Mağazanızda bir müşteri düşüp yaralandığında sorumluluk otomatik olarak size ait değildir; olayın tam olarak nerede gerçekleştiği, o alanın bakımından kimin sorumlu olduğu ve kaza anında güvenlik önlemlerinin alınıp alınmadığı belirleyici unsurları oluşturur. AVM yönetimi ortak alanlardan (koridor, merdiven, yürüyen merdiven, tuvalet, otopark) sorumlu tutulurken kiracı mağazalar kendi kiraladıkları alanın güvenliğinden doğrudan yükümlüdür. Ancak gerçek hayatta bu sınır her zaman net değildir; sorumluluk çoğunlukla kira sözleşmesinin içeriği ve ispat yükü üzerinden tartışmaya açılır.
Sorumluluk Kime Ait: Kira Sözleşmesindeki Bölüm Belirler

AVM bünyesinde faaliyet gösteren her mağaza veya ofis, bina içindeki bir bölümü kiralamaktadır. Kira sözleşmeleri tipik olarak "özel kullanım alanı" ile "ortak kullanım alanı" arasında bir ayrım çizer. Mağazanın kapıdan içerisi özel alandır; AVM koridorları, merdivenler, asansörler, yürüyen merdivenler, lavabolar ve otopark ise ortak alandır. Bu ayrım, kaza sorumluluğunun ilk filtresini oluşturur.
Özel kullanım alanınızda yaşanan bir kazada, örneğin müşteri mağaza zeminine ayağını takıp düştüyse ya da rafta düzgün yerleştirilmemiş bir ürün üzerine devrilmişse birincil sorumluluk size aittir. Burada "taşınmazı güvenli tutma yükümlülüğü" öne çıkar; zeminin kuru ve düzgün olması, ekipmanların sabit ve güvenli konumda bulunması, geçit yollarının açık tutulması gibi temel önlemler kiracının görevidir. AVM yönetimi bu iç alana ilişkin bakım ve güvenlik sorumluluğunu size devretmiştir; dolayısıyla buradaki bir kazada yönetimi doğrudan suçlamak güçtür.
Buna karşın kazanın mağaza girişinde, eşikte veya tam kapı önünde gerçekleştiği durumlarda sınır muğlaklaşır. Kapı camının kırık olması, eşiğin zemin seviyesinden belirgin biçimde yüksek olması ya da mağazadan taşan bir ıslaklığın koridora sızması gibi hallerde AVM yönetiminin ortak alanları izleme ve bakımını yapma yükümlülüğü de gündeme gelir. Bu geçiş bölgelerindeki kazalarda hem kiracının hem yönetimin kusuru aynı anda tartışmaya açılabilir.
Önemli bir pratik not olarak şunu belirtmek gerekir: Sözleşmenizde "kiracı, kiraladığı alanın ve müşterilerinin güvenliğinden münferiden sorumludur" gibi bir madde yer alıyorsa bu hüküm, ortak alanlardan kaynaklanan riskleri sizi kapsayacak şekilde yorumlanamaz; ancak iç alanda oluşan zararlar için sizi tam sorumlu kılar. Kira sözleşmenizi bu gözle en kısa sürede gözden geçirmenizi öneririz.
Kazanın Gerçekleştiği Yere Göre İlk Değerlendirme

Bir kaza yaşandığında yapılacak ilk iş, olayın tam koordinatını belirlemektir. Güvenlik kamerası görüntüleri bu aşamada kritik bir belge olarak öne çıkar. AVM'lerin neredeyse tamamı kamera sistemi işletmektedir; kaza anına ait görüntünün hem koridoru hem mağaza girişini kapsıyor olması, olayın konumunu ve nasıl geliştiğini netleştirir. Kazanın hemen ardından AVM güvenliğine veya yönetimine haber verip kamera kaydının korunmasını talep etmek, ileride ortaya çıkabilecek hukuki süreçte elinizi güçlü tutar.
