Site Yönetimi

Kiracı ve Malik Arasındaki Aidat Anlaşmazlığı Nasıl Çözülür?

Kiracı mı yoksa malik mi aidat öder? Anlaşmazlık büyümeden nasıl çözülür? Hukuki adımlar, ihtarname ve dava sürecini açıklıyoruz.

Kiracı ve Malik Arasındaki Aidat Anlaşmazlığı Nasıl Çözülür?

Kiracı ve malik arasındaki aidat anlaşmazlığı, Türkiye'de apartman yönetiminin en sık karşılaşılan sorunlarından biridir. Kısa yanıt: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre aidatı ödemekle asıl yükümlü olan malik olmakla birlikte, taraflar kira sözleşmesinde bu yükümlülüğü kiracıya devredebilir; anlaşmazlık büyümeden ihtar, arabuluculuk ve gerektiğinde icra ya da sulh hukuk mahkemesi yoluyla çözüme kavuşturulabilir.

Aidatı Kim Öder: Kiracı mı, Malik mi?

Kiracı ve malike ait daireleri gösteren aidat yükümlülüğü illüstrasyonu

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi, apartman giderlerine katılma yükümlülüğünü açıkça düzenler. Bu maddeye göre her kat maliki, ortak giderlere katılmakla yükümlüdür; yükümlülük bağımsız bölümün sahibine, yani malike aittir. Buradan çıkan temel sonuç şudur: Apartman yönetimi, aidatı kiracıdan değil doğrudan malik üzerinden talep etme hakkına sahiptir.

Bununla birlikte uygulamada çok yaygın bir durum yaşanır. Malik ile kiracı, kira sözleşmesinde aidatı kiracının ödeyeceğini kararlaştırabilir. Bu düzenleme hukuken geçerlidir ve kiracı, malik adına aidatı yönetim hesabına yatırabilir. Ancak kritik nokta şudur: Bu anlaşma yalnızca malik ile kiracı arasında bağlayıcıdır; apartman yönetimi açısından muhatap her durumda maliktir.

Pratikte bu fark büyük sorunlar doğurur. Kiracı aidatı ödemeyi bırakırsa, apartman yönetimi icra takibini ve yasal işlemleri kiracıya değil malike karşı başlatır. Malik de ödeme yapmazsa gecikme tazminatı işlemeye başlar ve süreç uzadıkça borç katlanır. Bu yüzden "kiracı öder" anlaşması yapan malikler, kiracının ödeme durumunu düzenli takip etmek zorundadır.

Öte yandan ortak gider türleri de anlaşmazlık konusu olabilir. Apartman yönetimi tarafından belirlenen bütçe içinde temizlik, güvenlik, asansör bakımı ve ısıtma gibi kalemler "işletme gideri" sayılır ve kira sözleşmesiyle kiracıya yüklenebilir. Büyük onarım, yapısal yenileme ve tadilat giderleri ise niteliği itibarıyla kat maliklerinin paylaşacağı giderlerdir ve kira sözleşmesiyle kiracıya devredilip devredilemeyeceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Anlaşmazlığın Temel Nedenleri

Aidat anlaşmazlığının temel nedenlerini gösteren bina ve belge illüstrasyonu

Kiracı ile malik arasındaki aidat anlaşmazlıklarının büyük çoğunluğu birkaç tekrarlayan nedenden kaynaklanır. Bunların başında kira sözleşmesinde aidat konusunun yetersiz ya da muğlak biçimde düzenlenmesi gelir. "Aidat kiracıya aittir" yazan ancak miktarı, kapsamı ve değişkenliğini belirsiz bırakan sözleşmeler, zamanla ciddi tartışma zeminleri oluşturur.

İkinci önemli neden, aidat miktarındaki beklenmedik artışlardır. Kiracı aylık 500 TL aidat ödemeyi kabul etmiş olabilir; ancak apartman yönetimi yıllar içinde bu miktarı 1.500 TL'ye çıkarmış olabilir. Kira sözleşmesi artış üst sınırını düzenlemediyse kiracı artışı tanımayabilir, malik ise yönetimden gelen taleplerle bocalayabilir.

Üçüncü neden ise sözleşme sona erdiğinde tarafların birbirinden alacağı hesaplaşmadır. Kiracı çıktığında kimi borçlar malike kalmış olabilir; ya da kiracı sözleşme sona ermeden önce birkaç ay aidat ödememiş, bu tutar malikin üzerinde kalmış olabilir. Depozito ile aidat borcu mahsup edilip edilemeyeceği de sıkça gündeme gelir; bu tartışma Türk hukuku açısından özel bir inceleme gerektirir.

Son olarak yönetim ile malik arasındaki iletişim kopukluğu da kiracıyı dolaylı biçimde etkiler. Yönetim, malikin iletişim bilgilerine ulaşamazsa uyarıları kiracıya iletmeye çalışır; kiracı da "bu beni ilgilendirmez" diyerek bilgileri aktarmaz. Bu döngü içinde borç birikir ve her iki taraf da farkında olmadan sorunun parçası haline gelir. Apartman yönetim programı kullanan sitelerde bu tür iletişim kopmalarının çok daha az yaşandığı gözlemlenmektedir.

Kira Sözleşmesinin Aidat Hükmü Nasıl Olmalı?

Kira sözleşmesinin aidat maddelerini gösteren belge ve kalem illüstrasyonu

Anlaşmazlıkların büyük bölümü, kira sözleşmesi aşamasında birkaç temel bilginin net biçimde yazılmasıyla önlenebilir. Bu nedenle sözleşme kaleme alınırken aşağıdaki unsurlara dikkat edilmesi son derece önemlidir.

  • Aidat miktarı ve kapsam: Sözleşmede başlangıçtaki aylık aidat tutarı yazılmalı; bu tutarın yalnızca işletme giderlerini mi yoksa ısıtma ve su gibi değişken giderleri de kapsayıp kapsamadığı belirtilmelidir.
  • Artış mekanizması: Aidat artışlarının hangi esasa göre kiracıya yansıtılacağı net biçimde düzenlenmelidir. Yönetim kararları ile kira artış oranı arasındaki ilişki tartışma konusu olabileceğinden, "apartman yönetimi kararı esas alınır" gibi açık bir ifade tercih edilmelidir.
  • Ödeme yöntemi: Kiracı aidatı doğrudan yönetim hesabına mı, yoksa malike mi ödeyecek? Bu ayrım, ödeme kanıtlanabilirliği açısından kritiktir.
  • Gecikme sorumluluğu: Kiracı geç ödeme yaparsa oluşacak gecikme tazminatını kim üstlenecek? Bu sorunun yanıtı sözleşmede açıkça yer almalıdır.
  • Büyük onarım giderleri: Yapısal nitelikteki onarım giderlerinden kiracının muaf olduğu belirtilmeli; anlaşmazlık alanı önceden daraltılmalıdır.

Bu maddeler yazılmadan imzalanan sözleşmeler, ilerleyen aylarda tarafların farklı yorumlamasına zemin hazırlar. Sözleşme taslağını notere götürmeden önce bir avukata ya da deneyimli bir emlak danışmanına göstermek, uzun vadede ciddi zaman ve para tasarrufu sağlar.

Bir de şu senaryoya dikkat etmek gerekir: Kiracı, malikin sözel güvencesine dayanarak sözleşmeye aidat maddesini yazdırmadan taşınabilir. Sonradan aidat miktarı beklenenden çok yükseldiğinde kiracı sözleşmeden destek alamaz. Bu durum hem kiracı hem de malik açısından çözümü güçleştiren bir belirsizlik ortamı yaratır.

Gecikme Tazminatı ve Yasal Yaptırımlar

Aidat gecikme tazminatı ve yasal yaptırımları gösteren zaman ve para illüstrasyonu

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi, ortak giderleri zamanında ödemeyen kat maliki için aylık yüzde beş gecikme tazminatı öngörmektedir. Bu oran oldukça yüksektir ve borcun uzun süre ödenmemesi halinde asıl borcu kolayca ikiye katlayabilir. Bu yaptırım doğrudan malike uygulanır; kiracı ödememişse bile yasal muhatap maliktir.

Pek çok malikın farkında olmadığı bir nokta şudur: Gecikme tazminatı, ayrıca bir mahkeme kararı ya da ihtar şartı aranmaksızın işlemeye başlar. Yani apartman yönetimi herhangi bir uyarı yapmaksızın aylık yüzde beş oranında tazminat işletebilir. Malik bu hesabı duyduğunda borç çoğunlukla öngördüğünden çok daha büyük olur.

Yönetim, birikmiş aidat alacakları için icra takibi başlatma hakkına sahiptir. İcra sürecinde malikin taşınmaz malı dahil varlıkları haczedilebilir. Bu aşamaya gelen davalar hem malik hem de kiracı açısından son derece stresli bir süreç anlamına gelir. Kiracı, malikin borcundan doğrudan sorumlu tutulmaz; ancak icradan kaynaklanan haciz işlemleri kiraladığı taşınmazı doğrudan etkileyebilir.

Bütün bu süreçleri düzenli bir şekilde takip etmek hem yönetimler hem de malikler için ciddi bir zaman yükü oluşturur. Aidat takip programı kullanan apartman yönetimleri, gecikme tazminatlarını otomatik olarak hesaplayabilmekte ve ihbarname süreçlerini yazılım üzerinden yönetebilmektedir; bu da hem hata riskini hem de işlem süresini önemli ölçüde düşürmektedir.

Anlaşmazlık Büyümeden Çözüm: İhtarname Süreci

İhtarname sürecini gösteren zarflı resmi belge ve bina illüstrasyonu

Kiracı ve malik arasında aidat anlaşmazlığı baş gösterdiğinde atılacak ilk adım, yazılı ihtarname göndermektir. İhtarname hem süreci resmi zemine taşır hem de ilerleyen aşamalarda delil niteliği taşır. Sözlü şikayetlerin hukuki bir değeri olmadığı unutulmamalıdır.

İhtarname noterde düzenlenerek noter kanalıyla ya da taahhütlü iadeli tebligat yoluyla gönderilmelidir. İhtarnamede şu bilgilerin yer alması gerekir: borcun dönemi ve tutarı, ödemenin hangi tarihten itibaren geciktiği, talep edilen gecikme tazminatı ve son ödeme tarihi. Belirsiz ve genel ifadeler içeren ihtarnameler ilerleyen süreçte zayıf delil sayılabilir.

Malik kiracıya ihtar çekecekse, sözleşmedeki aidat yükümlülüğüne atıfta bulunmalı ve ödenmeyen dönemleri tek tek listelemelidir. Kiracı ise malikin ödeme yapmayı reddettiğini ya da yönetim taleplerini karşılamak için gerekli bilgileri vermediğini belgelemelidir. Her iki durumda da yazışmaların kopyaları saklanmalıdır.

İhtarname gönderildikten sonra verilen süre içinde borç ödenmezse, bir sonraki adım arabuluculuk ya da dava sürecidir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu doğrudan işçi-işveren uyuşmazlıklarına yönelik olsa da apartman uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce bazı hallerde arabuluculuk denenmesi kural haline gelebilmektedir; bu nedenle güncel mevzuatı bir avukat ile teyit etmek yerinde olur.

Dikkat: İhtarname tarihinden itibaren borcun kesinleşmesi için makul bir süre tanınmalıdır. Çok kısa süre vermek (örneğin iki gün) hukuken iyi niyet ilkesiyle bağdaşmaz ve ihtarnamenin geçerliliğini zedeleyebilir. Uygulamada en az 7, genellikle 15 iş günü veren ihtarnameler daha sağlam bir zemine oturur. Bu konuda bir avukattan destek almanız tavsiye edilir; bu makale genel bilgi amaçlıdır.

Arabuluculuk: Dava Öncesi Zorunlu Mu?

Arabuluculuk sürecini gösteren el sıkışma ve belge illüstrasyonu

Türkiye'de kiracı ve malik arasındaki uyuşmazlıklar bazı hallerde arabuluculuk sürecine tabi tutulmaktadır. 2023 yılından itibaren Türk Borçlar Kanunu kapsamındaki kiracı-malik uyuşmazlıklarında dava açılabilmesi için önce arabuluculuğa başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Bu durum hem tarafların zaman kazanmasına hem de mahkemelerin iş yükünün azalmasına katkı sağlamaktadır.

Arabuluculuk süreci, tarafların bir arabulucu aracılığıyla bir araya geldiği ve uzlaşma zemini aradığı bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Arabulucu hakim değildir; karar vermez, yalnızca tarafları uzlaşmaya yönlendirir. Süreç gizlidir ve arabuluculukta söylenenler mahkemede delil olarak kullanılamaz.

Arabuluculukta anlaşma sağlanırsa tutanak düzenlenir ve bu tutanak icra edilebilir nitelik taşır. Anlaşma sağlanamazsa taraflar mahkeme yoluna gidebilir. Arabuluculuğun başarısız olduğuna dair son tutanak, dava dilekçesine eklenmesi gereken zorunlu bir belgedir.

Bu süreç kiracı ve malik için hem ekonomik hem psikolojik olarak mahkemeden çok daha az yıpratıcıdır. Aylarca sürebilecek bir dava yerine birkaç toplantıda çözüme ulaşmak mümkün olabilir. Arabuluculuk ücretleri de dava masraflarının çok altındadır. Tarafların iyi niyetle sürece katılması, başarılı uzlaşma şansını önemli ölçüde artırır.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Dava Süreci

Sulh hukuk mahkemesinde aidat davasını gösteren adalet binası illüstrasyonu

Arabuluculuktan sonuç alınamazsa ya da mevzuatın zorunlu kılmadığı hallerde taraflar sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Kat mülkiyetinden doğan anlaşmazlıklar, 634 sayılı Kanun uyarınca sulh hukuk mahkemelerinin görev alanındadır. Dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Dava dilekçesine eklenecek belgeler arasında kira sözleşmesi, ödeme dekontları veya ödenmediğini gösteren belgeler, gönderilen ihtarname ve arabuluculuk son tutanağı yer alır. Apartman yönetiminin dava açması söz konusuysa yönetim kurulunun bu konuda yetkili kılındığına dair karar tutanağı da dosyaya eklenmelidir.

Mahkeme sürecinde hakimin biçim ve usul incelemesi tamamlandıktan sonra taraflardan beyan ve delil istenir. Bilirkişi atanması gerekebilir; özellikle hesaplama uyuşmazlıklarında bu sık başvurulan bir yoldur. Karar aşamasında hakim, borcun varlığını, miktarını ve gecikme tazminatını belirler.

Sonuçta verilen karar kesinleşirse icra aşamasına geçilebilir. Bu aşamada malike ait taşınmazlar dahil çeşitli varlıklar haczedilebilir. Uzun süren ve ağır masraflarla sonuçlanabilen bu süreç, çoğu zaman tarafları geriye dönük uzlaşmaya iter. Bu nedenle dava açmadan önce her seçeneğin dikkatlice değerlendirilmesi önerilir.

Apartman Yönetiminin Yapabileceği ve Yapamayacağı Şeyler

Apartman yönetiminin yapabileceği ve yapamayacağı şeyleri gösteren kontrol listesi illüstrasyonu

Apartman yönetimi, aidat anlaşmazlığı sürecinde yasal çerçeve içinde hareket etmek zorundadır. Pek çok yönetim kurulu "biz bunu yapabilir miyiz?" sorusunu sormadan adım atmakta, bu da hem ayrı anlaşmazlıklara hem de hukuki sorumluluğa yol açmaktadır.

Yönetimin yasal olarak yapabilecekleri şunlardır: Malike yazılı ihtar göndermek, gecikme tazminatı işletmek, icra takibi başlatmak, aidat borcunu kat maliklerine duyurmak ve genel kurulda konuyu gündeme almak. Yönetim ayrıca borçlu malike ait bağımsız bölüm üzerine apartman alacağı için kanuni ipotek talep edebilir; bu 634 sayılı Kanun'un tanıdığı önemli bir güvencedir.

Yönetimin yasal olarak yapamayacakları ise şunlardır: Malike ya da kiracıya ait ortak alan kullanımını kesmek ya da kısıtlamak (asansör kullanımının durdurulması gibi uygulamalar hukuka aykırıdır), kilit değiştirmek ya da dairenin kullanımını fiilen engellemek, ayrımcı bir biçimde yalnızca belirli kat maliklerini hedef alarak işlem yapmak. Bu tür uygulamalar yönetimi tazminat sorumluluğuyla karşı karşıya bırakabilir.

Yönetimin çözüme katkı sağlamak adına izleyebileceği en sağlıklı yol, şeffaf ve belgelenmiş bir süreç yürütmektir. Aidat ekstre ve dökümleri, gecikme bildirimleri, yazışma kayıtları; bunların tamamı hem idari düzen hem de olası davalarda güçlü delil değeri taşır. Apartman yönetim programı kullanan siteler bu belgeleri sistemde anlık tutabildiğinden süreç hem daha güvenilir hem de daha savunulabilir hale gelir.

Uygulamadan Örnek Senaryolar

Aidat anlaşmazlığının farklı çözüm senaryolarını gösteren daire ve sembol illüstrasyonu

Teorik bilginin yanı sıra gerçek yaşamda yaşanan senaryolar, konunun nasıl işlediğini çok daha net ortaya koyar. Aşağıdaki üç senaryo, en sık karşılaşılan durumları özetlemektedir.

Senaryo 1 — Kiracı ödemiyor, malik habersiz: Ayşe Hanım, İstanbul'da bir dairesi olan maliktir. Kiracısıyla kira sözleşmesinde "aidat kiracıya aittir" yazmaktadır. Kiracı beş aydır aidatı yatırmamış; bu süre boyunca yönetim malikin eski telefonunu aramış, ulaşamamıştır. Sonunda 5 × aylık aidat + %5 × 5 ay gecikme tazminatı toplamından oluşan büyük bir borç birikmişti. Ayşe Hanım öğrendiğinde hem kiracıyla hem de eski borçla baş başa kaldı. Çözüm: Malik, kiracıya ihtar çekti ve depozitodan aidat borcunu mahsup etti. Kalan borç için anlaşarak kiracıyı taşındı, ardından yönetimle ödeme planı yaptı.

Senaryo 2 — Aidat artışı kabul edilmiyor: Mehmet Bey, bir rezidansta kiracı olarak oturmaktadır. Kira sözleşmesinde 800 TL aidat yazılıdır. Apartman yönetimi enerji maliyetleri gerekçesiyle aidatı 1.800 TL'ye çıkarmıştır. Mehmet Bey artışı kabul etmemiş; malik de farkı kendi karşılamamak için kiracıya baskı yapmıştır. Çözüm: Kira sözleşmesi yeniden incelendi. Sözleşmede artış esası düzenlenmediğinden arabulucu devreye girdi; taraflar kademeli bir artış planında uzlaştı. Malik ilerleyen dönemde kira sözleşmesine net bir artış maddesi ekledi.

Senaryo 3 — Yönetim kiracıya baskı yapıyor: Bir site yönetimi, borcunun bilincinde olmayan kiracıya ihtar göndererek kapı zilinin söküleceğini yazdı. Kiracı şaşırdı; zira aidatı her ay malike nakit teslim ediyordu ancak makbuz almıyordu. Malik aidatı kabul etmiş, yönetime iletmemişti. Çözüm: Kiracı, malikin nakit aldığını gösteren banka dışı dekontları ve tanık beyanlarını derledi. Taraflar noterde uzlaştı; kiracı bundan böyle aidatı doğrudan yönetim hesabına yatırmaya başladı.

Taraflar İçin Pratik Önlemler Tablosu

Kiracı ve malik için pratik aidat önlemlerini karşılaştıran tablo illüstrasyonu

Anlaşmazlıkların büyük bölümü basit ama tutarlı alışkanlıklarla önlenebilir. Aşağıdaki tablo, kiracı ve malikin her birinin alabileceği pratik önlemleri özetlemektedir.

Önlem Kiracı İçin Malik İçin
Sözleşme Aidat miktarı ve artış esasını sözleşmeye yazdır Aidat yükümlülüğünü, kapsamını ve artış sınırını açık yaz
Ödeme Aidatı doğrudan yönetim hesabına yatır, dekontu sakla Kiracının ödeme durumunu aylık takip et
İletişim Güncel iletişim bilgilerini malike bildir Yönetime güncel telefon ve e-posta bilgilerini ver
Değişiklik Aidat artışlarını hemen malikie bildir Yönetim kararlarını kiracıyla paylaş
Anlaşmazlık İlk adımda yazılı itiraz yap, sözlü kalma Birikmiş borcu geciktirmeden öde, kiracıya rücu et
Belgeleme Tüm ödeme kanıtlarını en az 5 yıl sakla Yönetimle yazışmaları ve extreleri arşivle

Bu tablodaki adımların tamamı son derece basit görünse de uygulamada büyük bir fark yaratır. Özellikle ödeme kanalının netleştirilmesi ve dekontların saklanması, olası davalarda en belirleyici delil olacaktır. Dijital aidat takip programı kullanan yönetimler, dekontları ve ödeme geçmişlerini sistem üzerinde otomatik arşivlediğinden bu konuda çok daha güçlü bir altyapıya sahip olur.

Uzun Vadeli Çözüm: Yönetim Dijitalleşmesi

Dijital apartman yönetim sistemini ve aidat takibini gösteren ekran ve panel illüstrasyonu

Kiracı ve malik arasındaki aidat anlaşmazlıklarının köklü biçimde azaltılmasında en etkili uzun vadeli çözüm, apartman ve site yönetimlerinin dijital sisteme geçmesidir. Kağıt dekontlar, telefon bildirimleri ve elle tutulan defterler; bunların tamamı hata, kayıp ve tartışma riskini taşır. Dijital sistemler bu risklerin büyük bölümünü ortadan kaldırır.

Bir dijital yönetim platformu; her bağımsız bölümün aidat borcunu ve ödeme geçmişini anlık olarak gösterir, e-posta ya da SMS ile otomatik hatırlatma gönderir, gecikme tazminatını hesaplar ve raporlar, ihtarname şablonları üretir ve yönetim kurulunun onayıyla gönderilmesini sağlar. Tüm bu işlevler bir arada olduğunda hem malikler hem de kiracılar neyin ne zaman ödenmesi gerektiğini kesin biçimde bilir.

Öte yandan dijital sistem, yönetim kurulu üyesi değişikliklerinde bilgi kaybını önler. El yazısıyla tutulan kayıtlar yönetici değiştiğinde kaybolabilir; ancak yazılıma giriş yapılmış veriler her zaman erişilebilir kalır. Bu da uyuşmazlık durumunda "kim ne zaman ne kadar ödedi" sorusunun saniyeler içinde yanıtlanabilmesi anlamına gelir.

Apartman yönetiminde dijitalleşmenin önündeki en büyük engel, başlangıç direncidir. Ancak bir kez kurulduktan sonra sistem hem yöneticinin hem de kat maliklerinin işini son derece kolaylaştırır. Site yönetim yazılımı arayan yönetimler, mevcut seçenekleri karşılaştırırken kullanım kolaylığı, mobil erişim ve muhasebe entegrasyonu gibi kriterleri öncelikli olarak değerlendirmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Aidat anlaşmazlığı hakkında sık sorulan soruları temsil eden konuşma balonu illüstrasyonu
Kiracı aidatı ödemeyi reddederse malik ne yapabilir?
Malik öncelikle sözleşmedeki aidat yükümlülüğüne dayanarak kiracıya yazılı ihtarname göndermeli ve makul bir ödeme süresi tanımalıdır. Kiracı yine ödeme yapmazsa malik, sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle kira sözleşmesini feshedebilir ve tahliye davası açabilir. Aynı zamanda birikmiş aidat borcunun kendi üzerinden yönetime ödedikten sonra kiracıya rücu yoluna gidebilir. Bu süreçte noter ihtarnamesi ve yazılı belgelerin eksiksiz tutulması kritik önem taşır. Bu makale genel bilgi amaçlıdır; hukuki adım atmadan önce bir avukata danışmanız önerilir.
Apartman yönetimi kiracıdan doğrudan aidat tahsil edebilir mi?
Hukuki açıdan yönetimin asıl muhatabı maliktir. Ancak uygulamada pek çok yönetim, malikten aldığı onay ya da vekalet ile kiracıdan tahsilat yapabilir. Malik ile kiracı arasında sözleşmede belirlenmişse ve malik yönetimi bu konuda bilgilendirmişse kiracı doğrudan yönetim hesabına ödeme yapabilir. Bu durumun net biçimde yazılı olması, ileride karışıklık yaşanmaması açısından önemlidir.
Kiracı aidat borcunu depozitodan düşürebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'na göre depozito, kiralananın tahliyesinde malike geri ödenir; ancak malik kiracının borçlarını depozitodan mahsup edebilir. Kiracının aidat borcunu banka hesabından malik ya da yönetime ödediğini kanıtlayamaması halinde malik, bu borcu depozitodan düşme yoluna gidebilir. Ancak bu mahsubun yasal geçerliliği, kira sözleşmesinin içeriğine ve somut koşullara göre değişebilir. Avukata danışmak en güvenli yoldur.
Aidat borcu ne kadar sürede zamanaşımına uğrar?
634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki aidat alacakları için genel zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 147. maddesi uyarınca beş yıldır. Bu süre, borcun muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Yönetimin zamanaşımı süresini kaçırmaması için düzenli kayıt tutması ve gerektiğinde zamanında icra ya da dava yoluna gitmesi büyük önem taşır. Zamanaşımının kesilmesi ya da durması halleri de söz konusu olabileceğinden, avukat görüşü alınması tavsiye edilir.

Aidat tahsilatı ve anlaşmazlık süreçlerini manuel takip etmek hem zaman alıcı hem de hata riski yüksek bir iştir. Ödeme geçmişi, otomatik hatırlatmalar ve gecikme hesaplamaları gibi tüm süreçleri tek platformdan yönetmek istiyorsanız aidat takip programımıza göz atabilirsiniz. Yüzlerce apartman ve site yönetimi bu araçla hem zamandan tasarruf etmekte hem de anlaşmazlıkları başlamadan önlemektedir.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

SiteYönetim ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön