Apartmanda vefat eden bir komşunun geride aidat borcu kalması durumunda bu borçlar yok olmaz; Kat Mülkiyeti Kanunu ve genel miras hukuku çerçevesinde söz konusu borçlar, müteveffanın mirasçılarına intikal eder. Pratik olarak ifade etmek gerekirse: yönetim kurulu ya da kat maliki, birikmiş aidat alacağını vefat eden kişinin varislerinden — yani çocuklarından, eşinden veya diğer yasal mirasçılarından — talep etme hakkına sahiptir. Süreç sabırlı ve belgeye dayalı bir takip gerektirse de hukuken yolu açık, sonuç ise net bir alacaktır.
Aidat Borcu Ölümle Düşer mi?

Bu soruyu sormak tamamen doğal; çünkü komşu artık aramızda değil ve bir nebze "bırakalım geçelim" diye düşünmek insani bir tepki. Ancak hukuken aidat borcu, tıpkı diğer özel hukuk borçları gibi, kişinin hayatını kaybetmesiyle sona ermez. Borç, müteveffanın terekesine — yani geride bıraktığı mal varlığına — dahil olur ve mirasçılar bu terekeyi kabul ettikleri ölçüde söz konusu borçlardan da sorumlu tutulur.
Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında aidat, ortak gider ve avans niteliğinde değerlendirilir. Bir dairenin maliki kim olursa olsun, o dairenin yaşattığı ortak gider yükümlülüğü devam eder. Malik değişince borç yeni malike geçer; malik vefat edince borç mirasçılara geçer. Bu aktarım kendiliğinden gerçekleşir; ayrıca bir sözleşme ya da protokol gerekmez.
Pratikte şunu görürüz: mirasçılar zaman zaman "biz o daireden haberimiz bile yoktu" ya da "mirası henüz paylaşmadık" gibi gerekçeler öne sürer. Bu gerekçeler süreçleri yavaşlatabilir, ancak borcun varlığını ortadan kaldırmaz. Mirasçıların terekeyi kabul etmiş sayılıp sayılmadığı, reddi miras süresi dolup dolmadığı gibi detaylar tablonun bütünü için belirleyici olsa da temel kural değişmez: borç devam eder.
Yönetim kurulunun ya da kat maliklerinin bir toplantıda "bu borcu silerek kapatalım" kararı alması, yasal bir zemin olmaksızın mümkün değildir. Apartman yönetimi, diğer kat maliklerinin ortak mülkiyet çıkarlarını temsil ettiği için tek taraflı alacak silme yetkisine sahip değildir. Dolayısıyla alacak takip edilmek zorundadır.
Mirasçılar Kimlerdir ve Sıralaması Nasıldır?

Türk hukukunda yasal mirasçılar belirli bir sıraya göre terekeye dahil olur. Birinci derecede mirasçılar, müteveffanın altsoyudur: çocuklar ve çocukların çocukları. Bu grupta mirasçı varsa, ikinci derecedekiler — anne, baba ve kardeşler — doğrudan mirasçı olamaz. Birinci derecede hiç mirasçı yoksa ikinci derece devreye girer; onlar da yoksa üçüncü derece, yani büyükanne ve büyükbabalar ile onların torunları.
Sağ kalan eş bu sıralamada ayrı bir yerde durur: eş, hangi derecede mirasçı bulunursa bulunsun miras payından yararlanır. Yani hayatta bir çocuk ve bir eş varsa her ikisi de mirasçıdır. Bu bilgi pratik açıdan önemlidir çünkü borç takibinde muhatabınız yalnızca bir kişi değil, birden fazla mirasçı olabilir.
Mirasçıların kimler olduğunu tespit etmenin resmi yolu, veraset ilamı almaktır. Sulh hukuk mahkemesi ya da noter tarafından düzenlenen bu belge, mirasçıların isimlerini ve miras paylarını gösterir. Borç takibi yapmak isteyen yönetim ya da diğer kat malikleri bu belgeyi talep edebilir; mirasçılar ise veraset ilamını ibraz etmekten kaçınamaz.
Pratikte bazen şu soruyla karşılaşılır: "Daire hâlâ müteveffanın üzerine kayıtlı, kimse devir yapmadı — borcun muhatabı kim?" Bu durumda tapu sicilindeki kayıt belirleyicidir. Tapu tescili yapılmamışsa mirasçılar birlikte iştirak halinde malik sayılır ve alacak takibi bu kişilerin tamamına yöneltilebilir.
Reddi Miras Durumunda Ne Olur?

Mirasçılar, miras bırakanın ölümünü öğrendikten itibaren belirli bir süre içinde mirası reddetme hakkına sahiptir. Bu reddi miras beyanı sulh hukuk mahkemesine yapılır ve geçerli olması halinde mirasçı, terekedeki haklardan ve borçlardan arınmış sayılır. Yani reddi miras yapan bir çocuk ya da eş, vefat eden kişinin aidat borcundan sorumlu tutulamaz.
Ancak reddi miras otomatik değildir; aktif olarak yapılması gereken bir hukuki işlemdir. Yasal süre içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası "zımni kabul" etmiş sayılabilir. Aynı şekilde miras bırakanın mal varlığına karışan — daire eşyalarını alan, banka hesabından para çeken, kira tahsil eden — bir mirasçının reddi miras hakkını kaybettiği kabul edilir.
Bir apartmanda komşunuzun vefat ettiğini ve çocuklarının mirası reddettiğini varsayalım. Bu durumda tereke mahkeme denetimiyle tasfiye edilir; apartmanın alacağı bu tasfiye sürecinde sıraya girer. Elbette tereke borca yetmeyecek kadar küçükse — ya da aktif değil de pasif ağırlıklıysa — alacak tahsil edilemeyebilir. Ama bu durum alacağın varlığını değil, tahsilatın pratik sınırlarını gösterir.
Çevrenizde "mirası reddettik" diyen bir aile varken apartman yönetimi hâlâ onlara borç takip mektubu gönderiyorsa, bu çelişkinin çözümü mahkemede aranmalıdır. Yönetimin ya da kat malikleri adına hareket eden avukatın öncelikli görevi veraset ilamını ve reddi miras kararını inceleyerek doğru muhatabı belirlemektir.
Borç Takibi Nasıl Başlatılır? Adım Adım

Borç takibine geçmeden önce yapılacak ilk iş, belgelerin eksiksiz toplanmasıdır. Yönetim kurulunun ya da apartman adına hareket eden kişinin elinde şunlar bulunmalıdır: aylık aidat miktarını ve hangi dönemleri kapsadığını gösteren bir aidat tablosu, bu tutarların tebliğ edildiğine ya da toplantı kararlarıyla belirlenerek ilan edildiğine dair belgeler ve vefat eden kişinin tapudaki malik sıfatını kanıtlayan bir tapu kaydı.
İkinci adım, mirasçıları tespit etmektir. Veraset ilamı için nüfus müdürlüğüne ya da noterliğe başvurulabilir; mahkemeden de alınabilir. Mirasçılar biliniyorsa doğrudan yazılı ihtarda bulunmak hem süreyi kısaltır hem de iyi niyet belgesi oluşturur. İhtarın noter kanalıyla ya da iadeli taahhütlü mektupla gönderilmesi, ileride dava aşamasında önem taşıyacaktır.
Üçüncü adım, ihtara rağmen ödeme yapılmazsa icra takibi başlatmaktır. Aidat alacakları genel olarak ilamsız icra yoluyla takip edilebilir. İcra müdürlüğüne başvurulur; ödeme emri borçluya — yani mirasçıya ya da mirasçılara — tebliğ edilir. İtiraz süresi içinde itiraz gelmezse takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilebilir. İtiraz gelirse bu sefer alacaklı taraf itirazın iptali davası açarak yargıya taşır.
Tüm bu süreç aylar alabilir. Bu nedenle çok sayıda küçük borç biriktikten sonra harekete geçmek yerine, ilk birkaç ay ödeme yapılmadığında ihtar sürecini başlatmak hem alacaklı hem de borçlu taraf açısından daha az maliyetlidir. Aidat borçları özelinde zamanaşımı süreleri de göz önünde bulundurulmalıdır; alacağın üzerinden uzun yıllar geçmişse yeniden bir hukuki değerlendirme yapmak yerinde olur.
Daire Satılırsa Borç Alıcıya Geçer mi?

Vefat eden komşunun mirasçıları daireyi satmak isterse aidat borcunun akıbeti önemli bir soru haline gelir. Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, bağımsız bölüm devredildiğinde devre ilişkin aylar öncesine ait birikmiş aidat borçlarında hem eski malik (ya da mirasçılar) hem de yeni malik belirli koşullar altında sorumlu tutulabilir. Bu kural alıcı tarafı korumaya yönelik olduğu kadar apartman alacağını güvence altına almaya da hizmet eder.
Uygulamada yönetim kurulları ve apartman sakinleri bu meseleyle en çok şu durumda karşılaşır: daire satılmış, mirasçılar el değiştirmiştir; ancak yeni malik devralma sırasında birikmiş borçtan haberdar olmamıştır ya da eski borcu üstlenmek istemediğini söylemektedir. Bu tür anlaşmazlıklar tapu devir sürecinde alınan "aidat borcu yoktur" yazısıyla önlenebilir; ancak yönetim bu yazıyı verirken gerçekten güncel durumu kontrol etmeli ve rakamlara güvenmeli, ardından da yeni malike borç durumunu şeffaf biçimde bildirmelidir.
Eğer daire satışı gerçekleşmiş ve borç hâlâ ödenmemişse, yönetim öncelikle satış öncesi döneme ilişkin borç için mirasçılara, satış sonrası döneme ilişkin borç için ise yeni malike yönelmelidir. Bu iki dönem arasındaki sınır, tapuda devrin gerçekleştiği tarihtir. Ancak her durumda hukuki bir danışmanlık almak, hangi alacağın kimden isteneceğini netleştirmek açısından değerli olacaktır.
Komşu olarak sizi doğrudan ilgilendiren boyutu şudur: Komşunun vefatından sonra dairesi boş kalmaya devam ediyorsa ve mirasçılar ne satış yapıyor ne de borçları ödüyorsa, apartmanın ortak giderleri karşılanmadan birikmeye devam eder. Bu durumda diğer kat maliklerinin omuzladığı yük artar. Yönetim kurulunun erken müdahalesi, yani ihtar ve takip sürecini gecikmeden başlatması, sizin cebinizden de fazladan para çıkmasını engeller.
Kiracı Oturuyorsa Borç Kiracıdan mı İstenir?

Vefat eden komşunun dairesinde kiracı oturuyorsa tablo biraz daha katmanlı hale gelir. Aidat, Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında malike ait bir yükümlülüktür; kiracı bu borcun doğrudan muhatabı değildir. Dolayısıyla yönetimin aidat alacağını kiracıdan talep etme hakkı, prensipte yoktur. Borç malike — vefat halinde mirasçılara — yöneltilmek zorundadır.
Kiracının bu denklemdeki rolü farklıdır: kiracı kira bedelini malike öder; malik de bu gelirden aidat dahil ortak gider yükümlülüklerini karşılamak zorundadır. Vefat sonrasında kiracı kira bedelini artık kime ödeyeceğini bilemeyebilir; bu durum mirasçıların taraf olduğu ve çözülmesi gereken ayrı bir meseledir. Ama aidat borcunun muhatabı değişmez: mirasçılar.
Uygulamada zaman zaman yönetimler kiracıya "siz oturuyorsunuz, siz ödeyin" baskısı yapar. Bu tutum hem hukuken yanlıştır hem de kiracıyı mağdur eder. Komşu olarak böyle bir baskıya tanık olursanız ya da bizzat kiracıysanız, konuyu bir hukuki danışmana götürmenizi öneririz. Aidat, malik sıfatına bağlı bir yükümlülüktür ve kira sözleşmesindeki herhangi bir hüküm bu yasal düzeni değiştiremez.
Öte yandan, kira sözleşmesinde "kiracı aidat öder" gibi bir madde yer alıyorsa bu yalnızca malik ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi düzenler; apartman yönetimine karşı asıl sorumlu yine maliktir. Kiracının malik adına ödeme yapması mümkündür; ama ödeme yapmaması halinde apartmanın takip yönelteceği adres yine mirasçılardır.
Hukuki Dayanak: Kat Mülkiyeti Kanunu ve Miras Hukuku

Aidat borcunun mirasçılara geçmesinin hukuki zemini iki temel kaynaktan beslenir. Birincisi Kat Mülkiyeti Kanunu'dur; bu kanun, bağımsız bölüm maliklerinin ortak gider ve avanslardan sorumluluğunu açıkça düzenler. Malik kime devrederse devretsin ya da malik kim olursa olsun, dairenin taşıdığı ortak gider yükümlülüğü devam eder. Bu yükümlülük dairenin kendine bağlıdır, soyut bir kişisel borçtan öte bir özellik taşır.
İkincisi Türk Medeni Kanunu'nun miras hükümleridir. Buna göre müteveffanın hakları ve borçları tereke bünyesinde toplanır; mirasçılar terekeyi kabul ettiklerinde hem aktifi hem de pasifi devralmış sayılır. Aidat borcu da bu pasifin bir parçasıdır. Mirasçılar arasında birden fazla kişi varsa borçtan müteselsil sorumluluk mu, miras payları oranında sorumluluk mu doğacağı ise somut durumun koşullarına ve yargı yorumuna göre şekillenir; bu nedenle alacak takibinde mutlaka hukuki danışmanlık alınmasını öneririz.
Pratikte dikkat edilmesi gereken bir nokta şudur: yönetim kurulu, her ayın aidat miktarını ve tahakkuk tarihini belgeleyen bir aidat defteri ya da muhasebe kaydı tutuyorsa, bu kayıtlar icra ve dava aşamalarında güçlü kanıt işlevi görür. Belgesiz bir "şu kadar borç birikti" beyanı itiraz konusu olabilir. Bu yüzden apartman yönetiminin düzenli kayıt tutması hem borçlunun hem de alacaklının haklarını korur.
Bunun yanı sıra, aidat alacaklarına uygulanacak faiz oranı ve gecikme zammı konuları da Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde değerlendirilir. Gecikmiş aidatlara uygulanacak faiz, yasal düzenlemeler çerçevesinde belirlenir ve kat malikleri kurulunun aldığı kararlarla da şekillenebilir. Borç takibinde sadece asıl tutarı değil, bu eklentileri de doğru hesaplamak önemlidir.
Yönetim Kurulu Olarak Sakin Ne Yapabilir?

Komşunuzun vefat ettiğini ve birikmiş aidat borcu bulunduğunu fark ettiğinizde, malik sıfatıyla yapabileceğiniz şeyler vardır. Öncelikle yönetim kurulunu bilgilendirip durumu takip etmelerini talep edebilirsiniz. Yönetim bu konuda hareketsiz kalıyorsa kat malikleri toplantısı talep ederek gündem maddesi olarak konuyu gündeme taşıyabilirsiniz.
Kat malikleri toplantısında belirli bir nisabı sağlayan malik grubu, yöneticiden hesap sorabilir; gerekirse yöneticinin görevine son verip yeni bir yönetim seçebilir. Apartman alacaklarının takibini üstlenmek de yönetim kurulunun asli görevleri arasındadır. Bu görevin ihmalini toplantı tutanaklarına geçirmek, ileride hukuki bir süreç başlatılması gerekirse önemli bir belge oluşturur.
Eğer apartmanınızda profesyonel bir yönetim şirketi ya da site yöneticisi görev yapıyorsa, vefat haberini ve borç durumunu en kısa sürede bu kişilerle paylaşmak yerinde olur. Zira profesyonel yöneticiler bu tür süreçlerle daha sık karşılaşır ve ihtar, icra başvurusu gibi adımları hızla atabilir.
Komşu olarak sizin için gerçek risk şudur: birikmiş borçlar uzun süre tahsil edilemezse ya yönetim diğer maliklerden ek aidat toplamak zorunda kalır ya da ortak alanlar için planlanan hizmetler finansman eksikliği nedeniyle aksatılır. Erken harekete geçmek, apartman topluluğunun tamamını korur.
Site Yönetimi ile Borç Takibi ve Şeffaflık

Vefat eden bir komşunun aidat borcunu takip etmek, kağıt defterlerle ya da elektronik tablolarla yapıldığında hem zahmetli hem de hata yapmaya açıktır. Hangi döneme ait ne kadar borç biriktiği, mirasçılara ihtarın ne zaman yapıldığı, son ödemenin tarihi — bunların hepsi ileride belge olarak kullanılabilecek kayıtlardır ve düzensiz tutulduğunda alacak takibini güçleştirir.
Site Yönetimi platformunu kullanan apartman ve sitelerde aidat tahakkuk ve tahsilat süreci dijital ortamda, tarih damgalı biçimde kayıt altına alınır. Hangi dairenin hangi ay için ne kadar borcu bulunduğu, ödeme geçmişi ve bekleyen bakiyeler anlık olarak izlenebilir. Bu şeffaflık, hem yöneticinin hem de kat maliklerinin alacak durumunu doğru ve tartışmasız biçimde görmesini sağlar.
Vefat sonrası süreçte mirasçılara gönderilecek ihtarın içeriği de platformdan alınan aidat dökümüne dayanabilir; bu döküm resmi bir belge niteliği taşıdığı için icra başvurusunda ya da dava aşamasında kolaylıkla kullanılabilir. Sakin olarak kendi borç durumunuzu ve diğer dairelerin bakiyelerini takip etmek de mümkün olur; böylece yönetime "şu dairenin borcu ne durumda?" diye sormak için toplantı beklemeniz gerekmez.
Bunun yanı sıra platform, sakinlerin yönetimle yazılı iletişim kurmasına imkân tanır. Komşunuzun vefatıyla ilgili bir bildirim yapmak, mirasçılardan aldığınız bir bilgiyi yönetime iletmek ya da borç takibinin hangi aşamada olduğunu sormak gibi konularda uygulama üzerinden kayıtlı mesaj gönderilebilir. Bu kayıtlar ilerideki süreçlerde referans noktası oluşturur ve sözlü iletişimin doğurduğu "o söylemedi, bu duymadı" tartışmalarının önüne geçer.
Sık Yapılan Hatalar

Apartmanlarda vefat sonrası aidat borcuyla ilgili karşılaşılan en yaygın hata, "zaten vefat etti, üstüne gitmeyelim" tutumudur. Bu tutum anlaşılır olmakla birlikte, borcun aylarca hatta yıllarca birikmesine zemin hazırlar. Birikmiş borç ne kadar büyürse hem tahsili o kadar güçleşir hem de mirasçıların üzerindeki yük artar; bu da gereksiz bir anlaşmazlığa kapı aralar.
İkinci yaygın hata, mirasçıları yanlış tespit etmektir. "Çocuğu olmadığı için kimse yok" ya da "kardeşi zaten mirası reddetti" gibi sözlü bilgilere dayanarak hareketsiz kalmak, alacağın zamanaşımına uğramasına yol açabilir. Veraset ilamı olmadan kimsenin "mirasçı yok" sonucuna varma lüksü yoktur; resmi belge şarttır.
Üçüncü hata, kiracıya yönelmektir. Yukarıda açıkladığımız üzere, aidat borcu malik sıfatıyla bağlantılıdır ve kiracı bu borcun asıl muhatabı değildir. Kiracıya baskı yapılması hem hukuki açıdan sorun doğurur hem de komşuluk ilişkilerini gereksiz yere zehirler.
Dördüncü hata, ihtar göndermeden doğrudan icra başvurusuna geçmektir. Hukuki süreç açısından zorunlu olmasa da ihtarsız icra başvurusu zaman zaman "kötü niyetli alacaklı" izlenimi yaratabilir; üstelik mahkeme aşamasında uzlaşı olasılığını da baştan tüketmiş olursunuz. İhtarla başlamak hem pratik hem de ilişkisel açıdan daha sağlıklıdır.
Diğer iki yaygın sorun ve daha fazla pratik bilgi için küçük apartmanlarda aidat anlaşmazlıkları ve az daireli apartmanlarda aidat toplama başlıklı yazılarımıza da göz atabilirsiniz.
Örnek ihtar metni (kısaltılmış):
"Sayın [Mirasçı Adı], [Adres] adresinde bulunan [Daire No] numaralı bağımsız bölümün maliki merhum [Ad Soyad]'a ait [ay/yıl]–[ay/yıl] dönemine ilişkin [tutar] TL tutarındaki aidat borcu hâlâ ödenmemiştir. Kat Mülkiyeti Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nun miras hükümlerine göre söz konusu borç mirasçılara intikal etmiş olup işbu ihtarnamenin tarafınıza tebliğinden itibaren [süre] gün içinde ödenmemesi halinde yasal yollara başvurulacaktır."
Sık Sorulan Sorular
Komşu vefat etti, mirasçıları mirası reddetti; aidat borcu kim öder?
Mirasçılar mirası yasal süre içinde ve usulüne uygun biçimde reddederlerse tereke mahkeme gözetiminde tasfiye edilir. Aidat alacağı bu tasfiye sürecinde sıraya girer. Tereke borca yetecek kadar aktif içeriyorsa alacak buradan karşılanır; tereke yetersizse alacağın tamamının tahsili mümkün olmayabilir. Bu nedenle borç takibine geç başlamak, tahsil edilebilecek tutarı azaltır.
Vefat eden komşunun dairesi boş, tapuda hâlâ onun adına kayıtlı; ne yapılmalı?
Tapuda malik değişikliği gerçekleşmemişse mirasçılar iştirak halinde malik sayılır. Yönetim kurulu veraset ilamı aracılığıyla mirasçıları tespit edip ihtar gönderebilir. Mirasçılar bilinmiyorsa sulh hukuk mahkemesinden mirasçı tespiti talebinde bulunulabilir. Daire boş kaldığı sürece ortak gider yükümlülüğü devam eder; boş daire aidat ödemekten muaf değildir.
Mirasçılar "borcun farkında değildik" derse sorumluluktan kurtulabilirler mi?
Hayır. Miras hukuku açısından mirasçılar mirası kabul ettiklerinde miras bırakanın tüm borçlarını da devralmış sayılır. Borcun önceden bilinip bilinmemesi sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu nedenle mirasçıların mirası kabul etmeden önce terekeyi — borçlar dahil — titizlikle incelemesi önerilir; gerekirse bir hukuk danışmanından destek alınabilir.
Aidat borcunda zamanaşımı var mı?
Evet, aidat alacakları için genel hukuk çerçevesinde zamanaşımı süreleri geçerlidir. Uzun süre takipsiz kalan alacakların zamanaşımına uğraması söz konusu olabilir. Bu nedenle borcun üzerinden uzun yıllar geçmişse bir avukata danışarak alacağın hukuken talep edilebilir olup olmadığını netleştirmek gerekir. Zaman kaybetmemek, alacağın korunması açısından kritik önem taşır.
Mirasçıların bir kısmı ödeme yaparken diğerleri reddederse ne olur?
Mirasçılar arasında birinin ödeme yapması, diğerlerini sorumluluktan otomatik olarak kurtarmaz. Mirasçılar kendi aralarında anlaşarak borcun paylaşımını düzenleyebilir; ancak apartman yönetimi açısından alacak tamamen tahsil edilene dek takip devam eder. Ödeme yapan mirasçı, yasal yollarla diğer mirasçılara rücu edebilir. Bu tür durumlarda birden fazla muhataba yönelik koordineli bir takip stratejisi izlemek gerekir.
Apartman yönetimi aidat borcunu silme kararı alabilir mi?
Yönetim kurulunun tek başına alacak silme yetkisi yoktur; böyle bir karar kat malikleri topluluğunun tüm üyelerinin çıkarlarını etkiler. Kat malikleri kurulu oybirliğiyle ya da yasal gereklilikleri karşılayan bir çoğunlukla alacak affı kararı alabilir; ancak bu son derece istisnai bir durumdur ve hukuki danışmanlık olmaksızın uygulanmamalıdır. Pratikte borç silme yerine ödeme planı oluşturmak çok daha yaygın ve hukuken sorunsuz bir yoldur.