Site Yönetimi

AVM Ortak Gider Alacağı Davası Hangi Mahkemede Görülür?

AVM'de mağazanız veya plazada ofisiniz varsa, karşılaşabileceğiniz ortak gider alacağı davası genellikle Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülür; ancak davanın niteliğine ve miktarına göre görevli mahkeme değişebilir.

AVM Ortak Gider Alacağı Davası Hangi Mahkemede Görülür?

AVM ortak gider alacağı davası, kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi'nde görülür; çünkü Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki ortak gider ve aidat uyuşmazlıkları bu mahkemenin görev alanına girer. Ancak davanın sözleşmesel bir temele dayanması, AVM yönetim sözleşmesinin ayrı bir düzenleme içermesi ya da ticari kira ilişkisinin ön plana çıkması hâlinde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi veya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne kayabilir. Bu nedenle bir ihtarname ya da dava dilekçesi almadan önce davanın hukuki niteliğini doğru belirlemek, hem zaman hem de masraf açısından kritik öneme sahiptir. Aşağıda bu değerlendirmeyi adım adım yapabilmeniz için ihtiyacınız olan her şeyi bulacaksınız.

Ortak Gider Alacağı Nedir ve AVM'de Nasıl Doğar?

AVM ortak alan ve ortak gider kavramı illüstrasyonu

Bir AVM'de veya plazada yer kiralayan her mağaza sahibi ya da ofis kiracısı, yalnızca kiraladığı bağımsız bölümün kullanım bedelini değil, aynı zamanda yapının tamamına hizmet eden ortak alanların ve ortak tesislerin giderlerine de katılmak zorundadır. Bu katılım zorunluluğunun temeli, binanın kat mülkiyetine konu olup olmamasına bağlı olarak farklı hukuki araçlardan beslenebilir. Kat mülkiyetine tabi bir taşınmazda yönetim planı ve Kat Mülkiyeti Kanunu devreye girerken, yönetim sözleşmesiyle yönetilen yapılarda taraflar arasındaki sözleşme esas alınır.

Ortak giderler kavramı oldukça geniş bir yelpazede somutlaşır: asansör bakımı, güvenlik hizmeti, temizlik, otopark işletimi, ısıtma-soğutma sistemleri, çatı ve cephe onarımları, ortak aydınlatma, peyzaj bakımı ve yönetim ücreti bunların başında gelir. AVM yönetimi bu kalemleri genellikle aylık veya üç aylık dönemler hâlinde kiracılara önceden bildirir; kiracı ödemezse yönetim alacaklı konumuna düşer ve hukuki yollara başvurma hakkını elde eder. Bu noktada "borçlu" sıfatını taşıyan kiracı, yani siz, bir dava ya da icra takibi ile karşılaşabilirsiniz.

Peki AVM kiracısı ile apartman kat maliki arasındaki ortak gider yükümlülüğü aynı mıdır? Hayır, önemli farklılıklar vardır. Apartman sakininde doğrudan mülkiyet veya sınırlı ayni hak söz konusuyken, AVM kiracısı büyük ölçüde kira sözleşmesinin tarafıdır. Bu ayrım, mahkemenin görevini belirleyen ilk filtredir. Dava, doğrudan Kat Mülkiyeti Kanunu'na dayandırılabiliyorsa Sulh Hukuk Mahkemesi öne çıkar; saf sözleşme hukuku meselesi olarak ele alınırsa Asliye Ticaret Mahkemesi daha uygun zemin olabilir.

Kiracı olarak en kritik hatalardan biri, ortak gider faturalarını "yönetimin uydurup uydurmadığını" sorgulamadan doğrudan reddetmektir. Eğer yönetim planında veya kira sözleşmenizde bu kalemler açıkça düzenlenmişse, itirazınızın hukuki gerekçesi son derece güçlü bir zemine dayanmalıdır; aksi hâlde aleyhinize sonuçlanan bir dava ve icra takibi ile karşılaşırsınız.

Görevli Mahkeme: Sulh Hukuk mu, Asliye Ticaret mi?

Sulh Hukuk ve Asliye Ticaret Mahkemesi görev ayrımı illüstrasyonu

Mahkemelerin görevi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde belirlenen kurallara ve özel kanunlardaki hükümlere göre şekillenir. Kat Mülkiyeti Kanunu, kat mülkiyeti ve kat irtifakından doğan uyuşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesi'nde çözüleceğini açıkça öngörür. Bu düzenleme gereği, bir AVM kat mülkiyetine tabi ise ve ortak gider alacağı doğrudan bu kanundan kaynaklanıyorsa, görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Bu kural, dava değerine bakılmaksızın uygulanır; yani alacağın küçük ya da büyük olması mahkemenin değişmesine yol açmaz.

Öte yandan AVM yönetimi, kat mülkiyeti sistemi dışında, bağımsız bir yönetim sözleşmesiyle işletiliyorsa tablo farklılaşır. Bu durumda tarafların ikisi de tacir sıfatı taşıyorsa — ki büyük ölçekli AVM kiralamalarında kiracı firma ya da esnaf çoğunlukla tacirdir — uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunu'nun öngördüğü şekilde Asliye Ticaret Mahkemesi'ne taşınabilir. Burada "her iki tarafın da tacir olması" ve "işin ticari işletmeyle ilgili olması" koşulunun birlikte gerçekleşmesi aranır.

Uygulamada görülen karma durumlar da söz konusudur. Bazı AVM'ler hem kat mülkiyetine tabi bağımsız bölümlere hem de bütünüyle yönetim sözleşmesiyle yönetilen ortak alanlara sahip olabilir. Bu iki katmanın bir arada bulunduğu hâllerde dava konusunun hangi kısma ait olduğu, hangi hukuki temel üzerine inşa edildiği belirleyici olur. Bu yüzden bir hukuki uyuşmazlıkla karşılaştığınızda ilk yapmanız gereken şey, avukatınızın yardımıyla uyuşmazlığın temel hukuki niteliğini saptamaktır.

Pratik bir özet olarak şunu söyleyebiliriz: AVM kat mülkiyetine tabiyse → Sulh Hukuk Mahkemesi; yönetim sözleşmesi varsa ve her iki taraf tacirse → Asliye Ticaret Mahkemesi; karma yapılarda ise davanın konusuna göre ayrıştırma yapılması gerekebilir. Yanlış mahkemede açılan dava, görevsizlik kararıyla geri çevrilir ve siz hem zaman hem de yargılama gideri kaybedersiniz.

Yetkili Mahkeme: Dava Nerede Açılır?

Yetkili mahkeme ve taşınmazın bulunduğu yer illüstrasyonu

Görevli mahkemeyi belirledikten sonra sıra hangi yerdeki mahkemenin yetkili olduğunu saptamaya gelir. Genel kural, davalının yerleşim yeri mahkemesinin yetkili olmasıdır; ancak taşınmaz hukukundan doğan davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu kural, AVM ortak gider alacağı davaları açısından büyük önem taşır.

Eğer dava Kat Mülkiyeti Kanunu'na dayanıyorsa, AVM'nin bulunduğu ilçenin Sulh Hukuk Mahkemesi kesin yetkilidir. Yani AVM İstanbul Bağcılar'daysa dava Bağcılar Sulh Hukuk Mahkemesi'nde açılacaktır; başka bir yerde açılmaya çalışıldığında mahkeme kendiliğinden yetkisizlik kararı verir. Sözleşmesel temele dayanan davalarda ise kira sözleşmesinde bir yetki kaydı bulunup bulunmadığına bakılır; böyle bir kayıt varsa o yer mahkemesi yetkili olabilir.

Davalı taraf olarak karşı karşıya kaldığınız bu durumda, size tebliğ edilen dava dilekçesinde mahkemenin adını ve bulunduğu yeri dikkatle inceleyin. Yanlış mahkemede açılmış bir dava için süresinde yetki itirazında bulunmak, hem gecikme faizini durdurabilir hem de davanın seyrini değiştirebilir. Bu itirazın süresine titizlikle uyun; aksi hâlde yetki itirazı hakkınızı kaybedebilirsiniz.

İcra Takibi: Dava Öncesi veya Paralel Süreç

İcra takibi ve ortak gider alacağı süreci illüstrasyonu

AVM yönetimi veya kat maliki, ortak gider alacağını tahsil etmek için mahkemede dava açmak zorunda değildir. İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde doğrudan icra takibi başlatmak mümkündür. Bu durumda yönetim bir avukat aracılığıyla icra dairesine başvurur; size bir ödeme emri tebliğ edilir. Belirlenen süre içinde borca itiraz etmezseniz takip kesinleşir ve maaşınıza, banka hesabınıza veya işyerinizdeki mallara haciz gelebilir.

İtiraz hakkınızı süresinde kullanmak son derece önemlidir. İcra ödeme emrine itiraz için kural olarak yedi günlük süreniz bulunur; bu süre tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar. İtirazınızı yaparken gerekçe belirtmenize gerek yoktur; süresi içinde yapılan itiraz takibi durdurur. Bunun ardından alacaklı yönetim, itirazın iptali veya itirazın kaldırılması için mahkemeye başvurmak zorunda kalır; işte bu aşamada görevli mahkeme meselesi yeniden gündeme gelir.

İcra takibine itiraz etmeniz, borcun gerçekten olmadığı anlamına gelmez; hukuki sürecin işlemesini sağlamak ve savunma hakkınızı kullanmak anlamına gelir. Eğer ortak gider hesaplamasında hata ya da adaletsizlik olduğunu düşünüyorsanız, itirazı yapın ve ardından avukatınızla birlikte itirazın dayanaklarını belgeleyin. Belgeleme sürecinde yönetimden istemeniz gereken belgeler şunlardır: dönemlik ortak gider dökümü, yönetim planı, masraf kanıtı faturalar ve genel kurul kararları.

Öte yandan, bilinçli bir kiracı olarak dava aşamasına gelmeden önce şu belgeleri elinizde bulundurmanız süreci önemli ölçüde kolaylaştırır: kira sözleşmenizin tüm ekleri, yönetim planı (varsa), size tebliğ edilen tüm ortak gider bildirimleri ve ödeme makbuzları. Bu belgeleri düzenli arşivlemek, ileride bir uyuşmazlıkta savunmanızın temel taşlarını oluşturacaktır.

Hukuki Dayanak: Hangi Kanunlar ve Düzenlemeler Devreye Girer?

Ortak gider davasının hukuki dayanakları ve kanunlar illüstrasyonu

AVM ortak gider uyuşmazlıklarında başvurulabilecek başlıca hukuki kaynaklar birkaç farklı katmanda sıralanır. Taşınmaz kat mülkiyetine tabiyse Kat Mülkiyeti Kanunu birincil kaynak olarak devreye girer ve bu kanun kapsamında ortak giderlere katılma zorunluluğu, ödeme usulü ve alacağın tahsili hakkında çeşitli düzenlemeler yer alır. Bu kanunun öngördüğü prosedüre uymak, hem yönetim hem de kiracı açısından hak kayıplarını önler.

Kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. Kiracının ortak gider ödeme yükümlülüğü kira sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse bu yükümlülük sözleşme hükmünden doğar; kanundan değil. Bu durumda Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri ve kira sözleşmesinin yorumuna dair kurallar devreye girer. Kira sözleşmenizde "ortak gider" veya "servis bedeli" gibi ifadeler ne şekilde tanımlanmış, ödeme usulü ve itiraz hakkı nasıl düzenlenmiş, bunları ayrıntılı biçimde incelemeniz gerekir.

Taraflar tacirse ve uyuşmazlık ticari işletmeyle ilgiliyse Türk Ticaret Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ticari davalara ilişkin düzenlemeleri de göz önüne alınmalıdır. Bu katmandaki temel mesele, her iki tarafın da gerçekten tacir sayılıp sayılmadığıdır. Küçük esnaf veya bireysel kiracılar her zaman "tacir" sıfatını taşımayabileceğinden, bu değerlendirme somut duruma göre yapılmalıdır.

Son olarak, AVM yönetiminin uyguladığı yönetim planı ve yönetim sözleşmesi de hukuki kaynak niteliği taşır. Bu belgeler bazen kanunun öngördüğünden daha ayrıntılı ya da daha kısıtlayıcı düzenlemeler içerebilir. Plaza aidatı ile ortak gider arasındaki farkı anlamak, hangi ödeme kaleminin hangi hukuki dayanaktan geldiğini netleştirir ve itirazınızın odak noktasını doğru kurmanıza yardımcı olur.

Dava Sürecinde Kiracının Hakları ve Savunma Stratejisi

Bir ortak gider alacağı davasında karşı taraf (yönetim veya kat maliki) olduğunuzda, savunma hakkınızı etkin biçimde kullanmak için önce alacağın gerçekten var olup olmadığını, tutarının doğru hesaplanıp hesaplanmadığını ve sürecin usule uygun işletilip işletilmediğini sorgulamanız gerekir. Bu üç sorudan herhangi birine "hayır" yanıtını verebiliyorsanız somut bir savunma zeminine sahipsiniz demektir.

Alacağın varlığını sorgularken şunu inceleyin: Ortak gider kalemleri kira sözleşmenizde veya yönetim planında açıkça tanımlanmış mı? Tanımlanmamış kalemler için ödeme yapmaya zorlanamıyorsunuz. Tutarın doğruluğunu sorgularken masraf dökümünü isteyin; fatura ve sözleşmelerle desteklenmemiş kalemler tartışmaya açıktır. Ortak giderlerin adil paylaşımında en sık yapılan hatalardan biri olan usulsüz hesaplama yöntemi de geçerli bir itiraz konusu olabilir.

Sürecin usule uygunluğunu sorgularken ise şu soruları sorun: Size ortak gider miktarı önceden bildirildi mi? İhtar veya uyarı gönderildi mi? Yönetim genel kurulu usulüne uygun karar aldı mı? Özellikle Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki yapılarda bu prosedürel gerekliliklerin yerine getirilmemesi, alacağın dava yoluyla tahsilini güçleştirebilir.

Savunmanızı hazırlarken bir dilekçe örneğinden yola çıkabilirsiniz:

"...sayılı dava dosyasında davalı sıfatını taşımaktayım. Dava konusu ortak gider alacağının, kira sözleşmemizin [ilgili maddesi] ve yönetim planı uyarınca belirlenen hesaplama yöntemiyle örtüşmediğini, [X] kalemin yasal dayanağının bulunmadığını ve tarafıma önceden usulüne uygun bildirim yapılmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini saygıyla talep ederim."

Bu taslak bir başlangıç noktasıdır; hukuki geçerliliği somut koşullarınıza ve avukatınızın değerlendirmesine bağlıdır.

Özel Durumlar: Karma Kullanım, Yönetim Sözleşmesi ve Yabancı Kiracılar

Günümüzde pek çok büyük ölçekli yapı, alt katlarda AVM, üst katlarda ofis veya rezidans içeren karma kullanım projelerinden oluşmaktadır. Bu yapılarda ortak gider hesaplaması karmaşık bir hal alabilir; çünkü AVM katlarına ait ortak giderler ile ofis katlarına ait ortak giderler birbirinden ayrılması gereken kalemler içerir. Eğer yönetim bu ayrımı yapmadan tüm ortak giderleri tüm kiracılara yüklüyorsa, bu durum hem sözleşme hem de Kat Mülkiyeti Kanunu açısından tartışmaya açık bir hesaplama hatası oluşturabilir.

Yönetim sözleşmesiyle yönetilen yapılarda ise — özellikle yabancı sermayeli AVM zincirlerinde sık görülen bir model olan "mall management agreement" benzeri yapılarda — ortak gider kalemleri ve hesaplama formülleri büyük ölçüde sözleşmeye göre belirlenir. Bu sözleşmelerde yer alan tahkim veya uyuşmazlık çözüm klozlarını gözden geçirmeniz hayati öneme sahiptir; zira bazı sözleşmeler mahkeme yerine tahkimi zorunlu kılar. Uluslararası tahkim klozunun varlığı hâlinde uyuşmazlık Türk mahkemelerinin değil, tahkim kurulunun önüne gider.

Yabancı kiracılar için de özel bir not düşmek gerekir. Türk hukukuna göre kurulmuş bir yabancı şirket veya yabancı uyruklu bireysel kiracı, Türkiye'deki taşınmazdan doğan uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerinin yargı yetkisine tabidir. Sözleşmede yabancı hukuku seçimi yapılmış olsa bile taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi çoğunlukla geçerliliğini korur.

Site Yönetimi Platformuyla Şeffaf Süreç Yönetimi

Dijital yönetim platformu ve ortak gider şeffaflığı illüstrasyonu

Pek çok ortak gider uyuşmazlığı aslında bir hukuk meselesi olmaktan çok bir iletişim ve şeffaflık meselesidir. Yönetim masrafları belgeli ve erişilebilir biçimde sunduğunda, kiracı hangi kaleme ne kadar ödediğini gördüğünde ve her talep tarih damgalı kayıt altına alındığında, dava aşamasına gelmek genellikle gereksiz hale gelir.

Site Yönetimi platformu bu ihtiyacı tam olarak karşılamak için tasarlanmıştır. Kiracılar, kendi özel portalları üzerinden dönemlik ortak gider dökümlerini, geçmiş ödemeleri ve güncel bakiyelerini gerçek zamanlı olarak görebilir. Yönetimin hazırladığı masraf raporları sisteme yüklenerek tüm paydaşlarla paylaşılabilir; böylece "bu kaleme neden ödüyorum?" sorusu yanıtsız kalmaz.

Arıza ve bakım talepleri sisteme açıldığı andan itibaren tarih ve saat damgasıyla kayıt altına alınır. Bu özellik, ileride çıkabilecek "arıza bildirilmedi" veya "bakım yapılmadı" tartışmalarında hem yönetim hem de kiracı için güçlü bir belge kaynağı oluşturur. Özellikle ortak alan arızaları söz konusu olduğunda, arızanın bildirim tarihi ile onarım tarihi arasındaki süre kritik bir hukuki veri haline gelebilir.

Duyurular, genel kurul kararları ve yönetim raporları da platform üzerinden paylaşılır; böylece kiracı "haberdar edilmedim" savunmasını kullanamaz, yönetim ise her bildirimi ispatlayabilir. Bu çift yönlü şeffaflık, uyuşmazlıkların büyük çoğunluğunun mahkeme kapılarına dayanmadan çözülmesine zemin hazırlar. Ortak gider yönetiminin dijitalleşmesi bir lüks değil, sağlıklı bir bina-kiracı ilişkisinin ön koşuludur.

En Sık Yapılan Hatalar ve Kaçınma Yolları

Ortak gider davasında sık yapılan hatalar ve kaçınma yolları illüstrasyonu

AVM kiracılarının ortak gider uyuşmazlıklarında en sık düştüğü hata, itiraz süresini kaçırmaktır. İcra ödeme emri elinize ulaştığında ne yapacağınızı bilmiyorsanız, önce süre hesabı yapın. Tebliğ tarihini takvime işleyin ve kural olarak yedi günlük süreyi doldurulmadan itirazınızı yapın. Bu süreyi kaçırmanın sonuçları ağır olabilir: takip kesinleşir, haciz işlemleri başlar ve sonrasında bu kararı geri almak son derece güçleşir.

İkinci yaygın hata, yönetimle yalnızca sözlü iletişim kurmaktır. "Yönetici zaten biliyor, hallederiz" diye başlayan süreçler zaman zaman yönetim tarafından "bildirimde bulunuldu, ödeme yapılmadı" şeklinde yorumlanarak dava açılmasıyla sonuçlanır. Her itirazınızı, her talebinizi ve her ödemenizi yazılı ve kanıtlanabilir biçimde yapın: e-posta, noter ihtarnamesi veya yazılı iletişim kanalları üzerinden ilerleyin.

Üçüncü hata, kira sözleşmesinin ortak gider hükümlerini imzalama aşamasında dikkatlice okumamaktır. "Servis bedeli", "idari gider", "yönetim ücreti", "ortak alan katkısı" gibi farklı isimlerle ifade edilen kalemler gerçekte aynı yükümlülüğü doğurabilir. Sözleşme imzalanmadan önce bu kalemlerin neleri kapsayıp kapsamadığını, nasıl hesaplandığını ve yıllık artış mekanizmasını net biçimde anlamak, ileriki uyuşmazlıkları büyük ölçüde engeller.

  • İcra ödeme emrine itirazı süresinde yapın; süre kural olarak tebliğden itibaren yedi gündür.
  • Yönetimle tüm yazışmaları yazılı kanallardan yürütün ve saklayın.
  • Kira sözleşmesindeki ortak gider kalemlerini imzalamadan önce ayrıntılı inceleyin.

Sık Sorulan Sorular

AVM'de mağazam var ve yönetim benden ortak gider talep ediyor; hangi mahkemede dava açılabilir?

Yapının kat mülkiyetine tabi olması hâlinde kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir. Uyuşmazlık yalnızca yönetim sözleşmesine dayanıyorsa ve her iki taraf da tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi devreye girebilir. Hangi mahkemenin yetkili olduğunu kesin biçimde belirlemek için bir avukattan hukuki değerlendirme almanız önerilir.

İcra ödeme emri aldım; ne kadar sürem var ve ne yapmalıyım?

İcra ödeme emrine itiraz için kural olarak tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük süreniz bulunur. Bu süre içinde icra dairesine yazılı olarak itiraz edin; itiraz gerekçe belirtilmeksizin yapılabilir. İtirazınız takibi durdurur; ardından alacaklı mahkeme yoluna başvurmak zorunda kalır. Süreyi kaçırırsanız takip kesinleşir ve haciz işlemleri başlayabilir.

Ortak gider hesabına itiraz edebilir miyim; nasıl ispat ederim?

Evet, ortak gider hesabına itiraz edebilirsiniz. İtirazınızın dayanakları: kira sözleşmenizde veya yönetim planında tanımlanmayan kalemler, belgesiyle desteklenmeyen masraflar ve hatalı paylaştırma yöntemi olabilir. Yönetimden dönemlik masraf dökümü ve dayanak faturalar talep edin; eksik ya da hatalı belgelerin varlığı mahkemede güçlü bir savunma zemini oluşturur.

Yönetim beni dava etmeden önce ihtar göndermek zorunda mı?

Kanun veya sözleşme aksini öngörmedikçe alacaklının dava veya icra takibinden önce ihtar göndermesi zorunlu değildir; ancak uygulamada çoğu yönetim ihtar yolunu tercih eder. Sözleşmenizde "temerrüt için ihtar şartı" gibi bir hüküm varsa bu şart yerine getirilmeden açılan dava usul açısından zayıflayabilir; bu nedenle sözleşmenizin ilgili maddelerini dikkatle inceleyin.

Dava sonucunda aleyhime karar çıkarsa ne olur?

Mahkeme aleyhinize karar verirse asıl alacak tutarı, gecikme faizi ve yargılama giderlerini (avukatlık ücreti dahil) ödemekle yükümlü olursunuz. Karara itiraz etmek istiyorsanız yasal süre içinde istinaf yoluna başvurabilirsiniz. Kesinleşmiş karara rağmen ödeme yapmazsanız karşı taraf ilamı icra dairesine vererek haciz işlemi başlatabilir.

Plaza kiracısıyım ama yapı kat mülkiyetine tabi değil; hangi hukuk uygulanır?

Kat mülkiyeti yoksa uyuşmazlık ağırlıklı olarak kira sözleşmesi ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde değerlendirilir. Ortak gider yükümlülüğü sözleşmede düzenlenmişse sözleşme hükümleri belirleyicidir. Her iki taraf da tacirse Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olabilir. Sözleşmenizde tahkim klozunun bulunup bulunmadığını da kontrol edin; varsa uyuşmazlık mahkeme yerine tahkim yoluyla çözüme kavuşur.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön