Aidat borcu davalarına bakmakla görevli mahkeme, Türk hukukunda sulh hukuk mahkemesidir. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki apartman, site ve rezidans uyuşmazlıkları için yetkili yargı yeri, taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesidir. Bunun yanı sıra, borçlunun açıkça kabul ettiği ya da noter onaylı belgelerle belgelenen alacaklarda icraya başvurmak da yaygın ve çoğu zaman daha hızlı bir alternatif sunar. Hangi yolu izleyeceğiniz, alacağın niteliğine, borcun tutarına ve elinizde belgenin olup olmadığına göre değişir.
Sulh Hukuk Mahkemesi Neden Görevlidir?

Türk yargı sisteminde mahkemelerin görevi, yani "görev" kuralı, kanunla belirlenir ve taraflar bunun üzerinde anlaşamazlar. Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde apartman ve toplu yapı yönetimine ilişkin uyuşmazlıklar, parasal değeri ne olursa olsun sulh hukuk mahkemesine bırakılmıştır. Bu kural, alacağın 1.000 TL olduğunda da 100.000 TL olduğunda da aynı şekilde uygulanır; asliye hukuk mahkemesine gitmek başlangıçta cazip görünse de görev kuralı yanlış uygulandığında dava başından usul yönünden reddedilir ve süreç uzar.
Sulh hukuk mahkemeleri, ağırlıklı olarak komşuluk hukuku, kira anlaşmazlıkları ve kat mülkiyeti meseleleriyle ilgilenir; bu nedenle bu alanda birikimli bir içtihat bulunur. Davanın yargı çevresini belirleyen yer kuralı ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir; İstanbul'da oturuyorsunuz ancak anlaşmazlık Ankara'daki bir dairenizle ilgiliyse Ankara'daki sulh hukuk mahkemesine başvurmanız gerekir. Aksini düşünmek zaman ve masraf kaybına yol açar.
Yönetim planında aksi kararlaştırılmadığı sürece, alacaklının dava açabileceği tek yer budur. Aidat alacakları bir sözleşmeden değil, kanun gereği oluşan yasal yükümlülükten doğduğu için genel sözleşme hükümlerine değil, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili hükümlerine dayanılır. Mahkeme bu kanunu esas alarak değerlendirme yapar.
Bir diğer önemli nokta, kat malikleri kurulu kararının varlığı ya da yokluğudur. Yönetim planına ve geçerli kat malikleri kurulu kararına dayanan aidat borçları daha kolay ispat edilir ve mahkeme sürecinde daha sağlam bir dayanak oluşturur. Kararın usulüne uygun alınıp alınmadığı, toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığı ve karara itiraz edilip edilmediği de davayı doğrudan etkileyen unsurlardır.
İcra Yolu Ne Zaman Tercih Edilir?

Aidat alacaklarında dava açmak tek yol değildir; birçok yönetim, dava yerine önce icra takibi başlatmayı tercih eder. İcra yolu, özellikle borcun tartışılmadığı ya da belgelendiği durumlarda daha hızlı sonuç verebilir. İcra dairesine başvurulduğunda borçluya ödeme emri gönderilir; borçlu bu emre itiraz etmezse alacaklı haciz aşamasına doğrudan geçebilir, mahkeme hükmünü beklemek zorunda kalmaz.
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse süreç mahkemeye taşınır: alacaklı, itirazın iptali davası açmak zorunda kalır ve bu dava yine sulh hukuk mahkemesinde görülür. Dolayısıyla iki yolun da nihayetinde aynı mahkemeye çıktığı söylenebilir; fark, yolun başlangıç noktasındadır. İtiraz durumunda alacaklı itirazın iptali davasını kazanırsa inkâr tazminatı da talep edebilir; bu ek tazminat, haksız itirazın caydırıcı maliyetini oluşturur.
Sakin ya da malik olarak sizi ilgilendiren boyut şudur: eğer icra ödeme emri aldıysanız, itiraz sürenizi kaçırmayın. İtiraz süresi kısa olup geçirilmesi halinde borç kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. İtiraz için noter ya da icra dairesine bizzat başvurmak gerekmez; pek çok şehirde e-Devlet üzerinden de itiraz yapılabildiğinden hakkınızı korumak artık çok daha erişilebilir. Aidat alacağı için icra takibi süreci hakkında ayrıntılı bilgi bu rehberde yer almaktadır.
Borcun gerçekten tarafınıza ait olmadığını düşünüyorsanız ya da hesapta bir hata olduğunu tespit ettiyseniz, itirazın yanı sıra menfi tespit davası açma hakkınız da mevcuttur. Bu dava, "ben bu borcu ödemedim" değil, "bu borç bana ait değil veya hiç doğmadı" iddiasını içerir ve ayrı bir hukuki mekanizmadır.
Yetkili Mahkemeyi Belirleyen Yer Kuralı

Hukuk sistemimizde görev ve yetki birbirinden farklı kavramlardır. Görev, hangi tür mahkemenin bakacağını belirler (sulh hukuk); yetki ise hangi şehirdeki mahkemenin bakacağını. Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesidir. Bu kural emredici nitelikte olmasa da yönetim planında aksine bir düzenleme yoksa pratik olarak tartışmasız biçimde uygulanmaktadır.
Türkiye'nin büyük şehirlerinde, özellikle İstanbul ve Ankara'da, birden fazla sulh hukuk mahkemesi bulunabilir. Bu durumda taşınmazın adresine göre hangi sulh hukuk mahkemesinin yetkili olduğu UYAP sorgusu veya adliye bilgi bürosu aracılığıyla kolayca öğrenilebilir. Yanlış mahkemeye dava açmak, görev yanlışlığından farklı olarak çoğu zaman davanın reddiyle değil, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesiyle sonuçlanır; ancak bu da zaman kaybı ve ek masraf demektir.
Kiracı iseniz ve aidat konusunda malik ile aranızda anlaşmazlık çıktıysa, kiracının doğrudan apartman yönetimiyle hukuki ilişkisi genellikle kira sözleşmesine ve tarafların mutabık kaldığı şartlara dayanır. Kira sözleşmesinde aidatın kiraya dahil olup olmadığı veya ayrıca ödeneceği açıkça belirtilmemişse, bu yorum farkı önce kiraya veren ile çözülmeye çalışılmalı; çözülemezse kira uyuşmazlığı yine sulh hukuk mahkemesine taşınır.
Dava Açmadan Önce Hangi Adımlar Atılmalı?

Dava açmak hem maddi hem de zaman açısından maliyetlidir. Bu nedenle hukuki yola başvurmadan önce bazı ön adımları atmak, hem uyuşmazlığı hızlandırır hem de dava aşamasında elinizi güçlendirir. Birincisi, yazılı ihtarname göndermektir. Uyuşmazlığı noter kanalıyla veya iadeli taahhütlü mektupla karşı tarafa yazılı olarak bildirmeniz, borcun varlığını ve talebinizi resmi şekilde kayıt altına alır; mahkeme bu yazışmayı delil olarak dikkate alır.
İkinci adım, yönetimin tuttuğu kayıtları incelemek ve borç dökümünü talep etmektir. Aidat borçlarının hangi döneme ait olduğu, gecikme faizinin nasıl hesaplandığı ve daha önce yapılan ödemelerin usulüne uygun işlenip işlenmediği gibi konular, dava öncesinde netleştirilmesi gereken temel noktalardır. Bu süreçte banka dekontlarınızı, makbuzlarınızı ve önceki yazışmalarınızı bir araya toplamanız, hakkınızı savunmak için kritik önem taşır.
Üçüncü olarak, kat malikleri kurulu kararlarının gündeme alınıp alınmadığını ve sizin bu kararlara zamanında itiraz edip etmediğinizi gözden geçirmeniz gerekir. Aidat miktarı yasal prosedüre uygun olarak kararlaştırılmamışsa, bu durum dava savunmanızda güçlü bir dayanak oluşturabilir. Son olarak, dava masrafları ve avukatlık ücretleri konusunda gerçekçi bir beklenti içinde olun; küçük tutarlardaki anlaşmazlıklarda dava yolunun maliyeti, alacaktan fazla çıkabilir.
Örnek ihtarname giriş cümlesi:
"İlgili döneme ait aidat borçlarının [tarih] itibarıyla ödenmemiş olduğunu tespit etmiş bulunmaktayız. İşbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren [X] gün içinde söz konusu borcun [banka hesabı/yönetim hesabına] yatırılmasını, aksi hâlde yasal yollara başvurulacağını bildiririz."
Hangi Belgeler Gereklidir?

Sulh hukuk mahkemesinde açılacak bir aidat alacağı davasında sunulabilecek belgeler şöyle sıralanabilir: tapu senedi ya da tapu kaydı (bağımsız bölümün malike ya da davalıya ait olduğunu kanıtlamak için), yönetim planı (aidat miktarı ve ödeme koşullarının belirlendiği temel belge), kat malikleri kurulu toplantı tutanakları ve aidat kararları, borçluya yapılan önceki yazılı bildirimler ve ihtarnameler ile varsa ödenmemiş aidat dökümleri.
Bunlara ek olarak banka ekstreleri veya ödeme makbuzları da delil niteliği taşır. Alacaklıysanız ödenmeyen dönemleri, borçluysanız ödediğinizi kanıtlayan belgeleri mahkemeye sunmanız gerekir. Belgelerin eksiksiz ve düzenli olması, davanın seyrini doğrudan etkiler; dağınık ya da eksik dosya, hâkimin karar verme sürecini uzatabilir veya aleyhte sonuçlanabilir.
Dava dilekçesi hazırlanırken talep edilen asıl alacak, gecikme faizi ve dava masrafları açıkça ayrıştırılmalıdır. Yargılama giderleri ve avukatlık ücreti genellikle davayı kaybeden taraftan tahsil edildiğinden, haksız bir talepte bulunmak sizin aleyhinizdeki sonuçları ağırlaştırabilir. Avukatınız ya da müvekkil sıfatıyla bizzat hazırladığınız dilekçenin dili sade, taleplerin ise somut ve ölçülebilir olması önerilir.
Kiracı Olarak Haklarınız ve Yükümlülükleriniz

Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde asıl aidat borçlusu, taşınmazın malikidir. Ancak uygulamada pek çok kira sözleşmesinde giderlerin (ısıtma, asansör, temizlik gibi ortak giderler) kiracı tarafından ödeneceği şeklinde hükümler yer alır. Sözleşmenizde böyle bir madde bulunuyorsa kiracı olarak yönetimle doğrudan muhatap olabilirsiniz; madde yoksa aidat yönetimin malik ile çözeceği bir konu haline gelir.
Kiracının yönetimden hesap sorması ya da hizmet kalitesine itiraz etmesi durumunda, yönetimle yazışma sürecine girmek ve talepleri kayıt altına almak son derece önemlidir. Sözlü şikayetler hukuki kanıt oluşturmaz; her talebinizi ve yanıtı yazılı olarak (mesaj, e-posta ya da ihtarname) belgelemeniz, olası bir anlaşmazlıkta sizi korur. Kiracı olarak bakım, onarım ve güvenlik hizmetlerine katkıda bulunduğunuzdan şikayetlerinizin dikkate alınması ahlaki bir beklenti değil, aynı zamanda hukuki bir zemine oturabilecek bir taleptir.
Eğer malik aidat borcunu ödemediği için apartman ortak hizmetleri aksamışsa ve bu durum size doğrudan zarar veriyorsa (örneğin asansör çalışmıyor, ısınma sistemi devre dışı kalmış), kiraya verenin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği ileri sürülebilir. Bu durumda kiraya veren aleyhine kira hukuku kapsamında taleplerde bulunmak mümkün olabilir; ancak bu yol ayrı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirir.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?

Aidat uyuşmazlıklarının büyük çoğunluğunun temelinde bilgi eksikliği ve iletişimsizlik yatar. "Aidat ne kadar oldu? Hangi aya ait? Ödedim mi ödemedim mi?" sorularına net yanıt alınamadığı zaman anlaşmazlık kaçınılmaz hale gelir. Site Yönetimi platformu bu açığı kapatmak üzere tasarlanmıştır; sakin olarak uygulamaya girdiğinizde aidat geçmişinizi ve mevcut borç durumunuzu anlık olarak görebilirsiniz.
Platform üzerinden yaptığınız yazılı talepler veya şikayet bildirimleri zaman damgalı olarak kayıt altına alınır. Yöneticinin bu talebe ne zaman, nasıl yanıt verdiği sistemde izlenebilir durumda olduğundan, müzakere süreci şeffaf bir zemine oturur. Olası bir anlaşmazlıkta "bildirdim ama yanıt vermediler" iddiasının belgelenmesi, hukuki süreçte güçlü bir dayanak oluşturabilir.
Ortak gider katkı paylarının ve özel giderlerin aylık bazda görünür olması, hesapların takibini kolaylaştırır. Bir ödemeniz işlenmemişse ya da hesapta bir hata olduğunu düşünüyorsanız bunu yazılı olarak platforma iletebilir, yanıt vermesini bekleyebilir ve gerekirse bu yazışma kaydıyla birlikte hukuki yola başvurabilirsiniz. Bu, sözlü tartışma yerine olgusal temelli bir yaklaşımdır; hem sakinler hem de yönetim için daha sağlıklı bir ilişki zemini sağlar.
Ayrıca platform, hatırlatma bildirimleri ve borç özetleri gibi işlevlerle aidat gecikmelerinin farkına varamadan birikmesini önler. Bir mali sorun küçükken fark edilip çözülmesi, mahkeme kapılarına gitmekten çok daha az yorucu ve masraflıdır. Hizmet detayları için SiteYönetimi.org adresini ziyaret edebilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Kaçınma Yolları

En yaygın hatalardan biri, yanlış mahkemeye başvurmaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, aidat uyuşmazlıkları asliye hukuk mahkemesinin değil sulh hukuk mahkemesinin görev alanındadır. Bu hatayı yapan davacılar, dosyalarının görevsizlik kararıyla usul yönünden reddedildiğini ya da yetkili mahkemeye gönderildiğini görürler. Her iki durumda da hem zaman hem masraf kaybı yaşanır. Apartman davalarının sulh hukuk mahkemesinde görüldüğü konusunda daha fazla bilgiye bu sayfadan ulaşabilirsiniz.
İkinci yaygın hata, zamanaşımı konusunu göz ardı etmektir. Aidat alacaklarında zamanaşımı süresi Türk hukukunda belirlidir ve bu süre geçirildikten sonra dava açma hakkı sona erer. Zamanaşımı hesabının karmaşık olabileceği ve farklı türdeki alacaklar için farklı süreler öngörülebileceği durumlarda bir hukuk danışmanından yardım almak akıllıca olacaktır.
Üçüncü hata, ödeme makbuzlarını ve yazışma kayıtlarını saklamamaktır. "Ödedim" demek yetmez; bunu kanıtlamak gerekir. Banka dekontlarınızı, kapıda teslim edilen makbuzları ve dijital ödeme onaylarını düzenli arşivlemek, hakkınızı savunmanın en güçlü yoludur. Son olarak, olağanüstü toplantılara katılmamak ya da yönetim kurulunu uzun süre denetimsiz bırakmak ilerleyen dönemde hesap sorulamaz bir ortam yaratır. Kat maliki olarak kurula katılım ve karar iptali yollarını kullanmak, hukuki uyuşmazlığa giden yolu çoğunlukla tıkayabilir.
- Yanlış mahkemeye (asliye hukuk) başvurmak: dava usulden reddedilebilir.
- Zamanaşımı süresini kaçırmak: dava hakkı yitirilir.
- Ödeme belgelerini saklamamak: ispat yükü aleyhine döner.
Sık Sorulan Sorular
Aidat borcu davası için avukat tutmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir; sulh hukuk mahkemesinde kendinizi bizzat temsil edebilirsiniz. Ancak dava sürecinin teknik ayrıntıları, dilekçe hazırlama ve delil sunumu konularında deneyimli bir avukattan destek almak, özellikle tutar büyüdükçe avantaj sağlar. Avukat tutmak istiyorsanız baronun zorunlu arabuluculuk uygulamaları ve harç hesaplamaları konusunda da bilgi almanız önerilir.
Mahkeme süreci ne kadar sürer?
Sulh hukuk mahkemelerindeki iş yüküne ve davanın karmaşıklığına göre bu süre birkaç aydan bir yılı aşkın bir zamana kadar uzayabilir. İtirazlı icra takiplerinde itirazın iptali davası açılması durumunda süreç daha da uzar. Arabuluculuk yolunun denenip denenmediği, karşı tarafın itiraz edip etmediği ve delil toplamanın ne kadar zaman aldığı süreyi doğrudan etkileyen unsurlardır.
Kiracı aidat borcundan doğan icra tehdidine maruz kalabilir mi?
Asıl borçlu, taşınmazın malikidir. Ancak kira sözleşmesinde ortak giderlerin kiracı tarafından ödeneceği yazıyorsa ve yönetim bu giderleri tahsil edemiyorsa, malik üzerinden kiralanana rücu edilmesi söz konusu olabilir. Sözleşmenizde böyle bir hüküm yoksa doğrudan icra tehdidiyle karşılaşmazsınız; bununla birlikte malikin aidat borcunu ödememesi hizmet kesintisi gibi dolaylı sorunlara yol açabilir.
Apartman yönetimi beni haksız yere borçlu gösteriyorsa ne yapmalıyım?
Önce ödeme belgelerinizi toplayın ve yönetimle yazılı iletişime geçin; borcun olmadığını veya ödendiğini belgeleyen kayıtlarla birlikte yazılı itirazda bulunun. Yönetim hatayı düzeltmiyorsa ya da icra takibi başlatılmışsa icra mahkemesine ya da sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilirsiniz. Gerekirse menfi tespit davası yoluyla borcun tarafınıza ait olmadığının tespitini mahkemeden isteyebilirsiniz.
Dava masrafları kim tarafından karşılanır?
Türk medeni usul hukukunda yargılama giderleri, davayı kaybeden tarafça karşılanır. Bu; harçlar, bilirkişi ücreti ve avukatlık ücretini kapsar. Davayı kazanırsanız bu giderleri karşı taraftan talep edebilirsiniz; ancak mahkeme belirlenen avukatlık ücretini kısmen hükmeder ve bu tutar avukatınıza ödediğiniz gerçek ücretle örtüşmeyebilir. Bu nedenle küçük tutarlı uyuşmazlıklarda dava masrafı/kazanç dengesini önceden hesaplamak önemlidir.
Kat malikleri kurulu kararına itiraz etmeden aidat borcunu ödememek mümkün mü?
Hukuken mümkün değildir. Usulüne uygun alınmış bir kat malikleri kurulu kararı bağlayıcıdır; kararın iptali için sulh hukuk mahkemesine itiraz davası açmak gerekir. Karar iptal edilmeden yükümlülüğü reddetmek, borçlanmaya ve gecikme faizine yol açar. Karara itiraz süreniz kısıtlı olduğundan, haksız bulduğunuz bir kararı hukuki yollarla hızla sorgulamanız önerilir.