AVM'nin "elektronik katı" ya da "çocuk katı" gibi tematik kat konseptleri, yönetimin mağaza karmasını şekillendiren stratejik bir araçtır. Bu konseptler mağazanızı doğrudan hukuken bağlar mı? Kısa cevap: kira sözleşmenizde veya teknik şartnamede açıkça yazılıyorsa evet; yazılı dayanak yoksa yönetim bunu tek taraflı olarak dayatamaz. Ancak uygulamada sınır çok daha bulanıktır; zira pek çok AVM sözleşmesi "konsepte uygunluk" hükmünü geniş yorumlamaktadır. Bu rehber, hem hukuki çerçeveyi hem de gündelik pratiği netleştirecek.
Kat Konsepti Nedir, AVM Yönetimi Neden Uygular?

Kat konsepti, AVM yönetiminin alışveriş merkezini bölümlere ayırarak benzer sektördeki mağazaları bir araya getirmesi uygulamasıdır. Elektronik katında teknoloji ürünleri satan markalar, çocuk katında oyuncak-giyim-eğlence odaklı işletmeler, gıda katında restoranlar ve kafeler gruplandırılır. Bu düzenleme, alışveriş merkezinin bütünsel yön bulmayı kolaylaştırmak ve ziyaretçiyi doğru alanda tutmak için bilinçli olarak planlanmış bir yapıdır.
AVM yönetiminin bu uygulamayı tercih etmesinin temel nedeni, toplam ziyaretçi deneyimini optimize etmek ve kira gelirlerini maksimize etmektir. Benzer kategorideki mağazaların yanyana olması, müşteriyi aynı katta daha uzun süre tutar ve karşılaştırmalı alışverişi teşvik eder. Elektronik katında bir tüketici, tek bir rotada akıllı telefon, aksesuar ve bilgisayar mağazalarını dolaşabilir; bu da o kattaki tüm kiracıların ortak fayda sağlamasına yol açar. Yönetim açısından bu düzenleme, boş mağaza riskini de azaltan güçlü bir doluluk stratejisidir.
Çocuk katı konsepti biraz daha karmaşık bir yapı arz eder; zira bu katta yalnızca ürün değil, deneyim de sunulmaktadır. Eğlence alanları, oyun parkurları ve interaktif alanlar, çocuklu aileleri saatlerce o kata bağlar. Bu alandaki mağaza sahipleri yalnızca komşu işletmelerden değil, yönetimin oluşturduğu trafik akışından doğrudan beslenir. Dolayısıyla konsept, bir yükümlülük olmadan önce bir ticari vaat olarak sunulur.
Ancak bu ticari tablonun arkasında yasal bir soru yatar: Yönetim, konsepti sözleşmeden bağımsız biçimde uygulayabilir mi? Bu sorunun yanıtı, yalnızca imzaladığınız kira belgesinde saklıdır.
Hukuki Çerçeve: Sizi Gerçekten Ne Bağlar?

Türk hukukunda AVM kiracılığı, öncelikle Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Ticari kira sözleşmeleri; tarafların iradeleri, Borçlar Kanunu'nun kira ilişkisine dair genel kuralları ve varsa Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili hükümleri kapsamında ele alınır. AVM yönetiminin sizi kat konseptine bağlayabilmesi için bu yükümlülüğün kira sözleşmesinde ya da imzaladığınız teknik şartnamede somut biçimde düzenlenmiş olması gerekir.
Sözleşmede en sık karşılaşılan ifadeler şunlardır: "kiracı, yönetimin belirlediği kullanım konseptine uygun faaliyet göstermekle yükümlüdür", "mağaza konsepti AVM'nin genel kat kullanım planına aykırı ürün veya hizmet sunamaz" ya da "yönetim tarafından onaylanan faaliyet konusu dışına çıkılamaz." Bu tür hükümler açıkça yazılı ve sözleşmeye dahil edilmişse hukuki bağlayıcılıkları tartışmasızdır. Yönetim bu hükümlere dayanarak size uyarı verebilir, belirli ürün gruplarını kaldırmanızı talep edebilir, hatta tekrar eden ihlallerde sözleşme feshine gidebilir.
Öte yandan pek çok eski sözleşmede ya da küçük AVM'lerde bu hükümler muğlak, eksik ya da hiç yazılmamış olabilir. Bu durumda yönetimin sözlü yönlendirmesi, iç yönetmeliği veya kat planı haritası tek başına hukuki yükümlülük yaratmaz. Sözlü talepler, grup toplantı kararları ya da duyurular yasal dayanak olarak yeterli değildir. Eğer sözleşmeniz bu konuda sessizse ya da çok genel bir dil kullanıyorsa bir avukattan görüş almanız, pozisyonunuzu netleştirecektir.
Sonuç olarak hukuki kural basittir: yazılıysa bağlar, yazılı değilse tek taraflı zorlama hakkı yoktur. Ancak uygulamada çoğu AVM kiracısının imzaladığı sözleşme çok sayıda ek şartname, yönetim taahhütnamesi ve katılım belgesi içerdiğinden, "sözleşmemde böyle bir şey yok" demeden önce tüm ekleri titizlikle incelemeniz gerekir.
Sözleşme Yorumlama: "Konsepte Uygunluk" Hükmü Ne Kadar Geniş?

"Konsepte uygunluk" hükmü, uygulamada en çok tartışma yaratan maddelerden biridir. AVM yönetimleri zaman zaman bu hükmü, mağazanın ürün gamını kısıtlama, belirli kampanya uygulamalarını engelleme ya da görsel kimlikte değişiklik talep etme gerekçesi olarak kullanabilmektedir. Kiracı açısından bakıldığında, sözleşmede "konsepte uygun faaliyet" ifadesinin ne anlama geldiği hiçbir zaman tam olarak tanımlanmamışsa bu alan gerçek bir hukuki gri bölge oluşturmaktadır.
Türk yargı içtihadı ve Borçlar Kanunu'nun genel ilkeleri, sözleşme yorumunda tarafların gerçek iradesinin esas alınması gerektiğini vurgular. Dolayısıyla sözleşme imzalanırken elektronik katı veya çocuk katı konseptine ilişkin açık bir görüşme yapılmışsa, toplantı tutanakları, yazışmalar ya da e-postalar o iradeyi gösteren delil niteliği taşır. Tersi durumda, yani konseptin imzalama aşamasında hiç konuşulmadığı durumlarda, yönetimin sonradan genişletilmiş yorumla sizi kısıtlaması güçleşir.
Pratikte kiracıların en sık şikayeti şudur: "Biz elektronik katına girdik ama yönetim artık yalnızca marka ürünler satmamızı istiyor, no-name aksesuar satışımızı engelliyor." Bu tür bir talep, sözleşmede açıkça yasaklanmamışsa uygulanamaz. Ancak aynı sözleşmede "AVM markalarına zarar verecek ürün politikasından kaçınılmalıdır" gibi belirsiz bir hüküm varsa bu, yönetimin argümanını güçlendirir. Dolayısıyla hükmün genişliği, sözleşme metninin kalitesiyle doğru orantılıdır.
Çözüm yolu nettir: sözleşmeyi imzalamadan önce "konsepte uygunluk" hükmünü somutlaştırın. Hangi ürün grupları dahil, hangileri dışında? Bu kısıtlama değişebilir mi, değişirse bildirim süresi ne kadar? Bu sorulara alacağınız yazılı yanıt, ilerideki anlaşmazlıkların çoğunu önleyecektir.
Kat Konseptinden Kaynaklanan Ortak Gider Yükümlülükleri

Kat konsepti yalnızca ürün gamını değil, ortak gider paylaşımını da dolaylı olarak etkiler. AVM'lerde ortak giderler genellikle tüm kiracılar arasında brüt kiralanabilir alana oranla dağıtılır; ancak bazı AVM'ler kat bazında ek hizmetler sunduğunda o kata özel gider kalemleri ortaya çıkabilir. Çocuk katındaki oyun parkı bakımı, elektronik katındaki güvenlik kamerası yoğunlaştırması ya da tematik dekorasyon giderleri bunların başında gelir.
Bu ek giderlerin size yansıtılıp yansıtılamayacağı yine sözleşme hükümleriyle belirlenir. Pek çok AVM kira sözleşmesi, "ortak giderlere katılım" başlığı altında yönetimin belirlediği hizmet kalemlerini kapsayan geniş bir hüküm içerir. Yönetim bu hüküme dayanarak çocuk katı animasyon etkinliği giderini tüm kat kiracılarına dağıtabilir. Bu durum ticari açıdan mantıklı görünse de hukuki açıdan tartışmalıdır; zira sözleşmede söz konusu gider kalemi öngörülmemişse kiracının bunu reddetme hakkı doğabilir.
Ortak gider itirazında dikkat etmeniz gereken temel adımlar şunlardır: önce yönetimden yazılı gider döküm tablosunu talep edin, ardından bu kalemleri sözleşmenizde tanımlanan ortak gider kapsamıyla karşılaştırın, uyuşmazlık varsa itirazınızı yazılı olarak ve makul süre içinde iletin. Yönetim kapsamı tek taraflı genişletiyorsa bu, sözleşmenin esaslı unsurlarını değiştirme girişimi olarak değerlendirilebilir. AVM kat planı ve mağaza yönetimi konusundaki daha ayrıntılı analizimiz, ortak gider döküm yapısını örneklerle açıklamaktadır.
Uygulamada kiracıların büyük çoğunluğu ortak gider itirazını yapmayı çekinir; zira yönetimle ilişkinin bozulmasından korkar. Ancak bu meşru bir haktır ve yazılı itiraz, olası bir anlaşmazlıkta sizin lehinize önemli bir iz bırakır.
Konsept Değişikliği: Yönetim Mevcut Kiracıyı Zorla Çıkarabilir mi?

Bu, kiracıların en çok merak ettiği sorulardan biridir. AVM yönetimi, stratejik nedenlerle bir katın konseptini değiştirmeye karar verdiğinde — örneğin elektronik katını eğlence katına dönüştürmek ya da çocuk katını restoran katına çevirmek istediğinde — hâlihazırda faaliyet gösteren kiracılara ne yapabilir? Yanıt, yine sözleşmenizin "sözleşme süresi" ve "kullanım amacı" hükümlerine bağlıdır.
Kira sözleşmesinin belirli bir süreyle yapılmış olması durumunda yönetim, süre dolmadan kiracıyı taşıma ya da konsepte uymama gerekçesiyle tahliye edemez. Türk Borçlar Kanunu'nun kiracıyı koruyan hükümleri, belirli süreli ticari kira sözleşmelerinde tahliyenin ancak kanunda sayılı sebeplere dayanması gerektiğini öngörmektedir. "Konsept değişti" tek başına hukuki tahliye sebebi değildir. Ancak yönetim, sözleşme yenilememe kararını yeni konsept gerekçesiyle alabilir; bu durumda mevcut sözleşme süre sonunda uzatılmayabilir.
Bazı AVM sözleşmeleri "yer değişikliği" hakkı da tanır: yönetim, operasyonel gereklilikler doğrultusunda kiracıya alternatif alan teklif edebilir. Bu hak tek taraflı kullanılabiliyorsa — yani kiracının onayına gerek yoksa — gerçek anlamda bir kısıtlamadır. Eğer sözleşmenizde böyle bir hüküm varsa, teklifin kabul edilmesi zorunlu değildir; ancak reddetme hakkınız hangi koşullara bağlıysa onu netleştirmeniz gerekir. Yer değişikliği teklifini reddetmenin sözleşme ihlali sayılıp sayılmayacağı, bu hükmün lafzına göre değişir.
Sonuç olarak yönetim, süre içinde zorunlu tahliye ya da yer değişikliği için sağlam bir sözleşme zeminine ihtiyaç duyar. Sözleşmede bu zemin yoksa konsept değişikliği gerekçesiyle sizi çıkarması hukuki açıdan güçtür. Yeni bir konsept doğrultusunda yenileme teklifi gelmediğinde ise sözleşme süresi sonunda ayrılmak zorunda kalabilirsiniz; bu da ticari planlama açısından önem taşır.
Elektronik Katı ve Çocuk Katı: Sektöre Özgü Pratik Kısıtlamalar

Elektronik katı, AVM'lerin en rekabetçi ve aynı zamanda en çok regülasyona tabi alanlarından biridir. Bu katta faaliyet gösteren mağazalar zaman zaman yönetimden şu tür talepler alabilmektedir: belirli marka gruplarını ön plana çıkarma zorunluluğu, rakip markalar arasında görsel çatışma yaratacak vitrinden kaçınma, gürültü üreten demo ürünleri (hoparlör, oyun konsolu) için özel alan tahsisi. Bu taleplerin bir kısmı AVM'nin marka anlaşmalarından kaynaklanır ve doğrudan kiracıyı değil, AVM'yi bağlayan ticari taahhütlerdir. Ancak yönetim bu taahhütleri sözleşme yorumu yoluyla kiracıya yansıtmaya çalışabilir.
Çocuk katında ise kısıtlamalar daha çok güvenlik ve lisanslama boyutu taşır. Yönetim, eğlence alanlarının işletme standartları ve yetkili makamların denetim gereksinimleri doğrultusunda belirli sertifika veya sigorta belgelerini talep edebilir. Bu talepler, idari zorunluluktan kaynaklandığı ölçüde meşrudur ve kiracı bunları yerine getirmelidir; fakat belge gereksinimi sözleşmede öngörülmemişse bunu sözleşme hükmü olarak değil, ek müzakere konusu olarak ele almalısınız.
Her iki katta da karşılaşılan pratik sorunlardan biri "münhasırlık" talebidir. Yönetim, aynı katta benzer ürün satan ikinci bir mağazayı açmama taahhüdü verebilir ya da vermeyebilir. Münhasırlık hakkı sözleşmeye yazılmışsa size önemli bir rekabet avantajı sağlar; yazılmamışsa yönetim dilediği an rakibinizi aynı kata yerleştirebilir. Elektronik katında iki büyük rakibin komşu olarak faaliyet göstermesi ticari açıdan sıkıntı yaratabilir; dolayısıyla münhasırlık maddesinin sözleşmeye eklenmesini müzakere etmek önemli bir strateji noktasıdır.
Çocuk katındaki mağazalar için ek olarak etkinlik takvimi koordinasyonu devreye girer. Yönetimin düzenlediği sezonluk çocuk etkinlikleri, doğrudan o kattaki mağazalara trafik çektiği için katılım beklentisi doğurabilir. Bu beklentinin hukuki bir yükümlülük mü yoksa sektörel bir gelenek mi olduğu, sözleşmeye bakılmadan anlaşılamaz.
Yönetimle Anlaşmazlık: Hangi Adımları Atmalısınız?

Konsept dayatması, haksız gider yükümlülüğü ya da münhasırlık ihlali gibi bir anlaşmazlıkla karşılaştığınızda dört temel adım kritik önem taşır. İlk ve en önemli adım, her iletişimi yazılı platforma taşımaktır. Sözlü toplantılarda konuşulanları takip eden bir e-posta ile özetleyin, "görüşmemizde şunu kararlaştırdık" diyerek karşı tarafın onayını isteyin. Bu yazışmalar, olası bir hukuki süreçte tarafların iradesini gösteren temel belgeler hâline gelir.
İkinci adım, itirazı makul süre içinde yapmaktır. Bir talebe uzun süre sessiz kalmak, zaman zaman zımni kabul olarak yorumlanabilir. Sözleşme dışı bir yükümlülük dayatıldığında "itiraz tarihi"ni açıkça gösteren yazılı bir bildirim gönderin. Bu bildirimin hukuki geçerliliği için noterden çekmeye gerek yoktur; ancak ispat değeri yüksek, tarih damgalı dijital yazışmalar yeterliliği tartışmasız sağlar.
Üçüncü adım, arabuluculuk seçeneğini değerlendirmektir. Türkiye'de ticari uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuk zorunlu bir ön aşamadır. Bu yükümlülük aynı zamanda bir fırsat sunar; zira arabuluculuk sürecinde çözüme ulaşmak hem daha hızlıdır hem de ilişkiyi tamamen koparmaz. AVM yönetimleri de çoğunlukla uzun soluklu bir hukuki süreçten kaçınmayı tercih eder.
Dördüncü adım ise uzman hukuki destek almaktır. Ticari kiracılık alanında uzmanlaşmış bir avukat, sözleşmenizi ve yazışmalarınızı inceleyerek hem hukuki riskinizi hem de pozisyonunuzun güçlü yönlerini net biçimde ortaya koyabilir. Erken dönemde alınan hukuki danışmanlık, ilerleyen aşamada yaşanacak maliyetli anlaşmazlıkları büyük ölçüde önler.
İtiraz Bildirimi Örnek Şablonu:
"Sayın [AVM Yönetimi], [tarih] tarihli yazınız/toplantınız kapsamında [X] talebini aldım. İncelediğimde söz konusu yükümlülüğün [kira sözleşmemizin ... maddesinde / herhangi bir sözleşme hükmünde] yer almadığını tespit ettiğimden, bu talebe katılmadığımı yazılı olarak bildiririm. Konu hakkında müzakere başlatmayı talep ederim."
Site Yönetimi Platformu: AVM Kiracıları İçin Şeffaflık ve Takip

Bir AVM ya da ticari yapıda kiracı olarak karşılaştığınız en büyük sorunlardan biri, ortak gider dökümleri ve yönetim kararlarına ilişkin şeffaflık eksikliğidir. Yönetim size aylık fatura gönderir, siz de hangi kalemin neden hesaba dahil edildiğini anlamakta güçlük çekersiniz. Bu iletişim kopukluğu, zaman içinde güvensizliğe ve anlaşmazlıklara zemin hazırlar.
Site Yönetimi platformu, yapıyı dijital altyapıyla yöneten yöneticilerin kiracılara sunduğu şeffaflık araçlarından biridir. Yapı Site Yönetimi üzerinden yönetiliyorsa kiracı, ortak gider döküm tablosunu anlık olarak görebilir, hangi kalemin hangi orana göre hesaplandığını takip edebilir. Bu erişim, "neden bu kadar ödüyorum?" sorusunu doğmadan yanıtlar ve itiraz süreçlerini büyük ölçüde ortadan kaldırır.
Arıza ve bakım talepleri de aynı platform üzerinden tarih damgalı olarak kaydedilir. Elektronik katında bir güç arızası ya da çocuk katında güvenlik donanımı sorunu yaşandığında, talebinizin ne zaman açıldığı ve ne zaman kapatıldığı şeffaf biçimde izlenebilir. Bu kayıt, olası anlaşmazlıklarda kiracı lehine güçlü bir iz bırakır. Duyurular ve yönetim kararları da tek bir kanal üzerinden takip edildiğinde, "bize bildirilmedi" argümanı her iki taraf için de geçersiz kılınır.
Yönetiminizin böyle bir platforma geçmesini ya da mevcut platformun daha şeffaf çalışmasını istiyorsanız Site Yönetimi'nin kiracı iletişim ve gider şeffaflığı modüllerini incelemenizi öneririz. Şeffaf bir altyapı, yönetici-kiracı ilişkisindeki pek çok sürtüşmeyi başlamadan çözer.
Sık Yapılan Hatalar: Kiracıların Konsept Konusunda Düştüğü Tuzaklar

Kiracıların konsept konusunda en sık yaptığı hata, sözleşme imzalamadan önce "konsepte uygunluk" hükmünü tam olarak okumamaktır. Yüzlerce sayfadan oluşan AVM sözleşme paketlerinde bu hüküm, ek şartnameler içinde gömülü olarak yer alabilir. Ekleri atlamak ya da "standart bunlar, hep böyle oluyor" demek, ilerleyen dönemde büyük sürprizlere yol açar. Sözleşmeyi imzalamadan önce bir avukattan en azından konsept ve kullanım amacı maddelerini incelemesini istemek, uzun vadede maliyetini çok aşan bir yatırımdır.
İkinci yaygın hata, sözlü güvencelere dayanmaktır. Kira müzakeresinde yönetim temsilcisi "elektronik katında her türlü aksesuar satabilirsiniz, sorun olmaz" diyebilir. Bu sözlü güvence sözleşmeye taşınmadığı sürece hiçbir hukuki değer taşımaz. İmzalama öncesi güvence aldığınız her konuyu yazılı olarak teyit ettirip sözleşme ekine aldırın.
Üçüncü hata, münhasırlık hakkını sormamaktır. "Zaten elektronik katı var, başkasını almazlar" varsayımı gerçeği yansıtmaz. AVM yönetiminin münhasırlık taahhüdü vermediği ve sonradan rakip marka açtığı çok sayıda örnek yaşanmaktadır. Bu hakkın sözleşmeye alınması için müzakere sürecinde açıkça talep etmek gerekir; belirtilmezse otomatik olarak tanınmaz.
Dördüncü hata, ortak gider itirazını ertelemektir. Faturada haksız bir kalem gördüğünüzde "bu sefer geçelim, takılmayalım" düşüncesiyle geçiştirmek, yönetimin bu uygulamayı fiilen kabul ettirmiş sayılmasına zemin hazırlayabilir. İtirazı zamanında ve yazılı yapmak, hem o dönemi hem de gelecekteki dönemleri korur.
Son olarak, konsept uyumsuzluğunu fark ettiğinizde adım atmayı geciktirmek de ciddi bir hata olabilir. Yönetim size yazılı ihtar gönderdiğinde süre sınırları başlar. Bu süreyi kaçırmak, haklarınızı kısmen ortadan kaldırabilir. Yazılı uyarı aldığınız anda bir avukattan danışmanlık almak, süreçteki en akıllı hamledir.
Sık Sorulan Sorular
AVM elektronik katında olmam, yalnızca elektronik ürün satmam gerektiği anlamına mı gelir?
Hayır, doğrudan bu anlama gelmez. Elektronik katında bulunmanız, ancak kira sözleşmenizde ya da teknik şartnamede açıkça "yalnızca elektronik ürün satılacaktır" gibi bir kısıtlama varsa sizi belirli ürün gruplarıyla sınırlı kılar. Eğer sözleşmenizde faaliyet konusu geniş tutulmuşsa ya da "konsepte uygunluk" hükmü muğlaksa, ek aksesuar veya tamamlayıcı ürün satışı sözleşme ihlali oluşturmayabilir. Her durumda sözleşmenizin faaliyet konusu maddesini ve varsa ek şartnameleri incelemeniz, net bir yanıt almanızı sağlar.
Yönetim benden çocuk katına uygun vitrin dekorasyonu yapmamı zorunlu kılabilir mi?
Sözleşmenizde vitrin tasarımına ilişkin açık bir yükümlülük varsa evet. Pek çok AVM kira sözleşmesi, vitrin standartları ve mağaza cephesi görünümüne dair yönetim onayı gerektiren hükümler içerir. Bu hükümler kapsamında tematik dekorasyon talebi hukuki dayanak bulabilir. Ancak sözleşmenizde böyle bir düzenleme yer almıyorsa yönetimin zorlayıcı değil, yalnızca teşvik edici taleplerde bulunabileceğini bilmelisiniz. Yine de pratikte tematik katlarda komşu mağazalarla uyumlu bir vitrin, hem müşteri deneyimini güçlendirir hem de yönetimle ilişkiyi olumlu tutar.
Yönetim aynı katımda rakip mağaza açabilir mi?
Sözleşmenizde münhasırlık (exclusivity) maddesi yoksa yönetim teknik olarak aynı kategoride başka bir mağaza açabilir. Münhasırlık hakkı, pazarlık sürecinde özellikle talep edilmesi gereken bir hükümdür; otomatik olarak tanınmaz. Sözleşmenizi incelediğinizde bu maddeyi göremiyorsanız, sözleşme yenileme ya da uzatma müzakerelerinde bu hakkı gündeme getirmeyi düşünebilirsiniz. Halihazırda rakibiniz aynı katınızda açıldıysa ve münhasırlık taahhüdü yoksa hukuki itiraz zemini oldukça dar olacaktır.
Konsept gerekçesiyle ortak gider artırılabilir mi?
Kat konseptine özel hizmet kalemleri (tematik dekorasyon, etkinlik organizasyonu, özel temizlik vs.) ancak sözleşmenizde tanımlıysa ya da sonradan yazılı anlaşmayla kabul edilmişse size yansıtılabilir. Yönetim, sözleşme dışı bir gider kalemini tek taraflı olarak ortak gidere ekleyip kiracılara dağıtamaz. Faturanızda böyle bir kalem görüyorsanız yazılı itiraz hakkınız bulunmaktadır. Önce gider döküm tablosunu ve dayanak belgesini talep edin; ardından sözleşmenizle karşılaştırın.
Yönetim beni farklı bir kata taşıyabilir mi?
Sözleşmenizde yönetimin "operasyonel gereklilikler doğrultusunda yer değişikliği yapabileceğine" dair açık bir hüküm yoksa zorla taşıma hakkı bulunmamaktadır. Belirli süreli kira sözleşmeleri kapsamında kiracının rızası olmadan mağaza yeri değiştirilemez. Eğer yönetim böyle bir teklifte bulunuyorsa teklifi reddetme, müzakere etme ya da sözleşme sonunda yenileme yapmama hakkınız mevcuttur. Teklifi kabul etmeden önce yeni konumun kira bedeli, ciro potansiyeli ve mevcut sözleşme koşullarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmeniz önerilir.
Konsept uyumsuzluğu gerekçesiyle kiracı tahliye edilebilir mi?
Tahliye için hukuki zemin son derece önemlidir. Sözleşmede konsepte uygunluk açıkça yükümlülük olarak tanımlanmış ve ihlal açık biçimde belgelenebiliyorsa yönetim yazılı ihtar, ardından belirli süre sonunda fesih yoluna gidebilir. Ancak sözleşmede bu hüküm yoksa ya da ihlal tartışmalıysa tahliye kararı hukuki süreçte geçersiz sayılabilir. Tahliye tehdidiyle karşılaşan kiracının yapması gereken ilk şey, sözleşme metnini bir avukatla birlikte incelemek ve ihtar tebellüğ tarihinden itibaren geçen süreleri kaçırmamaktır.