Kısa cevap: Evet, dükkan maliki kural olarak AVM yönetiminden bağımsız biçimde bağımsız bölümünü kiraya verebilir; mülkiyet hakkı bu serbestliği doğrudan tanır. Ancak bu hak sınırsız değildir: yönetim planı, bina kullanım kararları ve kiracının ticari faaliyetine ilişkin iç kurallar bazı ön koşullar getirebilir. Dolayısıyla "kiraya verebilirim" demek kadar "hangi koşullarda, hangi onayları alarak" sorusunu yanıtlamak da o kadar önemlidir.
Mülkiyet Hakkı Nedir, Sınırları Nereden Başlar?

Türk Medeni Kanunu, mülkiyet hakkını en geniş anlamda tanımlar: malik, eşyası üzerinde kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkisine sahiptir. Bu çerçevede dükkanını başkasına kiralama, mülkiyet hakkının özündeki "yararlanma" ve "tasarruf" yetkilerinden birini oluşturur. Teoride, başka hiçbir onaya gerek duymaksızın bu hakkı kullanmak mümkündür.
Ne var ki bir AVM ya da ticari yapı söz konusu olduğunda tablo biraz değişir. Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki yapılarda bağımsız bölüm sahipleri aynı zamanda ortak alan paydaşıdır. Ortak alanların kullanımı, yönetim giderleri ve binadaki ticari düzen belirli kurallara bağlıdır. Bu kuralların en önemli kaynağı, tapu sicilinde tescil edilen yönetim planıdır.
Yönetim planı, malikler kurulunun oluşturduğu ve tüm malikleri bağlayan bir tür iç tüzüktür. Planın kira işlemlerine ilişkin hükümleri varsa — örneğin "kiracının faaliyeti yönetimin onayına tabidir" ya da "belirli sektörlerden kiracı kabul edilmez" gibi — bunlar hukuken geçerlidir. Dolayısıyla malik, mülkiyet hakkından önce yönetim planını mutlaka okumalıdır.
Yönetim planında kira ile ilgili özel bir kısıtlama yoksa malik, dilediği kişi veya kurumla kira sözleşmesi yapabilir, yönetimin onayını bekleme zorunluluğu olmaksızın bu işlemi tamamlayabilir. Bu, çoğu uyuşmazlığın temel ayrım noktasıdır.
Yönetim Planı Ne Zaman Devreye Girer?

Yönetim planı, yapının inşaatı sırasında ya da malikler kurulu kararıyla hazırlanır ve tapuya şerh düşülür. Satın aldığınız ya da devraldığınız bağımsız bölüm ile birlikte bu plana da tabi hale gelirsiniz — imzalamış olup olmadığınız fark etmez. Birçok dükkan maliki, tapu devri sırasında yönetim planını incelemediği için ilerleyen dönemde sürprizlerle karşılaşır.
AVM'lerde yönetim planı zaman zaman çok ayrıntılı hazırlanır: hangi katlarda hangi sektörlerin faaliyet gösterebileceği, belirli markalarla rekabet yaratacak kiracıların kabul edilip edilmeyeceği, mağaza cephesinin standartları ve hatta açılış saatleri gibi konular düzenlenebilir. Bu hükümler, kiralamayı doğrudan etkiler.
Yönetim planında "kiracının faaliyeti yazılı olarak bildirilmelidir" gibi bir hüküm varsa bu bir bildirim yükümlülüğüdür, onay şartı değildir. İki kavramı karıştırmamak gerekir: yönetim "bildirim" isteyebilir ama bu, kira ilişkisini engelleme yetkisi anlamına gelmez. Öte yandan "faaliyet türü değiştirilemez" gibi bir hüküm varsa, kiracının sektörü sözleşmede açıkça belirtilmeli ve bu kısıta uyulmalıdır.
Yönetim planının bir diğer kritik işlevi, ortak gider katılım paylarını belirlemesidir. Kiraya verilen bağımsız bölümün ortak gider borçlarından birincil sorumlu yine maliktir; kiracının bu konudaki yükümlülüğü ise ancak kira sözleşmesiyle devredilebildiği için sözleşme kaleme alınırken bu ayrım açıkça yazılmalıdır.
Hangi Durumlarda Yönetimin Onayı Gerekli Olabilir?

Üç temel durum, yönetimin işin içine girmesine zemin hazırlar. Birincisi, yönetim planının açıkça onay şartı öngörmesidir. Bu nadir olmakla birlikte bazı lüks AVM ve rezidanslarda karşılaşılır; özellikle "konsept bütünlüğü" adı verilen ticari kimlik yönetimi kapsamında belirli sektörler dışında kiracı kabul edilmeyebilir.
İkincisi, malikler kurulunun aldığı genel kurula dayanan kararlardır. Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde malikler kurulu, oyçokluğuyla binanın kullanımına ilişkin çeşitli kararlar alabilir. Bu kararlar yönetim planında yer almasa bile malikler açısından bağlayıcı olabilir; ancak hukuken geçerlilikleri bazı sınırlara tabidir ve her durumda bireysel mülkiyet hakkını ortadan kaldıramazlar.
Üçüncüsü, kiracının faaliyetinin yapıda ciddi olumsuzluk yaratacağı durumlardır. Örneğin AVM'de gürültülü bir atölye açmak, yapının tahsis amacına ve diğer maliklerin haklarına aykırı düşebilir. Bu tür durumlarda yönetim, malikler kurulu kararıyla ya da bireysel dava yoluyla itiraz yoluna gidebilir. Ancak bu, "yönetim iznini almadan kiraya veremezsiniz" değil, "kiracının faaliyeti ortak kurallara aykırıysa hesap vermek zorunda kalırsınız" anlamına gelir.
Özetle: onay şartı ya yönetim planında yazılı olmalı ya da hukuken geçerli bir malikler kurulu kararıyla getirilmiş olmalıdır. Yönetimin sözlü bildirimleri, keyfi talepleri ya da sözleşmedışı yaptırım tehditleri hukuken bağlayıcı değildir.
Kira Sözleşmesini Nasıl Hazırlamalısınız?

Kira sözleşmesi, malikle kiracı arasındaki tüm ticari ilişkinin çerçevesini çizer. Bu çerçeve ne kadar net çizilirse, yönetimle ya da kiracıyla çıkabilecek anlaşmazlıklar o kadar kolay çözülür. Sözleşmede öncelikle kiralanan bağımsız bölümün tapu numarası ve katı açıkça yazılmalıdır; bina adı ya da kapı numarasıyla yetinmek hata kapısı açar.
Kiracının faaliyet konusu spesifik biçimde belirtilmelidir. "Ticari faaliyet" gibi muğlak ifadeler değil, "X ürün grubuna yönelik perakende satış" ya da "Y hizmetini içeren ofis faaliyeti" gibi tanımlar kullanın. Bu hem yönetim planındaki faaliyet kısıtlamalarına uyum sağlar hem de gelecekte kiracının farklı bir iş kolu açmasının önüne geçer.
Ortak gider katılım payının kim tarafından ödeneceği açıkça yazılmalıdır. Pratikte çoğu sözleşmede bu yük kiracıya yansıtılır, ancak ödenmemesi halinde yasal sorumlu yine maliktir. Sözleşmeye "kiracının ödeme yapmadığı durumlarda malik yönetimle muhatap olur, ardından kiracıya rücu eder" şeklinde bir hüküm eklemek hem tarafları bilgilendirir hem de anlaşmazlık durumunda yol haritası çizer.
Son olarak, kira sözleşmesinin ticari kira olduğu ve Türk Borçlar Kanunu'nun ticari kira hükümlerine tabi olduğu belirtilmelidir. Ticari kirada kira artış oranı, tahliye süreçleri ve önel süreleri konut kirasından farklıdır. Bu ayrımı baştan netleştirmek, ileride oluşabilecek yorum anlaşmazlıklarını önler.
Yönetim Kira Sürecinize Müdahale Ederse Ne Yapmalısınız?

Yönetim, hukuki dayanak göstermeksizin kirayı engellemeye ya da kiracıyı geri çevirmeye çalışıyorsa ilk adım sakin ve belgelenmiş bir iletişim kurmaktır. Yöneticiye yazılı olarak — tercihen iadeli taahhütlü mektup ya da e-posta — hangi yönetim planı maddesi ya da malikler kurulu kararı uyarınca müdahale ettiğini sormak, hukuki süreçte önemli bir belge oluşturur.
Yanıt gelmezse ya da yanıt tatmin edici değilse bir gayrimenkul veya ticaret avukatına danışmak gerekir. Avukat, yönetim planını inceleyerek yönetimin yetkisi olup olmadığını somut biçimde değerlendirebilir. Çoğu durumda yönetimin dayanağı olmadığı ortaya çıkar ve yazılı bir ihtar mektubu süreci çözer.
Daha ağır durumlarda sulh hukuk mahkemesine başvuru söz konusu olabilir. Kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme genel olarak sulh hukuk mahkemesidir. Hakimin göreve başlamasıyla birlikte yönetim, dayanaksız müdahalesini sürdüremez hale gelir. Ancak dava sürecinin hem maliyeti hem süresi göz önünde bulundurulduğunda, arabuluculuk önce denenmesi gereken yoldur.
Örnek Yazılı Bildirim Taslağı:
"Sayın Yönetici, [tarih] itibarıyla bağımsız bölümüm olan [kat/dükkan no]'yu [kiracı adı/ticaret unvanı] ile akdedeceğim kira sözleşmesiyle kiraya vereceğimi bildiririm. Yönetim planının [varsa ilgili madde] uyarınca ilave bilgi talebiniz olması halinde yazılı olarak iletmenizi rica ederim. Saygılarımla."
Bu tür bildirimler hem iyi niyet gösterir hem de yönetimin ilerleyen süreçteki itirazlarını zayıflatır. Gönderim tarihini kanıtlayan bir yöntem kullanmak (kargo takibi, e-posta alındı belgesi) önemlidir.
Plaza veya Ofis Binalarında Durum Farklı mı?

Plaza ve ticari ofis binalarında da Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanır; aynı ilkeler geçerlidir. Ancak bu yapılarda yönetim planı çoğunlukla daha katı ve ayrıntılıdır: girişte güvenlik sistemi, asansör kullanım kuralları, toplantı odası tahsisi gibi ortak hizmetlerin yönetimi özel kurallara bağlanmış olabilir. Kiracının bu hizmetlerden yararlanabilmesi ya da bina sistemlerine entegre olabilmesi için yönetime bildirim kaçınılmazdır; bu, onay değil pratik bir zorunluluktur.
Bazı plaza binalarında "tercih edilen kiracı" listesi ya da belirli sektörlere tahsis edilmiş katlar gibi düzenlemeler yapılır. Bu düzenlemeler yönetim planında ya da malikler kurulu kararlarında yer alıyorsa bağlayıcıdır; ancak yalnızca yöneticinin kendi inisiyatifiyle uygulanıyorsa hukuken geçerliliği tartışmalıdır.
Ofis binalarında kiraya verme sürecinde öne çıkan bir diğer konu, kiracının bina altyapısını kullanma biçimidir. Sunucu odası, güç hattı takviyesi, klima sistemi değişikliği gibi talepler ortak alana müdahale anlamına gelebilir. Bu durumlarda yönetimden onay alınması, hem kanuni hem de pratik açıdan doğru yoldur; sözleşmeye "kiracı altyapı değişiklikleri için yönetimin yazılı onayını almakla yükümlüdür" hükmü eklenerek sorumluluk kiracıya devredilir.
Yerleşik bir plaza sözleşmesinde genellikle kiracıya bina yönetmeliğini teslim etme yükümlülüğü de maliki kapsar. Kiracı bu yönetmeliği imzalayarak teslim aldığını onaylamalıdır; böylece sonradan "bilmiyordum" savunması geçersiz kalır.
Ortak Gider ve Aidat Sorumluluğu Nasıl Paylaşılır?

Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca bağımsız bölümün ortak gider borcundan birincil sorumlu maliktir. Malik kira sözleşmesinde bu yükümlülüğü kiracıya yansıtmış olsa bile yönetim, ödenmemiş giderler için maliki muhatap alır. Bu nedenle pek çok dükkan maliki kira bedelini ortak gider payını içerecek biçimde yapılandırır ya da kiracıdan her ay ayrı bir belge alır.
Pratikte yaşanan uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, kiracının ortak gider ödememesinden kaynaklanır. Kiracı ödemiyor, yönetim malikten istiyor, malik kiracıyı arayınca iş anlaşmazlığa dönüşüyor. Bu döngüyü kırmak için kira sözleşmesine şu tür bir hüküm eklenebilir: "Kiracı, aylık ortak gider katılım payını belirlenen tarihe kadar yönetim hesabına doğrudan ödeyecektir; gecikmeli ödemeler için malik kiracıya rücu hakkını saklı tutar."
Yönetim, ortak gider borcunu tahsil etmek için bazı yasal yollara başvurabilir. Bu durum, kiracı ile olan ticari ilişkinizi olumsuz etkileyebilir; örneğin asansör erişimi ya da otopark hizmetinin kısıtlanması gibi meşru uygulamalar kiracıyı olumsuz etkiler ve kira ilişkisine yansır. Dolayısıyla ortak gider konusunu sözleşme öncesinde netleştirmek, hem malikin hem kiracının yararınadır.
Aidat ve gider itirazı söz konusu olduğunda malik, yönetimden ayrıntılı hesap dökümü talep etme hakkına sahiptir. Bu talep yazılı yapılmalı ve yönetimin yanıt süresi izlenmelidir. Konuyla ilgili daha fazla bilgi için yöneticinin kat maliklerine belge sunma yükümlülüğü başlıklı içeriği inceleyebilirsiniz.
Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?

Bir AVM ya da plaza gibi çok kiracılı yapılarda bilgi akışı ne kadar şeffaf olursa, malik ile kiracı arasındaki ilişki o kadar sağlıklı yürür. Site Yönetimi platformu, tam da bu noktada devreye girer: yapının yönetimsel süreçlerini hem maliklerin hem kiracıların görebileceği şekilde dijitalleştirir.
Ortak gider dökümleri platforma yüklendiğinde kiracınız kalemler bazında nelere katılım sağladığını görür; "neden bu kadar ödüyorum" sorusu gündeme bile gelmez. Bu şeffaflık, hem maliki yönetimle arabulucu olmaktan kurtarır hem de kiracının ödemelere güvenini artırır. Ortak gider itirazları azaldığında kira ilişkisi de daha az sürtüşmeyle ilerler.
Arıza ve bakım talepleri de platforma yansır. Kiracı bir sorun bildirdiğinde sistem otomatik olarak tarih damgası atar; yönetim konuyu görmezden gelirse bu kayıt, ileride hukuki süreçte kanıt işlevi görür. Malik açısından bakıldığında, kiracısının mağduriyetini belgeleyebilmek ve yönetime karşı haklı taleplerini ispat edebilmek büyük avantajdır.
Duyurular, malikler kurulu toplantı çağrıları ve oy süreçleri de platform üzerinden yürütülebilir. Kiracıya haber verilmesi gereken konular (örneğin bakım nedeniyle asansör durdurulması) anlık bildirimle iletilir; iletişim kayıpları yaşanmaz. Bu özellikler, malik ile kiracı arasındaki kira ilişkisine dolaylı ama somut katkı sağlar: bilgi boşluklarından doğan anlaşmazlıkların büyük bölümü önlenmiş olur.
Sık Yapılan Hatalar ve Kaçınma Yolları

En sık rastlanan hata, yönetim planı okunmadan kira sözleşmesi imzalamaktır. Tapu devri sırasında elde edilen belgelerin içinde yönetim planı da bulunur; ancak çoğu kişi bunu okumaz. Planın faaliyet kısıtlamaları içerdiği sonradan anlaşıldığında ya sözleşmeyi yeniden kaleme almak gerekir ya da kiracıyla anlaşmazlık yaşanır. Önce planlı, sonra sözleşmeli yaklaşım bu riski sıfırlar.
İkinci yaygın hata, sözlü anlaşmalarla yönetimden "onay aldım" yanılgısına düşmektir. Yöneticinin sözlü olarak "sorun yok" demesi hukuki güvence değildir. Yazılı olmayan her iletişim, ileride farklı yorumlanabilir. Yönetimden herhangi bir onay ya da bildirim alındığında bunu yazıya döküp onaylatmak gerekir; en azından e-posta ile teyit alınmalıdır.
- Ortak gider sorumluluğunu sözleşmede açıkça düzenlememek
- Kiracının faaliyet türünü muğlak bırakmak
- Yönetim planını tapu devri sırasında incelememek
Bir diğer yaygın sorun, alt kirayı görmezden gelmektir. Kiracı, sizden kiraladığı yeri bir başkasına alt kiralıyorsa hem yönetim planı hem de Türk Borçlar Kanunu hükümleri devreye girebilir. Kira sözleşmenize "alt kira ancak malik ve yönetimin yazılı onayıyla mümkündür" hükmü eklemezseniz, binanın doluluk ve yönetim dengesi açısından karmaşık bir tablo ortaya çıkabilir.
Son olarak, kira sözleşmesini tapuya şerh ettirmemek uzun vadede risktir. Kiralama tapuya şerh düşüldüğünde üçüncü kişilere karşı da geçerlilik kazanır. Bağımsız bölüm satılırsa yeni malik, şerhli kirayı devralmak zorunda kalır; şerh yoksa kiracı korumasız kalabilir. Ticari kiraları tapuya kaydettirme uygulaması her yerde yaygın olmasa da uzun süreli ve yüksek bedelli kiralarda bu adım değerlidir.
Yöneticinin kat maliklerinin bağımsız bölümüne erişim hakkı ve sınırları konusunda da farkında olunması gereken noktalar mevcuttur; bu ilişkiyi yönetici kat malikinin bağımsız bölümüne girebilir mi başlıklı içerikte bulabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
AVM yönetimi benim kiracımı reddedebilir mi?
Ancak yönetim planında veya hukuken geçerli bir malikler kurulu kararında buna dayanak varsa reddedebilir. Yönetimin keyfi biçimde "bu kiracıyı istemiyoruz" demesi hukuki sonuç doğurmaz; malik, dayanağını yazılı olarak talep etme hakkına sahiptir. Yanıt yeterli değilse avukat aracılığıyla ya da sulh hukuk mahkemesine başvurulabilir.
Kira sözleşmesi yapılmadan önce yönetimi bilgilendirmem gerekiyor mu?
Yönetim planında bildirim yükümlülüğü varsa evet, sözleşme imzalandıktan sonra ya da eş zamanlı olarak yazılı bildirim yapılmalıdır. Yönetim planında bu zorunluluk yoksa hukuken bildirim şartı bulunmaz; ancak iyi ilişkiler açısından ve olası anlaşmazlıkları önlemek amacıyla bilgilendirme yapmak pratik açıdan önerilir.
Kiracım ortak giderleri ödemezse ne olur?
Yönetim, hukuki açıdan maliki muhatap alır. Malik, yönetime olan borcunu ödemek zorunda kalır ve ardından kiracıya rücu eder. Bu sürtüşmeyi önlemek için kira sözleşmesinde kiracının ortak giderleri doğrudan yönetime ödemesi şartı konulabilir; ek güvence olarak depozitoda bu payı ayrı tutmak da mümkündür.
Yönetim planı değiştirilirse mevcut kira sözleşmemi etkiler mi?
Yönetim planı değişikliği, hukuki olarak geriye dönük etki yaratmaz; mevcut sözleşme değişiklikten önce imzalandıysa o sözleşme şartlarıyla devam eder. Ancak kira sözleşmesi yenilenirken ya da uzatılırken yeni plan hükümleri uygulanır. Dolayısıyla uzun dönemli kira ilişkilerinde yönetim planı değişikliklerini takip etmek malikler açısından önemlidir.
Kiracım dükkanı kendi arasında alt kiraya verebilir mi?
Türk Borçlar Kanunu'na göre kiracı, malikin yazılı rızası olmaksızın kiralananı üçüncü kişiye alt kiraya veremez ya da kullandıramaz. Kira sözleşmenizde bu hususa ilişkin açık bir hüküm yoksa bile yasal düzenleme devreye girer; ancak sözleşmede yasaklamak veya koşullara bağlamak hukuki açıdan çok daha sağlamdır.
Yönetimle anlaşmazlık çıkarsa önce ne yapmalıyım?
İlk adım, yazılı iletişimdir: yöneticiye hangi hüküm ya da karara dayanarak hareket ettiğini soran bir yazı gönderin. Yanıt yoksa ya da yetersizse bir gayrimenkul avukatına danışın; avukat yönetim planını inceleyerek tutumunuzun hukuki zeminini değerlendirir. Sulh hukuk mahkemesine başvurmadan önce arabuluculuk deneyin; hem daha hızlı hem daha az maliyetlidir.