Kiracılar, oturduğu apartmanın günlük işletme giderlerini — yani ısınma, temizlik, asansör bakımı ve ortak alan tüketimlerini — ödemekle yükümlüdür; büyük onarımlar, yapı güçlendirme ve bina değerini koruyan yatırımlar ise prensipte malike aittir. Bu ayrım hem Kat Mülkiyeti Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu'nun kira ilişkisini düzenleyen hükümlerine dayanır. Kira sözleşmenizde aksine bir düzenleme yoksa bu genel kural geçerlidir; ancak sözleşme bazı kalemleri kiracıya ya da malike yükleyebilir. Neyi ödeyip neyi ödemeyeceğinizi öğrenmek için doğru soruyu sormak gerekir: Bu gider binanın gündelik kullanımından mı doğuyor, yoksa binanın kendisini korumaya mı yönelik?
Kısa Cevap ve Karar Çerçevesi

Apartman giderlerini ikiye ayırarak düşünmek işi kolaylaştırır: işletme giderleri ve sermaye/yatırım giderleri. İşletme giderleri, binanın her gün çalışmasını sağlayan harcamalardır; elektrik faturası, temizlik ücreti, asansör periyodik bakımı, kapıcı maaşı, su ve ısınma bunların başında gelir. Bu giderler doğrudan kullanımdan kaynaklandığı için kiracıya yüklenmesi mantıklı ve hukuken yaygın kabul görmektedir. Sermaye giderleri ise binanın değerini koruyan ya da artıran harcamalardır; çatı yenileme, asansör komple değişimi, bodrum su yalıtımı veya bina cephesi onarımı bunlara örnektir.
Karar çerçevesini tek bir soruya indirgeyebilirsiniz: Bu harcama olmasa apartmanda oturmaya devam edebilir miydim? Evet ise muhtemelen işletme gideri; hayır ise binanın temel altyapısını ilgilendiren bir onarım ya da yatırımdır. Günlük yaşamı sürdüren giderler kiracıya aittir; binanın var olmaya devam etmesini sağlayan büyük onarımlar malike aittir. Bu ayrım pratikte her zaman bu kadar keskin çizgilerle ortaya çıkmaz; bazı orta ölçekli onarımlar için taraflar anlaşmazlığa düşebilir ve bu durumlarda kira sözleşmesi belirleyici role geçer.
Kira sözleşmenizde "tüm giderler kiracıya aittir" gibi geniş kapsamlı bir ifade yer alıyorsa, bu hüküm işletme giderleri için geçerliyken, binanın temel niteliğini bozan büyük onarımlar için geçerliliği tartışmalıdır. Türk Borçlar Kanunu kiraya verenin kiralananı kullanıma elverişli tutma yükümlülüğünü emredici bir şekilde düzenler; bu yükümlülük sözleşmeyle tamamen kiracının üzerine devredilemez. Dolayısıyla sözleşmeniz ne derse desin, temel onarım yükümlülüğü son kertede malike düşer.
Kiracının Kesinlikle Ödemesi Gereken Giderler

Ortak alan giderlerinin büyük bölümü işletme niteliğinde olduğundan kiracının sorumluluğundadır. Asansörün aylık periyodik bakım bedeli, ortak alandaki elektrik tüketimi (merdivenler, otopark, bahçe aydınlatması), temizlik personeli ya da temizlik hizmeti bedeli, kapıcı maaşı ve buna bağlı SGK primleri, ortak alanın ısınma gideri bunların başında gelir. Kiracı apartmanda oturduğu sürece bu hizmetlerden fiilen yararlandığı için bu giderlerin kendisine yüklenmesi hem mantıklı hem de yaygın uygulama biçimidir.
Daire içi tüketim faturalarının tamamı doğal olarak kiracıya aittir: elektrik, doğalgaz, su, internet, uydu/kablo aboneliği bunların hepsi kiracının kullandığı hizmetlerdir. Merkezi ısıtma sisteminde ise binanın tamamının faturası ortak gider olarak toplanır ve dairelere dönüştürme sayaçlarına ya da daire büyüklüklerine göre paylaştırılır; bu durumda kiracı, kendi dairesine düşen ısınma payını öder. Bireysel sayaç varsa zaten kendi faturasını öder; merkezi sistemde ise yönetim bu payı belirler.
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yönetim planı ve site yönetimine ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlenen avans aidatları da işletme niteliğinde olduğundan kiracı tarafından ödenir. Yönetim planında ya da kat maliklerinin toplantı kararında belirlenen aylık ortak gider avansı — çoğunlukla "aidat" olarak anılır — kiracının üstlendiği rutin giderler arasında yer alır. Malike ait olduğu düşünülen bu aidat aslında giderin türüne bakılarak değerlendirilmelidir; işletme niteliğindeyse kiracıya aittir.
Malike Ait Olan Giderler

Binanın ortak yapısını ilgilendiren büyük onarım ve yatırım kalemleri prensipte malike aittir. Çatı tamiri veya yenilenmesi, asansörün komple değiştirilmesi, binanın su yalıtımının yenilenmesi, cephe boyası ya da dış yüzey renovasyonu, bina deprem güçlendirmesi, ortak alanda yapılan kalıcı tesisat değişikliği bunların tipik örnekleridir. Bu harcamalar binanın fiziksel varlığını ve uzun vadeli değerini korumaya yönelik olduğundan mülk sahibinin yükümlülüğü kapsamında değerlendirilir.
Daire içindeki büyük onarımlar da önemli bir tartışma konusudur. Kiracının kusuru olmaksızın meydana gelen ve dairenin kullanılabilirliğini tehdit eden onarımlar — çürüyen pencere kasası, boru patlağından kaynaklanan sıva hasarı, doğalgaz tesisatındaki yapısal arıza — kiraya verene aittir. Kiracı bu durumda malik/kiraya vereni derhal ve yazılı olarak bilgilendirmekle yükümlüdür; bildirim yapmaz ve onarım gecikmesinden zarar görürse sorumluluk paylaşabilir. Buna karşın kiracının normal kullanım dışındaki fiillerinden kaynaklanan hasarlar — örneğin dikkatsizlik sonucu kırılan cam, delinen duvar — kiracının sorumluluğundadır.
Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ortak yerlere ilişkin hükümleri çerçevesinde yapılan büyük bakım ve onarım giderleri için kat malikleri kurulu karar alabilir ve bu karar doğrultusunda bir defaya mahsus ek aidat toplanabilir. Bu tür "büyük onarım aidatı" ya da "proje aidatı" olarak bilinen kalemlerin kiracıya mı yoksa malike mi ait olduğu sözleşmede açıkça belirtilmemişse ve gider açıkça sermaye niteliği taşıyorsa, malike ait olduğu genel kabul görür. Kiracıdan bu tür ek katkıyı talep etmek için sözleşmede özel düzenleme olması tercih edilir.
Aidat Meselesi: Kim Öder, Nasıl Ödenir?

Aidat en çok karışıklığa yol açan kalemdir. Türkiye'deki yaygın uygulamada aylık aidat, binanın işletme giderlerini karşılamak amacıyla toplanır ve bu nedenle kiracı tarafından ödenir. Kiracı aidatı genellikle doğrudan yönetime ya da apartman hesabına öder; bazı uygulamalarda ise kiracı aidatı malike verir, malik de yönetimi öder. Her iki yöntem de geçerlidir; önemli olan ödemenin yapılıp yapılmadığı ve belgelerinin tutulmasıdır.
Aidatın içinde sadece işletme giderleri varsa tamamı kiracıya aittir. Ancak aidatın bir bölümü büyük onarım fonu ya da bina yatırımı amacıyla ayrılıyorsa — örneğin apartman yönetimi her aydan belirli bir miktarı çatı yenileme için biriktiriyorsa — bu kısım teknik olarak sermaye niteliği taşır ve kiracıdan talep edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Pratikte çoğu kiracı aidatın tamamını sorunsuzca öder; fakat kiraya veren büyük onarım için ek aidat talep ediyorsa ve bu durum kira sözleşmesinde öngörülmemişse kiracı itiraz hakkına sahiptir.
Kira sözleşmesinde aidatın ayrıca belirtilmesi en sağlıklı yoldur. "Kira bedeline ek olarak aylık aidat kiracıya aittir" ya da "tüm ortak gider avansları kiracı tarafından ödenir" gibi ifadeler hem kiracıyı hem de kiraya vereni korur. Bu tür açık düzenleme olmadığında taraflar kira süresi boyunca zaman zaman anlaşmazlığa düşebilir. Sözleşmenizi imzalamadan önce aidatın aylık ne kadar olduğunu, neyi kapsadığını ve özel bir fon oluşturulup oluşturulmadığını sormak, ilerideki ihtilafları büyük ölçüde önler.
Anlaşmazlık Durumunda Ne Yapmalı?

Gider anlaşmazlıklarında ilk adım her zaman yazılı iletişimdir. Kiracı, ödenmesi istenilen giderin dayanağını yazılı olarak talep etmeli; yönetim ya da kiraya veren de bu gerekçeyi yazılı olarak sunmalıdır. Sözlü konuşmalar anlaşmazlık tırmanınca ispat değeri taşımaz; bu nedenle tarafların her türlü talep ve itirazını e-posta ya da taahhütlü mektupla iletmesi önemlidir. Herhangi bir makbuz, fatura ya da toplantı kararı talep etmek kiracının hakkıdır ve bu belgeler talep edildiğinde sunulmazsa kiracının itirazı daha güçlü bir zemine oturur.
Anlaşmazlık çözüme kavuşmazsa kiracı sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Kira uyuşmazlıklarında dava açmadan önce tarafların arabuluculuğa başvurması bazı durumlarda zorunlu ya da tavsiye edilen bir yoldur; bu aşama hem daha hızlı hem de daha az maliyetlidir. Apartman yönetiminden kaynaklanan bir sorun söz konusuysa kat malikleri kuruluna yazılı şikâyette bulunmak da bir seçenektir; yönetim kurulunu devre dışı bırakıp doğrudan kat maliklerine ulaşılabilir.
Pratik bir itiraz örneği olarak şu metni kullanabilirsiniz:
Sayın [Kiraya Veren / Yönetim],
[Tarih] tarihinde tarafıma iletilen [tutar] TL tutarındaki [gider adı] talebini incelediğimde, söz konusu giderin kira sözleşmemizin [ilgili madde] kapsamında işletme gideri niteliği taşımadığı kanaatine vardım. Bu nedenle ilgili giderin kiracıya atfedilmesinin hukuki dayanağını ve gider belgelerini yazılı olarak talep ederim. Talebimin 7 gün içinde yanıtlanmaması halinde yasal yollara başvurma hakkımı saklı tutarım.
Saygılarımla,
[Ad Soyad]
Hukuki Çerçeve: Hangi Kanunlar Geçerli?

Kiracı-malik gider ilişkisi iki temel kanun tarafından düzenlenir. Türk Borçlar Kanunu, kiraya verenin kiralananı kararlaştırılan tarihte kiracıya teslim etme ve kira süresi boyunca kullanıma elverişli bulundurma yükümlülüğünü, kiracının ise kira bedelini ödeme ve kiralananı özenli kullanma yükümlülüğünü belirler. Büyük onarımların malike ait olduğu, küçük bakımların ise kiracıya ait olabileceği prensibi bu kanundan beslenir. Sözleşmenin bazı ayrıntıları farklı şekilde düzenlemesine izin verilirken, temel koruyucu hükümler emredici nitelikte olduğundan sözleşmeyle devre dışı bırakılamaz.
Kat Mülkiyeti Kanunu ise apartman yönetimi, ortak giderler ve aidatların hesaplanması konularını düzenler. Bu kanun uyarınca ortak giderlere katılma yükümlülüğü bağımsız bölüm maliklerine aittir; malik ile kiracı arasındaki iç ilişki ise kira sözleşmesince belirlenir. Pratikte yönetim, ortak gider alacağını öncelikle malik üzerinden takip eder; malik de bu bedeli kiracıya yansıtır ya da sözleşmeyle kiracıdan doğrudan toplanması sağlanır. Kiracı aidatını ödemez ve sözleşmede doğrudan yönetime ödeyeceği hükmü varsa yönetim kiracıya başvurabilir; aksi halde alacak ilişkisi malik üzerinden kurulur.
Ortak giderlerin ne şekilde paylaştırılacağı, yönetim planı ve kat malikleri kurulu kararlarıyla belirlenir. Kiracının bir apartmana taşınmadan önce mevcut yönetim planını ve varsa geçmiş borçları incelemesi kendi yararınadır. Taşınırken edinilen dairede eski kiracıdan kalan aidat borcu bulunabilir; bu borç malik tarafından temizlenmemişse kiracı pratikte bu durumla karşılaşabilir; ancak kiracı yasal olarak bir önceki kiracının borçlarından sorumlu tutulamaz.
Özel Durumlar: Site, Rezidans ve Büyük Yapılar

Küçük bir apartman ile büyük bir site ya da rezidans arasında gider yapısı ciddi biçimde farklılaşır. Büyük sitelerde yüzme havuzu, spor salonu, güvenlik personeli, peyzaj bakımı ve çok sayıda ortak tesis bulunur. Bu tesislerin işletme giderleri sakin aidatına yansır ve bu aidatı yine kiracı öder. Sitede oturan kiracı bu tesislerden yararlandığı sürece aidatın bu kısmını ödemek durumundadır; kiracının havuzu ya da spor salonunu kullanmadığını ileri sürerek aidattan indirim talep etmesi genel olarak geçerli değildir çünkü aylık aidat bu hizmetlerin bireysel kullanımını değil, ortak altyapının varlığını karşılar.
Rezidanslarda ise servis hizmetleri — örneğin resepsiyon, vale, concierge, günlük temizlik — aidatın büyük bölümünü oluşturabilir. Bu hizmetlerin tamamı işletme niteliğinde olduğundan kiracıya aittir ve kira pazarlığı yapılırken bu rakamın kira bedeline eklenmesi gerekir; aylık 2000 TL aidat ile aylık 500 TL aidat arasındaki fark gerçek yaşam maliyeti açısından büyük farklılık yaratır. Rezidans kiracıları kira sözleşmesi imzalamadan önce aidat kalemlerinin dökümünü istemeli, özellikle büyük onarım fonu gibi sermaye birikiminin kiracıya yansıtılıp yansıtılmadığını netleştirmelidir.
Ortak gider yönetimi hakkında daha kapsamlı bilgi için ortak giderlerin kiracılara nasıl paylaştırıldığı konusundaki rehberimizi inceleyebilirsiniz. Küçük apartmanlarda giderlerin nasıl yönetildiğine dair pratik bilgiler için de küçük apartmanda ortak gider yönetimi yazımıza göz atabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınılır?

En yaygın hata, kira sözleşmesinin aidatı açıkça düzenlemediği durumlarda tarafların farklı beklentilerle ilerlemeye devam etmesidir. Kiracı aidatın kiraya dahil olduğunu düşünürken kiraya veren kiracının ayrıca ödeyeceğini varsayar; bu yanlış anlama ancak ilk aidat ödenmediğinde ortaya çıkar ve gereksiz gerginliğe yol açar. Çözüm basittir: sözleşmede aidat miktarını ve kimin ödeyeceğini ayrı bir maddeyle açıkça belirtmek. Bu küçük önlem aylarca sürebilecek anlaşmazlığı baştan engeller.
Bir diğer yaygın hata ise kiracının malik üzerinden gelen büyük onarım taleplerini sorgulamadan kabul etmesidir. Malik "apartman çatıyı yeniledi, senden pay istiyorlar" dediğinde kiracı hem talebinin yasal dayanağını hem de sözleşmedeki ilgili maddeyi sormalıdır. Büyük onarımlarda kiracıdan ek katkı talep edilmesinin yasal zemini zayıftır ve bu tür taleplere itiraz edilebilir. Ödeme yapmadan önce yazılı dayanak istemek kiracının hakkıdır ve bunu kullanmak agresif değil, bilgili davranmaktır.
Makbuz ve belge almamak da sık karşılaşılan bir hatadır. Kiracı aidatı elden ya da bankadan ödediğinde mutlaka dekont ya da imzalı makbuz almalıdır. Kiracı ayrılışında borçsuz olduğunu ispat etmek için bu belgeler elzem olabilir; "ben ödedim" iddiası tek başına yeterli değildir. Düzenli bir klasörde ya da dijital ortamda tutulan ödeme belgesi gelecekteki ihtilafları önler.
- Sözleşme imzalamadan önce aidat miktarını ve kapsamını sorun.
- Büyük onarım taleplerinde yazılı dayanak ve fatura isteyin.
- Her aidat ödemesi için makbuz ya da banka dekontu saklayın.
Site Yönetimi ile Gider Süreçlerini Şeffaf Tutun

Apartman ya da siteniz Site Yönetimi platformunu kullanıyorsa, hem kiracılar hem de malikler için gider süreci çok daha şeffaf hale gelir. Sakin olarak mobil ya da web üzerinden kendi aidat ve borç durumunuzu anlık görebilirsiniz; hangi ayın ödendiği, hangi kalemin beklemede olduğu netçe görünür. Bu görünürlük, "aidat ödenip ödenmedi" tartışmalarını ortadan kaldırır ve her iki tarafın da sağlam bir kayıt üzerinden hareket etmesini sağlar.
Şikâyet ve talep yönetimi de platformda yazılı ve tarih damgalı biçimde yürütülür. Kiracı olarak "asansör bakımı yapılmadı" ya da "ortak alan faturası neden bu kadar yüksek?" gibi bir soruyu uygulama üzerinden yönetime iletebilirsiniz. Gönderdiğiniz talep kayıt altına alınır, yönetimin ne zaman yanıt verdiği izlenebilir hale gelir. Bu durum hem kiracı hem de yönetim için koruyucu bir etki yaratır: taraflar sözel tartışma yerine belgelenmiş bir süreç üzerinden iletişim kurar.
Büyük sitelerde dönemsel bakım duyuruları, toplantı kararları ve büyük onarım bilgilendirmeleri de platform üzerinden sakinlere iletilir. Kiracı olarak "büyük onarım yapıldı, senden şu kadar istiyoruz" şeklinde sürpriz bir faturayla karşılaşmak yerine sürecin başından haberdar olabilir, gerekirse sözleşmenize göre itirazınızı zamanında yapabilirsiniz. Şeffaflık hem yönetimi hem de sakinleri korur.
Platform ayrıca borç hatırlatma ve ödeme takibi işlevleriyle kiracının dönem dönem aidat biriktirip birden fazla ödeme birikimine düşmesini engeller. Düzenli bir bildirim sistemi kiracıyı zamanında hatırlatır; unutulan bir aidat ödemesinin gecikme faiziyle büyümesi yerine küçük bir bildirimle önlenmesi mümkün olur. Bu küçük özellik pratikte kiracı-yönetim ilişkisinde gereksiz sürtüşmelerin önemli bir bölümünü engeller.
Sık Sorulan Sorular
Kiracı aidatı ödemek zorunda mı?
Evet, eğer kira sözleşmesinde aksine bir düzenleme yoksa ve aidat binanın işletme giderlerini (temizlik, asansör bakımı, ortak alan elektriği vb.) karşılıyorsa kiracı aidatı öder. Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca ortak gider yükümlülüğü öncelikle kat malikine aittir; ancak Türk Borçlar Kanunu ve yaygın uygulama, işletme niteliğindeki ortak giderlerin kiracıya yüklenebileceğini destekler. Kira sözleşmenizde bu konu açıkça düzenlenmemişse kiraya verenle yazılı olarak netleştirmeniz ilerideki anlaşmazlıkları önler.
Çatı veya asansör yenileme bedelini kiracı öder mi?
Genel kural olarak hayır. Çatı yenileme ve asansörün komple değiştirilmesi gibi büyük yatırım ve onarım giderleri binanın değerini ve kullanılabilirliğini koruyan harcamalar olduğundan malike aittir. Kiracıdan bu tür büyük sermaye giderlerini talep etmek için kira sözleşmesinde özel ve açık bir düzenleme bulunması gerekir. Böyle bir düzenleme olmaksızın talep gelen durumlarda kiracı yazılı hukuki dayanak isteyebilir ve itiraz edebilir.
Apartman aidatı içinde büyük onarım fonu varsa ne yapmalıyım?
Aidatın içinde büyük onarım ya da bina geliştirme fonu gibi bir kalem yer alıyorsa bu kısım teknik olarak sermaye niteliği taşır. Kiracı olarak yönetimden aidatın kalem kalem dökümünü yazılı olarak talep edebilirsiniz. İşletme gideri kısmını öderken sermaye birikimi kısmını ödememe yönündeki itirazınızı kiraya verene ve yönetime yazılı bildirin; anlaşmazlık sürmesi halinde sulh hukuk mahkemesi ya da arabuluculuk yolunu değerlendirebilirsiniz.
Malik aidatı ödemiyorsa kiracıya bir etkisi olur mu?
Malike ait olduğu halde ödenmemiş birikmiş aidat borçları bazı durumlarda yönetim tarafından daire üzerine haciz ya da icra işlemlerine konu olabilir; bu durum kiracının günlük yaşamını dolaylı olarak etkileyebilir. Kiracı bu borçlardan hukuken sorumlu değildir; ancak daire el değiştirir ya da icra sürecine girerse kiracı pratik güçlüklerle karşılaşabilir. Taşınmadan önce dairede eski borç bulunup bulunmadığını kontrol etmek ve sözleşmede mevcut borçların malike ait olduğunu belirtmek bu riski azaltır.
Kiracı ayrılırken aidat borcunun olmadığını nasıl ispat eder?
Her ay için ödeme yapıldığına dair banka dekontu ya da imzalı makbuz tutmak en güvenilir yoldur. Kiracı ayrılırken yönetimden borçsuzluk yazısı ya da hesap özeti talep edebilir; bu belgeyi almak kiracının hakkıdır. Borçsuzluk yazısı verilmez ya da haksız borç iddia edilirse kiracı itirazını yazılı yapmalı, gerekirse sulh hukuk mahkemesine başvurmalıdır. Düzenli tutulan ödeme belgeleri bu süreçte kiracıya güçlü bir ispat zemini sağlar.
Merkezi ısıtmalı apartmanda kiracının ısınma gideri nasıl hesaplanır?
Merkezi ısıtma sisteminde tüm binanın ısınma gideri ortak fatura olarak gelir ve dairelere paylaştırılır. Paylaştırma yöntemi yönetim planında belirlenir; yaygın yöntemler daire büyüklüğüne göre orantısal dağılım ya da her daireye takılı dönüştürme sayacı okumalarına göre hesaplamadır. Saydamlık açısından en sağlıklı yöntem bireysel sayaçlardır. Kiracı, kendi dairesine düşen payın nasıl hesaplandığını yönetimden yazılı olarak öğrenmeli; hesap yöntemi belirsizse açıklama talep etme hakkı vardır.