Ortak tesisattan kaynaklanan su kaçağının masrafını bütün kat maliklerinin ortaklaşa karşılaması gerekir; bu gider bireysel bir dairenin sorunu değil, yapının ortak alanıyla ilgili olduğu için apartmanın ortak gider havuzundan ödenir. Kiracıysanız kural değişmez: ortak tesisat bakım yükümlülüğü malike, oradan da yönetime ait olduğundan tamir bedelini sizden istemeleri hukuken mümkün değildir. Yalnızca kendi dairenizin içindeki tesisattan kaynaklanan bir sorun varsa tablo farklılaşır; bu ayrımı doğru yapmanız hem zamandan hem de gereksiz masraftan sizi korur.
Ortak Tesisat ile Bireysel Tesisat Arasındaki Fark

Bir apartmanda su tesisatı iki temel kategoriye ayrılır. Birincisi, binanın omurgasını oluşturan ve tüm dairelere hizmet veren ana kolonlar, düşey borular ve ortak branşman hatlarıdır. Bu boruların bakımı, onarımı ve değişimi tamamen ortak gider kapsamındadır. İkincisi ise her dairenin kendi sayacından sonra gelen, yalnızca o daireyi besleyen bağımsız bölüm içi tesisattır. Musluğunuz damlamaya başladıysa, o tamiri siz yaptırırsınız; ama kat döşemesinin içindeki ortak kolon çatladıysa bu iş yönetimin.
Peki sınır tam olarak nerede biter? Genellikle su saydınızın hemen arkasındaki vana ve onu besleyen bağlantı noktası ortak tesisat sınırını belirler. Bu noktanın ötesi dairenize aittir; öncesi apartmanın ortak mülkiyetine girer. Ancak binanın yaşı, yapım tekniği ve projesine göre bu sınır değişebileceğinden tartışmalı durumlarda yetkili bir tesisatçı veya bilirkişiden teknik rapor almanız gerekebilir.
Çoğu sakin, tavan veya duvardan ıslanma başladığında ilk tepki olarak üst komşuyu suçlar. Oysa ıslaklığın görüldüğü yer ile kaynağı çoğu zaman aynı değildir; su döşeme içinde yatay yol kat ederek çok daha uzak bir noktadan gelmiş olabilir. Bu nedenle "kaçağın nereden geldiği" ile "kimin ödemesi gerektiği" ayrı sorulardır ve ikisi de teknik inceleme olmadan kesin yanıt bulamaz.
Pratik bir kural olarak şunu aklınızda tutun: sorun boru sisteminizin bağımsız bölüm sınırını aşıyorsa, yani birden fazla daireyi etkiliyor veya ortak kolona uzanıyorsa, bu gider hiçbir koşulda tek bir sakine yıkılamaz. Yönetim bu masrafı aidat havuzundan ya da birikmiş işletme fonundan karşılamak zorundadır.
Kat Mülkiyeti Kanunu Ne Diyor?

Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman sakinleri arasındaki sorumluluk sınırlarını belirleyen temel hukuki çerçevedir. Bu kanun çerçevesinde ortak yerler; taşıyıcı duvarlar, döşemeler, koridorlar, çatı, su deposu ve tüm bağımsız bölümlere hizmet eden tesisat ve boruları kapsamaktadır. Kanunun benimsediği temel ilke, ortak yerlere ilişkin her türlü bakım, onarım ve yenileme giderinin kat malikleri arasında paylaştırılmasıdır.
Bu pay genellikle arsa payıyla orantılıdır; yani büyük dairenin maliki daha fazla katkı yapar. Kiracı ise bu ayrımdan doğrudan etkilenmez: kiracı yalnızca kendi bağımsız bölümüne ilişkin küçük bakım yükümlülüklerini üstlenir, ortak tesisat hasarından doğan giderleri mülk sahibi karşılar. Kira sözleşmesinde aksini öngören bir madde olsa dahi, kanunun emredici hükümleri kiracı aleyhine yorumlanamaz.
Önemli bir ayrıntı: kanun sadece "ortak tesisat" demez, aynı zamanda yönetimin bu tür sorunları makul süre içinde gidermekle yükümlü olduğunu da ortaya koyar. Yönetim hareketsiz kalırsa, kat malikleri kurulunu toplantıya çağırma ya da icra yoluna başvurma hakkı doğar. Hukuki süreç uzun görünse de yasal dayanak güçlüdür.
Bir de şu durum var: eğer kaçak üst kattaki daireden geliyor ve bunun nedeni o dairenin sahibinin kendi tesisatını ihmal etmesiyse (örneğin daire içi boru değişimini yıllarca erteleme), zarar gören komşu bu kez ortak gider değil, kusurlu malikin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilir. Bu farklı bir hukuki yol olup Borçlar Kanunu hükümleri devreye girer. Teknik olarak karmaşık gelse de pratikte tanık ifadesi, fotoğraf ve uzman raporu bu davaların bel kemiğini oluşturur.
Kaçak Tespit Edildiğinde İzlenecek Adımlar

Dairenizde ya da bina ortak alanında su hasarı fark ettiğinizde paniklemeden önce birkaç kritik adımı doğru sırayla atmak, hem hasarı sınırlar hem de ilerideki hukuki süreçlerde elinizi güçlendirir. İlk yapmanız gereken hasarlı alanı fotoğraflamak ve tarihlendirmektir. Akıllı telefonunuzun konum ve zaman damgası bu belgelerin geçerliliğini artırır.
İkinci adım, durumu yazılı olarak yöneticiye bildirmektir. Sözlü iletişim kolay reddedilebilir; ancak yazılı bir bildirim (kısa mesaj, e-posta veya elden verilen dilekçe) hem bildirim tarihini sabitler hem de yönetimin "haberim yoktu" savunmasını ortadan kaldırır. Bu bildirimde kaçağın nerede görüldüğünü, ne zamandan bu yana sürdüğünü ve aciliyeti açıkça belirtin.
Üçüncü adım, kısa bir süre beklemenize karşın yönetim harekete geçmiyorsa kat malikleri kurulunu toplantıya çağırmak için diğer kat maliklerinden destek almanızdır. Kanunun öngördüğü nisapla toplanabilen bir kurula sunulan tamir talebi, yönetim üzerinde somut baskı oluşturur. Dördüncü ve son çare ise sulh hukuk mahkemesine veya arabulucuya başvurmaktır; bu aşama uzun sürse de haklı çıkma ihtimaliniz yüksektir.
Kaçak aktif olarak devam ediyorsa ve yapıya ya da eşyalarınıza zarar veriyorsa, acil durum tesisatçısı çağırma hakkınız da mevcuttur. Yaptırdığınız acil tamiratın faturasını saklayın; bu masrafı yönetimden ya da kusurlu maliken talep edebilirsiniz. Fatura olmadan tazminat talebi çok daha zorlaşır.
Kiracıysanız Ne Yapmalısınız?

Kiracı olarak yaşadığınız bir apartmanda ortak tesisat kaynaklı su kaçağı yaşıyorsanız, işiniz biraz daha katmanlıdır; hem kiracı hem de mal sahibinizle hem de yönetimle aynı anda iletişim kurmanız gerekebilir. İlk yapacağınız şey durumu hem yöneticiye hem mal sahibinize yazılı olarak bildirmektir. İkisine de ayrı bildirim gönderin ve kopyalarını saklayın.
Kiracının yasal konumu açısından şunu bilin: ortak tesisat kaynaklı su kaçağı bir "mülkün ayıbı" sayılır ve Borçlar Kanunu çerçevesinde mal sahibi bu ayıbı gidermekle yükümlüdür. Mal sahibi hareketsiz kalırsa, bağımsız bölümünüzü "ayıplı" kullanmak zorunda kaldığınız süre için kira bedelinde indirim talep edebilirsiniz; uç durumlarda kirayı ihbarla sözleşmeden dönme hakkı dahi doğabilir.
Eşyalarınız zarar gördüyse durumu mutlaka belgelendirin. Sigortanız varsa (konut sigortası veya kiracı eşya sigortası) poliçenizin ortak tesisat kaynaklı su hasarını kapsayıp kapsamadığını kontrol edin. Sigortanız yoksa mal sahibinden ve/veya kusurlu maliken tazminat talebinde bulunabilirsiniz; bu süreçte fotoğraflar ve faturalar en önemli kanıtlarınızdır.
Sık karşılaşılan bir tuzak şudur: yönetici veya mal sahibi tarafından "senin boruların mı, yoksa ortak mı" tartışmasına çekildiğinizde teknik bilgi olmadan pozisyon almayın. Tarafsız bir tesisatçıdan yazılı teknik rapor isteyin; bu rapor hem sorumluyu netleştirir hem de müzakere masasında elinizi güçlendirir.
Üst Kattaki Komşunuzun Tesisatından Geliyorsa

Bu senaryo belki de en sık yaşanandır: tavan ıslanıyor, üst komşuyu çağırıyorsunuz, başlangıçta kendi sorunu gibi görünüyor. Ancak asıl mesele şudur: üst komşunun kendi bağımsız bölümü içindeki bir tesisat arızasından mı, yoksa binanın ortak kolonundan mı kaynaklanıyor? Bu ayrım, tamir bedelinin kime yükleneceğini doğrudan belirler.
Kaçak üst komşunun bağımsız bölümündeki bir arızadan (örneğin kırık pipo, çatlak lavabo sifonundaki conta) geliyorsa, tamir bedeli o komşuya aittir. Ayrıca size verdiği hasardan dolayı tazminat sorumluluğu da doğar. Öte yandan kaçak ortak kolonda ise yukarıda anlattığımız şema işler: ortak gider olarak karşılanır ve üst komşunuz da sizin gibi mağdurdur, fail değil.
Bu süreçte komşunuzla gerilim yaşamamak için doğrudan suçlama yerine birlikte teknik tespit yaptırma yolunu öneririz. Bir tesisatçının "kaynak şurası" diyerek vereceği rapor, tartışmayı kişisel olmaktan çıkarır ve sorumluluğu nesnel biçimde netleştirir. Çoğu komşuluk anlaşmazlığı bu aşamada çözüme kavuşur.
Komşunuz teknik incelemeye yanaşmıyorsa ya da masrafı kabul etmiyorsa, yöneticiden aracılık etmesini ve resmi süreç başlatmasını talep edin. Yönetim de yetersiz kalıyorsa sulh hukuk mahkemesinde "tespite izin" davası açarak mahkeme bilirkişisinin olayı belgelendirmesini sağlayabilirsiniz. Bu yol biraz zahmetli görünse de delil tespiti ilerideki tazminat davasını çok daha kısa sürede sonuçlandırır.
Yönetim Hareketsiz Kalırsa Ne Yaparsınız?

Yazılı bildiriminize rağmen yönetim günler geçtikçe harekete geçmiyorsa, yapabileceğinizin ilk aşaması resmi ihtarname göndermektir. Noter kanalıyla gönderilen bir ihtarname hem teslim tarihini kesin olarak belgeler hem de yöneticiye yasal süreç başladığının sinyalini verir. Pek çok vakada bu adım tek başına çözüm üretmeye yeter.
İhtarname sonuç vermezse kat malikleri kurulunu olağanüstü toplantıya davet etmek için gerekli sayıda maliki yanınıza almanız gerekir. Kanunun öngördüğü orana ulaşıldığında toplantı çağrısı yapılabilir; kurulda tamir kararı alınması için oylamaya gidilir. Çoğunluk sağlandığında alınan karar yönetimi bağlar.
Tüm bunlara rağmen çözüm yoksa sulh hukuk mahkemesine başvurarak yönetimin görevi yerine getirmesi için mahkeme kararı istenebilir. Acil durumlarda yani aktif su kaçağının yapıya ciddi zarar verdiği hallerde mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınarak işin derhal gördürülmesi sağlanabilir. Bu aşamada bir avukattan destek almanız hem süreyi hem de hata yapma riskini azaltır.
Dilekçe yazmakta zorlanıyorsanız, yöneticiye yapacağınız yazılı bildirim için aşağıdaki şablonu başlangıç noktası olarak kullanabilirsiniz:
Sayın Yönetici,
Apartmanımızın [kat/blok] numaralı bağımsız bölümünde, [tarih] itibarıyla tavan/duvarda su sızması gözlemlenmiştir. Sızıntının ortak tesisat kaynaklı olduğu değerlendirilmektedir. Konunun ilgili teknik personel tarafından incelenerek gerekli onarımın ivedilikle yapılmasını talep ederim. Bildirim tarihinden itibaren oluşacak ek hasarlar nedeniyle yasal haklarımı saklı tutarım.
Adı Soyadı — Daire No — Tarih
Bu dilekçeyi elden veriyorsanız imzalı bir kopyasını alın; e-postayla gönderiyorsanız okundu bilgisini saklayın; WhatsApp gibi mesajlaşma uygulamalarından gönderiyorsanız ekran görüntüsünü kaydedin.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?
Ortak tesisat sorunlarında yaşanan en büyük pratik zorluk, "kime söyledim, ne zaman söyledim, ne cevap geldi" sorularının yanıtsız kalmasıdır. Sözlü bildirimler unutulur, mesajlar karışır, tarihler bulanıklaşır. Apartmanınız veya siteniz Site Yönetimi platformunu kullanıyorsa bu belirsizlik ortadan kalkar.
Platform üzerinden gönderdiğiniz her arıza veya bakım talebi tarih damgalı ve kalıcı bir kayıt olarak sisteme işlenir. Yönetici bildirimi aldı mı, incelemeye aldı mı, tamir için atama yapıldı mı — tüm bu adımlar zaman çizelgesiyle izlenir. Siz de sakin olarak her aşamanın durumunu uygulamadan görebilirsiniz; takip için defalarca arayıp mesaj atmak zorunda kalmazsınız.
Bir diğer kritik kolaylık, aidat ve gider şeffaflığıdır. Ortak tesisat tamiri için toplanan ek aidatın ya da işletme fonundan yapılan harcamanın dökümü platforma yansır. "Para nereye gitti?" sorusu tarihsel hareket kaydıyla yanıtlanır; bu hem sakinlerin güvenini pekiştirir hem de olası anlaşmazlıkları başlamadan keser.
Platformun arıza modülü ayrıca süregelen sorunları kategorize eder, tekrarlayan arızaları görünür kılar ve yöneticiye önceliklendirme imkânı sunar. Su kaçağı gibi acil durumlarda "acil" etiketiyle gönderilen bildirimler ayrı bir akışta öne çıkar. Böylece "aylardır söylüyorum ama kimse ilgilenmiyor" tuzağının önüne geçilmiş olur.
Sonuç itibarıyla platform, sakin ile yönetim arasındaki iletişimi kişisel çabadan bağımsız, belgelenebilir ve izlenebilir bir sürece dönüştürür. Su kaçağı gibi hem teknik hem hukuki boyutu olan sorunlarda bu şeffaflık, en az teknik bilgi kadar değerli bir güvencedir.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınırsınız?

En yaygın hata, durumu sözlü bildirip yazmamaktır. Aylarca geçtikten sonra bir anlaşmazlık çıktığında "ben söyledim ama" demek hukuki olarak hiçbir şey ifade etmez. Her bildirim yazılı olmalı ve bir kopyası sizde kalmalıdır. Yöneticinin kapısına bırakılan not bile imzalandığında belge değeri taşır.
İkinci yaygın hata, masrafı kendiniz karşılayıp sonra geri almaya çalışmaktır. Ortak tesisat onarımını kendi cebinizden yaptırıp ardından yönetimden ya da komşunuzdan para talep etmek teoride mümkün olsa da pratikte son derece zorlu bir süreçtir. Öncesinde yazılı izin almadıysanız masrafınızı ispat etseniz bile mahkemede "hasar bu kadar mıydı, daha ucuza yaptırılamazmıydı" sorularıyla karşılaşabilirsiniz. Mümkün olduğunca harcamadan önce onay alın.
Bir başka hata, teknik soruşturma yapılmadan tarafları suçlamaktır. Su tavandan geliyorsa üst komşuyu, yan duvardan geliyorsa komşu daireyi suçlamak kolaydır. Ancak su, yapı içinde uzun mesafeler kat edebilir; aslında iki kat yukarıdan veya tamamen farklı bir noktadan geliyor olabilir. Teknik rapor olmadan yapılan suçlamalar yalnızca komşuluk ilişkilerini zedeler.
Son olarak: bina sigortasını gözden kaçırmayın. Çoğu apartmanın zorunlu ya da isteğe bağlı bina sigortası poliçesi mevcuttur ve ortak tesisat kaynaklı su hasarları bu poliçenin kapsamında olabilir. Yöneticiden poliçeyi görmesini isteyin; hasar tespiti ve tazminat sürecini birlikte başlatmak, uzun vadede herkese zaman ve para kazandırır.
Ayrıca toplu yapıda ortak yer ve tesis yönetimi konusunu detaylı incelemek, hangi alanların ve tesisatın ortak mülkiyet kapsamında değerlendirildiğini anlamanıza yardımcı olur. Boş dükkan veya ticari alanları olan sitelerde ise boş mağazanın ortak gideri kimin sorumluluğunda olduğunu ayrıca öğrenmenizi öneririz.
Sık Sorulan Sorular
Ortak tesisattan su kaçağı oldu; yönetici "para yok" dedi. Ne yapabilirim?
Yöneticinin kasada para olmadığını söylemesi, onarımı erteleme hakkı vermez. Acil tesisat sorunları gibi yapıyı tehdit eden durumlarda yönetim, gerekirse kat maliklerinden avans toplayarak işi yaptırmakla yükümlüdür. Durumu noter ihtarnamesiyle bildirin ve kat malikleri kurulunu olağanüstü toplantıya çağırın. Toplantıda alınan kararla avans toplanmasına karar verilebilir. Yönetim yine de hareketsiz kalırsa sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz.
Üst komşumun çamaşır makinesinden gelen su benim tavanımı hasarlattı. Bu ortak gider mi?
Hayır, bu ortak gider değildir. Çamaşır makinesinin bağlantı hortumu veya altındaki zemin izolasyonu üst komşunun bağımsız bölümüne ait bir unsurdur. Dolayısıyla hem tamir masrafı hem de size verdiği zarar için tazminat sorumluluğu doğrudan üst komşuya aittir. Durumu teknik raporla belgeleyin ve önce doğrudan konuşun; anlaşma sağlanamazsa Borçlar Kanunu çerçevesinde tazminat davası açabilirsiniz.
Kiracıyım ve mal sahibi ortak tesisat hasarını benden istiyor. Haklı mı?
Hayır, haklı değil. Ortak tesisat bakım ve onarım yükümlülüğü mal sahibine aittir; kiracı yalnızca kendi kullanımından kaynaklanan küçük arızalardan sorumludur. Kira sözleşmenizde aksine bir hüküm varsa dahi, kanunun emredici niteliğindeki hükümleri kiracı aleyhine uygulanamaz. Durumu yazılı olarak mal sahibine bildirin, gerekirse bir tüketici avukatına danışın.
Su kaçağı için tamir yaptırdım ama yönetim faturayı ödemek istemiyor. Ne yapmalıyım?
Önceden yazılı izin almadan yaptırdıysanız süreç zorlaşır; ancak yönetimin hareketsizliği konusunda yazılı belgeniz varsa (bildiriminiz, ihtarnameniz) mahkemede "zorunlu vekâletsiz iş görme" veya "haksız zenginleşme" hükümlerine dayanabilirsiniz. Faturayı, teknik raporu ve bildirimlerinizi bir arada saklayın. Sulh hukuk mahkemesinde açacağınız tazminat davası için bu belgeler temel kanıt olacaktır. Bir dahaki olası benzer durumda önce yazılı izin alın.
Kaçağın nereden geldiğini nasıl anlarım? Tesisatçı mı, bilirkişi mi çağırmalıyım?
İlk adımda tecrübeli bir tesisatçının yerinde incelemesi çoğunlukla yeterlidir; tesisatçı kaçağın kaynağını genellikle basınç testi veya görsel incelemeyle belirleyebilir. Yazılı rapor düzenlemesini mutlaka isteyin. Tespit tartışmalı hâle gelirse veya ilerleyen aşamada hukuki süreç başlayacaksa mahkemeden bilirkişi atanması talep edilir; bu durumda dışarıdan aldığınız teknik rapor da bilirkişiye yol gösterici olur.
Yönetim hareketsiz kalırsa ne kadar sürede hukuki süreç sonuçlanır?
Sulh hukuk mahkemelerindeki yargılama süreleri değişkendir; basit tespite izin davaları birkaç ayda sonuçlanabilirken, tazminat veya yönetim görevden alma davaları bir ila iki yıl sürebilir. Bu nedenle önce noter ihtarnamesi, ardından kat malikleri kurulu kararı gibi idari yolları denemenizi öneririz; bu yollar hem daha hızlı hem de daha az maliyetlidir. Hukuki süreç son çare olarak değerlendirilmelidir.