Sulh hukuk mahkemesinde apartman davası açmak için öncelikle 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki uyuşmazlığı tespit etmeli, dava dilekçesini hazırlamalı ve yetkili mahkemeye sunmalısınız. Kat maliklerinin birbirleriyle ya da yönetimle yaşadığı anlaşmazlıklar, kanunun belirlediği usul çerçevesinde sulh hukuk mahkemesine taşınır.
Sulh Hukuk Mahkemesinin Apartman Davalarındaki Görevi

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, kat malikleri arasında çıkan uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunu sulh hukuk mahkemesinin yetki alanında saymıştır. Bu düzenleme, birbiriyle komşuluk ilişkisi içinde yaşayan insanların sorunlarını hızlı ve nispeten düşük maliyetle çözmesini amaçlar. Sulh mahkemesi, asliye hukuk mahkemesiyle kıyaslandığında hem yargılama usulü hem de nispi harç açısından daha erişilebilir bir yargı yoludur.
Kanunun 33. maddesi, yönetim planının değiştirilmesini, ortak giderlere katılımı, bağımsız bölüm kullanımından kaynaklanan zararları ve yöneticinin görevden alınmasını doğrudan sulh hukuk mahkemesine bağlamıştır. Bu nedenle bir kat maliki ya da yönetici, bu başlıklardaki uyuşmazlığı çözmek için asliye hukuk mahkemesine giderse dilekçesi görev yönünden reddedilir. Doğru mahkemeyi tespit etmek, davanın sürüncemede kalmaması için ilk ve en kritik adımdır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir hata, kat maliki ile kiracı arasındaki uyuşmazlıkların da sulh hukuk mahkemesine yönlendirilmesidir. Oysa kiracı-mal sahibi ilişkisi Türk Borçlar Kanunu kapsamındadır ve ayrı bir hukuki rejime tabidir. Dolayısıyla dava açmadan önce uyuşmazlığın 634 sayılı Kanun mu yoksa başka bir kanun mu kapsamında olduğunu netleştirmek gerekir.
Özetle sulh hukuk mahkemesi; kat maliklerinin ortak giderlere katılımı, yöneticinin seçimi ya da azli, ortak yerlerdeki kullanım anlaşmazlıkları ve aidat borçlarının tahsili gibi konularda yetkilidir. Bu kapsamın dışında kalan uyuşmazlıklar için ilgili kanun ve mahkeme türü ayrıca araştırılmalıdır.
Hangi Anlaşmazlıklar Dava Konusu Yapılabilir?

Apartman yaşamı, onlarca farklı kişilik ve hukuki statünün aynı çatı altında bir araya gelmesini gerektirdiğinden uyuşmazlıklar kaçınılmazdır. Aidat borçlarından ortak alanların kullanımına, yönetici kararlarından tadilat izinlerine kadar geniş bir yelpazede sorunlar doğabilir. Bu sorunların hepsinin sulh hukuk mahkemesinde çözüme kavuşturulması mümkün değildir; dolayısıyla dava açmadan önce konunun hangi hukuki çerçevede değerlendirileceğini anlamak şarttır.
Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca sulh hukuk mahkemesine taşınabilecek başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:
- Aylık ya da yıllık ortak gider (aidat) borçlarının tahsili
- Yöneticinin görevden alınması ve yeni yönetici atanması talebi
- Genel kurul kararlarının iptali
- Ortak yerlerin izinsiz kullanımı veya tahribatından doğan zararın tazmini
- Bağımsız bölümde rahatsız edici kullanım (gürültü, koku, ticari faaliyet vb.) sebebiyle müdahalenin önlenmesi
- Yönetim planının mahkeme kararıyla değiştirilmesi talebi
- Ortak gider avanslarına ilişkin hesap uyuşmazlıkları
Somut bir örnek vermek gerekirse: Bir apartmanda kat maliki üç aydır aidat ödememiş ve yöneticinin ihtarlarına yanıt vermiyorsa yönetici, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca gecikme tazminatıyla birlikte (her ay %5) dava açabilir. Ya da genel kurulda alınan asansör yenileme kararına karşı çıkan bir kat maliki, kararın kanuna ya da yönetim planına aykırı olduğunu öne sürerek iptal davası açabilir. Her iki durumda da yetkili mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
Önemli bir not: Yalnızca hukuki değil, aynı zamanda teknik anlamda da haklı olmak gerekir. Mahkeme süreci hem zaman hem de maddi kaynak gerektirir; bu yüzden dava açmadan önce alternatif çözüm yollarını (arabuluculuk, noter ihtarı, yönetim kurulu kararı) tüketmeniz hem pratik hem de stratejik açıdan akıllıca olur.
Dava Açmadan Önce Yapılması Gereken Hazırlıklar

Sulh hukuk mahkemesine başvurmadan önce yapılacak hazırlık, davanın seyrini doğrudan etkiler. Belgelerin eksiksiz derlenmesi, karşı tarafın önceden uyarılmış olması ve taleplerin hukuki gerekçeyle desteklenmesi hem yargılama süresini kısaltır hem de olası masrafları azaltır. Bu nedenle dava kararı vermeden önce şu adımları titizlikle uygulamanızı öneririz.
İlk adım, noter aracılığıyla ihtarname göndermektir. İhtarname; hem karşı tarafa son bir uyarı niteliği taşır hem de mahkemede davacının iyi niyetini kanıtlayan önemli bir delil işlevi görür. Aidat davalarında bu adım özellikle kritiktir: Borçlunun ihtarnameyi aldığı tarihten itibaren ödeme yapmaması, gecikme tazminatı başlangıç tarihini belirler.
İkinci adım, delillerin toplanmasıdır. Ödeme makbuzları, banka dekontları, toplantı tutanakları, yazışmalar, fotoğraflar veya video kayıtları davanızı destekleyen somut deliller arasında sayılabilir. Genel kurul kararlarının iptali davalarında toplantı tutanağının ve davetiyenin eksiksiz olması şarttır. Delilleri zamanında ve doğru biçimde toplamak, sonradan telafi edilmesi güç bir eksiklik olmaktan kurtarır.
Üçüncü adım, yetkili mahkemenin belirlenmesidir. Sulh hukuk mahkemesi davalarında yetki, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesine aittir. Başka bir ilin mahkemesine yapılan başvuru yetkisizlik itirazıyla karşılaşır ve dava yeniden görevin başına döner, bu da aylar kaybetmek anlamına gelir. Dolayısıyla apartmanın kayıtlı olduğu adresteki sulh hukuk mahkemesini önceden tespit edin.
Dava Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Dava dilekçesi, mahkemenin ilk izlenimini oluşturduğundan hem biçim hem içerik bakımından özenli hazırlanmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 119. maddesi, dava dilekçesinde bulunması zorunlu unsurları belirlemiştir. Bu unsurlardan birinin eksik olması, dilekçenin usul yönünden reddedilmesine ya da süre tanınarak tamamlatılmasına yol açabilir.
Bir sulh hukuk mahkemesi dava dilekçesinde şu bilgiler mutlaka yer almalıdır: mahkemenin adı, davacı ve davalının kimlik bilgileri (TC kimlik numarası dahil), davacının veya vekilinin adresi, davanın konusu ve değeri, hukuki sebepler (634 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri), deliller (belgeler, tanıklar, bilirkişi talebi) ve açık talep sonucu. Talep sonucu kısmı özellikle önemlidir: Mahkeme, talep edilmeyen şeye hükmedemeyeceğinden ne istediğinizi son derece net ve eksiksiz biçimde yazmak gerekir.
Aidat alacağı davası örneğinde talep sonucu şu şekilde kurulabilir: "X TL asıl borç, işlemiş olan Y TL gecikme tazminatı ve dava tarihinden itibaren işleyecek aylık %5 gecikme tazminatıyla birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini arz ederim." Bu kadar açık ve somut bir talep, hakimin karar verme sürecini kolaylaştırır ve olası itiraz gerekçelerini daraltır.
Dilekçeye eklenecek belgeler ise davanın türüne göre farklılık gösterir. Genellikle şunlar istenir: tapu fotokopisi, yönetim planı, genel kurul tutanakları, ödeme tabloları, noter ihtarnamesi ve varsa yazışmalar. Belgelerin asıllarını ya da noter onaylı suretlerini ibraz etmek, delil değerlerini artırır.
Önemli Hatırlatma: Dava dilekçesini kendiniz hazırlamanız mümkün olmakla birlikte, hukuki gerekçelerin doğru kurgulanması, delillerin usule uygun sunulması ve talep sonucunun eksiksiz yazılması için bir avukattan destek almanız şiddetle tavsiye edilir. Yanlış ya da eksik dilekçe, kazanabileceğiniz bir davayı kaybettirme riskini taşır. Bu makale genel bilgi amaçlı olup hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
Mahkeme Süreci: Adım Adım Ne Olur?

Dava dilekçesini mahkemeye teslim ettikten sonra süreç belirli bir prosedür içinde ilerler. Bu prosedürü önceden bilmek, sürprizlerle karşılaşma riskini azaltır ve hazırlıklarınızı zamanında yapmanızı sağlar. Aşağıda sulh hukuk mahkemesindeki tipik bir apartman davasının genel akışını bulabilirsiniz.
| Aşama | Açıklama | Ortalama Süre |
|---|---|---|
| Dilekçenin Kabulü ve Harç Yatırma | Dava harcı ve gider avansı yatırılır, dosya esas kaydına alınır. | 1-3 gün |
| Tebligat | Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilir; cevap süresi başlar. | 2-6 hafta |
| Cevap Dilekçesi | Davalı iki hafta içinde cevap verir; süre uzatma talep edilebilir. | 2-4 hafta |
| Ön İnceleme Duruşması | Taraflar çağrılır; uyuşmazlık noktaları belirlenir, deliller tespit edilir. | 1-3 ay |
| Tahkikat (Bilirkişi/Tanık) | Deliller toplanır; bilirkişi raporu alınabilir. | 2-6 ay |
| Karar Duruşması | Tarafların son beyanları alınır ve hüküm kurulur. | 1-3 ay |
| Kesinleşme / İstinaf | Karara itiraz edilmezse kesinleşir; itiraz edilirse istinaf süreci başlar. | 2-12 ay |
Yukarıdaki süreler yalnızca ortalama bir tahmindir; mahkemelerin iş yüküne, bilirkişi raporunun hazırlanma süresine ve tarafların tutumuna göre önemli ölçüde değişebilir. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde mahkemeler daha yoğun çalıştığından süreler uzayabilir.
Ön inceleme duruşmasına dikkat etmek gerekir: Bu aşamada taraflar sulhe davet edilir. Sulh anlaşması sağlanırsa dava düşer ve yargılama giderleri karşılıklı olarak paylaşılır. Bu nedenle ön inceleme duruşmasından önce karşı tarafla masaya oturmayı ve makul bir uzlaşma zemini aramayı değerlendirmenizi öneririz. Hem zaman hem de maddi açıdan çok daha verimli bir sonuç doğurabilir.
Aidat Borçları İçin Dava Süreci

Aidat borçlarının tahsili, kat mülkiyeti hukukunda en yaygın dava konusunu oluşturur. Pek çok yönetici ya da kat maliki, aylarca ödenmeyen aidatların nasıl tahsil edileceğini merak eder. Bu süreçte iki temel yol bulunur: icra takibi ve sulh hukuk mahkemesinde alacak davası. Her iki yolun da avantajları ve dezavantajları vardır.
İcra takibi daha hızlı ve maliyeti görece düşük bir yoldur; ancak borçlunun itirazı halinde itirazın iptali davası açmak gerekir ve bu dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Sulh hukuk mahkemesinde alacak davası ise biraz daha uzun sürebilir; fakat borçluyla ilgili daha kapsamlı bir karar elde etme imkânı tanır. Hukuki strateji açısından her iki yolu da deneyimli bir avukatla değerlendirmenizi öneririz.
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi, ortak giderlere katılma yükümlülüğünü açıkça düzenler: Her kat maliki, arsa payına ve yönetim planına göre belirlenen ortak giderlere katılmak zorundadır. Zamanında ödenmeyen borçlar için aylık %5 gecikme tazminatı işler. Bu tazminat kanuni bir düzenlemeyle belirlenmiştir; ayrıca mahkeme kararına gerek yoktur, otomatik olarak işlemeye başlar.
Aidat davası açan bir yöneticinin ya da kat malikinin süreci şematik olarak şöyle düşünebiliriz: Borçluya önce yazılı bildirim, ardından noter ihtarnamesi, ihtara rağmen ödeme yapılmazsa sulh hukuk mahkemesinde dava ya da icra takibi. Düzenli ve iyi yönetilen bir aidat takip programı kullanmak, hem borç takibini kolaylaştırır hem de mahkemede delil olarak sunulacak belgeleri otomatik olarak oluşturur.
Yönetici Aleyhine Dava Açılabilir mi?

Yönetici, kat malikleri kurulu tarafından seçilen ve onun adına hareket eden bir temsilcidir. Bu konumu ona geniş yetkiler tanır; ancak aynı zamanda önemli sorumluluklar da yükler. Yöneticinin bu sorumluluklarını yerine getirmediği ya da yetkisini aştığı durumlarda kat malikleri sulh hukuk mahkemesine başvurarak yöneticinin azlini ve hesap vermesini talep edebilir.
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 38. maddesi, yöneticinin sorumluluğunu açıkça düzenlemiştir. Buna göre yönetici, göreviyle ilgili kusurlu davranışlarından dolayı kat maliklerine karşı sorumludur. Bu sorumluluk; tahsil edilen aidatları usulsüz kullanmak, zorunlu onarımları yapmamak, genel kurul kararlarını uygulatmamak ya da hesapları gizlemek gibi durumları kapsar.
Yönetici aleyhine dava açmak için öncelikle kat malikleri kurulunun toplanması ve azil kararı alınması en ideal yoldur. Ancak olağanüstü toplanma koşulları oluşmuşsa ya da yönetici toplantıyı engelliyor ya da erteliyorsa, kat malikleri doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Mahkeme bu durumda hem yöneticiyi görevden alabilir hem de yeni yönetici atayabilir; hatta gerekirse kayyum tayin edebilir.
Yöneticinin azli davalarında en sık karşılaşılan sorun, delil yetersizliğidir. Yazışmalar, toplantı tutanakları, hesap ekstreleri ve onarım faturaları gibi belgeler mahkemede kritik rol oynar. Eğer apartmanınız dijital bir apartman yönetim programı kullanıyorsa bu belgeler kolaylıkla arşivlenebilir ve gerektiğinde eksiksiz biçimde mahkemeye sunulabilir.
Genel Kurul Kararlarının İptali Davası

Kat malikleri kurulu toplantısında alınan kararların kanuna veya yönetim planına aykırı olduğunu düşünen her kat maliki, iptal davası açabilir. Bu dava hakkı, Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesinde güvence altına alınmıştır. Ancak bu hakkın kullanılmasında dava açma süresine dikkat etmek son derece önemlidir.
İptal davası açmak için genel kurulda aleyhte oy kullanan ya da toplantıya katılmayan kat malikleri, karar tarihinden itibaren bir ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurmalıdır. Toplantıya katılmayan kat maliği ise kararı öğrendiği tarihten itibaren bir aylık ve her hâlükârda karar tarihinden itibaren altı aylık süre içinde dava açabilir. Bu sürelerin kaçırılması, dava açma hakkının yitirilmesi anlamına gelir.
İptal davasında başarılı olmak için kanuna ya da yönetim planına aykırılığı somut biçimde ortaya koymak gerekir. Örneğin, toplantı nisabı sağlanmadan alınan bir karar ya da oybirliği gerektiren bir konuda salt çoğunlukla alınan bir karar, hukuki açıdan geçersizdir. Aynı şekilde toplantı davetinin usulsüz yapılması ya da gündem dışı konu görüşülmesi de iptal gerekçesi oluşturabilir.
Genel kurul süreçlerini düzgün yönetmek, hem iptal davalarını önler hem de olası anlaşmazlıklarda güçlü bir hukuki zemin sağlar. Toplantı davetlerini, tutanakları ve oy kullanım listelerini dijital ortamda saklayan bir genel kurul yazılımı, bu sürecin sağlıklı yürütülmesine önemli katkı sağlar.
Yargılama Giderleri ve Harçlar

Dava açmadan önce yargılama maliyetlerini öngörmek, stratejik karar alma açısından önemlidir. Sulh hukuk mahkemesinde görülen davalar nispi ya da maktu harca tabi olabilir; bu da davanın türüne ve değerine göre farklılık gösterir. Genel olarak asliye hukuk mahkemesine göre daha düşük maliyetli olan sulh mahkemesi davaları, küçük ve orta tutardaki anlaşmazlıklar için görece ekonomik bir çözüm sunar.
Dava başlangıcında mahkeme veznesine yatırılacak gider avansı; tebligat giderleri, bilirkişi ücreti ve diğer masrafları karşılamak üzere alınır. Davayı kaybeden taraf kural olarak yargılama giderlerini öder; ancak mahkeme takdir yetkisini kullanarak giderleri farklı biçimde de paylaştırabilir. Davanın değeri düşükse harcın avukatlık ücretini geçebileceğinden maliyet-fayda analizini önceden yapmak mantıklıdır.
Avukatlık ücreti, Türkiye Barolar Birliği'nin her yıl güncellediği asgari ücret tarifesine göre belirlenir. Vekâletle takip edilen davalarda kazanan taraf lehine hükmedilen vekâlet ücreti mahkemece belirlenir ve bu tutar avukata değil, vekâlet veren tarafa ödenir. Avukata ödenecek gerçek ücret ise avukat-müvekkil arasındaki sözleşmeyle serbestçe kararlaştırılır.
Maliyetleri düşürmenin en etkili yollarından biri, dava öncesinde arabuluculuğa başvurmaktır. Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk şartı bulunmamakla birlikte, ihtiyari arabuluculuk hem daha hızlı hem de çok daha az maliyetli bir çözüm sunabilir. Özellikle aidat borçları gibi parasal uyuşmazlıklarda arabuluculuk denemeleri zaman zaman olumlu sonuç verir.
Dava Sürecini Hızlandırmak İçin Pratik Öneriler

Mahkeme süreçleri doğası gereği uzun soluklu olabilir; ancak bazı pratik adımlar hem süreci kısaltır hem de lehte karar çıkma ihtimalini artırır. Yıllarca süren avukatlık pratiğinde gözlemlenen şudur: Hazırlıklı ve belgeli davalar her zaman daha hızlı sonuçlanır.
Dava sürecini olumlu yönde etkileyen başlıca pratik öneriler şunlardır:
- Delilleri baştan eksiksiz sunun: Sonradan ek delil sunmak mümkündür; ancak bu durum yargılamayı uzatır ve mahkeme üzerinde olumsuz bir izlenim bırakabilir.
- Tüm tebligatlara zamanında yanıt verin: Yanıtsız kalan tebligatlar aleyhte yorumlanabilir ve ek duruşmalara neden olabilir.
- Bilirkişi raporu gerekiyorsa önceden hazırlıklı olun: Bilirkişiye sunulacak belgeleri ve itiraz gerekçelerinizi önceden hazırlayın; raporu teslim aldıktan sonra itirazlarınızı hemen yazılı olarak bildirin.
- Uzlaşmaya açık olun: Mahkeme sürecinde sulh teklifi gelirse ciddiye alın; makul bir uzlaşma, uzun soluklu bir davadan çok daha değerli olabilir.
- Dosya akışını düzenli takip edin: UYAP sistemi üzerinden dava takibini kendiniz de yapabilir, duruşma tarihlerini ve dosya hareketlerini takip edebilirsiniz.
Apartman yönetiminde şeffaflık ve düzenli belgeleme, dava sürecinin çok ötesinde fayda sağlar. Aidatların düzenli takip edildiği, giderlerin belgelendiği ve toplantı kararlarının kayıt altına alındığı bir yönetim anlayışı, hem anlaşmazlıkların önüne geçer hem de anlaşmazlık doğduğunda güçlü bir hukuki zemin sunar. Bu açıdan bakıldığında iyi bir apartman yönetim sistemi, adeta bir sigorta poliçesi işlevi görür.
Sık Sorulan Sorular

Sulh hukuk mahkemesinde apartman davası açmak için avukat şart mıdır?
Hayır, sulh hukuk mahkemesinde avukat tutmak yasal olarak zorunlu değildir; kat malikleri davayı bizzat takip edebilir. Ancak hukuki gerekçelerin doğru kurgulanması, delillerin usule uygun sunulması ve olası itirazlara karşı hazırlıklı olunması açısından deneyimli bir avukattan destek almak şiddetle tavsiye edilir. Davanın değeri düşükse avukatlık ücretini göz önünde bulundurarak maliyet-fayda analizi yapmanız yerinde olur.
Aidat borcunu ödemeyeni mahkemeye vermek için ne kadar beklemeliyim?
Kanunda asgari bir bekleme süresi öngörülmemekle birlikte, uygulamada önce yazılı bildirim yapılması, ardından noter ihtarnamesi gönderilmesi, ihtara rağmen ödeme yapılmaması halinde dava ya da icra takibi başlatılması tavsiye edilir. İhtarname gönderildikten sonra makul bir süre (genellikle 7-15 gün) tanınması, hem hukuki açıdan iyi niyet göstergesi olur hem de borçluya son bir ödeme fırsatı sunar.
Genel kurul kararını iptal ettirmek için hangi süre içinde dava açmalıyım?
Toplantıya katılıp aleyhte oy kullanan ya da toplantıya katılmayan kat malikleri, karar tarihinden itibaren bir ay içinde iptal davası açmalıdır. Toplantıya katılmayan kat maliki kararı sonradan öğrenmişse, öğrenme tarihinden itibaren bir ay içinde; her hâlükârda karar tarihinden itibaren altı ay içinde dava açması gerekir. Bu sürelerin aşılması, dava açma hakkının kaybedilmesi anlamına gelir; dolayısıyla karar tarihinden itibaren hemen harekete geçmek önemlidir.
Yöneticiyi görevden aldırmak için kaç kat malikinin imzası gerekir?
Yöneticiyi kat malikleri kurulu kanalıyla azletmek için toplantıda oy çokluğu yeterlidir; ancak bu toplantının usulüne uygun biçimde toplanmış olması şarttır. Yönetici toplantıyı engelliyorsa ya da gereken nisap sağlanamıyorsa, tek bir kat maliki dahi sulh hukuk mahkemesine başvurarak yöneticinin azlini ve yeni yönetici atanmasını talep edebilir. Mahkeme bu durumda hem azil hem de yeni atama kararı verebilir.
Apartman yönetiminde hukuki sorunları en aza indirmenin en etkili yolu, aidatları düzenli takip etmek, toplantı kararlarını eksiksiz kayıt altına almak ve gider belgelerini sistematik biçimde arşivlemektir. Apartman yönetim programı kullanarak tüm bu süreçleri otomatikleştirebilir, dava sürecinde mahkemeye sunacağınız belgelere her zaman anında erişebilirsiniz. Hazırlıklı bir yönetim, hem anlaşmazlıkları önler hem de gerektiğinde hukuki süreçleri çok daha sağlam bir zemine oturtur.