Site Yönetimi

Sürekli Huzursuzluk Çıkaran Komşunun Dairesinin Satışı İstenebilir mi?

Apartmanda sürekli sorun çıkaran bir komşunuz varsa, Kat Mülkiyeti Kanunu belirli koşullarda dairenin satışını mahkemeden isteme hakkı tanıyor. Bu hakkı kimler, nasıl ve hangi adımlarla kullanabilir?

Sürekli Huzursuzluk Çıkaran Komşunun Dairesinin Satışı İstenebilir mi?

Evet, Türk hukukunda belirli koşullar gerçekleştiğinde bir kat malikinin ya da kiracısının dairesinin satışını mahkemeden talep etmek mümkündür. Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman veya site sakinlerine ciddi ve süregelen huzursuzluklara karşı bu güçlü hukuki aracı tanımaktadır. Ancak bu yol, öfkeyle başvurulacak bir kestirme değil; belgelenmiş şikayetler, noter tebligatları ve kat malikleri kurulu kararı gibi ön koşulların sırasıyla yerine getirilmesini gerektiren çok adımlı bir süreçtir.

Hukukun Verdiği Cevap: Daire Satışı Talep Edilebilir mi?

Hukuki terazi üzerinde apartman binaları ve mahkeme tokmağı dengesi

Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman yaşamını düzenleyen temel hukuki çerçeveyi belirler. Kanunun ilgili hükümleri; kat maliklerinin birbirlerine, bağımsız bölümlere ve ortak alanlara verdiği zararlar ile komşuluk hukukuna aykırı davranışları yaptırıma bağlar. Bu çerçevede "dairenin satışına hükmedilmesi" olarak bilinen talep, hem kat maliklerine hem de kiracıların neden olduğu sorunlarda mülk sahibine karşı yöneltilebilen bir hukuki yoldur.

Pratik anlamda bu, şunu ifade eder: Eğer bir komşunuz sürekli gürültü yapıyor, ortak alanları tahrip ediyor, komşularına hakaret veya tehdit yöneltiyor ya da bina yöneticisine borçlarını ödemiyorsa ve bu davranışlar yazılı uyarılara rağmen düzelmiyorsa, kat malikleri kurulu kararıyla mahkemeye başvurularak söz konusu dairenin satılmasına karar verilmesi istenebilir. Mahkeme talebi kabul ederse daire, icra yoluyla satışa çıkarılır ve elde edilen bedel hak sahibine ödenir.

Önemli bir ayrıntıyı baştan netleştirmek gerekir: Bu hakkı doğrudan kullanabilen taraf, bireysel bir sakin değil, kat malikleri kuruludur. Yani siz tek başınıza mahkemeye gidip "komşumun dairesi satılsın" diyemezsiniz. Önce diğer kat maliklerini ikna etmeniz, ardından usule uygun toplanmış bir kat malikleri kurulu toplantısında çoğunlukla karar alınması gerekir. Bununla birlikte sürecin motor gücü çoğunlukla mağdur olan sakinden gelir ve onun şikayetleri, sunduğu belgeler bu kararın zeminini oluşturur.

Bu yolun işe yaraması için başvurunun tamamen hukuki zemine oturtulması şarttır. "Beni sevmiyor", "her şeye itiraz ediyor" gibi kişisel anlaşmazlıklar bu kapsamda değerlendirilemez. Kanunun aradığı ölçüt; nesnel olarak belgelenebilen, ısrarla süren ve uyarıya rağmen devam eden "apartman huzurunu ciddi biçimde bozan" davranışlardır.

Hangi Davranışlar "Huzur Bozucu" Sayılır?

Apartman katları arasında ses dalgaları, kırık ortak alan ve uyarı bildirimleri

Hukuki sürecin başlatılabilmesi için davranışın somut ve ispatlanabilir nitelikte olması gerekir. Gürültü, bu kategorinin en yaygın örneğidir; ancak yalnızca müzikle sınırlı değildir. Gece saatlerinde defalarca süren yüksek sesli kavgalar, bağırma-çağırma, sürekli bırakılan darbeli sesler, sabah erken saatlerde patlayan müzik sistemi — bunların tamamı konutlar için belirlenen gürültü sınırlarının üzerinde kalıyorsa kayıt altına alınabilir ve şikayet konusu yapılabilir.

Bunların yanı sıra ortak alanlara zarar vermek de ciddi bir huzur bozucu eylem olarak değerlendirilir. Asansörü tahrip etmek, merdiven boşluğuna çöp bırakmak, apartmanın ortak kullanım alanlarını kişisel depo gibi kullanmak ya da bina dış cephesine izinsiz müdahalede bulunmak bu kapsamda ele alınır. Komşulara yönelik hakaret, tehdit veya fiziksel saldırı ise hem kat mülkiyeti hukuku hem de genel ceza hukuku açısından değerlendirilen ciddi eylemlerdir.

Uzun süreli ve ısrarlı aidat ödememek de tabloya eklenebilir. Bir kat maliki veya kiracı, bina ortak giderlerine defalarca katılmayı reddediyorsa ve bu durum borcun birikmesine yol açıyorsa, bu da yönetim açısından hukuki adım atılabilecek bir zemin oluşturur. Tek başına bu gerekçeyle daire satışı istenemez, ancak diğer şikayetlerle bir arada değerlendirildiğinde tablonun ağırlığını artırır.

Sıklıkla karşılaşılan ancak tek başına yeterli olmayan durumlar arasında kapı önüne bisiklet bırakmak, ortak bahçeyi izinsiz kullanmak ya da apartman toplantılarına gelmemek sayılabilir. Bu eylemler huzursuzluk yaratsa da "ciddi ve süregelen" eşiğini aşmayabilir. Değerlendirme her zaman durumun bütünselliğine, sıklığına ve verilen zarar büyüklüğüne göre yapılır.

Adım Adım Hukuki Süreç: Nereden Başlanır?

Hukuki süreç adımlarını gösteren basamaklı yol: belgeler, noter tebligatı, toplantı, mahkeme

İlk adım, şikayetlerinizi bir an önce kayıt altına almaya başlamaktır. Bu noktada birçok sakin hata yapar: sorunu sözlü olarak yöneticiye iletir, bir süre bekler ve "düzelir" umuduyla sessiz kalır. Oysa hukuki süreç için tarihli, imzalı ve tercihen iadeli taahhütlü ya da e-posta yoluyla iletilmiş yazılı şikayetler şarttır. Bunların birikmesi hem kat malikleri kurulunu ikna etmek hem de ilerideki yargılamada delil sunmak açısından kritik öneme sahiptir.

İkinci adım, yöneticiye ya da yönetim kuruluna resmi başvuruda bulunmaktır. Yönetici, şikayeti alındığında ilgili kişiye yazılı bildirimde bulunmakla yükümlüdür. Bu bildirim çoğunlukla noter aracılığıyla yapılır ya da en azından iadeli taahhütlü mektupla gönderilir. Yazılı uyarı yapıldığı halde sorun devam ediyorsa bu durum, hukuken bir sonraki adımın kapısını aralar.

Üçüncü adım, kat malikleri kurulunu toplantıya çağırmaktır. Toplantıda "daire satışı talebiyle mahkemeye başvurulması" konusunun gündeme alınması ve gerekli çoğunlukla karar alınması gerekir. Bu aşama zaman zaman en zorlu kısmı oluşturur; çünkü diğer komşuları olayı ciddiye almaya ikna etmek, gerekli katılımı sağlamak ve kararın usule uygun tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.

Dördüncü ve son adım, yetkili avukat aracılığıyla sulh hukuk mahkemesine başvurmaktır. Mahkeme, sunulan belgeler ve tanık beyanları ışığında iddiayı değerlendirir. Karar lehte çıkarsa daire icra kanalıyla satışa çıkarılır; satış bedelinden önce varsa alacaklıların alacakları ödenir, kalan tutar kat malikine (eski mülk sahibine) verilir. Süreç, Türkiye yargı sisteminin genel işleyişi göz önüne alındığında aylar hatta yıllar alabilir; bu nedenle sabır ve titiz belgeleme zorunludur.

Kiracı mı, Malik mi? Sorumluluk Kime Ait?

Kiracı ve malik kapılarını gösteren apartman koridoru, hukuki sorumluluk sembolleri

Sorunun kaynağı kiracıysa tablo biraz farklı işler. Kat mülkiyeti hukukunda kat malikleri kurulunun birincil muhatapları kat malikleridir, kiracılar değil. Bu nedenle kiracının yol açtığı huzursuzluklarda hukuki süreç doğrudan kiracıya değil, o daireye sahip olan kat malikine yöneltilir. Yani dairenin satışı talep edildiğinde, davranışı yapan kiracı değil mülkü kiralayan malik muhatap olur.

Malik için bu ciddi bir risk demektir. Kiracısının çıkardığı sorunlar nedeniyle mülkü mahkeme kararıyla satışa çıkarılabilir. Bu durum uygulamada bazı malikleri harekete geçirir: Komşulardan şikayet gelmeye başladığında sorunlu kiracıyla kira sözleşmesini sonlandırma yoluna giderler. Kiracının sözleşmeyi ihlal ettiği hallerde (ör. komşulara zarar vermek, ortak alanları tahrip etmek) malikin kiracıyı tahliye ettirme hakkı Borçlar Kanunu çerçevesinde zaten mevcuttur.

Öte yandan siz kendiniz kiracıysanız ve sorun çıkaran bir komşunuzun davranışlarından etkileniyorsanız, bağımsız biçimde kat malikleri kuruluna başvurma hakkınız sınırlıdır. Ancak yaşadığınız sorunu yöneticiye veya apartman yönetimine yazılı olarak bildirmeniz hem hukuki açıdan iz bırakır hem de malikler üzerinde baskı oluşturur. Oy hakkı olmasa da şikayet kaydınız, maliklerin konuyu gündemine almasını hızlandırabilir.

Kiracı olarak mağduriyetinizi kanıtlamak istiyorsanız şikayetlerinizi yazılı ve tarihli tutun, mümkünse bağımsız tanık sağlayın (örneğin diğer kattaki bir başka komşu) ve ilgili belediye zabıtasına ya da emniyet birimine yapılmış başvurularınızın kopyalarını saklayın. Bu belgeler ileride kat malikleri kurulunda veya mahkemede değerli delil haline gelebilir.

Belgeleme Olmadan Süreç İşlemez: Kanıt Toplama Rehberi

Şikayet formları, tarih damgalı belgeler ve delil klasörü içeren pano ve dosyalama sistemi

Belgeleme, bu sürecin omurgasıdır. Mahkemelerde "komşum çok gürültücü, herkes biliyor" türünden ifadeler delil sayılmaz. Hâkimin önüne koyabileceğiniz somut belgeler olmadan dava zayıf kalır ve reddedilme ihtimali yükselir. Bu nedenle şikayetlerinizi daha ilk günden itibaren sistematik biçimde kayıt altına almanız gerekir.

Gürültü şikayetleri için tarih, saat ve yaşanan olayı kısaca anlatan kısa notlar tutun. Bu notları dijital ortamda (e-posta, not uygulaması, bulut sistemi) saklarsanız değiştirilmediğine dair güçlü bir zaman damgası oluşur. Belediye zabıtasını veya polisi aradığınızda mutlaka "tutanak numarasını" ya da olayın kaydını talep edin; bu belgeler resmi kanıt niteliği taşır. Sesli veya görüntülü kayıtlar da hukuki açıdan kabul görebilir, ancak özel alanlarda yapılmış kayıtların hukuka uygunluğu konusunda bir avukattan rehberlik almanız önerilir.

Ortak alanlara verilen zararları fotoğrafla belgeleyin. Fotoğrafın meta verisinde tarih bilgisi olmasına dikkat edin ya da yanına okunaklı bir tarih notu düşün. Tahrip edilen asansör, kırılan merdiven aynası veya ortak kullanıma el konulan alan gibi örnekler, olayın sürekliliğini gösterdiğinde tablonun bütünselliğini güçlendirir.

Yöneticiyle ya da diğer komşularla yaptığınız yazışmaları — mesajlaşmalar dahil — düzenli olarak arşivleyin. Uyarı yapıldıktan sonra davranışın değişmediğini gösteren bir belge, "ısrarla süren" koşulunu ispat etmek için kritik öneme sahiptir. Bir şikayet dilekçesi örneği hazırlayıp yönetime iletmek isteyenler için aşağıdaki taslak yol gösterici olabilir:

Şikayet Dilekçesi Örneği (Kısaltılmış)

[Apartman Adı] Yönetimine,

[Dairenizin numarası] numaralı dairede ikamet eden [Adınız Soyadınız] olarak; [komşu dairesi numarası] numaralı dairede yaşanan [gürültü / ortak alan tahribatı / hakaret vb.] sorununu yazılı olarak bildirme gereği duyuyorum. Söz konusu durum [tarihler itibariyle] sürmekte olup [belirtilen uyarılara / önceki bildirimlere] rağmen devam etmektedir. Gerekli yazılı uyarının yapılmasını ve konu hakkında bilgilendirilmemi saygıyla talep ederim.

