Site Yönetimi

Hâkimin Müdahalesi (KMK m.33) Ne Zaman İstenir?

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi, kat malikleri veya yönetici arasındaki çıkmaza giren uyuşmazlıklarda sulh hukuk hâkimine başvuru hakkı tanır. Bu yazıda hangi durumların bu yola gitmeyi zorunlu kıldığını örneklerle ele aldık.

Hâkimin Müdahalesi (KMK m.33) Ne Zaman İstenir?

Hâkimin müdahalesi (KMK m.33), kat malikleri kurulunun toplanamaması, alınan kararların uygulanamaması ya da yönetici ile kat malikleri arasındaki uyuşmazlığın kendi içinde çözüme kavuşturulamaması durumunda sulh hukuk mahkemesine başvurma hakkı veren bir mekanizmadır; doğru zamanda kullanıldığında hem binayı kilitlenmekten kurtarır hem de maliyetli uzun yargılamaların önüne geçer.

KMK Madde 33 Nedir ve Ne Söyler?

KMK madde 33 kat mülkiyeti kanunu hükmü açıklaması

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi, kat malikleri arasındaki veya kat malikleriyle yönetici arasındaki uyuşmazlıkların mahkeme yoluyla çözüme kavuşturulmasını düzenler. Maddenin birinci fıkrası şu temel kuralı koyar: Kat malikleri kurulunca verilen kararlar veya yöneticinin tutum ve davranışları hakkında, her kat maliki ve yönetici, sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Bu başvuru, kararın ya da eylemin kendisine tebliğ veya öğrenme tarihinden başlayarak otuz gün, her hâlde altı ay içinde yapılmak zorundadır.

Maddenin ruhunda yatan fikir basittir: Apartman ya da site gibi ortak mülkiyet yapılarında birden fazla kişi bir arada yaşar ve bu kişilerin tamamının her konuda uzlaşması çoğu zaman mümkün olmaz. Kimisi aidatı ödemeyi reddeder, kimisi ortak alanı bireysel kullanır, kimisi izinsiz tadilat yapar. Bu noktada iç çözüm mekanizmaları işlemez hâle gelirse devletin yargı gücüne başvurmak kaçınılmaz olur. KMK m.33 tam da bu işlevi görür.

Uygulamada hâkimin müdahalesi, basit bir itiraz davası gibi algılanır; ama aslında çok daha geniş bir yetkiyi kapsar. Hâkim, yalnızca kararın iptaline hükmetmekle kalmaz; gerektiğinde yönetici atayabilir, eksik kararların tamamlanmasını emredebilir ve acil durumlarda binaya ilişkin tedbir kararları verebilir. Bu nedenle maddeyi "son çare" değil, zamanında başvurulduğunda en etkili araçlardan biri olarak değerlendirmek gerekir.

Sulh hukuk mahkemesinin bu davalar için seçilmiş olması da bilinçli bir tercihtir. Sulh mahkemeleri asliye mahkemelerine kıyasla daha hızlı, daha az masraflı ve daha az biçimsel yargılama süreçleri izler. Kat mülkiyeti uyuşmazlıkları çoğunlukla acil müdahale gerektirdiğinden, bu yargılama modeli konuya uygun düşmektedir.

Hangi Uyuşmazlıklar Bu Yola Gider?

Apartman kat malikleri arasında hâkim müdahalesi gerektiren uyuşmazlık türleri

Her anlaşmazlık hâkimin müdahalesini gerektirmez. Önce iç mekanizmalar denenmelidir: kat malikleri kuruluna çağrı yapılmalı, gündem maddesi olarak ilgili konu gündeme alınmalı ve karara bağlanmaya çalışılmalıdır. Ancak bu yolun tıkandığı belirli durumlar vardır ki KMK m.33 tam olarak bu tıkanıklıklar için devreye girer.

En sık karşılaşılan senaryo şudur: Yönetici, binada acil onarım gerektiren bir arıza tespit eder; çatı aktığı için üst kattaki daireler zarar görmeye başlamıştır. Kat malikleri kurulunun toplanması için yasal süre dolmadan onarım yapılması gerekir ama bir kat maliki bloke eder, kurulun toplanmasına yanaşmaz. Yönetici bu durumda sulh hukuk hâkimine başvurarak hem acil tedbir hem de onarıma izin kararı talep edebilir. Bu, pratikte sıkça yaşanan ve mahkeme kayıtlarına geçmiş bir durumdur.

İkinci yaygın senaryo, kat malikleri kurulunun aldığı bir kararın kanuna ya da yönetim planına açıkça aykırı olmasıdır. Örneğin kurulun çoğunluğu, ortak alanlarda belirli bir kat malikine ticari kullanım izni vermiştir; ancak bu karar, hem KMK hükümlerine hem de yönetim planının ilgili maddesine aykırıdır. Mağdur olan kat maliki, kararın öğrenilmesinden itibaren otuz gün içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak kararın iptali ile birlikte hâkimin müdahalesini talep edebilir.

Üçüncü senaryo ise yöneticisiz kalan binalardır. Yönetici görevden ayrılmış ya da azledilmiş, ancak yerine seçim yapılamamıştır. Bu durumda kat maliklerinden herhangi biri, yönetici atanması talebiyle hâkime başvurabilir. Hâkim, geçici ya da kalıcı yönetici atamasını kısa sürede gerçekleştirebilir.

Başvuru Süresi ve Hak Düşürücü Süreler

KMK m.33 başvuru süreleri ve hak düşürücü süre hesaplama

KMK m.33 başvurusunda süre son derece kritiktir. Kanun iki ayrı süre öngörür ve bunlar birbirini tamamlar niteliktedir. Birincisi, kararın veya eylemin tebliğ ya da öğrenme tarihinden itibaren otuz günlük süre; ikincisi ise her hâlde altı aylık azami süredir. Bu iki süreden hangisi önce doluyorsa o esas alınır ve hak düşürücü niteliktedir; kaçırıldığında dava usul yönünden reddedilir.

Otuz günlük sürenin başlangıcı "öğrenme" tarihidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, öğrenmenin fiilî tarihidir; yani kurula katılmayan ya da bilgilendirilmediğini ileri süren bir kat maliki için süre, kararı fiilen öğrendiğinde işlemeye başlar. Uygulamada bu durum zaman zaman ispat güçlüğüne yol açar; bu nedenle kurul kararlarının noter kanalıyla ya da iadeli taahhütlü posta ile tebliğ edilmesi hem yönetici hem de kat malikleri açısından büyük önem taşır.

Altı aylık süre ise kararın alınmasından veya ihtilaflı eylemin gerçekleşmesinden itibaren işlemeye başlar ve hiçbir koşulda uzatılamaz. Bu süreyi geçiren bir kat maliki, ne kadar haklı olursa olsun o kararı dava yoluyla iptal ettiremez. Bu sebeple uyuşmazlık fark edildiğinde beklememek, uzman görüşü almak ve gerekiyorsa derhal dava açmak en sağlıklı yoldur.

Acil durumlarda ise süre sınırı pratikte önemsiz hâle gelebilir; zira acil nitelikteki başvurularda (çatı hasarı, asansör arızası, ortak tesislerin fiilen kullanılamaz hâle gelmesi gibi) mahkemeler tedbir kararlarını hızla verir ve bu kararlar herhangi bir süre kısıtına tabi olmadan istenebilir. Asıl dava süresi ise tedbir kararının ardından ayrıca işler.

Başvuru Için Gerekli Belgeler

Hâkimin müdahalesi başvurusunda gerekli belgeler listesi

Sulh hukuk mahkemesine yapılacak başvurunun güçlü bir dilekçeyle desteklenmesi ve gerekli belgelerin eksiksiz sunulması, davanın seyrini doğrudan etkiler. Eksik belgeyle yapılan başvurular hem zaman kaybına hem de gereksiz masrafa yol açar. Bu nedenle başvuru öncesinde aşağıdaki belgelerin hazır olması önerilir:

  • Tapu senedi veya kat mülkiyeti kütük kaydı (başvurucunun kat maliki sıfatını kanıtlar)
  • İhtilaf konusu kat malikleri kurulu toplantı tutanağı ve karar defterinin onaylı örneği
  • Yönetim planı (anayapının iç hukuku niteliğindedir; mahkeme her zaman talep eder)
  • İhbar veya itiraz yazışmalarının iadeli taahhütlü posta makbuzları
  • Acil durumlarda; arıza fotoğrafları, uzman raporu veya teknik inceleme belgesi
  • Ödenmemiş aidat uyuşmazlıklarında; aidat borç dökümü ve ödeme talep ihtarnamesi
  • Yönetici atanması taleplerinde; eski yöneticinin görevden ayrıldığını gösteren belge

Dilekçede talep açık ve net olmalıdır. "Müdahale edilmesini talep ediyorum" gibi muğlak ifadeler yerine "... tarihli ... nolu kararın iptali ile binaya geçici yönetici atanmasına karar verilmesi" biçiminde somut talepler yazılmalıdır. Mahkeme, talep dışına çıkamaz; bu nedenle dilekçenin hukuki danışmanlıkla hazırlanması önerilir.

Başvuruyu yapacak olan kat maliki, tapu kaydını ispatlayan belgeyi mutlaka eklemek zorundadır. Kiracılar bu başvuruyu bizzat yapamaz; ancak kat maliki adına kiracının yaşadığı koşullara ilişkin beyan alınabilir. Yönetici başvuruyorsa yöneticilik belgesi ya da atama kararının örneği de eklenir.

Yönetici Atanması Talebi: En Sık Başvurulan Konu

KMK m.33 kapsamında hâkim tarafından yönetici atanması süreci

KMK m.33 uygulamasında mahkemelere en fazla yansıyan konu, yönetici atanması talebidir. Bu durum genellikle iki farklı şekilde ortaya çıkar: ya kat malikleri kurulu yönetici seçiminde çoğunluğu sağlayamaz ya da mevcut yönetici ayrılmış ama yerine seçim yapılamamıştır. Her iki durumda da bina, adeta başsız kalır; kapıcı maaşı ödenmez, doğalgaz faturası birikim yapar, bakım hizmetleri durur.

Böyle bir durumla karşılaşan kat maliklerinden herhangi biri, doğrudan sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Mahkeme, davayı işleme alır ve genellikle kısa bir inceleme sürecinin ardından geçici ya da kalıcı yönetici atar. Atanan yönetici çoğunlukla tarafsız bir üçüncü kişidir; bazı mahkemeler bölgedeki apartman yönetiminde deneyimli kişilerden oluşan bir panel listesini kullanır.

Yönetici atanması kararının ardından bu yönetici, tıpkı kat malikleri kurulunca seçilmiş bir yönetici gibi tüm yetkileri kullanır. Aidat toplar, ortak giderleri öder, gerekiyorsa ihtar çeker, ihaleye çıkar. Mahkeme kararına dayandığından otoritesi tartışılmazdır ve kat maliklerinden biri bu yöneticiye uymayı reddederse yasal yaptırıma maruz kalır.

Yönetimin apartman yönetim programı gibi dijital bir platform üzerinden yürütülüyor olması, hâkimin atadığı yöneticinin işini önemli ölçüde kolaylaştırır. Geçmişe dönük aidat kayıtları, toplantı tutanakları ve gider belgeleri sistematik biçimde tutulmuşsa mahkemeye sunulacak belgeler eksiksiz hazır olur; süreç çok daha hızlı ilerler.

Kurul Kararlarına İtiraz: İptal Davası Süreci

Kat malikleri kurulu kararının iptali için hâkime başvuru süreci

Kat malikleri kurulunun aldığı bir kararı beğenmeyen ya da kanuna aykırı bulan her kat maliki, sulh hukuk mahkemesine başvurarak o kararın iptalini talep edebilir. Bu hak, azınlıktaki kat maliklerini çoğunluğun keyfi kararlarına karşı koruma işlevi görür ve uygulamada sıkça kullanılır.

İptal gerekçeleri genel olarak üç başlık altında toplanır: birincisi, kararın alınmasındaki usul eksikliği (toplantı çağrısının usulsüz yapılması, nisabın sağlanmaması, gündemde bulunmayan bir konunun oylanması gibi); ikincisi, kararın KMK'nın emredici hükümlerine aykırılığı; üçüncüsü ise kararın yönetim planına açıkça aykırı olmasıdır.

Usul ihlali konusunda özellikle dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Kat malikleri kurulu toplantısı yanlış yer veya zamanda yapılmış, çağrı sürelerine uyulmamış ya da bazı kat maliklerine bildirim yapılmamışsa bu eksiklikler tek başına kararın iptaline yeterli olabilir. Mahkeme, bu tür durumlarda içeriğe bile girmeksizin kararı usulden bozabilir.

Kararın kanuna aykırılığı iddiasında ise mahkeme, KMK hükümlerini dikkate alarak bir değerlendirme yapar. Örneğin kat maliklerinden birinin rızası olmadan onun bağımsız bölümünü etkileyen bir karar alınmışsa, bu karar KMK'nın ilgili hükümleri çerçevesinde iptal edilebilir. Burada hâkimin takdir yetkisi, orantılılık ve yerindelik ilkeleri çerçevesinde kullanılır.

Acil ve Zorunlu Yönetim İşlemleri İçin Hâkim Kararı

Apartmanda acil durum ve zorunlu yönetim işlemleri için hâkim kararı alınması

KMK m.33'ün en pratik kullanım alanlarından biri, acil müdahale gerektiren durumlardır. Apartmanda ani çıkan bir arıza ya da tehlikeli bir hasar söz konusu olduğunda kat malikleri kurulunun olağan toplantı prosedürleri çoğu zaman durumun gerektirdiği hıza yetişemez. Bu boşluğu doldurmak için hâkim devreye girer.

Örneğin binanın bodrum katında patlayan bir su borusu hem bodrum hem de zemin katlara zarar vermeye başlamıştır. Yönetici derhal müdahale etmek ister; ancak masrafın nasıl karşılanacağı ve işin hangi firmaya verileceği konusunda kat malikleri arasında uzlaşı sağlanamaz. Bu durumda yönetici ya da kat maliki, sulh hukuk hâkimine başvurarak zorunlu onarıma izin ve masrafın ortak gider kabul edilmesi kararını talep edebilir. Mahkeme bu tür başvuruları öncelikli olarak ele alır.

Hâkim kararının arandığı bir diğer kritik senaryo, ortak alanların belirli kat maliklerince fiilen işgal edilmesidir. Kendi mülkü gibi kullandığı bahçeye kilit vuran, otoparkı bireysel depolama alanına çeviren ya da çatı katına izinsiz çıkan kat maliklerine karşı yöneticinin idari çözüm araçları sınırlıdır. Hâkim kararıyla bu işgalin önüne geçmek, hem hukuki güvence hem de caydırıcılık açısından çok daha güçlüdür.

Acil durum başvurularında mahkemeler, ihtiyati tedbir mekanizmasını da kullanabilir. Bu sayede ana dava henüz sonuçlanmadan tehlikeli durum geçici olarak bertaraf edilir. Site yönetim yazılımı kullanan yapılarda, bu süreçte ihtiyaç duyulan belgeler (onarım teklifleri, gider raporları, yazışma kayıtları) dijital ortamda hazır bulunur ve mahkemeye hızlı biçimde sunulabilir.

Aidat Uyuşmazlıklarında Hâkimin Rolü

Apartman aidat uyuşmazlıklarında hâkimin müdahalesi ve gecikme tazminatı

Aidat uyuşmazlıkları, kat mülkiyeti yönetimindeki en kronik sorunların başında gelir. Aidatını ödemeyen kat malikleri, binanın giderlerinin diğer maliklerce karşılanmasına yol açar; bu durum zamanla ciddi bir adaletsizlik kaynağına dönüşür. KMK, geciken aidatlar için aylık yüzde beş gecikme tazminatı öngörmektedir; ancak bu düzenlemenin işletilmesi her zaman kolay değildir.

Aidat borcunu ödemeyen kat malikine karşı yönetici önce ihtarname gönderir. İhtarnameye rağmen ödeme yapılmazsa icra takibi başlatılabilir. Ancak borçlu itiraz ederse alacak dava konusu olur ve bu noktada sulh hukuk mahkemesi devreye girer. KMK m.33, bu aşamada itirazın iptali ve takibin devamına zemin hazırlar.

Bunun yanı sıra, kat malikleri kurulunun aidat miktarını ya da ortak gider paylaşım oranını belirleyen kararına itiraz eden bir kat maliki de sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Örneğin ısıtma giderleri, tapu arsa payı değil de daire büyüklüğüne göre dağıtılmış ve bu hesaplama tartışmalıdır. Böyle bir uyuşmazlıkta hâkimin müdahalesi, hem hesaplamanın doğruluğunu hem de kararın usulüne uygunluğunu değerlendirir.

Aidat takip programı kullanan yapılarda borç geçmişi, ödeme tarihleri ve gecikme tazminatı hesaplamaları otomatik olarak kayıt altına alındığından mahkeme süreçlerinde ispat yükü önemli ölçüde hafifler. Dijital kayıt olmayan binalarda ise elle tutulan defterlerin gerçekliği sıklıkla tartışmaya açılır.

Hâkimin Müdahalesinin Sınırları: Ne Yapamaz?

KMK m.33 hâkimin müdahalesinin sınırları ve yetkisiz alanlar

KMK m.33'ün kapsamını doğru anlamak için hâkimin ne yapabileceği kadar ne yapamayacağını da bilmek gerekir. Hâkimin müdahalesi, KMK kapsamındaki uyuşmazlıklara özgüdür; her türlü komşuluk ya da mülkiyet anlaşmazlığı bu yol üzerinden çözülemez.

Her şeyden önce hâkim, tarafların hukuki durumunu tespit eder; ancak sözleşmesel ilişkilere müdahale edemez. Örneğin bir kat maliki, bağımsız bölümünü kiracısına vermiş ve kiraya ilişkin bir uyuşmazlık doğmuşsa bu anlaşmazlık KMK m.33 kapsamında değildir; genel hükümler çerçevesinde çözüme kavuşturulur.

İkinci önemli sınır, hâkimin yerindelik denetimidir. Hâkim, kat malikleri kurulunun yerinde bir karar alıp almadığını değil, o kararın kanuna ve yönetim planına uygun olup olmadığını denetler. Binanın hangi firmadan hizmet alacağına ya da aylık bütçenin nasıl oluşturulacağına mahkemenin karışması mümkün değildir; bu kararlar kurulun takdir yetkisi dahilindedir.

Üçüncü sınır ise hâkimin aktif bir yönetim organına dönüşememesidir. Hâkim, atadığı yönetici üzerinden bina yönetimine dolaylı olarak müdahil olur; doğrudan yönetim kararları almaz. Bu ayrım, yargı ile yönetim arasındaki dengeyi korur ve bina yönetiminin sivil bir nitelikte kalmasını sağlar.

Süreç Takvimi: Başvurudan Karara

KMK m.33 hâkimin müdahalesi başvurusundan karara kadar süreç takvimi

Sulh hukuk mahkemesine başvurudan nihai karara kadar geçen süre, uyuşmazlığın niteliğine ve mahkemenin iş yüküne göre değişmekle birlikte tipik bir süreç aşağıdaki tabloda özetlenebilir:

Aşama Tahmini Süre Açıklama
Dilekçe hazırlığı ve başvuru 1-7 gün Belgeler toplanır, dilekçe yazılır, harç ödenerek dava açılır.
Tedbir kararı (acil durumlarda) 1-3 gün Mahkeme, duruşma beklemeden ara tedbir verebilir.
İlk duruşma 2-6 hafta Taraflara tebligat yapılır, ilk celsede taraflar dinlenir.
Delil ve bilirkişi süreci 1-3 ay Gerekirse bilirkişi raporu alınır, belgeler incelenir.
Karar ve tebliğ 2-4 hafta Hüküm taraflara yazılı tebliğ edilir.
Kesinleşme (itiraz yoksa) 15 gün sonra Taraflar itiraz etmezse karar kesinleşir ve icra edilebilir.

Acil durumlarda mahkemeler bu süreçleri önemli ölçüde kısaltabilir. Özellikle ihtiyati tedbir talepleri duruşma beklemeksizin karara bağlanabilir; bu durum KMK m.33'ü pratik ve hızlı bir çözüm aracı hâline getirir. Olağan davaların ise ortalama üç ila altı ay içinde sonuçlandığı söylenebilir; ancak bu süre, ülke genelindeki mahkeme yoğunluğuna ve uyuşmazlığın karmaşıklığına göre önemli farklılıklar gösterebilir.

Kararın kesinleşmesinin ardından taraflar Bölge Adliye Mahkemesi'ne (istinaf) başvurabilir. İstinaf aşamasının da belirli süre kısıtları olduğunu ve bu sürelerin kaçırılmasının hak kaybına neden olduğunu hatırlatmak gerekir.

Dikkat: KMK m.33 kapsamındaki otuz günlük itiraz süresi hak düşürücüdür; dolduktan sonra başvuru usulden reddedilir. Bir kat malikleri kurulu kararına itiraz etmeyi düşünüyorsanız, kararın öğrenildiği günden itibaren gün saymaya başlayın ve en geç yirmi beşinci günde hukuki danışmanlık alın. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; avukata danışmadan dava açmayın.

Uygulamadan Örnekler: Hâkimin Müdahalesi Gerçekte Nasıl İşler?

Gerçek hayattan KMK m.33 hâkimin müdahalesi örnekleri ve uygulamaları

Teorik bilgiyi pekiştirmenin en iyi yolu, mahkeme süreçlerine yansımış gerçek senaryoları incelemektir. Aşağıdaki örnekler, Türkiye'de sulh hukuk mahkemelerine taşınan ve sıkça görülen vaka tiplerini temsil etmektedir. Kişi ve adres bilgileri değiştirilmiştir.

Senaryo 1 — Yönetici Atanması: On iki daireli bir apartmanda uzun süredir görev yapan yönetici aniden vefat etmiştir. Kat malikleri kurulu dört ay içinde iki kez toplandı; ancak aday için yeterli oy sağlanamadı. Çöp toplama ücreti ödenmedi, kapı güvenlik sistemi bozuldu ve apartman ortak hesabındaki para sadece iki ay sonra tükenecek düzeydeydi. Bir kat maliki, belgeleriyle birlikte sulh hukuk mahkemesine başvurdu. Mahkeme, duruşma tarihinden önce geçici tedbir kararıyla deneyimli bir yönetici atadı. Yeni yönetici, göreve başladığı birinci hafta içinde acil ödemeleri gerçekleştirdi.

Senaryo 2 — Karar İptali: Otuz beş daireli bir sitede kat malikleri kurulu, çoğunlukla oy kullanarak binanın bodrum katındaki iki depoyu bir kat malikine kullanım için devretti. Bu karar hem yönetim planına hem de KMK'nın ortak alan düzenlemelerine aykırıydı. Diğer kat maliklerinden biri, kararın tebliğinden yirmi iki gün sonra sulh hukuk mahkemesine başvurdu. Mahkeme, kararın kanuna aykırılığını tespit ederek iptale hükmetti; kat maliki depoları boşaltmak zorunda kaldı.

Senaryo 3 — Acil Onarım: Yüz daireli bir sitede ısı merkezi kışın arızalandı; onlarca dairenin ısınması kesildi. Yönetici acil onarım için kat malikleri kurulunu toplayamadığından sulh hukuk mahkemesine başvurdu. Mahkeme aynı gün tedbir kararıyla onarıma onay verdi ve masrafın ortak gider olarak kabul edilmesine hükmetti. Onarım kırk sekiz saat içinde tamamlandı.

Sık Sorulan Sorular

KMK m.33 hâkimin müdahalesi hakkında sık sorulan sorular
Kiracı, hâkimin müdahalesini talep edebilir mi?
Hayır. KMK m.33 kapsamındaki başvuru hakkı yalnızca kat maliklerine ve yöneticiye tanınmıştır. Kiracılar kat maliki olmadığından bu yola başvuramazlar. Ancak kiracının maruz kaldığı sorun (örneğin ortak alanın kullanılamaması), kat malikinin başvurusunda delil olarak gösterilebilir.
Otuz günlük süreyi kaçırdım, başka yolum var mı?
KMK m.33'ün otuz günlük süresi hak düşürücüdür; bu yolu kapattıktan sonra aynı kararı bu madde kapsamında iptal ettiremezsiniz. Ancak karar, genel hükümler çerçevesinde (dürüstlük kuralına aykırılık, muvazaa gibi) başka hukuki yollarla da tartışmaya açılabilir. Bu seçenekler için mutlaka bir avukata danışmanız gerekir.
Hâkim yönetici atarsa ücretini kim öder?
Mahkeme kararıyla atanan yöneticinin ücreti, binanın ortak giderleri kapsamında değerlendirilir ve tüm kat maliklerine tapu arsa payı oranında yansıtılır. Mahkeme, atama kararında genellikle yönetici ücretini de belirler; bu tutar bölgedeki piyasa koşullarına ve binanın büyüklüğüne göre değişir.
Kat malikleri kurulu kararına itiraz edilmesi, kararın uygulanmasını durdurur mu?
Hayır, otomatik olarak durdurmaz. Başvuru ile birlikte veya ayrıca ihtiyati tedbir talep edilmezse karar yürürlükte kalmaya devam eder. Mahkeme, tedbir talebini yerinde bulursa kararın icrasını geçici olarak durdurabilir; ancak bu otomatik değil, ayrıca talep edilmesi ve mahkemece kabul edilmesi gereken bir süreçtir.

Apartmanınızda ya da sitenizde çözüme kavuşturulamayan bir kat malikleri kurulu krizi, yönetici sorunu veya aidat uyuşmazlığı yaşıyorsanız, hukuki süreçleri başlatmadan önce kayıtları düzenli tutmak kritik önem taşır. Apartman yönetim programımız sayesinde tüm toplantı tutanakları, aidat kayıtları, gider belgeleri ve yazışmalar dijital ortamda saklanır; mahkeme sürecinde ihtiyaç duyduğunuz her belgeye anında ulaşabilirsiniz. Yönetimi güçlendirmek ve olası uyuşmazlıklara hazırlıklı olmak için platformumuzu inceleyin.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

SiteYönetim ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön