Demirbaş ve büyük onarım bedelini kiracı ödemek zorunda değildir; Türk hukukunda bu masraflar kural olarak mal sahibine aittir. Ancak konunun ayrıntıları, sözleşme koşulları ve kullanım kusurunun varlığı duruma göre değişebilmektedir. Bu makalede büyük onarım kavramının ne anlama geldiğini, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde sorumlulukların nasıl dağıldığını ve anlaşmazlık durumunda hangi yola başvurulması gerektiğini ayrıntılı biçimde ele alıyoruz.
Büyük Onarım ve Demirbaş Kavramı Nedir?

Hukuki açıdan "büyük onarım" kavramı, taşınmazın temel yapısını, taşıyıcı sistemlerini ve kullanım ömrünü doğrudan etkileyen kapsamlı yenileme ve iyileştirme işlerini kapsar. Çatı aktarımı, dış cephe izolasyonu, ortak alan boru hatlarının yenilenmesi, asansör revizyonu ve yangın tesisatının tamamen değiştirilmesi bunların başında gelmektedir. Bu tür işler, küçük seyreltici tamirlerden farklı olarak yüksek maliyet ve uzmanlık gerektirdiğinden, yasal olarak kiraya verenin sorumluluğuna bırakılmıştır.
"Demirbaş" ise kiralanana bağlı, taşınmazın kullanım amacını destekleyen ve sözleşme başında teslim edilen sabit unsurları ifade eder. Kombi veya kalorifer kazanı, yapı bünyesindeki mutfak dolapları, güvenlik kapısı, apartman interkom sistemi, yerleşik klima ünitesi ve su ısıtıcıları bu kategoriye örnek gösterilebilir. Demirbaşların arıza nedeniyle tamamen değiştirilmesi gereken durumlarda maliyet genellikle kiraya verene ait olurken, kiracının kullanım hatasından kaynaklanan arızalarda sorumluluk kiracıya yüklenebilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 317. maddesi, kiraya verenin kiralananı kira süresi boyunca kullanıma elverişli tutma yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir. Bu yükümlülüğün pratik uzantısı şudur: Kiracı tarafından kullanımdan kaynaklanmayan her türlü büyük arıza ve yıpranma, mal sahibi tarafından giderilmek zorundadır. Kiracı bu masrafı üstlenmeye zorlanamaz; üstlenirse ilerleyen süreçte ödediği bedeli kiraya verenden talep hakkını saklı tutar.
Uygulamada iki kavram sık karıştırılmaktadır: "olağan bakım" ve "büyük onarım". Musluk contası değiştirmek, ampul takmak ya da duvar boyasındaki küçük çatlakları gidermek olağan bakım kapsamında değerlendirilebilirken; tüm tesisatın baştan aşağı yenilenmesi, bağımsız bölüme ait döşemenin sökülüp yenilenmesi veya taşıyıcı duvar onarımı büyük onarım sınıfına girer. Bu ayrımı doğru yapmak, kiracı ile mal sahibi arasındaki en büyük anlaşmazlık noktasını ortadan kaldırır.
Türk Borçlar Kanunu'nda Kiraya Verenin Onarım Yükümlülüğü

Türk Borçlar Kanunu'nun 301. maddesi, kiraya verenin temel borcunu "kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmak" olarak tanımlamaktadır. Bu hüküm, salt teslim anına değil; kira ilişkisinin tüm süresine yayılan dinamik bir yükümlülük içermektedir. Dolayısıyla sözleşme devam ettiği sürece kiraya veren, söz konusu elverişliliği koruma yükümlülüğü altındadır.
Aynı kanunun 317. maddesi ise büyük onarımları daha net biçimde ele almaktadır. Buna göre kiralananın önemli onarım gerektirdiği durumlarda kiracı, kiraya verene durumu derhal bildirmekle yükümlüdür; bildirim yapmadan onarımı kendisi gerçekleştiren kiracı, sonradan masraf talebinde bulunurken ispat yükü konusunda ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Bu nedenle pratikte her büyük arıza ihbarının yazılı yapılması, tarih ve içerik itibarıyla belgelenmiş olması büyük önem taşır.
Kiraya verenin onarım yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde kiracının üç temel seçeneği vardır. Birincisi; kiracı, kiraya verene makul bir süre tanıyarak onarımı yapmasını yazılı olarak talep edebilir. Bu süre içinde onarım yapılmazsa kiracı, masrafı bizzat karşılayarak kiranın ödenmesinde mahsup hakkını kullanabilir. İkincisi; kiracı kira bedelini depo ederek ödemeden kaçınmaksızın hukuki süreç başlatabilir. Üçüncüsü; onarım yapılmaması kiralananı kullanım amacına uygunluktan çıkarıyorsa kiracı, sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkına sahiptir.
Belirtmek gerekir ki bu hükümler emredici değil, yedek hukuk niteliğindedir; taraflar yazılı kira sözleşmesinde farklı bir düzenleme kararlaştırabilir. Ancak bu tür sözleşme şartları, kiracı aleyhine aşırı külfet doğurduğunda, genel işlem koşulları denetimi çerçevesinde hâkim tarafından geçersiz sayılabilmektedir.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nda Ortak Alan Onarımları

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman veya site gibi bağımsız bölümlerden oluşan yapılardaki sorumluluk dağılımını özel olarak düzenlemektedir. Kanuna göre ortak alanlar — asansör, bodrum, çatı, merdivenler, hidrofor odası, ortak ısıtma tesisatı ve benzeri yerler — tüm kat maliklerinin müşterek mülkiyetindedir. Bu alanların bakım, onarım ve yenileme giderleri yönetim planındaki paylar oranında kat maliklerine, dolayısıyla mal sahibine aittir.
Kiracıların bu tablo içindeki yeri şudur: Ortak alan giderlerini doğrudan ödemek kiracının yasal yükümlülüğü değildir; bu masraf mal sahibine aittir. Eğer kira sözleşmesinde "aidat kiracı tarafından ödenir" ifadesi varsa, bu sözleşme serbestisi kapsamında geçerlidir; ancak söz konusu aidatın içine büyük onarım payları eklenirse konu tartışmalı hale gelir. Türk yargısı, yönetim planında açıkça belirtilmemiş büyük onarım masraflarının kiracıya yükletilmesine genellikle olumlu bakmamaktadır.
Apartman yönetimi tarafından yapılan onarım kararlarında karar yeter sayıları da belirleyicidir. Olağan yönetim işleri için kat maliklerinin salt çoğunluğunun oyu yeterliyken; büyük tadilat, dönüşüm veya esaslı yenileme işleri için dörtte üç çoğunluk aranmaktadır. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi, hem mal sahiblerinin hem de kiracıların haklarını koruma açısından kritik önem taşır. Apartman yönetim programları, bu tür karar ve masraf takibini dijital ortamda şeffaf biçimde yürütmeyi kolaylaştırmaktadır.
Bağımsız bölüm içindeki onarımlara gelince, buradaki kural belirgin biçimde farklılaşır. Bir dairenin pencere camının kırılması, iç kapı menteşesinin bozulması ya da elektrik prizlerinin arızalanması bağımsız bölüme ait giderlerdir ve öncelikle mal sahibinin sorumluluğundadır; kiracının kusuru olmadıkça bu masraflar ona yükletilemez. Kiracının kasıt ya da ihmali varsa sorumluluk doğal olarak yer değiştirmektedir.
Kiracının Sorumlu Olduğu Onarımlar Hangileridir?

Her ne kadar büyük onarımlar mal sahibine ait olsa da kiracının tamamen sorumluluktan azade olduğunu söylemek doğru değildir. Türk hukuku, kiracıya "olağan kullanıma bağlı küçük bakım ve onarımları" yapma yükümlülüğü yüklemiştir. Bu yükümlülüğün sınırlarını belirlemek için iki temel kriter kullanılır: onarımın maliyeti ve onarımın doğası.
Kiracının sorumluluğuna giren işlerin başında şunlar sayılabilir: musluk armatürlerinin contasının değiştirilmesi, duş başlığının temizlenmesi ya da yenilenmesi, ampul ve sigorta değişimi, kapı kilidinin yağlanması veya küçük çapı nedeniyle kendiliğinden çökmüş bir raf bağlantısının tamir edilmesi. Kiracı bu tür bakımları ihmal ederse ve ihmal sonucunda daha büyük bir hasar ortaya çıkarsa, başlangıçta küçük bir bakım meselesi olan onarım, kiracının tazminat yükümlülüğüne dönüşebilir.
Kullanım kusurunun özellikle önem kazandığı duruma örnek olarak şunu verebiliriz: Kiracı, banyodaki küçük su kaçağını bildirmeksizin aylarca görmezden gelmiş ve bu süreçte su, komşu dairenin tavanına zarar vermiştir. Asıl kaçağın giderilmesi mal sahibine ait olsa bile, kiracının gecikmeli bildirimi nedeniyle ortaya çıkan ek hasar için kiracı tazminat ödemek durumunda kalabilir. Bu senaryo yargıda sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Kiracının kira sözleşmesi bitiminde evi teslim ederken de sorumlulukları vardır. Kiralanan, teslim alındığı halden daha kötü bir durumda iade edilirse, kiracı bu farkı tazmin etmek zorundadır. Ancak olağan kullanım yıpranmaları — örneğin zemin parkenin hafif çizilmesi veya boya solması — kiracının tazminat yükümlülüğü kapsamında değildir. Mal sahibi, bu tür doğal yıpranmalar için kiracıdan ayrıca masraf talep edemez.
Sözleşme Serbestisi ve Sınırları

Kira sözleşmeleri, Türk hukukunda büyük ölçüde sözleşme serbestisi ilkesine tabi olmakla birlikte bu serbestinin önemli sınırları vardır. Taraflar, büyük onarım masraflarının nasıl paylaşılacağını yazılı sözleşmede açıkça kararlaştırabilir. Örneğin "kombi bakım masrafları kiracıya aittir" ya da "yıllık asansör bakım ücreti kiraya dahildir" gibi hükümler, prensipte geçerlidir.
Ancak bu sözleşme hükümleri üç temel engele takılabilir. Birincisi, Türk Borçlar Kanunu'nun tüketici ve kiracı korumaya yönelik emredici hükümleridir. İkincisi, genel işlem koşulları denetimidir; önceden hazırlanmış, müzakere edilmemiş ve kiracı aleyhine aşırı yük getiren standart sözleşme maddelerini mahkeme geçersiz sayabilir. Üçüncüsü ise kamu düzeni ve ahlaka aykırılık sınırıdır; kiracıyı fiilen her türlü masrafla baş başa bırakacak sözleşme düzenlemeleri bu sınıra çarpar.
Uygulamada mal sahipleri zaman zaman "tüm onarımlar kiracıya aittir" ya da "kiralananda meydana gelecek her türlü arıza kiracının sorumluluğundadır" gibi kapsamlı maddeler kullanmaktadır. Bu tür geniş kapsamlı maddeler, büyük onarımları veya mal sahibinin sorumluluğunda olan yapısal arızaları kiracıya yükleme amacıyla yorumlanamaz; mahkemeler bu maddeleri kiracı lehine dar yorumlamaktadır.
Sonuç olarak sözleşmeye ne yazılırsa yazılsın, kanunun emredici hükümlerine aykırı düzenlemeler bağlayıcı olmaktan çıkar. Kiracının bu noktada en güçlü kalkanı, Türk Borçlar Kanunu'nun kiraya verene yüklediği "kiralananı kullanıma elverişli tutma" yükümlülüğüdür. Bu yükümlülük sözleşmeyle tamamen bertaraf edilemez.
Anlaşmazlık Çıkması Halinde İzlenecek Hukuki Yol

Demirbaş veya büyük onarım bedeli konusunda anlaşmazlık çıkması halinde kiracının izlemesi gereken pratik yol bellidir. İlk adım her zaman yazılı bildirimdir. Arıza veya büyük onarım ihtiyacı ortaya çıktığında kiracı, durumu en kısa sürede iadeli taahhütlü mektup ya da noter kanalıyla mal sahibine bildirmelidir. Bu bildirimde arızanın niteliği, tahmini risk ve müdahale için makul süre açıkça belirtilmelidir.
Bildirimin ardından mal sahibi makul süre içinde harekete geçmezse kiracının seçenekleri şöyle sıralanabilir:
- Onarımı bizzat yaptırıp masrafı belgeli fatura ile belgelemek ve kiradan mahsup talep etmek
- Kira bedelini notere depo ederek ödeme itirazını hukuki zemine taşımak
- Sulh Hukuk Mahkemesi'nde onarım davası açmak
- Arıza kiralananı kullanılamaz kılıyorsa, sözleşmeyi haklı fesih yoluyla sona erdirmek
- Zorunlu masrafı karşıladıysa ve mal sahibi geri ödemeyi reddediyorsa icra yoluna başvurmak
Süreç boyunca delil toplama kritik önem taşır. Fotoğraf, video, usta faturası, yazışma kayıtları ve tanık ifadeleri hukuki süreçteki ispat gücünüzü doğrudan etkiler. Özellikle onarım yapılmadan önceki ve sonraki belgelemenin eksiksiz tutulması, mahkeme aşamasında kiracının en güçlü kozu olacaktır.
Dava sürecinde yetkili mahkeme, kiralananın bulunduğu yer Sulh Hukuk Mahkemesi'dir. Kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk, dava şartı haline getirilmiş olup tarafların önce arabulucuya başvurması zorunludur. Arabuluculuk aşamasında uzlaşma sağlanamazsa dava açılabilir. Bu süreçlerin tamamında bir avukattan hukuki destek almak, hem zaman hem de maliyet açısından önemli tasarruf sağlar.
Büyük Onarım Masraflarını Kiraya Yansıtmak Mümkün mü?

Mal sahipleri zaman zaman büyük onarım masraflarını kiracıdan doğrudan tahsil etmek yerine kira artışına dahil etmeyi tercih eder. Bu yol, yasal kısıtlara tabi olmakla birlikte belirli koşullarda geçerli bir seçenek sayılabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Türkiye'de kira artışları yasal sınırlamalarla çerçevelenmiştir ve "büyük onarım yaptım" gerekçesiyle bu sınırın üzerine çıkmak mümkün değildir.
Kanuni kira artış sınırı, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) on iki aylık ortalamasını esas almaktadır. Bu sınır, mal sahibi tarafından tek taraflı olarak belirlenen bir oran değil; yasal bir tavan orandır. Dolayısıyla büyük onarım masrafı ne kadar yüksek olursa olsun, mal sahibi bu gerekçeyle yasal tavanı aşan bir kira artışı talep edemez.
Öte yandan sözleşme yenileme dönemlerinde mal sahipleri, onarım maliyetlerini gelecek dönem kira teklifine dahil edebilir. Kiracı bu teklifi kabul etmek ya da reddedip taşınmak arasında özgürce seçim yapabilir. Tarafların rıza göstermesi halinde kira bedeline yansıtılan masraflar sözleşme serbestisi kapsamında geçerlidir; ancak rıza olmaksızın yapılan tek taraflı yansıtmalar kabul edilemez.
Bu noktada apartman muhasebe programları kullanmak, hem mal sahiplerinin hem de yöneticilerin onarım masraflarını dönemsel bazda izlemesine ve kira dönemine etki analizini doğru hesaplamasına büyük kolaylık sağlar. Kayıt dışı masrafların önlenmesi ve şeffaflık açısından dijital takip son derece değerlidir.
Site Yönetimi Perspektifinden Demirbaş Takibi

Büyük konut sitelerinde ve apartmanlarda demirbaş takibi, onarım sorumluluğunun doğru belirlenmesi açısından vazgeçilmez bir yönetim sürecidir. Hangi demirbaşın hangi bağımsız bölüme ya da ortak alana ait olduğunun, ne zaman satın alındığının, bakım geçmişinin ve garanti durumunun kayıt altında tutulması; hem yönetici hem de mal sahibi hem de kiracı açısından büyük kolaylık sağlar.
Özellikle büyük sitelerde yüzlerce bağımsız bölümün her birinde farklı demirbaş ve teknik ekipmanın bulunması, merkezi bir takip sistemini zorunlu kılmaktadır. Bu tür bir sistemde her demirbaş için teknik özellikleri, satın alma tarihi, garanti bilgileri ve arıza geçmişi dijital ortamda saklanabilir. Herhangi bir bağımsız bölümdeki arıza bildiriminde demirbaşın kayıt bilgilerine anında erişilerek sorumluluk değerlendirmesi yapılabilir.
Demirbaş kayıtlarının düzenli tutulması, kiracı devir süreçlerinde de kritik önem taşır. Yeni kiracıya teslim edilen demirbaşların listelendiği ve durumlarının fotoğrafla belgelendiği bir teslim-tesellüm tutanağı, ilerleyen dönemde olası anlaşmazlıkları en baştan önler. Bu tutanağın hem mal sahibi hem de kiracı tarafından imzalanmış bir kopyası, hukuki açıdan güçlü bir belge niteliği taşır.
Site yönetim yazılımları, bu tür demirbaş ve bakım kayıtlarını merkezi, erişilebilir ve düzenli biçimde tutmak için özel olarak tasarlanmış modüller sunmaktadır. Dijital dönüşüm sürecinde yönetim ofisi çalışmalarının verimliliği artarken onarım süreçlerindeki şeffaflık da ciddi ölçüde yükselmektedir.
Kiracı Ayrılırken Demirbaş ve Onarım Hesabı Nasıl Yapılır?

Kira sözleşmesinin sona ermesi ve kiracının taşınması, demirbaş ve onarım hesaplarının en çok konuşulduğu dönemdir. Bu aşamada yapılması gereken en önemli işlem, giriş teslim-tesellüm tutanağı ile çıkış teslim-tesellüm tutanağının karşılaştırılmasıdır. İki tutanak arasındaki fark, kiracının sorumlu olduğu hasarı belirler.
Mal sahibinin yapması gereken değerlendirme şöyle özetlenebilir: Tespit edilen hasar olağan kullanım yıpranmasının ötesinde mi, yoksa içinde mi? Bu sorunun yanıtı, tazminat talebinin hukuki dayanağını oluşturur. Boya solması, zemin parkenin hafif çizilmesi, kapı menteşelerindeki aşınma gibi durumlar genellikle olağan yıpranma sayılır. Buna karşın delik deşik duvarlar, kırık camlar, yaygın su hasarı veya demirbaşların tahrip edilmesi, kiracının tazminat sorumluluğunu doğuran durumlardır.
Kiracı ayrılırken aşağıdaki tabloya göre değerlendirme yapmak hem mal sahibine hem de kiracıya netlik sağlar:
| Durum | Sorumluluk | Açıklama |
|---|---|---|
| Boya solması / hafif eskime | Mal Sahibi | Olağan kullanım yıpranması, kiracıya yükletilemez |
| Kırık cam / hasarlı kapı | Kiracı | Kiracı kusurundan kaynaklanıyorsa tazminat doğar |
| Demirbaş arızası (kullanım nedeniyle) | Kiracı | İhmal veya kötü kullanım ispatlanırsa kiracı öder |
| Demirbaş arızası (aşınma / yaş) | Mal Sahibi | Ömür dolumu ve normal aşınma mal sahibine ait |
| Yapısal onarım ihtiyacı | Mal Sahibi | Taşıyıcı sistem ve büyük onarımlar her zaman mal sahibine ait |
| Kiracı bildirmediği için büyüyen hasar | Kiracı (kısmen) | Geç bildirimden kaynaklanan ek hasar kiracıya yüklenebilir |
Depozito uygulaması bu aşamada kritik bir işlev görür. Taraflar arasında depozito kararlaştırılmışsa, mal sahibi yalnızca kiracının kusurundan kaynaklanan hasarları depozito üzerinden mahsup edebilir; kalan tutarı en geç bir ay içinde iade etmek zorundadır. Depozitonun tamamının ya da fazlasının tutulması için somut hasar belgesi şarttır; belgesi olmayan mahsup, kiracı tarafından itiraz konusu yapılabilir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Senaryolar

Teorik kuralların yanı sıra pratikte en sık yaşanan anlaşmazlık senaryolarını ele almak, konuyu somutlaştırmak açısından faydalı olacaktır. Birinci senaryo, en yaygın olanıdır: Kiracı, kiraya girdiğinde çalışır durumda olan kombinin kira süresince arızalandığını ve tamir masrafının kendisinden talep edildiğini söylemektedir. Bu durumda kritik soru şudur: Arıza kullanım kusurundan mı kaynaklandı, yoksa kombinin doğal ömrünü tamamlamasından mı? Kombinin bakım defteri, teknik servis raporu ve arıza niteliği bu soruyu yanıtlar. Eğer normal yaşlanma söz konusuysa masraf mal sahibine aittir.
İkinci senaryo, bodrumdan gelen su basması nedeniyle bağımsız bölümde oluşan su hasarını içermektedir. Eğer bodrum ortak alan ve orada bir boru patlaması söz konusuysa, hasar giderme ve onarım masrafları apartman yönetimine, dolayısıyla kat malikleri aracılığıyla mal sahibine aittir. Kiracının bu konudaki yükümlülüğü, durumu zamanında bildirmek ve ek hasarın önüne geçmektir.
Üçüncü senaryo, kiracının kendi isteğiyle yaptığı tadilattan kaynaklanmaktadır. Kiracı, kendi tercihiyle mutfağı yeniletmiş ya da duvara ankastre bir sistem yerleştirmiştir. Bu tür değişiklikler için mal sahibinin önceden yazılı izni şarttır; izinsiz yapılan değişikliklerin söküm masrafı veya eski hale getirme bedeli kiracıya aittir. Mal sahibi, bu değişiklikten yararlanmak isterse değer artışını kiracıya ödemek durumundadır.
Önemli Uyarı: Bu makale genel hukuki bilgi sunmak amacıyla hazırlanmış olup bireysel hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Demirbaş veya büyük onarım bedeliyle ilgili somut bir anlaşmazlığınız varsa, durumunuzu bir avukata aktararak profesyonel destek almanızı kesinlikle tavsiye ederiz. Her davanın kendine özgü koşulları, farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.
Sık Sorulan Sorular

Kiraya girdiğimde çalışan kombi bozuldu, tamir masrafı kime ait?
Mal sahibi büyük onarımı yapmıyor, kira ödememe hakkım var mı?
Kira sözleşmesinde "tüm onarımlar kiracıya aittir" yazıyor, geçerli mi?
Kiracı ayrılırken depozitomun tamamı tutulabilir mi?
Demirbaş ve büyük onarım sorumluluklarını net biçimde takip etmek, anlaşmazlıkları başlamadan önlemek açısından kritik önem taşır. Apartman yönetim programımız, her bağımsız bölüme ait demirbaş kayıtlarını, bakım geçmişini ve onarım masraflarını dijital ortamda merkezi olarak yönetmenize olanak tanır. Şeffaf ve belgelenmiş bir yönetim anlayışıyla hem mal sahibi hem kiracı haklarını koruyun; anlaşmazlık riskini en aza indirin.