Tarih: ...... / İmza: ......

Kat Malikleri Kurulu Kararı: Nasıl Alınır?

Kat malikleri kurulu, bir apartman veya sitenin tüm bağımsız bölüm maliklerinden oluşan en üst karar organıdır. Hukuki sürecin başlatılabilmesi için bu kurulun toplanarak "daire satışı talebiyle mahkemeye başvurulması" yönünde karar alması gerekir. Toplantı usulü, Kat Mülkiyeti Kanunu'nda açıkça düzenlenmiştir ve belirli nisap ile oy çokluğu koşulları aranır.

Olağan toplantı yılda en az bir kez yapılır; ancak acil ya da önemli durumlarda olağanüstü toplantı çağrısı yapılabilir. Toplantı çağrısının en az 15 gün önceden tüm kat maliklerine yazılı olarak bildirilmesi zorunludur. Bu bildirimde gündem maddelerinin açıkça belirtilmesi gerekir; "komşunun dairesinin satışı" gibi önemli bir konunun gündemde net biçimde yer alması, hem hukuki geçerlilik hem de katılım oranı açısından önemlidir.

Toplantıda karar alınabilmesi için gerekli oy çoğunluğunu sağlamak zaman zaman güç olabilir. Bazı malikler sorunu küçümseyebilir, taraf tutmak istemeyebilir ya da sürecin uzayacağından çekinerek karara katılmayabilir. Bu nedenle toplantı öncesinde belgelerinizi gözden geçirerek etkilenen diğer komşularla yüz yüze görüşmeniz, herkesin tanık olduğu olayları açıkça konuşmanız ve somut belgeleri paylaşmanız, oylama öncesi güçlü bir zeminin oluşmasına katkı sağlar.

Karar alındıktan sonra toplantı tutanağının eksiksiz tutulması ve imzalanması şarttır. Tutanağın bir kopyasının yöneticide, bir kopyasının da başvuruyu takip edecek avukatta bulunması gerekir. Bu aşamada bir gayrimenkul veya kat mülkiyeti hukuku alanında uzman avukat desteği almak, hem sürecin usule uygun yürütülmesi hem de dava dilekçesinin doğru hazırlanması bakımından büyük önem taşır.

Süreci Kısaltabilir misiniz? Arabuluculuk ve Uzlaşma

İki apartman kapısı karşı karşıya, aralarında arabuluculuk el sıkışma sembolü

Mahkeme süreci uzun, maliyetli ve belirsiz sonuçlu olabilir. Bu nedenle pek çok uzman, dava yoluna gitmeden önce arabuluculuk veya doğrudan uzlaşma girişimlerini denemenizi tavsiye eder. Bu yaklaşım zaman kaybı gibi görünse de pratikte sorunun çok daha hızlı çözülmesini sağlayabilir; üstelik toplantı tutanakları ve yazışmalar, uzlaşma girişiminizi belgeleyerek mahkemede "iyi niyet" göstergesi olarak da işe yarayabilir.

Arabuluculuk, tarafsız bir üçüncü kişinin rehberliğinde her iki tarafın da kabul edebileceği bir çözüme ulaşmaya çalışmak anlamına gelir. Bu süreç, apartman yöneticisinin arabulucu rolünü üstlenmesiyle başlayabilir ya da profesyonel bir arabulucuya başvurulabilir. Türkiye'de arabuluculuk zorunlu olmasa da bazı uyuşmazlıklarda mahkeme, taraflara önce arabuluculuğu denemelerini önermiştir.

Direkt iletişim ise en basit yoldur; ancak gürültü veya hakaret içeren durumlarda yüz yüze görüşme her zaman güvenli olmayabilir. Bu tür hallerde yönetici aracılığıyla ya da yazılı kanallardan iletişim kurmak, hem anlaşmazlığı kayıt altına almak hem de gerginliği düşük tutmak açısından daha sağlıklıdır. Bazen sorunun temelinde yanlış anlama ya da bilgisizlik yatar; resmi olmayan bir uyarı bile davranışın düzelmesine yetebilir.

