşmayı Reddeden Malik: Adım Adım Yaptırım Süreci

Azınlıkta kalan ve anlaşmaya yanaşmayan malikler için 6306 sayılı Kanun belirli bir yaptırım silsilesi öngörmektedir. Bu sürecin ana hatları aşağıdaki gibi işler:
- Yazılı teklif ve süre: Çoğunluk kararı kesinleşince azınlık maliklerine noter kanalıyla yazılı anlaşma teklifi yapılır; 15 günlük cevap süresi verilir.
- Uzlaşma görüşmeleri: Taraflar aralarında müzakere edebilir; Bakanlık arabuluculuk yapabilir.
- Değerleme raporu: Anlaşma sağlanamazsa Bakanlık, bağımsız değerleme kuruluşuna rayiç bedel tespiti yaptırır.
- Satışa çıkarma: Arsa payı, diğer paydaşlara ya da üçüncü kişilere rayiç bedel üzerinden satışa çıkarılır.
- Bedel depolanması: Satış bedeli, hak sahibi malik adına bir bankada emanet hesabına yatırılır.
- Tapu devri: İşlemler tamamlanınca tapu resen devredilir; malik bedeli bu hesaptan alır.
- Yıkım ve yeniden yapım: Tüm paydaşlar belirlendikten sonra yıkım izni alınır, inşaat sürecine geçilir.
Bu süreç, azınlık malikinin isteği olmadan mülkünü kaybetmesi anlamına gelebilir; bu nedenle hukuki danışmanlık ihmal edilmemelidir. Değerleme raporuna itiraz en kritik noktalardandır; rapordaki piyasa değeri tespiti hatalıysa daha yüksek bedel talep etme imkânı mahkeme yoluyla açıktır.
Farklı Senaryolar: Ortak Yapılar, Site ve Karma Kullanım

6306 sayılı Kanun'un 2/3 çoğunluk kuralı pratikte farklı yapı türlerinde farklı karmaşıklıklara yol açmaktadır. En yalın durum, tek parseldeki tek yapıdır: Tüm kat malikleri aynı tapuya taraftır, arsa payları bellidir, hesap nettir.
Birden fazla bloğu olan sitelerde tablo daha girift olabilir. Bir sitede üç blok varsa ve sadece iki blok riskli ilan edilmişse bu iki blok için ayrı karar toplantısı yapılır; üçüncü blok etkilenmez. Ancak tüm bloklar aynı tapuya bağlıysa —yani ortak bir arsa payı sistemi üzerindeyse— kararın nasıl alınacağı tapu sicili incelenerek belirlenir.
Karma kullanımlı yapılarda (zemin ticari, üstü konut) hem konut malikleri hem de ticari bağımsız bölüm malikleri aynı kurallara tabidir. Bir müteahhidin zemin katta dükkanı varsa bu malik de arsa payı üzerinden oylama sürecine dahildir. Bazen ticari maliklerin arsa payı oranı büyük olduğundan süreç üzerinde belirleyici etkisi olabilir.
Kat irtifakı kurulmamış, tapusu "hisseli arsa" statüsünde olan yapılarda ise 6306 sayılı Kanun uygulaması özellik arz eder. Bu tür yapılarda önce kat irtifakının kurulması, ardından riskli tespit sürecinin işletilmesi gerekebilir. Uzman avukattan görüş alınması bu senaryolarda özellikle önemlidir.
Süreçte Müteahhit Seçimi ve Sözleşme Aşaması

Dönüşüm kararı alınıp azınlık maliki meselesi çözüldükten sonra en kritik aşamalardan biri müteahhit seçimidir. Kat malikleri bu konuda da 2/3 arsa payı çoğunluğuyla karar alabilir; tekrar ayrı bir toplantı yapılabilir ya da ilk toplantıda müteahhit gündeme alınmış olabilir.
Müteahhit ile imzalanacak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi en önemli hukuki belgedir. Bu sözleşmede kat karşılığı oranları, teslim süreleri, kira yardımı miktarı ve süresi, garanti kapsamı, teknik özellikler ve ceza koşulları açıkça yer almalıdır. Belirsiz bırakılan her madde ileride anlaşmazlığa zemin hazırlar.
Kat malikleri, müteahhit tekliflerini karşılaştırmak için bağımsız bir teknik danışmandan ya da inşaat mühendisinden destek alabilir. Teklif edilen kat karşılığı oranı cazip gözükse de teknik şartname zayıfsa uzun vadede kayıp yaşanabilir. Malikler adına bir yönetim kurulu ya da temsilci seçilerek müzakereler daha koordineli yürütülebilir.
Bu süreçte genel kurul yazılımı kullanımı büyük kolaylık sağlar. Toplantı davetleri, oy sayımı, tutanak oluşturma ve arşivleme gibi işlemler dijital ortamda takip edildiğinde hem hata payı azalır hem de olası anlaşmazlıklarda belge kaybı yaşanmaz.
Kira Yardımı, Taşınma Süreci ve Geçici Çözümler

Riskli yapı yıkılmadan önce kat maliklerinin ve kiracıların yapıyı boşaltması gerekir. Bu süreçte devlet kira yardımı sağlamaktadır; yardım miktarı ve süresi Bakanlık tarafından belirlenmekte ve düzenli güncellenmektedir. Güncel rakamlara Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi web sitesinden ulaşılabilir.
Kira yardımından yararlanmak için başvuru malikler ya da kiracılar tarafından ilgili belediye veya Bakanlık birimine yapılır. Tapu belgesi, riskli yapı tescil belgesi ve ikametgah belgesi başvuruda istenen temel belgeler arasındadır. Ödeme genellikle aylık olarak yapılır ve inşaatın tamamlanmasına kadar sürebilir.
Kiracılar özellikle savunmasız bir konumdadır; riskli yapı tespiti, kiracıya kira sözleşmesini feshetme hakkı tanır. Mal sahibi de aynı gerekçeyle sözleşmeyi feshedebilir; ancak kiracıya makul bir taşınma süresi tanınmalıdır. 6306 sayılı Kanun'un uygulama yönetmelikleri bu konuyu düzenlemektedir; kiracılar da hukuki haklarını öğrenmek için uzman görüşü almalıdır.
Yönetim sürecini kolaylaştırmak adına apartman yönetim programı kullanımı, geçici dönemdeki iletişim, bildirim ve belge takibini düzenli tutmak açısından pratik bir çözüm sunar. Malik listelerinin, iletişim bilgilerinin ve toplantı tutanaklarının tek bir sistemde tutulması ilerideki anlaşmazlıklarda da zaman kazandırır.
Dikkat: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki haklarınız ve yaptırımlar, tapu kaydı, riskli yapı tescili ve toplantı usulüne ilişkin teknik detaylara oldukça duyarlıdır. Bu yazı genel bilgi amaçlıdır; kendi durumunuza ilişkin kararlar almadan önce konunun uzmanı bir avukattan veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'ndan bireysel danışmanlık almanız önerilir.
Pratik Karşılaştırma: 634 ve 6306 Sayılı Kanunlar Arasındaki Fark

Kentsel dönüşüm söz konusu olduğunda sıkça karıştırılan iki yasal çerçeve vardır: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun. Her ikisi de apartman yönetimiyle ilgili gibi görünse de uygulama alanları farklıdır.
| Konu | 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu | 6306 Sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu |
|---|---|---|
| Uygulama alanı | Genel apartman yönetimi | Riskli yapı ve rezerv alan dönüşümü |
| Yıkım kararı için oran | Oybirliği (tüm malikler) | 2/3 arsa payı çoğunluğu |
| Azınlık hakkı | Tek malik bile veto edebilir | Anlaşmazsa payı satışa çıkarılabilir |
| Riskli yapı şartı | Zorunlu değil | Zorunlu — Bakanlık onaylı tespit gerekir |
| Devlet desteği | Yok | Kira yardımı, faiz desteği, vergi muafiyeti |
| Değerleme | Taraflar arasında serbestçe belirlenir | Bakanlık onaylı SPK lisanslı kuruluşa yaptırılır |
Bu tabloya bakıldığında 6306 sayılı Kanun'un kat malikleri için hem bir kolaylık (daha düşük çoğunluk eşiği, devlet desteği) hem de bir risk (azınlıkta kalma ihtimali) içerdiği görülmektedir. Hangi kanunun uygulanacağı binanın riskli yapı olarak tescil edilip edilmediğine göre değişir.
Riskli yapı tespiti yokken binadaki malikler yenileme yapmak isteseler de 634 sayılı Kanun devreye girer. Bu durumda oybirliği aramak yerine bazı malikler şikayetlerini belediyeye ileterek yıkım kararı talep edebilir; bu da ayrı bir hukuki süreç açar. Mülkiyet hakkının en kapsamlı güvenceye alındığı durum ise her iki kanunun birlikte değerlendirildiği bütüncül bir hukuki stratejiyle mümkündür.
Yönetim Sürecini Profesyonelleştirme: Dijital Araçların Rolü

Kentsel dönüşüm süreci, onlarca belge, toplantı tutanağı, tebligat, değerleme raporu ve yazışmadan oluşur. Bu hacmi kağıt tabanlı ve dağınık biçimde yönetmeye çalışmak hem zaman kaybına hem de kritik belgelerin kaybolmasına yol açar. Dijital yönetim araçları bu noktada devreye girer.
Site yönetim yazılımı kullanımı sayesinde kat malikleri listesi, arsa payları, iletişim bilgileri ve toplantı davetleri tek bir platformdan takip edilebilir. Hangi maliğe ne zaman tebligat yapıldığı, kimin imzaladığı kimin imzalamadığı kayıt altında tutulur. Bu dijital iz ilerideki hukuki süreçlerde güçlü bir kanıt niteliği taşır.
Toplantı yönetimi açısından ise genel kurul yazılımları oy sayımını otomatize edebilir, arsa payı ağırlıklı hesaplamayı anlık gösterebilir ve toplantı tutanaklarını PDF formatında oluşturabilir. Özellikle büyük sitelerde 40-50 malikle yapılan bir toplantıda manuel oy sayımı hatalara açıktır; dijital destek bu riski minimize eder.
Geçici taşınma döneminde kira yardımı başvurularının takibi, kiracı iletişimleri ve inşaat sürecindeki bilgilendirmeler de aynı platform üzerinden koordine edilebilir. Kat malikleri arasındaki bilgi asimetrisini azaltmak, sürece olan güveni artırır ve anlaşmazlık ihtimalini düşürür. Tüm bu avantajlar, kentsel dönüşümün yarattığı stresli ortamda yönetimi sürdürülebilir kılar.
Sık Sorulan Sorular

Kat malikleri 2/3 çoğunluğu sağladı ama ben karşıyım; yapabileceğim bir şey var mı?
Riskli yapı tespiti olmadan 2/3 çoğunlukla yıkım kararı alınabilir mi?
Toplantıya katılmayan malik oyu kullanmış sayılır mı?
Kentsel dönüşümde müteahhidin de oyu var mı?
Kat maliklerinizle genel kurul toplantılarını planlamak, oy sayımını hızlı ve şeffaf yapmak, tutanakları dijital ortamda saklamak istiyorsanız genel kurul yazılımımızı inceleyin. Kentsel dönüşüm gibi kritik süreçlerde her adımın belgelenmesi hak kayıplarının önüne geçer.