Kazanın mağaza içinde gerçekleştiği açıkça belli ise bunu tutanağa geçirin. AVM yönetimini arayarak kaza bildirimi yapın; bu hem idari bir zorunluluk olabilir hem de ileride yönetimin "haberdar değildik" savunması yapmasının önüne geçer. Yaralı müşterinin kimlik bilgilerini, tıbbi yardım alıp almadığını ve tanık varsa tanıkların iletişim bilgilerini kayıt altına alın. Aceleyle üstlenilen bir özür beyanı hukuki anlamda ikrar sayılabilir; bu nedenle ne dediğinize dikkat edin.
Kazanın ortak alanda gerçekleştiğini düşünüyorsanız, müşteriyle iletişiminizi empati odaklı ama sorumluluk üstlenmeksizin yürütün. AVM yönetimiyle derhal iletişime geçerek olayı bildirin ve tutanağı birlikte imzalanmış hâlde alın. Kendi mağazanıza herhangi bir zarar atfedilmemesi için bu adım kritik öneme sahiptir; tutanak imzalanmadan ve sorumluluk tespiti yapılmadan sözlü taahhütte bulunmayın.
AVM Yönetiminin Yasal Yükümlülükleri Nelerdir?

AVM yönetiminin —ya da mülk sahibinin— ortak alanları güvenli tutma yükümlülüğü Türk hukuku açısından birden fazla dayanağa sahiptir. Genel olarak taşınmazı güvenli biçimde idare etme sorumluluğu, yaşanabilecek zararlardan doğan tazminat talepleri ve yönetim biçimine göre kat mülkiyeti mevzuatının ilgili hükümleri bu çerçevede değerlendirilir. Kalabalık alışveriş merkezlerinde zemin bakımı, ıslak zemin uyarısı, merdiven korkulukları, aydınlatma yeterliliği ve acil yönlendirme işaretleri gibi temel güvenlik unsurlarının yönetim sorumluluğunda olduğu kabul edilir.
Yönetim bu yükümlülükleri ihmal etmişse —örneğin uzun süredir bilinen bir zemin bozukluğunu onarmamışsa, temizlik sonrası uyarı levhası koymamışsa ya da yürüyen merdiveni arızalı biçimde işletmişse— mağdur müşteri doğrudan AVM yönetimine karşı hukuki yola başvurabilir. Bu durumda sizin mağazanız olayın mekânı olmaktan öte bir sorumluluk taşımaz. Ancak AVM'nin sigortacısı veya avukatı tazminat miktarını düşürmek amacıyla olayda kiracının da katkısının bulunup bulunmadığını araştırabilir; dolayısıyla kendi alanınızdaki güvenlik önlemlerinin eksiksiz olması her koşulda önemlidir.
AVM yönetiminin periyodik güvenlik denetimleri yapıp yapmadığı, zemin bakım kayıtlarını tutup tutmadığı ve kaza bildirim prosedürlerinin belgelenip belgelenmediği, bir davada belirleyici kanıt niteliği taşır. Kiracı olarak siz bu kayıtlara doğrudan erişemeyebilirsiniz; ancak olası bir davada mahkeme bu belgeleri talep edebilir. Bu nedenle kaza anında hazırlayacağınız kapsamlı tutanak —tarih, saat, konum, tanıklar, koşullar— hem sizi korur hem de gerçek sorumlu tarafın tespit edilmesini kolaylaştırır.
Sigorta: Hem Sizin Hem AVM'nin Poliçesi Devreye Girer

Ticari mağaza veya ofis kiralarken kira sözleşmesi genellikle "üçüncü şahıs sorumluluk sigortası" (mali mesuliyet sigortası) yaptırmayı zorunlu kılar. Bu poliçe, kiraladığınız alan dahilinde üçüncü kişilere verilen bedensel veya maddi zararları karşılar. Poliçenizin aktif olup olmadığını, teminat limitlerini ve istisna koşullarını şimdi —kaza yaşanmadan önce— kontrol etmenizi öneririz. Kaza anında geçerli bir sigorta poliçenizin bulunmaması hem cebinizden hem kira sözleşmesinden kaynaklanan ek bir risk anlamına gelir.
AVM'nin kendi sorumluluk sigortası ise tipik olarak ortak alanları ve yapının genel kullanımından doğan riskleri kapsar. Kazanın ortak alanda meydana geldiği açıksa mağdurun talep ettiği tazminat önce bu poliçeye yönelir. Ancak sigorta şirketleri "rücu hakkı" olarak bilinen bir mekanizmayla kendi yaptıkları ödemenin bir bölümünü, gerçek sorumlu saydıkları tarafa geri talep edebilir. Dolayısıyla ortak alanda bile AVM sigortacısının sonradan size dönme ihtimali vardır; bu nedenle kendi poliçenizin güncel ve yeterli limitte olması önem taşır.
Kaza bildirimi yaptıktan sonra sigorta şirketinizi gecikmeden haberdar edin. Sigorta sözleşmelerinde "derhal bildirim yükümlülüğü" maddesi yer alır; geç yapılan bildirimler tazminat ödemesini olumsuz etkileyebilir. Sigortacınız talep incelemesi için kaza tutanağına, kamera görüntü talebi belgesine ve müşteriyle yapılan yazışmalara ihtiyaç duyacaktır; bunları bir araya getirin.
Müşteriyle İletişim: Hukuki Süreci Zorlaştırmayın

Kaza anında müşteriyle kuracağınız iletişimin tonu, ilerleyen süreci doğrudan etkiler. İnsan olarak yaralıyla empati kurmanız ve gerekirse ilk yardım ile ambulans çağırmanız hem ahlaki hem de pratik bir zorunluluktur. Ancak bu empatiyi "Her şey için özür dilerim, tüm masrafları karşılayacağız" gibi açık bir sorumluluk kabulüne dönüştürmek hukuki anlamda bağlayıcı olabilir; sigorta şirketinizin ve avukatınızın işini güçleştirir.
Müşteri tazminat talebinde bulunmak istediğini belirtirse bunu not alın ve sigortacınızın iletişim bilgilerini yazılı olarak verin. Tazminat miktarı veya ödeme taahhüdü konusunda sözlü söz vermeyin; tüm sürecin yetkili kanallar üzerinden yürütülmesi gerektiğini açık bir dille ifade edin. Müşterinin tıbbi masraflarını "insani gerekçeyle" cepten karşılamak bazen ilerleyen taleplerin önünü açar; bu adımı atmadan önce avukatınıza danışın.
Müşteriyle yapılan yazışmaların —WhatsApp, e-posta veya kağıt— eksiksiz saklanması gerekir. Kaza sonrası müşteriyle telefonda konuştuysanız temel konuları bir e-postayla "dediğimiz gibi..." şeklinde yazılı hâle getirmek iyi bir pratiktir. Üçüncü kişilere —sosyal medyada da dahil— kaza hakkında açıklama yaparken dikkatli olun; bu açıklamalar delil olarak kullanılabilir.
Kaza Sonrası Belgeler: Tutanak, Görüntü, Tanık

Kaza anından itibaren bir saat içinde toplamanız gereken belgeler ve eylemler şunlardır: Öncelikle olayın yaşandığı alanın fotoğraflarını çekin; zeminin durumu, ıslak zemin varsa kuruluğu, aydınlatma koşulları ve o an mevcut olan uyarı levhalarını görsel olarak belgeleyin. Bu fotoğraflar sonradan değiştirilemeyecek saatli kanıt niteliği taşır.
Tanık varsa iletişim bilgilerini alın. AVM içindeki diğer mağaza çalışanları, güvenlik personeli veya olay sırasında yakında bulunan müşteriler tanık olabilir. Tanık ifadeleri yazılı alınamazsa bile isim ve telefon numarası yeterlidir; sonraki aşamada ifade alınabilir. AVM güvenliğine kaza bildirimi yapın ve onlardan da tutanak imzalamasını isteyin; bu tutanak AVM'nin olay anında haberdar edildiğini kanıtlar.
Kamera görüntüsü için yazılı talepte bulunun. Dilekçenizde olayın tarihini, saatini ve kamera açısını mümkün olduğunca spesifik belirtin; görüntünün X günden fazla süre saklanmasını talep edin. Yasal zorunluluk olmasa da bu talep, yönetimin görüntüyü "kazara silmesinin" önüne geçer. Dilekçeyi iadeli taahhütlü gönderin ya da teslim aldığınıza dair imzalı bir kopya alın.
Örnek Kamera Kaydı Talep Dilekçesi (kısa form):
[Tarih]
[AVM Yönetimine]
[Tarih / Saat] itibarıyla [lokasyon] bölümünde bir kaza meydana gelmiştir. Mağazamızın hukuki haklarını korumak amacıyla söz konusu tarih ve saate ait güvenlik kamerası kayıtlarının [30] gün süreyle muhafaza edilmesini ve bir kopyasının tarafımıza iletilmesini talep ederiz.
Saygılarımızla,
[İsim / Mağaza Adı / İletişim Bilgileri]
Hukuki Süreç: Dava Açılırsa Ne Olur?

Mağdur müşteri tazminat davası açmaya karar verirse bu dava hem size hem AVM yönetimine birlikte yöneltilebilir; mahkeme kazanın koşullarını ve her tarafın kusur payını ayrı ayrı değerlendirir. Türk hukukunda tazminat davalarında "ortak kusur" ilkesi geçerliliğini korur; başka bir deyişle birden fazla tarafın kusurlu bulunması halinde tazminat miktarı kusur oranına göre paylaştırılabilir.
Dava sürecinde mahkeme; kaza tutanaklarını, kamera görüntülerini, güvenlik denetim kayıtlarını, zemin bakım raporlarını ve tarafların sigorta poliçelerini inceler. Bu noktada kaza anında hazırladığınız kapsamlı tutanağın ve fotoğrafların değeri ortaya çıkar. Yeterli belgeniz varsa savunma pozisyonunuz güçlüdür; belgesizseniz ispat yükü size ağır bir biçimde yüklenebilir.
Hukuki süreci daha öngörülü yönetmek isteyenler için bir avukat tutmak —özellikle tazminat talebi belli bir eşiği aşıyorsa— maliyet açısından mantıklıdır. Sigorta şirketiniz de bu aşamada avukatlık desteği sunabilir; poliçenizin bu hizmeti kapsayıp kapsamadığını kontrol edin. Arabuluculuk yolu, mahkeme sürecinden önce denenmesi önerilen ve çoğu zaman daha hızlı sonuç veren bir seçenektir.
Önleyici Tedbirler: Kaza Olmadan Önce Yapılacaklar

En etkili savunma kazanın hiç yaşanmamasıdır. Mağaza veya ofis alanınızda uygulamanız gereken temel önlemler; zeminlerin kuru ve temiz tutulması, kayma riski yüksek noktalara kaymaz paspas döşenmesi, ekipman ve rafların sabit ve dengeli konumda bulundurulması, geçit yollarının her zaman açık tutulması ve yeterli aydınlatmanın sağlanmasıdır. Bu önlemlerin yazılı bir kontrol listesine dönüştürülmesi ve haftalık ya da aylık denetim kaydı tutulması, kaza yaşansa bile özen borcunuzu yerine getirdiğinizin kanıtı olur.
Çalışanlarınıza güvenlik eğitimi verin. Islak zemin uyarısı nasıl yerleştirilir, kaza anında ilk bildirim nasıl yapılır, tutanak nasıl tutulur — bu bilgilerin tüm personele öğretilmesi kritiktir. Büyük mağazalarda kaza önleme sorumlusunun belirlenmesi ve bu kişinin düzenli denetim yapması önerilir.
AVM yönetimiyle iyi bir iletişim kurun. Ortak alandaki bozuk zemin, arızalı aydınlatma veya yetersiz uyarı levhası gibi sorunları fark ettiğinizde yönetimi yazılı olarak uyarın; bu yazışma, olası bir davada "sorunu biz bildirdik ama giderilmedi" savunmasını destekler. Yönetimle düzenli kiracı toplantıları yapılıyorsa güvenlik gündemini bu toplantılarda dile getirin.
Site Yönetimi ile Yapıların Daha Şeffaf Yönetimi

AVM veya plaza gibi ticari yapılarda kiracıların en sık yakındığı konuların başında yönetimin bakım ve güvenlik adımlarını ne zaman attığını bilememek gelir. Arıza bildirimleriniz kayıt altına alınmıyor, ortak gider dökümleri net değil ya da güvenlik denetimleri düzensiz yapılıyor ve siz haberdar olmuyorsanız; hem operasyonel hem hukuki riskiniz artar.
Site Yönetimi platformu, bu şeffaflık açığını kapatmak için tasarlanmıştır. Kiracı olarak ortak gider dökümleri ve ödemeler üzerinde net bir görünürlük elde edersiniz; her kalemin ne için harcandığını sorgulamak yerine panelden anlık olarak takip edebilirsiniz. Arıza veya bakım talepleri tarih damgasıyla açılır ve çözüme kavuştuğunda kayıt kapanır; bu tarihsel iz, hem yönetimin bakım yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini hem de sizin bildirimi zamanında yapıp yapmadığınızı kanıtlar.
Duyurular, kural güncellemeleri ve güvenlik bildirimleri tek kanaldan iletilir; "haberdar olmadım" ya da "bana ulaşmadı" tartışmalarının önüne geçilir. Raporlar ve finansal özetler düzenli olarak sisteme yüklenir; dolayısıyla tüm kiracılar yapı yönetimiyle aynı bilgi düzeyinde buluşur. Bu şeffaflık, kaza sonrası süreçlerde de işe yarar: Yönetimin hangi tarihlerde bakım yaptığı, hangi arızanın ne zaman giderildiği ve bildirimlerinizin sisteme girip girmediği kayıt altında olur.
Ticari yapılarda kiracı-yönetim ilişkisi ne kadar belgelenmiş ve düzenli yürütülürse, kaza gibi beklenmedik olaylarda hem tarafların hukuki konumu hem de çözüm süreci o kadar sağlıklı ilerler. Yapının dijital altyapısını güçlendirmek, uzun vadede hem operasyonel hem hukuki maliyeti düşürür.
Sık Yapılan Hatalar

Kaza anında ve sonrasında kiracıların sıkça yaptığı ilk hata, durumu yönetmeye çalışırken AVM'yi devre dışı bırakmaktır. "Yönetime neden söyleyeyim?" düşüncesiyle bildirim geciktirilirse, ilerleyen aşamada yönetim "kazadan haberdar değildik, tutanağımız yok" diyerek tüm sorumluluğu size yıkmaya çalışabilir. Kaza anında AVM'yi haberdar etmek hem prosedürel bir zorunluluk hem de kendi korumanızdır.
İkinci yaygın hata, sigorta şirketini geç aramaktır. Poliçelerde genellikle kaza tarihinden itibaren belirli bir süre içinde bildirim yapılması gerektiği belirtilir. Bu süreyi kaçırmak tazminat sürecini olumsuz etkileyebilir. Kazadan sonra ilk yaptığınız işlerden biri sigortacınızı aramak olmalıdır.
Üçüncü hata, olay yerinin fotoğraflanmamasıdır. Kaza anında aklınız karışık olabilir; ancak birkaç fotoğraf çekmek yalnızca birkaç dakika alır ve ileride kritik kanıt niteliği taşır. Zemin, uyarı levhası, aydınlatma ve yakın çevreyi belgeleyin. Bu fotoğrafları bulut yedekli bir uygulamaya yükleyin; telefonun kaybolması veya bozulması durumunda kopya güvencesi olur.
Dördüncü hata, tazminat talebinin küçük görülerek avukata danışılmamasıdır. Yaralanmanın ciddi olduğu vakalarda tazminat miktarı beklediğinizden yüksek çıkabilir. Erken aşamada aldığınız hukuki destek, hem sizi hem sigorta şirketinizi doğru konumlandırır ve gereksiz fedakârlıkların önüne geçer.
Sık Sorulan Sorular
Müşteri AVM koridorunda düştüyse benim mağazama dava açabilir mi?
Kural olarak koridordaki kaza AVM yönetiminin sorumluluk alanına girer; mağazanıza karşı dava açılması için sizin o olayda belirlenebilir bir kusuru bulunması gerekir. Kazanın kamera kaydı ve tutanakla kesin biçimde koridorda gerçekleştiği kanıtlanırsa birincil muhatap yönetimdir. Ancak pratikte bazı davalar tüm kiracıları da kapsar; sigortanızın güncel olması bu durumda sizi korur.
Kaza anında kendi çalışanım yardım ettiyse sorumluluk doğar mı?
Çalışanınızın mağdura ilk yardım etmesi veya ambulans çağırması sorumluluk doğurmaz; tam tersine özen gösterildiğinin kanıtıdır. Sorun yalnızca çalışanın "evet, tüm masrafları biz karşılayacağız" gibi tazminat taahhüdünde bulunması hâlinde çıkar. Personeli acil yardım yapmak ama tazminat söz vermemek konusunda eğitin.
AVM yönetimi kaza tutanağı imzalamayı reddederse ne yapmalıyım?
Yönetim imzalamayı reddederse kendi tutanağınızı hazırlayın ve yönetimin imzadan kaçındığını tutanağa not olarak düşün; tanık varsa tanığa da imzalattırın. Ardından tutanağı noterde tasdikleyin ya da iadeli taahhütlü posta ile yönetime gönderin. Bu adım yönetimin "böyle bir bildirimi almadık" demesini güçleştirir ve hukuki bir uyuşmazlıkta lehe delil oluşturur.
Müşteri tazminat talep etmeden ambulans çağırdı ve gitti; daha sonra dava açabilir mi?
Evet, talep anında hukuki yola başvurulmamış olması müşterinin ileride dava açmasını engellemez; zararın ortaya çıkması ve süre aşımı kuralları belirleyicidir. Bu nedenle kaza anına ait belgeleri —fotoğraf, tutanak, tanık bilgileri— olayın üzerinden uzun süre geçse bile saklamaya devam edin. Sigorta şirketinizi kaza anında haberdar etmeniz, ileride gelen bir talebe karşı hazırlıklı olmanızı sağlar.
Kiracı olarak özel mülkiyet sigortası yaptırmak zorunda mıyım?
Kira sözleşmenizdeki hükümlere bakmanız gerekir; pek çok AVM kira sözleşmesi kiracının mali mesuliyet (üçüncü şahıs sorumluluk) sigortası yaptırmasını açıkça zorunlu kılar. Sözleşmede böyle bir madde yoksa bile bu sigorta türü, mağazanızda yaşanabilecek müşteri kazaları için güçlü bir mali güvence sağlar. Poliçe olmaksızın yüksek bir tazminat talebiyle karşılaşmak doğrudan işletme karlılığınızı tehdit edebilir.
Kamera görüntüsü AVM tarafından silinirse ne yapabilirim?
Görüntünün silinmesi, özellikle yazılı talepten sonra gerçekleşmişse delil karartma şüphesi doğurur ve yargılamada yönetim aleyhine yorumlanabilir. Kaza bildirimini ve kamera kaydı talebini yazılı olarak —iadeli taahhütlü posta veya noter aracılığıyla— yapmak bu riski önemli ölçüde azaltır. Böyle bir durumla karşılaşırsanız avukatınız aracılığıyla ihtiyati tedbir yoluna başvurulabilir.