Uzlaşma girişimleri sonuçsuz kalıyorsa ve belgeleriniz güçlüyse hukuki yol kaçınılmaz hale gelebilir. O noktada geç kalmanın da bir maliyeti vardır: Sorun uzadıkça diğer kat maliklerinin sabırsızlığı artar ve toplantıda karar almak zorlaşabilir. Bu nedenle uzlaşma sürecini belirli bir süreyle sınırlı tutmak (ör. 30-45 gün) ve bu sürede ilerleme olmazsa kurula başvurmak akılcı bir stratejidir.

Site Yönetimi Platformuyla Süreci Daha Şeffaf Yönetin

Apartman veya siteniz Site Yönetimi platformunu kullanıyorsa, şikayet sürecini kağıt ve sözlü iletişimin ötesine taşıyabilirsiniz. Platform üzerinden iletilen her şikayet otomatik olarak tarih ve saat damgasıyla kayıt altına alınır; bu kayıtlar hem yönetici hem de sakin tarafından görülebilir ve ileride delil olarak kullanılabilecek biçimde arşivlenir.

Şikayetinizi uygulamadan yazılı olarak ilettiğinizde yöneticinin cevap verip vermediği, ne zaman yanıt geldiği ve hangi adımın atıldığı takip edilebilir hale gelir. Bu şeffaflık, sürecin "ihmal edildi" ya da "görmezden gelindi" itirazlarına karşı güçlü bir güvence sağlar. Yönetici tarafından bakıldığında ise sistematik kayıt tutma, kat malikleri kurulunu bilgilendirme ve toplantı gündemini hazırlama aşamalarını kolaylaştırır.

Aidat borçlarının birikip birikmediğini takip etmek de platform üzerinden anlık olarak görülebilir. Uzun süreli aidat ödememe ile huzur bozucu davranışların bir arada değerlendirildiği durumlarda, finansal geçmişin belgelenmiş olması tablonun hukuki ağırlığını artırır. Bunun yanı sıra toplantı duyuruları, gündem maddeleri ve toplantı tutanakları platform üzerinde tüm kat maliklerine dijital olarak iletilebilir; bu da olağanüstü toplantı sürecini hızlandırır.

Platform ayrıca ortak alan talepleri, bakım bildirimleri ve yönetici-sakin yazışmalarını merkezi bir sistemde topladığından, bir anlaşmazlık mahkemeye taşındığında iletişim geçmişinin tamamı tek bir kaynaktan erişilebilir biçimde hazır olur. Bu düzey bir belge bütünlüğü, özellikle uzun soluklu anlaşmazlıklarda davayı güçlendiren en önemli etkenlerden biridir. Apartmanınızın henüz böyle bir sistemi yoksa, yönetim süreçlerini dijitalleştirmenin ne kadar fark yarattığını görmek için diğer deneyimlere de göz atabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar ve Kaçınılması Gerekenler

Sosyal medya balonu, dağınık belgeler ve kaçırılan son tarih saatiyle apartman kapısı

Bu süreçte yapılan en yaygın hata, şikayeti yalnızca sözlü olarak iletmek ve yazılı iz bırakmamaktır. "Yöneticiye söyledim" ifadesi mahkemede hiçbir işe yaramaz. Şikayetinizi ne zaman, hangi biçimde ve kime ilettiğinizin kanıtı yoksa, hukuki perspektiften bakıldığında o başvuru hiç yapılmamış demektir. Yazılı iletişim alışkanlığı edinmek başta garip gelebilir, ancak koruyucu sonuçları tartışmasızdır.

İkinci yaygın hata, sosyal medyada ya da apartman WhatsApp grubunda şikayeti kamuya açık hale getirmektir. Sorunun çözümüne katkısı neredeyse sıfır olan bu yaklaşım, aksine sizi hukuki açıdan zor duruma düşürebilir. Hakaret veya iftira niteliği taşıyan paylaşımlar geri teper; üstelik karşı tarafın sempati kazanmasına zemin hazırlayabilir. Şikayetlerinizi resmi ve yazılı kanallarla sınırlı tutun.

