Site Yönetimi

Kiracı Hangi Ortak Giderlerden Sorumludur?

Kiracı, ortak gider kapsamında asansör, temizlik, aydınlatma ve güvenlik gibi işletme giderlerinden sorumludur. Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde kiracı ve malik arasındaki sorumluluk sınırlarını öğrenin.

Kiracı Hangi Ortak Giderlerden Sorumludur?

Kiracı hangi ortak giderlerden sorumludur sorusunun net yanıtı şudur: 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre kiracı, bağımsız bölümün kullanımından kaynaklanan asansör, temizlik, aydınlatma, güvenlik ve ortak alan bakımı gibi işletme giderlerini ödemekle yükümlüdür; ancak yapının esasına ilişkin yönetim planı aidatları ile büyük onarım giderleri kural olarak kat malikine aittir.

634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun Kiracıya Yüklediği Sorumluluklar

Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında kiracının yasal yükümlülükleri

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, apartman ve site yönetiminin temel hukuki çerçevesini çizmektedir. Kanun, bağımsız bölüm malikinin yükümlülüklerini ayrıntılı biçimde düzenlemiş olsa da kiracı ile ilişkiyi doğrudan belirleyen maddeler yönetim planı ve kira sözleşmesi aracılığıyla hayata geçer. Kanunun ilgili hükümleri, binada yaşayan veya iş yürüten herkesin ortak alanların sürdürülebilirliğine katkı sağlaması ilkesi üzerine kuruludur.

Uygulamada kiracının sorumluluğu iki katmanda değerlendirilir. Birinci katman, kiracının fiilen kullandığı hizmetlerden doğan giderlerdir: asansör, ortak alan temizliği, bahçe sulama, güvenlik sistemi ve aydınlatma bu kapsamdadır. Bu tür giderler bağımsız bölümün gündelik kullanımıyla doğrudan bağlantılı olduğundan kiracının payını ödemesi hem kanun mantığıyla hem de Türk Borçlar Kanunu'nun kiracıya yüklediği "özenli kullanım" yükümlülüğüyle uyumludur.

İkinci katman ise yapısal ve uzun vadeli nitelik taşıyan giderlerdir: çatı tamiri, asansör komple yenileme, bina dış cephesi boyası gibi büyük onarımlar genellikle kat malikinin sorumluluğundadır. Ancak bu sınır kesin değildir; yönetim planında aksine hüküm varsa veya kira sözleşmesinde kiracı bu giderleri üstlenmişse tablo değişebilir. Bu nedenle kiracıların kira sözleşmesini imzalamadan önce ilgili hükümleri dikkatlice incelemesi büyük önem taşır.

Uygulamada karşılaşılan en yaygın sorun, apartman yönetiminin tüm aidat alacaklarını doğrudan kiracıdan talep etmesidir. Oysa hukuken asıl muhatap kat malikidir; yönetim, kiracıya ancak yönetim planı veya genel kurul kararıyla yetki verilmişse ya da kiracı bunu sözleşmeyle üstlenmişse doğrudan başvurabilir. Bu nüansı bilmeden hareket eden kiracılar zaman zaman haksız ödeme yapmak veya gereksiz ihtar almak durumunda kalmaktadır.

Kiracının Ödemekle Yükümlü Olduğu Gider Kalemleri

Kiracının sorumlu olduğu ortak gider kalemleri listesi

Kiracının hangi gider kalemlerini ödeyeceği pratikte birçok tartışmanın odağında yer almaktadır. Genel kabul görmüş uygulamada kiracının sorumluluğuna giren başlıca işletme giderleri şunlardır:

  • Asansör bakım ve işletme giderleri: Periyodik bakım sözleşmesi bedeli, asansör elektriği ve küçük parça değişimleri.
  • Ortak alan temizlik giderleri: Temizlik personeli ücreti veya temizlik şirketi hizmet bedeli, malzeme masrafları.
  • Ortak alan aydınlatma elektriği: Merdiven, giriş holü, otopark ve bahçe aydınlatması.
  • Güvenlik ve kapıcı giderleri: Güvenlik görevlisi ücreti, kamera sistemi bakımı, interkom bakımı.
  • Bahçe ve peyzaj bakımı: Çim biçme, sulama sistemi işletimi, mevsimsel bakım.
  • Yakıt ve ısıtma giderleri (ortak sistem varsa): Merkezi ısıtma sisteminin yakıt payı.
  • Ortak su giderleri: Bahçe sulaması, ortak alan temizliğinde kullanılan su.
  • Yönetim giderleri: Site yöneticisi veya yönetim şirketi ücreti, ofis masrafları.

Bu kalemlerin tamamı bağımsız bölümün fiilen kullanılmasından doğduğundan kiracının bu giderlere katılması hakkaniyet ilkesinin gereğidir. Kiracı, ödeme döneminde apartmanda oturduğu müddetçe söz konusu hizmetlerden yararlanan taraftır; dolayısıyla gideri üstlenmesi zorunluluktan değil, hizmetten faydalanma gerçeğinden kaynaklanır.

Öte yandan uygulamada bazı yönetimler, tüm aidat kalemlerini tek bir rakam olarak kiracıya fatura etmektedir. Bu yöntem hem şeffaflıktan uzaktır hem de hukuki tartışmalara zemin hazırlar. Sağlıklı bir yönetim anlayışında aidat, işletme giderleri ve büyük onarım fonu olarak ayrıştırılmalı; kiracı yalnızca kendisine ait kaleme muhatap olmalıdır. Aidat takip programı kullanan yönetimler bu ayrıştırmayı otomatik olarak yapabilmekte, kiracıya gönderilen ekstre yalnızca ilgili kalemi yansıtmaktadır.

Kiracının ödememesi durumunda ne olur sorusu da sıkça gündeme gelir. Hukuki süreç, önce yazılı ihtar, ardından icra takibi ve gerektiğinde kiranın feshi aşamalarından oluşur. Gecikme tazminatı hesaplamada aylık yüzde beş oranı esas alınmaktadır; bu oran Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan kaynaklanmakta ve uygulamada hem aidat hem de işletme gideri borçları için geçerli kabul edilmektedir.

Kat Malikinin Sorumluluğunda Kalan Giderler

Kat malikinin sorumluluğundaki yapısal ve büyük onarım giderleri

Kiracının sorumluluğunu doğru anlamak için kat malikinin sorumluluğunda kalan giderleri de bilmek gerekir. Zira bu iki kategori arasındaki sınır çoğu zaman bulanık görünmekte, taraflar arasında gereksiz anlaşmazlıklara yol açmaktadır. Kat maliki, bağımsız bölümün tapu sahibi olarak yapının değerini ve kullanılabilirliğini korumakla yükümlüdür; bu yükümlülük büyük ölçüde yapısal nitelikte giderlere yansır.

Çatı tamiri, dış cephe yalıtımı, ortak su borusu yenileme, asansör komple yenileme gibi büyük onarım kalemleri kural olarak kat malikine aittir. Bu giderler hem yüksek maliyetli hem de dönemsel niteliktedir; kiracıdan bu tür masrafları talep etmek, özellikle uzun süreli kiralarda kiracının aleyhine ciddi bir finansal yük oluşturabilir. Mahkemeler de bu tür giderlerin kiracıya yükletilemeyeceğine dair emsal kararlar vermiştir.

Bina sigortası primlerinin kimin üstleneceği meselesi de sıkça tartışılır. Zorunlu deprem sigortası (DASK) yasal olarak kat malikinin yükümlülüğündedir; kiracıya devredilemez. Gönüllü bina sigortası ise yönetim planına ve kira sözleşmesine göre şekillenebilir; ancak bu gideri de kiracıdan talep etmek hukuki zemini zayıf bir uygulamadır. Kiracı, yalnızca kendi eşyaları ve iç mekân için muşterek sigorta yaptırabilir; binanın kendisini sigorta ettirme yükümlülüğü yoktur.

Yönetim planında kat maliki ile kiracı arasındaki sorumluluk paylaşımı özel olarak düzenlenebilir. Örneğin bazı sitelerde büyük onarım fonu aidatı her daireden malik adına ayrıca tahsil edilirken kiracı yalnızca işletme payını öder. Bu ayrışık yapı şeffaflığı artırır, anlaşmazlıkları minimize eder ve apartman yönetim programı ile kolayca takip edilebilir hale gelir.

Kira Sözleşmesinin Sorumluluk Dağılımına Etkisi

Kira sözleşmesinin kiracı ve malik sorumluluk dağılımına etkisi

Kira sözleşmesi, kanun ve yönetim planının belirlediği çerçeve içinde kiracının gider sorumluluğunu genişletebilir veya daraltabilir. Türk Borçlar Kanunu sözleşme özgürlüğüne geniş bir alan tanımaktadır; dolayısıyla tarafların yazılı olarak üzerinde anlaştığı gider paylaşımı modeli, üçüncü kişilere karşı olmasa da taraflar arasında bağlayıcıdır.

Uygulamada en çok görülen sözleşme düzenlemesi, "apartman aidatını kiracı öder" hükmüdür. Bu hüküm genel olarak geçerlidir; ancak içeriğin ne olduğu önemlidir. Eğer aidat yalnızca işletme giderlerini kapsıyorsa sorun yoktur. Fakat aidatın içinde büyük onarım fonu veya malik adına ayrılan yatırım payı varsa bu kısmı kiracıdan talep etmek Borçlar Kanunu'nun kiracıyı koruyucu hükümleriyle çatışabilir. Özellikle konut kiracıları bakımından kiracı aleyhine yorumlanacak sözleşme hükümleri geçersiz sayılabilmektedir.

Kiracı sözleşme imzalamadan önce şu soruları sorarak durumunu netleştirmelidir: Aidat içinde hangi kalemler var? Büyük onarım fonu ayrıca tahsil ediliyor mu? Son iki yılda olağanüstü gider çıktı mı? Bu soruların yanıtları hem kira bedelinin gerçek maliyetini ortaya koyar hem de ileride çıkacak anlaşmazlıkları önler. Yönetimden aylık aidat dökümünü yazılı olarak istemek, kiracının en basit ve en etkili güvencesidir.

Sözleşmede "her türlü ortak gider kiracıya aittir" gibi genel ve kapsamlı ifadeler kullanılması durumunda dikkatli olmak gerekir. Bu tür maddeler yargıya taşındığında mahkemeler, kiracının yükümlülüğünü dar yorumlama eğiliminde olmaktadır. Özellikle istisnai ve ani ortaya çıkan büyük onarım giderleri, kiracının öngöremeyeceği nitelikte değerlendirildiğinde yükümlülük dışında tutulabilmektedir.

Yönetim Planının Rolü ve Genel Kurul Kararlarının Bağlayıcılığı

Genel kurul kararları ve yönetim planının kiracı sorumluluğuna etkisi

Yönetim planı, kat mülkiyeti hukukunun temel belgesidir ve tüm kat maliklerini ve onların kiracılarını bağlar. Kat Mülkiyeti Kanunu gereği tapu siciline tescil edilen yönetim planı, malik olmayan kiracılar bakımından da fiili bağlayıcılık taşır; kiracı apartmana taşındığında yönetim planının içeriğini bildiği kabul edilir. Bu nedenle kiracının "yönetim planından haberdar değildim" savunması genellikle hukuki koruma sağlamaz.

Genel kurul kararları ise yönetim planını tamamlayan düzenleyici metinlerdir. Genel kurulda alınan aidat miktarı, gider dağılımı veya ek tahsilat kararları kat maliklerini bağladığı gibi dolaylı olarak kiracıları da etkiler. Örneğin genel kurulun bina dış cephesi yenileme projesi için ek katkı payı belirlediği durumlarda, bu karar prensipte kiracıyı değil maliki muhatap alır. Kiracının bu gideri ödemesi için kira sözleşmesinde açıkça bir hükmün bulunması gerekir.

Yönetim planının kiracıya doğrudan yükümlülük getirdiği durumlara da rastlanmaktadır. Örneğin bazı sitelerin yönetim planları, kiracının belirli saatlerde ortak alanları kullanmasını düzenlemekte veya evcil hayvan, araç park gibi konularda kurallar koymaktadır. Bu kurallara uymayan kiracılar yönetim tarafından uyarılabilir; tekrar eden ihlaller kira sözleşmesinin feshine zemin hazırlayabilir.

Kiracıların genel kurul toplantılarına katılma hakkı bulunmamaktadır; bu hak kat malikine aittir. Ancak kiracı, malikin vekili sıfatıyla toplantıya katılabilir. Site yönetimleri ise genel kurul yazılımı aracılığıyla kararları dijital ortamda kayıt altına aldıklarında kiracılar da alınan kararlardan malik kanalıyla zamanında haberdar olabilmektedir.

Aidat Borcunu Ödemeyen Kiracıya Uygulanacak Hukuki Süreç

Aidat borcunu ödemeyen kiracıya uygulanacak yasal süreç aşamaları

Kiracının aidat veya işletme gideri borcunu ödememesi durumunda hukuki süreç belirli aşamalardan geçer. Bu sürecin doğru yönetilmesi hem alacaklı yönetim hem de borçlu kiracı için kritik önem taşır. Yanlış atılan adımlar zaman ve para kaybına yol açarken doğru yürütülen süreç alacağın en kısa sürede tahsilini sağlar.

İlk aşama, yazılı ihtardır. Yönetim, kiracıya noter aracılığıyla veya iadeli taahhütlü mektupla borcunu ödemesini ihtar eder. Bu ihtar hem hukuki sürecin başlangıcını belgeler hem de kiracıya ödeme imkânı tanır. İhtarın içeriğinde borcun miktarı, ödeme süresi ve ödenmemesi halinde başvurulacak yasal yollar açıkça belirtilmelidir. Yönetimler çoğunlukla 7 ila 15 günlük ödeme süresi tanır.

İkinci aşamada icra takibi başlatılabilir. İcra İflas Kanunu kapsamında yönetim, alacağını ilamsız icra yoluyla tahsil etme hakkına sahiptir. Kiracı bu aşamada borcu kabul etmez ve itiraz ederse dava aşamasına geçilir. Ayrıca aylık yüzde beş gecikme tazminatı da bu aşamada işlemeye devam ettiğinden borcun gecikmesi kiracı açısından giderek ağırlanan bir yük oluşturur.

Dava aşamasında ise sulh hukuk mahkemesi yetkilidir. Mahkeme, yönetim planı hükümleri ve kira sözleşmesi esas alınarak kararını verir. Kiracı haklı bir itirazı yoksa mahkeme genellikle alacağı tazminat ve yargılama giderleriyle birlikte hüküm altına alır. Bu noktaya gelmemek için hem yönetimin şeffaf bir aidat yapısı kurması hem de kiracının ödeme süreçlerini düzenli takip etmesi gerekir.

Dikkat: Kiracının aidat borcunu ödememesi, kira sözleşmesinin feshi için tek başına yeterli hukuki zemin oluşturmayabilir; ancak kiracının diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair delil olarak kullanılabilir. Hem yönetim hem de kiracı açısından her ödemenin yazılı makbuz veya banka dekontu ile belgelenmesi, ileride doğabilecek anlaşmazlıklarda belirleyici nitelik taşır.

Kiracı ve Malik Arasındaki Sorumluluk Karşılaştırması

Kiracı ve kat maliki ortak gider sorumluluğu karşılaştırma tablosu

Kiracı ve kat maliki arasındaki sorumluluk sınırlarını somutlaştırmak için aşağıdaki tablo sık karşılaşılan gider kalemlerini iki sütunda değerlendirmektedir. Bu tablo genel rehber niteliğinde olup kira sözleşmesi ve yönetim planı farklı bir düzenleme içeriyorsa o düzenleme esas alınır.

Gider Kalemi Kiracı Sorumluluğu Kat Maliki Sorumluluğu
Asansör bakım ve elektriği Evet (işletme gideri) Kısmi (büyük arıza/yenileme)
Ortak alan temizliği Evet Hayır
Bahçe ve peyzaj bakımı Evet Hayır
Kapıcı/güvenlik ücreti Evet Hayır
Ortak alan aydınlatma Evet Hayır
Çatı tamiri Hayır Evet
Dış cephe onarımı Hayır Evet
Büyük onarım fonu Hayır Evet
DASK (deprem sigortası) Hayır Evet (yasal zorunluluk)
Asansör komple yenileme Hayır Evet
Merkezi ısıtma yakıt payı Evet (oturduğu döneme ait) Kısmi (sistem yenileme)
Yönetim şirketi ücreti Genellikle kiracıya yansır Sözleşmeye göre değişir

Tablonun "Kısmi" olarak işaretlediği kalemler, taraflar arasında en fazla anlaşmazlık çıkan alanları temsil etmektedir. Asansör örneğinde günlük bakım kiracıya aitken motor veya kabin sisteminin tamamen yenilenmesi gibi büyük yatırım kalıcı bir değer artışı sağladığından genellikle malik üzerinde bırakılmaktadır. Bu ayrımın kira sözleşmesinde net biçimde yazılması gelecekteki tartışmaları büyük ölçüde önler.

Merkezi ısıtma giderinde kiracının yalnızca oturduğu döneme ait yakıt payından sorumlu tutulması adalet ilkesinin somut bir yansımasıdır. Örneğin kiracı sezon başında taşınmış ve sezonu tamamlamadan çıkmışsa oturduğu ay sayısıyla orantılı ödeme yapması gerekir. Bu hesaplamanın doğru yapılması hem taraflar arasındaki güveni hem de yönetimin mali şeffaflığını güçlendirir.

Taşınma ve Çıkış Sürecinde Ortak Gider Hesabı

Kiracı çıkış sürecinde ortak gider ve aidat hesabı kapatma

Kiracının taşınması veya kira sözleşmesinin sona ermesi sürecinde ortak gider hesabının doğru kapatılması hem kiracı hem de malik açısından kritik bir adımdır. Uygulamada bu süreç çoğu zaman ihmal edilmekte ve taraflar arasında ilerleyen dönemde ihtilafa zemin hazırlamaktadır. Çıkış öncesinde yapılacak kapsamlı bir hesap mutabakatı bu riskleri ortadan kaldırır.

Kiracının taşınma tarihine kadar tahakkuk etmiş tüm işletme gideri ve aidat borçlarını eksiksiz ödemesi gerekir. Bu borçların bir kısmı dönem sonu faturasına yansıyabileceğinden kesin hesap taşınma tarihinden bir iki ay sonra çıkabilir. Bu durumda kira sözleşmesi bitmiş olsa bile kiracı söz konusu borç için mali yükümlülüğünü sürdürür. Depozito uygulaması olan sitelerde yönetim bu alacağı depozitodan mahsup edebilir.

Kiracı çıkarken yönetimden "borcu yoktur" yazısı alması kendi lehinedir. Bu belge ileride doğabilecek geriye dönük taleplere karşı güçlü bir güvence sağlar. Yönetim ise kiracının bıraktığı ortak alan hasarını tespit edip varsa bedelini hesap kapatılmadan önce kiracıya bildirmelidir. Hasarın kiracıdan kaynaklı olduğunun ispatlanamaması halinde bu bedel kiracıya yükletilemez.

Yeni kiracı devir sürecinde ise önceki kiracının birikmiş borçlarına dikkat etmek gerekir. Kural olarak borçlu eski kiracı ve/veya maliktir; yeni kiracı önceki döneme ait borçlardan sorumlu tutulamaz. Ancak yönetim bazı durumlarda yeni kiracıya baskı uygulayabilmektedir. Bu tür durumlarla karşılaşan yeni kiracılar, sözleşme tarihinden önceki döneme ait borçları ödeme yükümlülükleri bulunmadığını kararlılıkla ifade etmelidir.

Yönetim Şeffaflığı: Kiracının Aidat Dökümünü Talep Hakkı

Kiracının yönetimden aidat ve ortak gider döküm talep hakkı

Kiracı, ödediği ortak giderlerin neye harcandığını sorgulamak hakkına sahiptir. Bu hak hem Kat Mülkiyeti Kanunu'nun yönetim şeffaflığına ilişkin ilkeleri hem de Türk Borçlar Kanunu'nun kiracıyı koruyucu hükümleriyle desteklenmektedir. Yönetimin aidat ve işletme gideri kalemlerini şeffaf biçimde paylaşması yalnızca hukuki bir yükümlülük değil, güvenilir bir site yönetiminin temel göstergesidir.

Kiracı, aylık aidat döküm tablosunu yönetimden yazılı olarak talep edebilir. Bu tabloda hangi hizmetin kaça mal olduğu, hizmet başına düşen bağımsız bölüm payı ve varsa gecikme faizi açıkça yer almalıdır. Yönetim bu bilgiyi paylaşmaktan kaçınırsa kiracının maliki bilgilendirmesi ve malikin yönetimden hesap sorması hukuki süreç açısından en etkin yoldur.

Günümüzde dijital yönetim çözümleri bu şeffaflığı büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. Kiracı ve malik, site yönetim yazılımı üzerinden her dönemin aidat dökümünü, ödeme geçmişini ve fatura belgelerini anlık olarak görebilmektedir. Bu erişim hem taraflar arasındaki güveni pekiştirir hem de olası anlaşmazlıklarda delil niteliği taşıyan kayıt altında tutulmuş veri sağlar. Site yönetim yazılımı kullanan yöneticiler de hesap dönemlerini kapatırken manuel hata riskini minimize etmektedir.

Yönetimin aidat dağılımını yıllık olarak genel kurulda sunması ve onaylatması da kiracılar açısından önemli bir şeffaflık mekanizmasıdır. Kat malikleri bu süreçte aidat kalemlerini inceleyerek itiraz hakkını kullanabilir; dolaylı olarak kiracının da işletme gideri payının makul sınırlar içinde kalması güvence altına alınmış olur.

Sık Karşılaşılan Anlaşmazlık Senaryoları ve Çözüm Yolları

Kiracı ve yönetim arasındaki ortak gider anlaşmazlıklarının çözüm yolları

Kiracı ve yönetim arasındaki ortak gider anlaşmazlıkları çoğunlukla birkaç tipik senaryo etrafında şekillenmektedir. Bu senaryoları tanımak ve her biri için uygulanabilir bir çözüm yolu bilmek, tarafların zaman ve kayıp masrafını minimize etmesini sağlar. Anlaşmazlıkların büyük çoğunluğu diyalog ve şeffaflıkla çözülebilir niteliktedir; mahkemeye taşınan davalar genellikle öncesinde iletişim eksikliği yaşanan durumlardır.

Birinci tipik senaryo: Kiracı döneme ait aidatı ödediğini iddia eder, yönetim kayıt göremez. Çözüm yolu açıktır: kiracı her ödemesini banka transferi ile yapar ve dekontu saklar. Nakit ödeme yapılacaksa imzalı ve mühürlü resmi makbuz alınır. Yönetimin dijital ödeme takip sistemi kullanması bu anlaşmazlığı kökten engeller.

İkinci tipik senaryo: Kiracı, büyük onarım gideri için ek tahsilat talebi alır. Bu durumda kiracının önce kira sözleşmesini incelemesi, ardından yönetimden giderin niteliğine dair yazılı açıklama istemesi gerekir. Söz konusu gider yapısal/büyük onarım kategorisindeyse ve sözleşmede aksine hüküm yoksa kiracı bu ödemeyi reddedebilir; kat malikini bilgilendirmesi yeterlidir.

Üçüncü tipik senaryo: Kiracı, yönetim planının kendisi için geçerli olduğundan habersiz olduğunu öne sürer. Yukarıda da belirtildiği üzere bu savunma hukuki sonuç doğurmaz; ancak yönetimin kiracıyı taşınma aşamasında yönetim planı özeti ile bilgilendirmesi hem etik hem de pratik bir önlemdir. Bu bilgilendirme iyi yönetim uygulamasının parçasıdır ve ileride yaşanabilecek gereksiz sürtüşmeleri önler.

Dördüncü tipik senaryo: Kiracı çıkış yaparken son ay aidatını ödemez ve depozito konusunda malikin anlaşmazlık yaşaması durumu. Bu tür durumlarda depozitonun teslim tarihinden itibaren birkaç yıl saklanmasını sağlamak ve son ay borçlarının mahsubu için sözleşme hükmü bulunup bulunmadığını baştan netleştirmek tavsiye edilir.

Sık Sorulan Sorular

Kiracının ortak gider sorumluluğuna ilişkin sık sorulan sorular
Yönetim aidatı doğrudan kiracıdan talep edebilir mi?
Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında hukuki muhatap kat malikidir. Yönetim kural olarak kiracıdan değil, malikten aidat talep eder. Ancak yönetim planında veya genel kurul kararında kiracının doğrudan muhatap alınacağı düzenlenmiş ya da kira sözleşmesinde kiracı bu borcu bizzat üstlenmişse yönetim kiracıya başvurabilir. Bu nedenle kira sözleşmesindeki ilgili maddeyi dikkatle incelemeniz önerilir.
Kiracı büyük onarım giderini ödemek zorunda mı?
Genel kural olarak hayır. Çatı tamiri, asansör komple yenileme, dış cephe onarımı gibi büyük yapısal giderler kat malikinin sorumluluğundadır. Bu giderlerin kiracıya yüklenmesi ancak kira sözleşmesinde açık bir hüküm varsa mümkündür. Böyle bir hüküm yoksa kiracı bu ödemeyi yasal dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedebilir.
Kiracı aidatı geç öderse ne kadar gecikme tazminatı ödenir?
Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca aidat ve işletme gideri borcunda aylık yüzde beş oranında gecikme tazminatı uygulanır. Bu oran borcun vade tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı hesaplanır. Gecikme uzadıkça toplam borç hızla artabileceğinden ödeme planı yapmak veya yönetimle görüşerek taksitlendirme talep etmek daha avantajlı bir yol olabilir.
Kiracı yönetim planına itiraz edebilir mi?
Kiracının yönetim planını değiştirme veya ona doğrudan itiraz etme hakkı yoktur; bu hak yalnızca kat malikine aittir. Kiracı, yönetim planındaki bir hükmün haksız biçimde uygulandığını düşünüyorsa maliki bilgilendirmeli ve malikin bu konuyu yönetim ya da genel kurul nezdinde takip etmesini talep etmelidir. Kiracı ayrıca kira sözleşmesinin ilgili maddesinin yorumlanması konusunda mahkemeye başvurabilir.

Kiracı-malik-yönetim üçgeninde ortak gider takibini hatasız yürütmek isteyen yöneticiler için aidat takip programımız, kiracı bazında işletme gideri paylaşımını otomatik hesaplar, gecikme tazminatını anında gösterir ve ekstre gönderimi tek tıkla gerçekleştirir. Şeffaf ve anlaşmazlıksız bir yönetim için hemen inceleyin.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

SiteYönetim ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön