Kat irtifakı ile kat mülkiyeti arasındaki fark, özünde şudur: kat irtifakı henüz tamamlanmamış bir yapı üzerinde kurulan geçici bir ayni hak iken, kat mülkiyeti inşaatın tamamlanıp iskan alındıktan sonra her bağımsız bölüm üzerinde doğan kalıcı mülkiyet hakkıdır. Her iki kavram da 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında düzenlenmekte; ancak hukuki sonuçları, kullanım şartları ve tapu sicilindeki görünümleri birbirinden önemli ölçüde ayrışmaktadır.
Kat İrtifakı Nedir? Temel Kavramlar

Kat irtifakı, bir arsa üzerinde ileride yapılacak veya yapılmakta olan bir yapının bağımsız bölümleri için o arsanın malikine ya da paylı mülkiyet halinde arsa paydaşlarına tanınan bir haktır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca, henüz tamamlanmamış yapılarda bu hak tesis edilebilmektedir. Yani pratikte, bir müteahhidin veya konut projesinin daire satışlarını inşaat bitmeden yapabilmesinin hukuki dayanağı kat irtifakıdır.
Kat irtifakı kurulabilmesi için öncelikle tapuya tescil edilmiş bir arsa olması ve bu arsanın malikinin ya da tüm paydaşlarının noter onaylı bir kat irtifakı sözleşmesi imzalaması gerekmektedir. Tapu müdürlüğüne sunulması gereken belgeler arasında onaylı mimari proje, yapı ruhsatı ve yönetim planı yer almaktadır. Tüm bu belgeler eksiksiz sunulduğunda her bağımsız bölüm için ayrı bir tapu sayfası açılır; ancak bu tapuda "kat irtifakı" ibaresi yer alır, "mülkiyet" ibaresi değil.
Uygulamada "irtifak tapusu" ya da "devre tapusu" olarak da anılan bu belge, alıcıya ileride tamamlanacak daire üzerinde hak sahibi olduğunu gösterir. Özellikle proje aşamasında satılan konut projelerinde bu tapu türü sıkça karşılaşılan bir durumdur. Pek çok alıcı, elindeki tapunun kat irtifakı mı yoksa kat mülkiyeti mi olduğunun farkında olmadan satın alma gerçekleştirmekte; bu durum ilerleyen dönemde ciddi hukuki sorunlara zemin hazırlayabilmektedir.
Kat irtifakı, hukuki niteliği itibarıyla bir "irtifak hakkı"dır; dolayısıyla mülkiyet hakkının kendisi değil, mülkiyet hakkına giden yolda bir ara aşamadır. Bu nedenle kat irtifakı sahibi olan kişi, bağımsız bölüm üzerinde tam anlamıyla tasarruf hakkına sahip değildir. Satış yapabilir, ipotek kurabilir; ancak yapı tamamlanıp kat mülkiyetine geçilmeden o bölümü eksiksiz biçimde kullanamamaktadır.
Kat Mülkiyeti Nedir? Kalıcı Mülkiyetin Hukuki Temeli

Kat mülkiyeti, tamamlanmış bir yapı üzerindeki her bağımsız bölümün ayrı bir mülkiyet hakkına konu olduğu hukuki statüdür. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 1. maddesi, bu kavramı "tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkân, mağaza, depo, mahzen gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanlar üzerinde kurulan mülkiyet hakkı" olarak tanımlamaktadır. Tapu sicilinde "kat mülkiyeti" ibaresiyle kayıtlı bu tapular, tam mülkiyet hakkını temsil eder.
Kat mülkiyetine geçilebilmesi için yapı için alınmış geçerli bir iskan (yapı kullanma izni) belgesi zorunludur. Belediye ya da ilgili yapı denetim kurumundan alınan bu belge, binanın projeye uygun şekilde tamamlandığını ve iskana hazır olduğunu onaylar. İskan belgesi olmadan kat mülkiyeti kurulamamaktadır; bu durum özellikle eski yapılarda ve kaçak yapılarda ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkar.
Kat mülkiyeti sahibi olan kişi, bağımsız bölümü üzerinde tam tasarruf hakkına sahiptir: satabilir, kiralayabilir, ipotek kurabilir, üçüncü kişilere devredebilir. Aynı zamanda binanın ortak alanlarını (merdiven, asansör, çatı, bodrum vb.) diğer kat malikleriyle birlikte kullanma hakkına da sahiptir. Bu ortaklık ilişkisi, 634 sayılı Kanun'un öngördüğü kat malikleri kurulu, yönetici atanması ve ortak giderlere katılım gibi yükümlülükleri de beraberinde getirir.
Kat mülkiyetinde her bağımsız bölümün arsa payı, yönetim planında ve tapu sicilinde açıkça belirtilir. Ortak giderlere katılım bu arsa payı oranında gerçekleşir. Örneğin 100 bağımsız bölümden oluşan bir apartmanda 120/10000 arsa payına sahip bir daire sahibi, toplam ortak giderin %1,2'sini ödemekle yükümlüdür. Bu hesaplama, aidat miktarlarının belirlenmesinde de belirleyici rol oynar.
İki Tapu Arasındaki Temel Hukuki Farklar

Kat irtifakı ile kat mülkiyeti arasındaki farklar yalnızca tapu üzerindeki ibareden ibaret değildir; hukuki sonuçlar, kullanım hakları ve yükümlülükler bakımından da ikisi arasında köklü ayrımlar mevcuttur. Bu ayrımların somut olarak anlaşılması, özellikle konut satın alan ya da mevcut tapusunu sorgulayan bireyler için hayati önem taşımaktadır.
Öncelikle mülkiyet hakkının niteliği açısından değerlendirmek gerekirse: kat irtifakı bir irtifak hakkı olduğu için sağladığı koruma, tam mülkiyet hakkından daha zayıftır. Müteahhidin iflas etmesi, inşaatın yarım kalması ya da projenin değiştirilmesi durumlarında kat irtifakı sahibinin hakları, kat mülkiyeti sahibine kıyasla daha kırılgandır. Kat mülkiyeti sahibi ise yapının tamamlanmış ve tescil edilmiş olduğunu gösteren, tartışmasız biçimde güvence altına alınmış bir hukuki statüye sahiptir.
Ortak alan yönetimi açısından da önemli farklılıklar göze çarpar. Kat mülkiyetine geçilmiş binalarda 634 sayılı Kanun'un tüm hükümleri eksiksiz uygulanır: kat malikleri kurulu zorunlu olarak toplanır, yönetici seçilir, işletme projesi hazırlanır, ortak giderler belirlenir. Kat irtifakı aşamasında ise bu hükümler kısmen uygulanabilir olmakla birlikte tam anlamıyla bağlayıcılığı tartışmalı durumdadır. Pratikte pek çok projede kat irtifakı döneminde yönetim boşlukları yaşandığı ve ortak alanların ihmal edildiği görülmektedir.
Banka kredisi ve ipotek konusunda da farklılık söz konusudur. Bankalar, kat irtifakı tapulu konutlara genellikle kredi açarken ek şartlar koşar ya da daha düşük değerleme yapabilir. Kat mülkiyeti tapulu konutlar ise bankalar nezdinde daha güvenilir teminat niteliği taşır ve kredi süreçleri daha az bürokratik engelle ilerler.
| Özellik | Kat İrtifakı | Kat Mülkiyeti |
|---|---|---|
| Hukuki nitelik | Ayni irtifak hakkı | Tam mülkiyet hakkı |
| İskan zorunluluğu | Gerekmez | Zorunludur |
| Yapı durumu | İnşaat devam edebilir | Yapı tamamlanmış olmalı |
| 634 sayılı Kanun uygulaması | Kısmen geçerli | Tam ve eksiksiz geçerli |
| Banka kredisi | Ek şartlı / daha kısıtlı | Standart kredi süreci |
| Satış/devir | Mümkün | Mümkün |
| Tapu ibaresi | "Kat irtifakı" | "Kat mülkiyeti" |
| Yönetici seçimi zorunluluğu | Tartışmalı | Zorunlu (Kanun md. 34) |
Kat İrtifakından Kat Mülkiyetine Geçiş Süreci

Kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 12. maddesi çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu süreç, yapının tamamlandığını belgeleyen iskan izninin alınmasıyla başlar ve tapu müdürlüğünde tescil işlemiyle sona erer. Geçiş için gereken belgeler ve prosedür, doğru bilindiğinde oldukça yönetilebilir bir süreçtir; ancak eksik belge ya da hatalı başvuru halinde ciddi gecikmeler yaşanabilmektedir.
Geçiş sürecinde izlenmesi gereken temel adımlar şöyle sıralanabilir:
- Yapı kullanma izni (iskan belgesi) için ilgili belediyeye veya yapı denetim kuruluşuna başvurulur.
- Belediye, binanın onaylı projeye uygunluğunu denetler; uygun bulursa iskan belgesi düzenlenir.
- İskan belgesiyle birlikte tapu müdürlüğüne kat mülkiyeti tesis talebi sunulur.
- Başvuruya eklenecek belgeler: iskan belgesi, güncel yapı planı, yönetim planı (noter onaylı) ve tüm kat maliklerinin imzası veya vekaleti.
- Tapu müdürlüğü, kat irtifakı tapularını iptal ederek yerlerine kat mülkiyeti tapularını düzenler.
- Her bağımsız bölüm sahibine yeni tapu senedi teslim edilir.
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, geçiş sürecinde tüm kat maliklerinin rızasının aranmamasıdır. Kanun, bu işlemin yapı sahibi ya da kat irtifakı sahiplerinden birinin talebi üzerine de gerçekleştirilebileceğini öngörmektedir. Yani inşaat şirketi ya da arsa sahibi, projeyi tamamlayıp iskanı aldıktan sonra tüm daire sahiplerinin onayını beklemeksizin dönüşümü başlatabilir.
Uygulamada bazı projeler uzun yıllar kat irtifakı aşamasında kalmaktadır. Bunun başlıca nedenleri arasında müteahhidin iskanı almak için gerekli teknik koşulları sağlayamaması, yapıda kaçak bölümlerin varlığı ya da borcun olması sayılabilir. Bu durumda daire sahipleri, hukuken tam anlamıyla korunmayan bir statüde yaşamaya devam etmek zorunda kalmaktadır.
İskan Belgesi ve Yapı Kullanma İzni Önemi

İskan belgesi, yani yapı kullanma izni, kat mülkiyetine geçişin olmazsa olmaz koşuludur. Bu belge; binanın onaylı mimari projeye, deprem yönetmeliğine, yangın güvenliği standartlarına ve diğer teknik mevzuata uygun şekilde inşa edildiğini ve insanların güvenle kullanabileceğini resmi olarak belgeler. Belediyeler ya da altyapı kuruluşları tarafından düzenlenen bu izin olmadan kat mülkiyeti tesis edilemez.
Türkiye'de pek çok yapının hâlâ iskan belgesi bulunmamaktadır. Bu yapılar kat irtifakı aşamasında takılı kalmış ya da hiç tapu tescili yapılmamış yapılardır. İskansız yapılarda yaşamak teknik olarak mümkün olmakla birlikte hukuki açıdan çeşitli kısıtlamalar ve riskler barındırır: banka kredisi almak güçleşir, yapı depreme dayanıklılık açısından resmi denetimden geçmemiş olabilir ve olası bir yasal düzenleme ya da kentsel dönüşüm sürecinde mülk sahipleri dezavantajlı konumda kalabilir.
İskan belgesi almak için belediyeye yapılan başvuruda, binanın elektrik, su, doğalgaz gibi altyapı bağlantılarının tamamlanmış olması da aranmaktadır. Eksik kalan altyapı bağlantıları nedeniyle iskan alınamaması, dolaylı olarak kat mülkiyetine geçişi engelleyen pratik bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle proje satın alımı aşamasında müteahhitten iskan taahhüdü alınması ve bu taahhüdün sözleşmeye yansıtılması büyük önem taşır.
Kentsel dönüşüm kapsamındaki yapılarda ise süreç farklı işleyebilmektedir. Riskli yapı tespiti yapılan ve yıkılarak yeniden inşa edilen binalarda kat mülkiyeti dönüşümü, kentsel dönüşüm mevzuatıyla paralel olarak yürütülmektedir. Bu süreçlerde tapunun hangi aşamada olduğunu ve iskan sürecinin nasıl işlediğini yakından takip etmek, hak kayıplarını önlemek açısından kritik önem taşımaktadır.
Kat İrtifakı Aşamasında Yönetim ve Aidat Yükümlülükleri

Kat irtifakı aşamasında binanın fiilen kullanıma açılmış olduğu durumlarda yönetim ve aidat ilişkileri gündeme gelir. Hukuki açıdan kat mülkiyeti kurulana kadar 634 sayılı Kanun'un bazı hükümleri tam anlamıyla uygulanabilir değildir; ancak Yargıtay içtihatları ve güncel uygulamalara göre, yapının fiilen kullanılıyor olması halinde kat irtifakı sahiplerinin de ortak giderlere katılması gerektiği kabul edilmektedir.
Bu dönemde en sık yaşanan sorunların başında aidatların toplanması ve ortak alanların yönetimi gelmektedir. Müteahhit şirket inşaatı tamamlayıp sahadan çekildiğinde, daire sahipleri arasında bir koordinasyon boşluğu oluşabilmektedir. Kimi projede müteahhit geçici bir yönetim yapısı kurarak bu boşluğu kapatmaya çalışsa da, bu yapının yasal zemini tartışmalıdır. Apartman yönetim programı kullanarak kat irtifakı döneminden itibaren ortak giderlerin düzenli takibini başlatmak, ilerleyen dönemde kat mülkiyetine geçişi çok daha yönetilebilir kılacaktır.
Geciken aidatlar meselesinde, kat mülkiyeti tam olarak kurulmadan da borçlunun sorumluluğu doğabilir. Özellikle binanın fiilen oturuma açılmış, su, elektrik ve ortak alan giderlerinin fiilen oluşmaya başlamış olduğu durumlarda, kat irtifakı sahibi olan kişi bu giderlere katılmakla yükümlüdür. Kat mülkiyeti kurulduktan sonra ise geciken aidatlar için aylık yüzde beş gecikme tazminatı işletilir; bu oran kanuni düzey olup yönetim planıyla değiştirilemez.
Kat irtifakı döneminde yönetim boşluklarının önlenmesi için en etkili yöntem, daire sahiplerinin kendi aralarında bir yönetim komitesi oluşturması ve giderleri ortak bir fonda toplamalarıdır. Aidat takip programı gibi dijital araçlar, bu süreçte ödeme takibini, borç bildirimlerini ve gelir-gider raporlamasını şeffaf biçimde yürütmeye yardımcı olur. Böylece kat mülkiyetine geçildiğinde de yönetim sürekliliği sağlanmış olur.
Dikkat: Kat irtifakı tapusuna sahipsiniz ve binanız fiilen kullanıma açıldıysa, kat mülkiyeti henüz kurulmamış olsa dahi ortak alan giderlerine katılım yükümlülüğünüz doğmuş olabilir. Bu durum Yargıtay içtihatlarıyla desteklenmiş olmakla birlikte her somut olay farklılık gösterebilir; bir hukuk danışmanına başvurmanız önerilir.
Kat Mülkiyetinde Kat Malikleri Kurulu ve Yönetici Seçimi

Kat mülkiyeti kurulduktan sonra 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun öngördüğü yönetim yapısı devreye girer. Kanun'un 27. maddesi uyarınca, birden fazla bağımsız bölümden oluşan yapılarda kat malikleri kurulunun oluşturulması zorunludur. Bu kurul, bina yönetimine ilişkin temel kararları alır: yönetici seçimi, işletme bütçesinin onaylanması, ortak alan tadilatları, güvenlik ve temizlik hizmetlerine ilişkin sözleşmeler bunların başında gelir.
Kanun'un 34. maddesi, sekiz veya daha fazla bağımsız bölüm bulunan yapılarda yönetici atanmasını zorunlu kılmaktadır. Yönetici; kat malikleri kurulu toplantısında oy çokluğuyla seçilir ve görev süresi genellikle bir yıldır. Yönetici, kat maliklerinden biri olabileceği gibi üçüncü bir kişi de olabilir. Yöneticinin temel görevleri; ortak alanların bakımını sağlamak, aidat tahsilatını yürütmek, yıllık işletme projesini hazırlamak ve yasal bildirimleri yerine getirmektir.
Kat malikleri kurulu her yıl olağan olarak toplanmak zorundadır; toplantının Ocak ayı içinde yapılması genel bir pratiktir. Olağanüstü toplantı ise kat maliklerinin beşte birinin talebi üzerine ya da acil durumlar nedeniyle yönetici tarafından her zaman çağrılabilir. Toplantı nisabı, kat maliklerinin ve arsa paylarının yarısından fazlası olarak belirlenmiştir; bazı kararlar için ise daha yüksek nisap aranmaktadır.
Yönetim planı, kat mülkiyetinin kuruluşuyla birlikte tescil edilen ve binadaki yaşamın temel kurallarını belirleyen bir belgedir. Bu planda; ortak giderlerin hangi esaslarla paylaştırılacağı, ortak alanların kullanım koşulları, yasak faaliyetler ve yaptırımlar gibi konular yer alır. Yönetim planının değiştirilmesi için kat maliklerinin beşte dördünün onayı gerekmektedir; bu nedenle yönetim planı pratikte oldukça istikrarlı bir belge niteliği taşır.
Kat İrtifakıyla Taşınmaz Satın Alırken Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Kat irtifakı tapulu bir taşınmaz satın almayı düşünüyorsanız, bu işlemi gerçekleştirmeden önce bazı kritik noktaları araştırmanız büyük önem taşımaktadır. Kat irtifakı tapusu tek başına bir risk göstergesi değildir; önemli olan, bu taşınmazın kat mülkiyetine geçiş potansiyelinin ve sürecinin ne aşamada olduğunu anlamaktır.
Öncelikle yapının yapı ruhsatını incelemeniz gerekmektedir. Ruhsatta belirtilen inşaat bitiş tarihi geçmişse ve yapı hâlâ tamamlanmamışsa, bu ciddi bir uyarı işareti olabilir. Yapı ruhsatı süreli bir belge olup süresi dolduğunda yenilenmesi gerekmektedir; ruhsatsız veya süresi dolmuş ruhsatla devam eden inşaatlar çeşitli hukuki engellerle karşılaşabilir.
Satın alma aşamasında sormanız gereken başlıca sorular şunlardır:
- İnşaat tamamlanma tarihi sözleşmede net olarak belirtilmiş mi?
- Müteahhit, iskan alınması ve kat mülkiyetine geçiş konusunda sözleşmesel taahhüt veriyor mu?
- Yapının mevcut aşamasında teknik eksiklikler var mı? Bağımsız bir mühendis incelemesi yapıldı mı?
- Arsa üzerinde ipotek, haciz ya da şerh var mı? Tapu sicilinden güncel bir araştırma yapıldı mı?
- Müteahhidin finansal durumu hakkında referans araştırması yapıldı mı?
Özellikle arsa üzerindeki hukuki kısıtlamaların araştırılması büyük önem taşır. Tapu sicilinde irtifak, ipotek, haciz ya da tedbir şerhi bulunması, ilerideki devir ve kat mülkiyeti kurulumunu engelleyebilir. Bu tür bilgilere tapu müdürlüğünden alınacak güncel tapu kayıt belgesiyle ulaşılabilmektedir. Herhangi bir belirsizlik ya da olumsuz işaret söz konusuysa, bir gayrimenkul hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.
Kat Mülkiyetinde Ortak Alan Giderleri ve Bütçe Yönetimi

Kat mülkiyeti kurulduktan sonra en önemli pratik konu, ortak alan giderlerinin adil ve şeffaf biçimde yönetilmesidir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 20. maddesi, her kat malikinin kapıcı, kaloriferci, bahçıvan, bekçi giderlerini ve bunlar için toplanacak avansları arsa payları oranında ödemekle yükümlü olduğunu hükme bağlamaktadır. Bunun yanı sıra ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve sigorta giderleri de ortak gider kapsamında değerlendirilir.
Yönetici, her yılın başında ilgili dönem için bir işletme projesi hazırlamak ve kat malikleri kuruluna sunmak zorundadır. Bu proje; tahmini giderler, gelirler, bakım-onarım planları ve yedek akçe ihtiyacını kapsamalıdır. Kurulun onayladığı bütçe doğrultusunda aylık aidatlar belirlenir ve tüm kat malikleri bu miktarı düzenli olarak öder.
Aidat borcunu zamanında ödemeyen kat malikleri için 634 sayılı Kanun kapsamında çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür. Geciken borçlar için aylık yüzde beş gecikme tazminatı işletilir. Yönetici, borcunu ödemeyenlere yazılı ihtarname göndererek yasal süreci başlatabilir. İcra yoluyla tahsilat, dava açılması gibi seçenekler de mevcuttur. Bu süreçlerin doğru yönetilmesi, özellikle çok sayıda bağımsız bölüm içeren büyük yapılarda oldukça önem kazanmaktadır. Apartman muhasebe programı kullanarak aidat gelirlerini, giderleri ve geciken borçları sistematik biçimde takip etmek, bu süreçleri hem hızlandırır hem de şeffaf kılar.
Büyük ölçekli tadilatlar ve acil onarımlar için yedek akçe fonu oluşturulması da iyi bir yönetim uygulaması olarak öne çıkmaktadır. Asansör bakımı, çatı yenileme, dış cephe boyası gibi maliyetli ve planlanabilir harcamalar için önceden birikim yapılması, ani ve yüksek aidat artışlarının önüne geçer. Kanun yedek akçe fonu oluşturulmasını zorunlu kılmasa da kat malikleri kurulu kararıyla bu uygulamaya geçilebilmektedir.
Kat İrtifakı ve Kat Mülkiyetinde Yaşanan Uyuşmazlıklar

Hem kat irtifakı hem de kat mülkiyeti aşamalarında çeşitli uyuşmazlıklar gündeme gelebilmektedir. Bu uyuşmazlıkların niteliği, tarafları ve çözüm yolları farklılık gösterse de 634 sayılı Kanun ve genel hukuk ilkeleri kapsamında çözüme kavuşturulabilmektedir.
Kat irtifakı döneminde en sık karşılaşılan uyuşmazlık türü, müteahhidin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesidir. Teslim tarihine uyulmaması, proje değişiklikleri, kullanılan malzemelerin teknik şartnameye aykırılığı ve iskan alınamaması bu kategorideki başlıca sorunlardır. Alıcı, bu durumlarda Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri çerçevesinde sözleşmeden dönme, tazminat talep etme veya ayıp bildiriminde bulunma haklarını kullanabilir.
Kat mülkiyeti aşamasında ise uyuşmazlıkların odağı çoğunlukla ortak alanlar, aidat borçları ve komşuluk ilişkileridir. Bir kat malikinin ortak alanı izinsiz kullanması, balkon genişletme, taşıyıcı duvarlara müdahale gibi durumlar için diğer kat malikleri Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurabilir. Kanun, bu tür anlaşmazlıkların çözümünde Sulh Hukuk Mahkemelerini görevli kılmıştır.
Yönetici ile kat malikleri arasındaki uyuşmazlıklar da hukuki süreç gerektiren durumlar arasında sayılabilir. Yöneticinin hesap vermekten kaçınması, usulsüz harcama yapması ya da görevini ihmal etmesi halinde kat malikleri kurulu yöneticiyi görevden alabileceği gibi yargı yoluna da başvurabilir. Tüm bu süreçlerde uzman bir gayrimenkul hukuku avukatından destek almak, zaman ve maliyet açısından avantaj sağlar. Bu makale genel bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup somut hukuki durumlar için mutlaka bir avukana danışılması önerilir.
Sık Sorulan Sorular

Kat irtifakı tapusuyla kredi çekebilir miyim?
Kat irtifakından kat mülkiyetine geçiş ne kadar sürer?
Kat irtifakı tapusuyla evin gerçek sahibi sayılır mıyım?
Müteahhit iskan almadan binayı terk ederse ne yapabilirim?
Apartmanınızda ya da sitenizde kat mülkiyeti yeni kurulduysa veya kat irtifakı döneminden bu yana yönetim düzeni oluşturmak istiyorsanız, site yönetim yazılımı ile aidat takibini, ortak alan giderlerini ve kat malikleri kurulu kararlarını tek platformdan yönetebilirsiniz. Kat mülkiyetine geçişin ardından doğru bir yönetim altyapısı kurmak, hem kat maliklerinin haklarını korur hem de binanın uzun vadeli değerini artırır.