Paylaşımlı ofiste gürültü ve toplantı odası anlaşmazlıkları, sorunun kaynağına ve binanın yönetim yapısına göre farklı kanallardan çözülür. Çoğu durumda birinci adım yazılı iletişim ve bina yönetimine başvurudur; anlaşmazlık sürmüyorsa kira sözleşmenizdeki hükümler ve ortak alan kullanım kuralları belirleyici olur. Şikâyeti kayıt altına almak, tarih damgalı belge oluşturmak ve çözümsüz kalan durumlarda arabuluculuk yolunu denemek süreci hem hızlandırır hem de hukuki güvence sağlar.
Paylaşımlı Ofis Ortamında Anlaşmazlık Neden Bu Kadar Yaygın?

Paylaşımlı ofis modelinin özü, farklı şirketlerin aynı fiziksel alanı birbirinden bağımsız kiralamasıdır. Her kiracının kendi iş ritmi, müşteri profili ve çalışma kültürü farklıdır. Çağrı merkezi kurumu sabahın erken saatlerinde yüksek sesle konuşurken, fintech girişimi derin konsantrasyon gerektiren kodlama seanslarına odaklanır. Bu iki dünya tek katta buluştuğunda çatışma kaçınılmaz hale gelir.
Toplantı odası çatışmaları ise farklı bir dinamikten beslenir: ortak kaynağın kıtlığı. Binalarda genellikle toplantı odası sayısı kiracı sayısına oranla düşük tutulur; rezervasyon sistemi net değilse ya da kimse kuralları aktif biçimde uygulamıyorsa "ilk gelen alır" anlayışı hâkim olur. Bir kez oturmuş ekip salondan çıkmayı geciktirdiğinde, dışarıda bekleyen başka bir şirketin önemli görüşmesi mahvolabilir.
Bütün bu durumların altında yatan ortak sorun, ortak alan kurallarının yeterince belgelenmemiş ya da yeterince uygulanmıyor olmasıdır. Kira sözleşmeleri çoğu zaman özel birimi net biçimde tanımlar; ancak koridor, mutfak, toplantı odası ve lobi gibi ortak alanların kullanım esaslarına dair hükümler belirsiz kalır. İşte bu boşluk, küçük bir sürtüşmeyi kronik bir soruna dönüştürür.
Paylaşımlı ofis ortamında herhangi bir anlaşmazlık yaşadığınızda ilk yapmanız gereken şey şikâyetin türünü doğru teşhis etmektir: Sorun gürültü kaynaklı mı, ortak alan kullanımından mı, yoksa yönetimden mi kaynaklanıyor? Bu ayrım, hangi kanalı işleteceğinizi ve hangi hukuki dayanaklara yaslanacağınızı belirler.
Gürültü Şikâyetinde İlk Adım: Doğrudan ve Belgeli İletişim

Gürültü şikâyeti söz konusu olduğunda en etkili ve en hızlı yol, doğrudan yazılı iletişimdir. Sesli bir şikâyet genellikle savunmacı bir tepkiyle karşılanır; oysa e-posta ya da mesajlaşma uygulaması üzerinden yapılan kibarca bir bildirim, karşı tarafın sorunu ciddiye almasını çok daha kolay hale getirir. Yazılı iletişim aynı zamanda ileride ihtiyaç duyulacak belge zincirinizin ilk halkasıdır.
Şikâyet mesajınız kısa, somut ve suçlayıcı olmayan bir dilde kaleme alınmalıdır. "Saat 10.00–12.00 arasında yaşanan yüksek sesli telefon görüşmeleri konsantrasyonumuzu bozuyor, bir çözüm bulabilir miyiz?" gibi bir cümle, "sürekli gürültü yapıyorsunuz" gibi bir ifadeden çok daha işlevlidir. Tarih ve saati belirtmek, karşı tarafın "ne zaman?" sorusunu geçersiz kılar ve sizi haksız bir konuma düşürmez.
İlk iletişim sonuç vermezse ikinci adım bina yönetimine resmi başvurudur. Bu başvuruyu da yazılı yapın; mümkünse bina yönetim sisteminin şikâyet modülünden ya da e-posta ile iletin. Başvurunuzda önceki yazışmaya ve şikâyetin tekrar ettiği tarihlere atıfta bulunun. Yönetim, bir şikâyetin belgelendiğini gördüğünde hem hukuki hem de operasyonel açıdan harekete geçmek zorunda kalır.
Bina yönetimi de hareketsiz kalırsa ve gürültü sürmekte ise kira sözleşmenizin "sessiz kullanım hakkı" ya da "ortak alan kullanım kuralları" başlıklı maddelerini inceleyin. Bu hükümler; mülk sahibi, bina yöneticisi ve diğer kiracılar arasında imzalanan iç yönetmelikle birlikte okunduğunda size resmi itiraz ve gerekirse tazminat hakkı tanıyabilir.
Toplantı Odası Anlaşmazlıklarını Çözmek İçin Karar Çerçevesi

Toplantı odası anlaşmazlıklarının %80'inden fazlası rezervasyon sisteminin olmadığı ya da düzgün işletilmediği ortamlarda yaşanır. Bu nedenle çözümün ilk ayağı teknik değil organizasyoneldir: Binanızda dijital bir rezervasyon sistemi var mı? Varsa kurallar kiracılara bildirilmiş mi? Yoksa yönetim bu sistemi oluşturmakla yükümlü müdür?
Anlık çatışma durumunda, yani iki kiracı aynı anda odayı talep ettiğinde izlenecek yol basittir. Önce hangi kiracının rezervasyonunun kayıtlı olduğunu sorun. Kayıt yoksa hangisinin daha kritik (müşteri toplantısı, yasal görüşme vb.) bir ihtiyaç taşıdığı değerlendirilebilir; bu değerlendirmeyi bina yöneticisi yapmalıdır. Karşılıklı rıza yoksa yönetici tahsis kararı verir ve bu karar kayıt altına alınır.
Toplantı odasında süre aşımı yaşanıyorsa, yani bir ekip rezervasyon bitiş saatini geçtikten sonra salonda kalmayı sürdürüyorsa, bina yönetimine bildirmek yeterlidir. Yönetim bu durumu iç yönetmeliği gereği uyarı ve gerekirse ek ücretlendirme ile karşılamak zorundadır. Bu konuşmayı kendiniz yapmaya çalışmak çoğu zaman gerginliği artırır; devretmek daha akıllıcadır.
Uzun vadeli çözüm için bina yönetiminden yazılı bir "Toplantı Odası Kullanım Yönergesi" talep edebilirsiniz. Böyle bir yönerge yoksa oluşturulmasını önermeniz hem sizin hem de diğer kiracıların yararınadır. Yönerge; maksimum süre, rezervasyon kanalı, iptal süresi ve süre aşımı yaptırımları gibi temel başlıkları kapsamalıdır.
Bina Yönetimine Nasıl Başvurursunuz?

Bina yönetimine başvurmak, pek çok kiracının düşündüğünden çok daha resmî ve etkili bir adımdır. Bina yöneticisi, kira sözleşmesinin ve iç yönetmeliğin uygulanmasından doğrudan sorumludur; bir kiracının yaşattığı rahatsızlık diğer kiracıların haklarını ihlal ediyorsa müdahale etmek hem yetkisi hem de yükümlülüğü kapsamındadır.
Başvurunuzu yaparken şu bilgileri eksiksiz sunun: anlaşmazlığın kısa özeti, yaşandığı tarih ve saatler, varsa önceki doğrudan iletişim girişimleri ve beklenen çözüm. Bu dört unsuru içeren bir başvuru, yöneticinin hem sorunu anlamasını hem de sizi hukuken korumak için kayıt açmasını kolaylaştırır. "Çok gürültülü" gibi belirsiz bir ifade yerine "14 Temmuz, saat 10.30–12.15 arasında komşu ofisten kesintisiz telefon görüşmeleri sesi" gibi somut bir tanım tercih edin.
Bina yöneticisinin yanıtsız kalması ya da yeterli adımı atmaması durumunda mülk sahibine doğrudan başvurabilirsiniz. Kira sözleşmenizde "sessiz kullanım güvencesi" veya benzer bir hüküm mevcutsa bu güvenceyi hatırlatmak, mülk sahibini harekete geçirecek en güçlü araçtır. Aynı zamanda yaşadığınız rahatsızlığı kira yenileme müzakerelerinde de bir koz olarak kullanmanız hukuken mümkündür.
Başvuruya yanıt gelmediğinde bir sonraki adım yazılı ihtardır. İhtarname göndermeden önce bir avukattan görüş almak, hem içeriğin doğru kurulması hem de gönderim kanalının (noter, KEP vb.) seçilmesi açısından faydalıdır. İhtarname sürecine girildiğinde anlaşmazlık artık belgelenmiş bir hukuki süreç hâline gelir ve çözüme kavuşma olasılığı önemli ölçüde artar.
Hukuki Dayanak: Kira Sözleşmesi ve İç Yönetmelik Ne Diyor?

Paylaşımlı ofis kiracısı olarak hukuki güvencenizin iki temel kaynağı vardır: kira sözleşmesi ve bina iç yönetmeliği. Bu iki belge çoğu zaman birbirini tamamlar; ancak aralarında çelişki varsa kira sözleşmesi genellikle önceliklidir.
Kira sözleşmenizde "ortak alan kullanım hakkı" ve "sessiz kullanım güvencesi" gibi maddeler arayın. Sessiz kullanım güvencesi, kiracının kiraladığı mülkü üçüncü şahısların müdahalesi olmaksızın rahatça kullanma hakkını tanır. Bu güvence yalnızca mülk sahibine karşı değil, aynı binada yer alan diğer kiracılara yönelik şikâyetlerde de dolaylı olarak devreye girer; çünkü mülk sahibi tüm kiracılara bu güvenceyi sağlamakla yükümlüdür.
Bina iç yönetmeliği ise genellikle saat bazlı gürültü sınırlamaları, toplantı odası rezervasyon esasları, ortak alanlarda yasak davranışlar ve yaptırımlar gibi operasyonel kuralları içerir. Bu belgeyi kira imzalanırken teslim almak ve saklı tutmak kritiktir. Yönetmeliği almadıysanız veya güncel sürümünü görmek istiyorsanız bina yönetiminden talep etme hakkınız vardır; bu talebi de yazılı yapın.
Ticari kiralarda Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümleri de geçerlidir. Kiralananın sözleşmeye uygun biçimde kullandırılmaması ya da üçüncü şahısların müdahalesine karşı korunmaması, kiraya verene yükümlülük doğuran durumlar arasında sayılır. Belirli madde numaralarına yaslanmak yerine sözleşmenizdeki ilgili klozu ve genel kira hukuku ilkelerini birlikte değerlendirmeniz daha sağlıklı bir yaklaşımdır; karmaşık durumlarda mutlaka hukuki danışmanlık alın.
Arabuluculuk ve Alternatif Çözüm Yolları

Bina yönetiminin devreye girmesine rağmen çözüm bulunamıyorsa dava açmadan önce arabuluculuğu değerlendirmek hem zaman hem de maliyet açısından avantajlıdır. Ticari uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk, Türk hukukunda belirli koşullar altında zorunlu bir ön adım olarak düzenlenmiştir; bu nedenle hukuk danışmanınızla birlikte adım atmanız önerilir.
Arabuluculuk sürecinde taraflar, bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişi aracılığıyla müzakere eder. Başarılı bir arabuluculuk anlaşması mahkeme kararı gibi icra edilebilir nitelik taşır. Paylaşımlı ofis anlaşmazlıklarında arabuluculuğun pratik faydası özellikle büyüktür; çünkü aynı binada çalışmak zorunda kalan tarafların uzlaşması, yıllarca sürecek bir dava sürecinden çok daha az yıkıcıdır.
Alternatif olarak binadaki kiracı temsilcileri arasında kurulan gayri resmi bir "kiracı koordinasyon komitesi" anlaşmazlıkları kurumsal bir tartışma zeminine taşıyabilir. Bu yapı özellikle büyük ofis binalarında ya da çok sayıda kiracıya ev sahipliği yapan plazalarda işlevsel sonuçlar üretir. Komitenin kararları bağlayıcı olmasa da bina yönetimine güçlü bir geri bildirim kanalı işlevi görür.
İki kiracı arasındaki anlaşmazlıkta bir diğer pratik yol, ortak bir protokol mektubunun imzalanmasıdır. Bu mektup; çalışma saatleri, telefon görüşme politikası, toplantı odası rezervasyon önceliği gibi konularda iki şirketin kendi aralarında belirlediği kurallara dayanır. Resmi olmakla birlikte dava yolunu tıkamaz; çatışmayı ise büyük çoğunlukla birkaç hafta içinde sona erdirir.
Özel Durumlar: AVM Kiracıları ve Plaza Ofisleri

AVM kiracısıysanız anlaşmazlık çözüm süreciniz plaza ofislerine kıyasla farklı işler. AVM'lerde genellikle güçlü ve aktif bir yönetim şirketi bulunur; şikâyet kanalları resmi, süreçler daha kurumsal ve yaptırımlar daha hızlıdır. Bununla birlikte AVM yönetimi, iş ortamı gürültüsünden ziyade müşteri deneyimini ön plana koyar. Bu nedenle gürültü şikâyetinizi "müşteri ziyareti ve iş görüşmesi kalitesini olumsuz etkiliyor" çerçevesinde sunmanız, şikâyetinizin AVM yöneticisi tarafından daha hızlı işleme alınmasını sağlar.
AVM kira sözleşmeleri genellikle standartlaştırılmış ve kapsamlıdır; ortak alan kullanım kuralları çoğu zaman sözleşme ekinde yer alır. Bu ek belgeyi dikkatlice okumak ve hangi alanların "özel kullanım" hangilerinin "ortak kullanım" kapsamında olduğunu bilmek, anlaşmazlık çıktığında sizin lehinize çalışır. Gürültülü bir komşu mağaza varsa bunu yönetim şirketine bildirmek yönetimin doğrudan müdahale etmesini sağlar; çünkü AVM yöneticileri kiracı çatışmalarının müşteri trafiğini olumsuz etkilemesine izin vermez.
Plaza ofislerinde ise yönetim yapısı daha gevşek olabilir; bazı binalarda profesyonel bir yönetim şirketi yoktur, sorumluluğu mülk sahibi veya kendi atadığı bir kişi üstlenir. Bu durumlarda şikâyet kanalı daha az resmîdir ancak kira sözleşmesi hükümleri yine de geçerlidir. Doğrudan mülk sahibiyle muhatap olduğunuzda yazılı iletişimi tercih edin ve tüm gelişmeleri tarihleriyle birlikte kayıt altına alın.
Her iki bağlamda da ortak olan bir gerçeklik şudur: sorun ne kadar erken kayıt altına alınırsa çözüme o kadar hızlı kavuşur. Bir gün gecikme bazen önemlidir; bir ay gecikme ise genellikle kronik bir anlaşmazlığa dönüşmek anlamına gelir. Kiracı ve malik arasındaki aidat anlaşmazlıklarında da görüldüğü gibi, belge zincirini erken kurmak hukuken en güçlü pozisyonu sağlar.
Şikâyet Dilekçesi Nasıl Yazılır? Örnek Şablon

Bina yönetimine ya da mülk sahibine iletilmek üzere hazırlayacağınız şikâyet dilekçesi, kısa ve somut olmalıdır. Abartılı ifadeler veya duygusal bir dil, şikâyetin ciddiyetini azaltır; tersine olgusal ve ölçülebilir bir anlatım hem yöneticinin hem de ileride arabulucu ya da mahkemenin değerlendirmesini kolaylaştırır.
Dilekçenizde şu unsurların bulunması yeterlidir: kim olduğunuz (şirket adı, kira birimi), sorunun ne olduğu (gürültü türü, toplantı odası ihlali vb.), ne zaman yaşandığı (tarih, saat), daha önce ne yaptığınız (doğrudan iletişim girişimi varsa) ve ne beklediğiniz (somut adım: uyarı, yönetim toplantısı, kural revizyonu). Beş unsur, beş paragraf bile olsa yeterlidir.
Örnek Şikâyet Şablonu (E-posta / Yazılı Dilekçe)
Konu: [Birim No] Nolu Bağımsız Bölüm — Ortak Alan Kullanımı Şikâyeti
Sayın [Bina Yöneticisi / Mülk Sahibi Adı],
[Şirket Adı] olarak [Birim No] nolu birimi [Kira Başlangıç Tarihi] itibarıyla kiralamaktayız.
[Komşu birim/ortak alan adı]'nda yaşanan yüksek sesli telefon görüşmeleri / toplantı odası süre aşımı / [diğer sorun], [Tarih 1] ve [Tarih 2] tarihlerinde iş akışımızı olumsuz etkilemiştir. Konuyu [Tarih 3]'te komşu kiracıyla e-posta yoluyla paylaştık; ancak durum devam etmektedir.
Tarafınızdan, iç yönetmelik kapsamında gerekli uyarının yapılmasını ve toplantı odası rezervasyon kurallarının kiracılara yeniden hatırlatılmasını talep ediyoruz. Yanıtınızı [süre, ör: 5 iş günü] içinde bekliyoruz.
Saygılarımızla,
[Ad Soyad / İmza / Şirket Kaşesi]
Bu şablon doğrudan bina yönetimine yöneliktir; mülk sahibine yazıyorsanız ton biraz daha resmî olabilir ve kira sözleşmesindeki ilgili maddeye atıfta bulunabilirsiniz. Dilekçeyi KEP ya da e-posta ile gönderin; fiziksel teslimat yapıyorsanız teslim tutanağı isteyin.
Site Yönetimi Platformu ile Ortak Alan Takibi Nasıl Kolaylaşır?

Yaşanan anlaşmazlıkların büyük bölümü, belgeleme eksikliğinden kaynaklanır. "Ben şikâyet ettim, yönetim görmezden geldi" ya da "rezervasyonu ben yaptım, kayıt yok" gibi durumlar, şeffaf ve tarih damgalı bir sisteme sahip olmak yerine sözlü iletişime güvenildiğinde ortaya çıkar. Site Yönetimi platformu tam olarak bu boşluğu kapatır.
Platform üzerinden kiracılar arıza ve talep kaydı açtığında her adım otomatik olarak zaman damgası alır. Şikâyetin ne zaman iletildiği, kimin aldığı, nasıl yanıtlandığı ve sorunun kapandığı tarih sisteme kalıcı olarak işlenir. Bu kayıt, yönetici değişikliğinde ya da anlaşmazlık büyüdüğünde geriye dönük kanıt olarak kullanılabilir.
Kiracılar ortak gider dökümleri ve bina duyurularını da aynı platform üzerinden takip edebilir. "Toplantı odası rezervasyon saatleri güncellendi" gibi bir duyuru sistemden iletildiğinde "haberim olmadı" savunması ortadan kalkar; herkes aynı anda, kayıtlı biçimde bilgilendirilmiş olur. Şeffaflık, anlaşmazlığın doğmadan önüne geçer.
Bina yöneticileri açısından da platform ciddi bir kolaylık sunar: bakım planları, gider raporları ve kiracı bildirimleri tek merkezden izlenir. Bir şikâyet yöneticinin dikkatini çektiğinde sistem otomatik bildirim gönderir; ihmal ya da gözden kaçma riski azalır. SiteYönetimi.org'un sunduğu bu altyapı sayesinde apartman, rezidans, plaza ya da AVM yöneticileri ortak alan yönetimini gerçek zamanlı olarak izleyebilir.
Özellikle büyük kiracı portföyüne sahip binalarda raporlama önemli bir güç dengesi unsuru haline gelir. Hangi kiracının kaç kez şikâyet ettiği, hangi alanın en sık sorun ürettiği, çözüm sürelerinin ne kadar olduğu gibi verilere sahip olmak; yönetimin hem proaktif hem de savunulabilir kararlar almasını sağlar. Apartmanlarda gürültü sorunlarında yasal yollar da benzer bir yapıyı gerektirir: kayıt olmadan hukuki süreç zayıf kalır.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınırsınız?

Paylaşımlı ofis anlaşmazlıklarında kiracıların yaptığı en yaygın hata, şikâyeti sözlü olarak iletip ardından belge üretmemektir. Koridor muhabbetinde geçen "biraz gürültüyü azaltın" sözü, hiçbir hukuki değer taşımaz. Aynı konuşma e-posta veya mesajlaşma uygulamasında gerçekleşseydi tarih, içerik ve karşı tarafın tepkisi kayıt altında olacaktı.
İkinci yaygın hata, çok fazla "nezaket molası" verilmesidir. İlk şikâyetten sonra beklemeye geçmek makuldür; ancak üçüncü kez aynı sorun yaşandığında resmi başvuru artık ertelenmemelidir. Her geciktirilen adım, anlaşmazlığın sessiz bir kabullenme olarak yorumlanmasına zemin hazırlar.
Üçüncü hata, yalnızca bina yönetimine güvenmek ve kira sözleşmesini okumamaktır. Sözleşme sizin temel güvencenizdir; hangi ortak alanların kira kapsamına dahil olduğunu, hangi kuralların uygulanacağını ve ihlal durumunda hangi yollara başvurabileceğinizi bilmek sizi hem daha güçlü hem de daha hızlı bir çözüme taşır.
Son olarak, anlaşmazlığı büyütmek için acele etmek de başlı başına bir hatadır. Pek çok ofis çatışması, doğrudan ve belgelenmiş bir iletişim girişimiyle birkaç gün içinde kapanır. Avukata ya da arabulucuya yönelmeden önce yazılı bildirimin yeterli olup olmadığını test etmek, hem zamandan hem de maliyetten tasarruf ettirir.
Sık Sorulan Sorular
Komşu ofis gürültüsü için bina yönetimine şikâyet etmeden önce ne yapmalıyım?
Öncelikle karşı tarafla yazılı olarak iletişim kurmanız önerilir. E-posta veya mesajlaşma uygulaması üzerinden yapılacak kısa ve olgusal bir mesaj hem karşı tarafı uyarır hem de ileride bina yönetimine başvurduğunuzda "önce doğrudan iletişim kurdum" diyebileceğiniz bir belge oluşturur. Bu adımı atlamak bina yöneticisinin "ikili çözümü denediniz mi?" sorusunu yanıtsız bırakır.
Toplantı odası rezervasyonumu ispatlayamazsam ne olur?
Dijital kayıt yoksa ispat yükümlülüğü size ait olmakla birlikte durumu belgelemeniz güçleşir. Bu nedenle rezervasyon yaptırdığınızda mutlaka e-posta veya mesaj yoluyla onay isteyin. Onay alınamıyorsa rezervasyonu açık bir kanala (ortak takvim, beyaz tahta, bina yöneticisine e-posta) bildirin. Anlık çatışmada yönetici tahsis kararı verir; ancak belgeli olan taraf her zaman avantajlıdır.
Bina yönetimi şikâyetimi görmezden gelirse ne yapabilirim?
İlk adım, şikâyetinizi e-posta yoluyla mülk sahibine iletmek ve kira sözleşmenizdeki sessiz kullanım güvencesine atıfta bulunmaktır. Yanıt yine gelmezse yazılı ihtar gönderebilirsiniz; bu aşamada bir avukattan görüş almanız hem içerik hem de gönderim kanalı açısından faydalı olur. Türk hukukunda ticari kiralarda dava öncesi arabuluculuk belirli koşullarda zorunlu olabildiğinden hukuki danışmanlık almadan mahkeme yoluna gitmeyin.
Kira sözleşmemde ortak alan kuralları yazmıyorsa ne geçerli olur?
Kira sözleşmesinde boşluk varsa bina iç yönetmeliği devreye girer. Yönetmelik de yoksa Borçlar Kanunu'nun ticari kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümleri ve hakkaniyete dayalı ortak alan paylaşım ilkeleri esas alınır. Bu durumda bina yönetiminden yazılı bir ortak alan kullanım yönergesi hazırlanmasını talep etmek hem süreçleri netleştirir hem de sizi gelecekteki çatışmalardan korur.
AVM'de mağazam var, gürültü şikâyetimi AVM yönetimine nasıl iletmeliyim?
AVM yönetim şirketine, şikâyetinizin müşteri deneyimini ve iş süreçlerinizi nasıl olumsuz etkilediğini net biçimde aktarın. AVM yönetimleri genellikle müşteri deneyimi odaklı çalıştığından şikâyetinizi bu çerçevede sunmak daha hızlı müdahale sağlar. Başvuruyu kira sözleşmesi ekindeki ortak alan kullanım kurallarına atıfla yazılı yapın ve takip eden günlerde gelişimi kayıt altına alın.
Komşu kiracıyla anlaşamazsak arabuluculuğa gitmek zorunlu mu?
Ticari uyuşmazlıklarda Türk hukukunda belirli koşullarda dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu bir ön adım olarak düzenlenmiştir. Hangi durumların bu kapsama girdiği ve başvuruyu nasıl yapacağınız konusunda bir avukattan kesin bilgi almanız gerekir. Zorunluluk olmasa bile arabuluculuk, paylaşımlı ofis gibi süregelen komşuluk ilişkilerinde davadan çok daha hızlı ve az yıkıcı sonuçlar ürettiği için tercih edilmesi önerilen bir yoldur.