Üçüncü hata, kat malikleri kurulunu devre dışı bırakarak doğrudan mahkemeye başvurmaya çalışmaktır. Kurulun onayı olmadan bireysel bir kat maliki ya da sakin bu davayı açamaz; bu koşul yerine getirilmeden açılan davalar usul hatası nedeniyle reddedilir. Süreci doğrudan kısa yoldan atlayarak hızlandırmak isteyenler çoğunlukla zaman ve para kaybetmiş olarak sürece yeniden başlamak zorunda kalır.

Son olarak şunu belirtmek gerekir: Süreç boyunca karşı tarafa karşı saldırgan, aşağılayıcı ya da tehdit içeren bir tutum sergilemek hem sizi hukuki açıdan riskli bir konuma sokar hem de davanızın gidişatını olumsuz etkiler. Ne kadar haklı hissederseniz hissedin, sakin ve belgeli bir tutum her zaman daha güçlü sonuç verir. Mahkemede kazanan taraf çoğunlukla daha yüksek sesle bağıran değil, daha iyi belge sunan taraftır.

Sık Sorulan Sorular

Daire satışını tek başıma mahkemeden talep edebilir miyim?

Hayır, bireysel bir sakin ya da kat maliki tek başına bu davayı açamaz. Daire satışı talebinin mahkemeye taşınabilmesi için kat malikleri kurulunun usulüne uygun biçimde toplanması ve gerekli çoğunlukla bu yönde karar alması zorunludur. Bireysel olarak yapabileceğiniz şey; yöneticiye yazılı şikayet iletmek, toplantı gündemine konu alınmasını talep etmek ve diğer maliklerle durumu paylaşmaktır.

Komşum kiracıysa daire satışı kime karşı istenir?

Kiracının yarattığı sorunlar nedeniyle daire satışı talebi, doğrudan kiracıya değil o daireye sahip olan kat malikine yöneltilir. Kat Mülkiyeti Kanunu'nda birincil sorumluluk maliktedir; malikin kiracısını denetleme yükümlülüğü bulunduğu kabul edilir. Bu durum çoğu zaman malikin kiracısıyla kira sözleşmesini sonlandırmasını hızlandırır.

Süreç ne kadar sürer?

Belgeleme ve kuruldan karar alınması dahil ön hazırlık aşaması birkaç haftadan birkaç aya yayılabilir. Ardından yargılama süreci Türkiye'deki mahkeme yükü göz önünde bulundurulduğunda aylar ile yıllar arasında değişebilir. Bu nedenle doğrudan hukuki yola geçmeden önce arabuluculuk ve uzlaşma girişimlerini denemek hem zamandan hem de masraftan tasarruf sağlayabilir.

Kiracı olarak şikayet sürecine katılabilir miyim?

Kiracıların kat malikleri kurulunda oy hakkı yoktur; ancak yöneticiye ve kat maliklerine yazılı şikayette bulunma hakları mevcuttur. Bu şikayetler, malikleri harekete geçirmek açısından belirleyici olabilir. Yaşadığınız sorunları yazılı, tarihli ve mümkünse teslim belgesiyle kayıt altına alın; resmi makamlara (zabıta, polis) yapılan başvuruların kopyalarını saklayın.

Mahkeme daire satışına karar vermezse ne olur?

Mahkeme talebi reddedebilir ya da daha hafif bir yaptırıma hükmedebilir. Bu durumda aynı gerekçeyle yeniden başvurmak için koşulların yeniden oluşması ve yeni delillerin birikmesi gerekir. Ret kararı, sorunun çözümünün tükenmesi anlamına gelmez; diğer hukuki yollar (tazminat davası, ceza şikayeti vb.) ayrı olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle başvuru öncesinde güçlü bir delil dosyası hazırlamak ve uzman hukuki destekten yararlanmak kritik önem taşır.

Daire satışı kararı çıkarsa para nereye gider?

Mahkeme kararının ardından daire icra yoluyla satışa çıkarılır. Satış bedelinden öncelikli olarak varsa rehinli alacaklıların ve haciz koyduranların alacakları ödenir. Kalan miktar ise eski mülk sahibine (kat malikine) teslim edilir. Bu süreç, mülkün piyasa değerinin altında satılmasına neden olabileceğinden, bazı malikler dava sonuçlanmadan mülkünü kendi isteğiyle satmayı tercih eder.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön