Kısa cevap: evet, öğrenebilirsiniz — ama bu hakkınızın kapsamı büyük ölçüde kira sözleşmenize ve AVM yönetiminin tutumuna bağlıdır. Pazarlama katkı payı, sözleşmelerin büyük çoğunluğunda açıkça tanımlanmış bir kalem olarak yer alır; dolayısıyla o sözleşmeyi imzaladığınız anda hem ödeme yükümlülüğü hem de harcama izleme hakkı doğmuş olur. Yönetim şeffaf bir raporlama politikası benimsemişse dönemi izleyen ilk toplantıda ya da yazılı taleple bu bilgiye ulaşmanız mümkündür. Raporlama yapılmıyorsa sözleşme hükümlerine dayanarak yazılı talep yoluna gidebilir, gerekirse arabuluculuk ya da ticaret mahkemesi seçeneklerini değerlendirebilirsiniz.
Pazarlama Katkı Payı Nedir, Ne Kadar Ödenir?

Pazarlama katkı payı (İngilizcede genellikle "marketing fee" ya da "promotional fund contribution" olarak geçer), AVM içindeki her kiracının merkezi pazarlama faaliyetleri için yönetime ödediği periyodik bir ücrettir. Bu ücret; AVM'nin reklam kampanyalarını, sosyal medya faaliyetlerini, sezonluk etkinliklerini, vitrin tasarım uyumunu, mağaza rehberi baskısını ve dijital reklam yatırımlarını finanse etmek amacıyla toplanır. Teoride her mağaza, harcadığı pazarlama parasından orantılı bir fayda elde eder: AVM'ye gelen ziyaretçi artar, sizin mağazanıza da kapı açılır.
Uygulamada bu katkı payı iki farklı biçimde hesaplanabilir. Birincisi sabit tutar yöntemidir: sözleşmede aylık belirli bir rakam yazılıdır ve hiçbir değişken yoktur. İkincisi ise ciro bazlı yöntemdir: aylık cironuzun belli bir yüzdesi (genellikle %0,5 ile %2 arasında) pazarlama fonu olarak kesilir. Bazı sözleşmeler her iki yöntemi de birleştirir; minimum taban sabit tutarla belirlenir, yüksek ciro dönemlerinde ise ciro bazlı hesaplama devreye girer. Neyi ne kadar ödediğinizi bilmiyorsanız ilk adımınız sözleşmenizin ilgili maddesini —genellikle "ortak giderler" veya "katkı payları" başlığı altında yer alır— dikkatle okumak olmalıdır.
Pazarlama katkı payının kiranın kendisinden ayrı tutulması önemlidir. Kira, mülkün kullanım bedeli olarak ödenir; pazarlama katkı payı ise belirli bir kolektif hizmet için yapılan katkıdır. Bu ayrım, harcama denetiminizin hem hukuki zeminini hem de pratik sınırlarını belirler. Kira bedelini sorgulayamazsınız; ancak pazarlama fonunu, amacı dışında harcandığı iddiasıyla ya da hesap şeffaflığı talebiyle sorgulayabilirsiniz. İşte bu noktada sözleşmedeki ifadeler kritik hale gelir.
Pek çok büyük ölçekli AVM zinciri, kiracıları ön bilgilendirme ve yıllık bütçe onayı süreçlerine dahil eden bir uygulama benimsemiştir. Bu uygulamada yönetim, bir sonraki yılın pazarlama planını ve tahmini bütçe dağılımını kiracılarla paylaşır; kiracı konseyi ya da temsilci komitesi varsa onay alınır. Küçük ya da bağımsız AVM'lerde ise bu süreç çok daha az şeffaf işleyebilir; katkı payı tahsil edilir ancak harcamaların detayı hiçbir zaman paylaşılmaz. Hangi kategoriye girdiğinizi anlamak için "Kiracı toplantısı ya da kiracı komitesi var mı?" sorusunu yönetim ofisine yöneltmeniz iyi bir başlangıç noktasıdır.
Hukuki Çerçeve: Hangi Haklarınız Var?

Türk hukukunda AVM kiracılarının pazarlama katkı payı konusundaki hakları, öncelikle Türk Borçlar Kanunu'nun kira sözleşmelerine ilişkin genel hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşme serbestisi ilkesi gereği taraflar, hangi giderlerin kiracıdan talep edileceğini ve bu giderlerin nasıl belgeleneceğini serbestçe kararlaştırabilir. Dolayısıyla sözleşmenizde "yönetim, talep üzerine pazarlama fonu harcamalarını belgeleyerek kiracıya sunar" gibi bir hüküm varsa, bu hüküm sizin için doğrudan bir hak kaynağıdır.
Sözleşmede açık bir belgeleme yükümlülüğü bulunmasa bile genel hukuk ilkeleri size belirli bir koruma sağlar. Sözleşmenin karşılıklılık ilkesi gereği, kiracının ödeme yükümlülüğü ile yönetimin o ödemeyi amacına uygun kullanma yükümlülüğü birbirini dengeler. Pazarlama katkı payı, reklam ve tanıtım harcamaları için tahsil ediliyorsa başka amaçlara aktarılması sözleşmeye aykırılık teşkil edebilir. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine dayanarak sözleşmeye aykırılık gerekçesiyle hukuki yola başvurulabilir.
Belirtmek gerekir ki Türkiye'de AVM kiracı hakları konusunda özel ve kapsamlı bir düzenleme henüz yürürlükte değildir. Avrupa'nın bazı ülkelerinde kiracı konseyleri için yasal yükümlülük bulunurken bizde bu konu büyük ölçüde sözleşme hukukunun insafına bırakılmıştır. Bu nedenle sözleşmenizin imzalanma aşaması son derece kritiktir: pazarlama fonu şeffaflığına ilişkin bir madde eklenmemişse sonradan bu hakkı talep etmek hukuki açıdan zorlaşır, imkânsız olmasa da zaman alır.
Pratik bir not: avukat tutacak bütçeniz yoksa ya da ilişkiyi bozmak istemiyorsanız önce sözleşmenizi iyi okuyun, ardından yazılı taleple resmi kanalı deneyin. Birçok uyuşmazlık mahkeme kapısına varmadan yazılı iletişim yoluyla çözüme kavuşur. Yönetim hesap vermekten kaçınıyorsa bu tutum zaten sizin lehinize bir delil oluşturmaktadır.
Yazılı Talep Yolu: Adım Adım Ne Yapmalısınız?

Pazarlama katkı payının harcamalarını öğrenmek istiyorsanız ilk adım sözleşmenizi çıkarıp ilgili maddeleri işaretlemektir. Sözleşmede "pazarlama fonu," "ortak tanıtım katkısı," "reklam katkı payı" veya benzeri bir ifade arıyorsunuz. Bu maddenin harcama raporlamasına ilişkin herhangi bir hüküm içerip içermediğini kontrol edin. Raporlama periyodu (aylık mı, üç aylık mı, yıllık mı?), raporun içeriği (sadece toplam tutar mı, kalem kalem döküm mü?) ve teslim yöntemi (yazılı mı, e-posta mı, toplantıda mı?) sözleşmenizde yer alıyorsa sizi en güçlü konuma getiren bilgilerdir.
İkinci adımda yönetim ofisine resmi bir yazılı talep gönderin. Sözlü talep her zaman inkâr edilebilir; e-posta okundu bildirimi ya da iadeli taahhütlü posta, tarihin ileride belge işlevi görmesini sağlar. Talebinizde hangi dönemin harcama detaylarını istediğinizi, hangi hükmü dayanak aldığınızı ve yanıt için makul bir süre —örneğin on beş iş günü— belirlediğinizi açıkça belirtin. Şeffaflık talebi olduğunu vurgulayın; bu bir suçlama değil, bilgi edinme hakkının kullanımıdır.
Aşağıdaki taslak metni kendi bilgilerinizle düzenleyerek kullanabilirsiniz:
Örnek Talep Metni:
[Tarih]
[AVM Yönetim Şirketi Adı]
Konu: [Mağaza Adı / Sözleşme No] — Pazarlama Katkı Payı Harcama Dökümü Talebi
Saygıdeğer Yönetim,
Aramızdaki kira sözleşmesinin [ilgili madde numarası] kapsamında tarafımızdan tahsil edilen pazarlama katkı payının [dönem] ait kalem kalem harcama dökümünü yazılı olarak talep ediyorum. On beş iş günü içinde bilgi verilmesini rica eder, saygılarımı sunarım.
[İmza / Kaşe]
Yanıt alırsanız gelen belgeyi inceleyin; harcama kategorileri mantıklı mı, ödediğiniz toplam tutarla belirtilen harcamalar örtüşüyor mu? Belge gelmezse ikinci bir hatırlatma gönderin ve "yasal haklarımı kullanma yoluna gidebileceğimi" nazikçe belirtin. Bu aşamada bile yanıt alınamazsa ticaret odası bünyesindeki arabuluculuk merkezine başvurabilir ya da avukattan hukuki görüş alabilirsiniz.
Kiracı Konseyi ve Kolektif Talep Gücü

Tek başınıza yönetimle karşı karşıya gelmek zor olabilir; özellikle uzun vadeli bir kira sözleşmesinde ilişkiyi germekten çekinebilirsiniz. Bu noktada AVM içindeki diğer kiracılarla birlikte hareket etmek hem pratik gücünüzü artırır hem de kişisel bir anlaşmazlık görünümünden çıkıp kolektif bir şeffaflık talebi görünümüne kavuşur. Yöneticiler tek bir mağaza sahibiyle tartışmayı göze alabilirler; aynı talebi onlarca kiracıdan aynı anda aldıklarında tutum çoğunlukla değişir.
Kiracı konseyi oluşturmak için yasal bir yükümlülük bulunmasa da resmi olmayan bir koordinasyon grubunu bir araya getirmek son derece etkilidir. Bu grubun işlevi basittir: yönetimle iletişimi koordineli yürütmek, belge taleplerini aynı anda iletmek ve alınan yanıtları paylaşmak. Eğer AVM yönetimi periyodik kiracı toplantıları düzenliyorsa bu toplantılara hazırlıklı gitmek —önceden sorularınızı yazılı olarak hazırlayıp toplantıda tutanak tutulmasını talep etmek— hesap verebilirliği artırmanın en az zahmetli yoludur.
Büyük AVM zincirlerinde uluslararası kiracı markaların hukuki departmanları bu tür talepleri zaten rutin olarak takip eder. Eğer siz bağımsız bir mağaza ya da küçük bir zincirseniz ve yasal bir departmanınız yoksa esnaf odası ya da perakende sektörü sivil toplum kuruluşlarından destek alabilirsiniz. Bu kuruluşlar kimi zaman toplu görüşme yapabilir ya da en azından örnek sözleşme maddeleri ve talep şablonları konusunda yol gösterebilir.
Unutmayın: şeffaflık talebi düşmanca bir eylem değildir. Yönetim pazarlama parasını gerçekten amacına uygun ve verimli harcıyorsa bu belgeyi sunmaktan çekinecek hiçbir nedeni yoktur. Tam aksine, yaptığı işi kanıtlayan bir yönetim için harcama raporu bir savunma belgesi değil, bir başarı belgesidir. Şeffaflıktan kaçınan yönetim, bu tutumla zaten bir soru işareti oluşturmaktadır.
Harcama Kategorileri: Ne Beklemelisiniz, Ne Sorgulamalısınız?

Tipik bir AVM pazarlama bütçesi birkaç ana kategoride toplanır. Dijital reklam (sosyal medya sponsorlu içerikler, Google arama reklamları, yeniden hedefleme kampanyaları) günümüzde en büyük payı alan kalemdir; kullanıcı davranışlarının dijitale kaymasıyla birlikte bu oran giderek artmaktadır. Fiziksel reklam ve tabelalar (alışveriş merkezinin dışına yerleştirilen billboard ve reklam panoları, metro-otobüs reklamları) hâlâ bütçenin önemli bir bölümünü oluşturur. Etkinlik ve aktivasyon giderleri —sezonluk dekorasyonlar, çocuk aktivitelerini, moda şovları, gastronomi etkinlikleri— üçüncü büyük kalemi oluşturur.
Bunların yanı sıra baskı materyalleri (AVM rehberi, kampanya broşürleri, davet kartları), PR ve basın ilişkileri (medya bültenleri, influencer işbirlikleri), ve yönetim/ajans hizmet bedelleri de bütçeden pay alan kalemlerdir. Son kalemin oranını sorgulamak özellikle önemlidir: pazarlama fonunun büyük bir bölümü idari yük veya dış ajans ücreti olarak harcanıyorsa gerçek reklam etkisi ciddi ölçüde düşer. Sağlıklı bir bütçede yönetim/idari giderlerin toplam fonun %15-20'sini aşmaması beklenir; bu oran sektörde genel kabul görmüş bir referans noktasıdır, ancak her sözleşme kendi koşullarında değerlendirilmelidir.
Sorgulamaya değer durumlar şunlardır: AVM'nin kendi mülk giderlerinin (bina bakımı, enerji, güvenlik) pazarlama fonu üzerinden ödenmesi; reklam kampanyalarının ölçülebilir bir sonucu yokken bütçenin dönemden döneme artması; etkinlik düzenlenmemesine rağmen etkinlik kalemi adı altında harcama yapılması; ve yöneticilerin kendi ilişkili şirketlerine piyasa fiyatının üzerinde ajans hizmeti faturalaması. Bu tür durumları ispat etmek zordur, ancak harcama dökümünü elde ettiğinizde kategorilere bakarak şüpheli kalemleri tespit edebilirsiniz.
Rakamlara baktığınızda kendinize şu soruları sormanız faydalıdır: Bu reklam kampanyasının AVM'ye trafiğe katkısını gösteren herhangi bir performans verisi var mı? Etkinlik organizasyonu için ödenen tutar piyasa değeriyle uyumlu mu? Dijital reklam için harcanan bütçe karşılığında ulaşım ve dönüşüm raporları sunuluyor mu? Bu soruların yanıtları hem yönetimin niteliğini hem de pazarlama parasının gerçekten işe yarayıp yaramadığını anlamanızı sağlar.
Yönetim Raporlama Yapmıyorsa Ne Olur?

Yazılı talebinize rağmen yönetim harcama döküm sunmuyorsa ya da muğlak cevaplarla savuşturmaya çalışıyorsa seçenekleriniz sınırlı değildir. İlk seçenek arabuluculuktur: Ticaret Bakanlığı'na bağlı arabuluculuk merkezleri ticari uyuşmazlıklarda dava öncesi zorunlu arabuluculuk yolunu aktif hâle getirmiştir. Bu süreç hem daha hızlı hem de mahkeme sürecinden çok daha az maliyetlidir. Yönetim arabuluculuğa katılmayı reddederse bu ret, davada sizin lehinize değerlendirilebilir.
İkinci seçenek ticaret mahkemesinde dava açmaktır. Burada ispatlanması gereken iki şey vardır: ödediğiniz pazarlama katkı payı ve yönetimin sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmediği. Ödeme belgeleriniz zaten mevcuttur; yükümlülük için ise sözleşme metnine ve gönderdiğiniz yazılı taleplere (ve yanıtsızlığa) dayanırsınız. Dava sonucunda mahkeme yönetimden hesap vermesini isteyebilir ya da harcamaların amaca aykırı olduğu tespit edilirse tazminat kararı verebilir.
Üçüncü seçenek sözleşmeyi fesih ya da yenileme döneminde koşul değişikliği talep etmektir. Her sözleşme bir gün sona erer; yenileme müzakerelerinde pazarlama fonu şeffaflığını sözleşme hükmü olarak garanti altına almak, sonrasındaki tüm sorunların önüne geçer. Bu noktada kaldıraç olarak rakip AVM teklifleri, uzayan müzakereler ya da ortak kiracı baskısını kullanabilirsiniz.
Önemli bir gerçeği de paylaşmak gerekir: uygulamada çoğu mağaza sahibi bu yola gitmez. İlişkiyi bozmak, sözleşmeyi tehlikeye atmak ya da uzun hukuki süreçlere girmek istemezler. Bu tercih anlaşılır bir tercihtir; ancak bu tablodan "hiçbir şey yapamam" sonucu çıkmaz. Yazılı talep, toplantılarda söz almak ve kiracı dayanışması, dava açmadan da önemli sonuçlar doğurabilir. Bazen sadece "nereye harcandığını bilmek istiyorum" demek yönetimi harekete geçirmeye yetmektedir.
Sözleşme İmzalamadan Önce: Müzakerede Dikkat Edilmesi Gerekenler

Henüz sözleşme imzalamamışsanız ya da yenileme dönemindeyseniz şeffaflığı sözleşme metnine gömmek en sağlıklı çözümdür. Talep edilmesi gereken temel maddeler şunlardır: pazarlama katkı payının hesaplama yöntemi ve üst sınırı (bazı sözleşmeler sınırsız artış hakkı tanır; bu tehlikelidir), yıllık bütçe onay süreci (kiracı temsilcilerinin görüşü alınacak mı?), dönemsel harcama raporu yükümlülüğü (en az yılda bir, tercihen altı ayda bir), raporun içeriği (kalem kalem döküm ve varsa üçüncü taraf denetim belgesi), ve fon amacı dışında kullanılamayacağına dair açık ifade.
Yönetim bu maddelerin tamamını kabul etmek zorunda değildir; müzakere bir kazan-kazan süreci olabilir. Ancak "harcamaları hiçbir koşulda paylaşmam" tutumu, üstlendiğiniz riskin ne kadar büyük olduğuna dair güçlü bir sinyal verir. Makul bir yönetim, makul şeffaflık taleplerine makul bir pozisyondan yanıt verir.
Sözleşme müzakerelerinde dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da pazarlama katkı payının kiranın bir parçası mı yoksa ayrı bir kalem mi olduğudur. Kiranın içinde bütünleşik olarak gösterilmesi durumunda denetim çok daha zordur; çünkü "kira" olarak nitelendirilen tutarın ne kadarının mülk kullanımı, ne kadarının pazarlama hizmeti karşılığı olduğu belirsizleşir. Ayrı kalem olarak gösterilmesi hem sizin için hem de vergi yönetimi açısından daha sağlıklı bir yapıdır.
Son olarak: diğer kiracıların sözleşmelerini inceleme imkânınız genellikle olmaz; ancak güvendiğiniz komşu mağazayla pazarlama katkı payı oranları hakkında fikir alışverişi yapmak, kendi oranınızın piyasaya uygunluğunu anlama konusunda değerli bir referans sağlar. Eğer benzer büyüklükte ve konumdaki bir mağazanın sizden çok daha düşük oran ödediğini öğrenirseniz bu bilgiyi müzakerelerinizde kaldıraç olarak kullanabilirsiniz.
Site Yönetimi Platformuyla AVM ve Yapı Yönetiminde Şeffaflık

Apartman ve rezidanslarda kat malikleri ortak gider dökümünü nasıl görebiliyor, hangi arıza kaydı açıldığında nasıl haberdar oluyor, duyurular nasıl takip ediliyor? Bu sorular AVM kiracılarının pazarlama katkı payı için sorduğu sorularla özünde aynı sorudur: "Ödediğim para nereye gidiyor ve ben bunu nasıl izleyebiliyorum?" Site Yönetimi platformu, tam da bu şeffaflık ihtiyacını karşılamak üzere tasarlanmış bir yapı yönetim yazılımıdır.
Platform üzerinde yönetilen yapılarda kiracı ve kat malikleri, ortak gider kalemlerini kalem kalem görebilir; hangi ödemenin hangi tarihe kaydedildiğini dijital olarak izleyebilir. Arıza ve bakım talepleri tarih damgalı olarak sisteme işlenir; talebinizin hangi aşamada olduğu gerçek zamanlı takip edilir. Yönetim duyuruları ve dönemsel raporlar tek bir merkezi kanaldan iletilir, posta kutusunun dibinde kaybolmaz.
Özellikle büyük ölçekli yapılarda —rezidanslar, karma kullanımlı yapılar ya da birden fazla bloku olan siteler— yönetimin onlarca farklı bütçe kalemini manuel olarak takip etmesi ve her kiracıyla ayrı ayrı iletişim kurması hem zaman alıcı hem de hata payı yüksek bir süreçtir. Platforma geçen yapılarda hem yöneticiler hem de kiracılar aynı bilgiye aynı anda erişebildiği için "ben bilmiyordum, size söylemediler" türü şikâyetler büyük ölçüde ortadan kalkar. Bu, şeffaflığı bir çatışma noktasından standart bir iş sürecine dönüştürür.
Sık Yapılan Hatalar: Kiracıların Kaçındığı Yanlışlar
En yaygın hata sözleşme imzalanmadan önce pazarlama katkı payı maddesini okumamak ya da üzerinde müzakere etmemektir. "Standart sözleşme zaten böyle" denilip geçilir; oysa yönetim genellikle bazı maddelerde esneklik tanımaya açıktır. Özellikle açılış döneminde alınan indirimler veya muafiyetler, kira kaleminde görünürken pazarlama katkı payında uygulanmıyorsa fiili maliyetiniz beklentinizden yüksek olabilir. Sözleşmeyi kalem kalem okumadan imzalamak, sonradan tartışmak istediğinizde elinizi zayıflatır.
İkinci yaygın hata yalnızca sözlü güvenceye güvenmektir. "Yönetici toplantıda söyledi, her yıl harcama raporu paylaşacaklarmış" bilgisi sözleşmede yer almıyorsa hukuki değeri yoktur. Yönetici değişir, tutumlar değişir; sözlü taahhütler kaybolur. Her taahhüdü yazılı olarak alın, tercihen sözleşme eki ya da ek protokol olarak kayıt altına aldırın.
Üçüncü yaygın hata hesap verilmediğinde sessiz kalmaktır. Pek çok kiracı ilk dönem ödemeyi yapar, rapor görmez, ancak itiraz etmez. Sonraki dönem aynı şey tekrar eder ve bir süre sonra bu durum "olağan" hâle gelir. Artık talep etmek de zorlaşır: "Neden şimdi soruyorsunuz?" sorusu gelir. Talep hakkınız zamanaşımına uğramadan, tercihen her dönem başında ya da sonunda düzenli olarak kullanılmalıdır.
Dördüncü hata ise bireysel hareket etmekte ısrar etmektir. Özellikle orta ve büyük ölçekli AVM'lerde kolektif ses çok daha etkilidir. Komşu mağazalarınızla koordineli olmak hem güç hem de güvenlik sağlar: yönetim birini sindirmek istese bile toplu hareket eden bir kiracı grubunu çok daha zor görmezden gelir. Dayanışma, hakkın kullanılmasında en değerli araçların başında gelir.
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmemde pazarlama katkı payı maddesi yok, yönetim bu ücreti tahsil edebilir mi?
Hayır. Sözleşmede açıkça düzenlenmeyen bir ücretin tek taraflı olarak tahsil edilmesi, sözleşme hukukunda genellikle geçersiz sayılır. Yönetim yeni bir ücret kalemi oluşturmak istiyorsa bunu sözleşme değişikliği ya da ek protokol yoluyla sizin onayınızla gerçekleştirebilir. Sözleşmede olmayan bir ücret fatura ediliyorsa yazılı itirazınızı bildirin ve ödeme yapmadan önce hukuki görüş alın.
Pazarlama katkı payı yıl içinde artırılabilir mi, bir üst sınır var mı?
Bu tamamen sözleşmenizin içeriğine bağlıdır. Bazı sözleşmeler sabit bir tutar belirlerken bazıları TÜFE, ÜFE ya da kira artış oranına endeksli bir artışa izin verir. Üst sınır yoksa teorik olarak her yıl önemli ölçüde artabilir. Bu riski sınırlamak için sözleşmeye "pazarlama katkı payı yıllık artışı kira artış oranını aşamaz" ya da mutlak bir tavan ekletmenizi öneririm. Mevcut sözleşmenizde bu sınır yoksa yenileme müzakerelerinde talep edin.
Yönetim harcama raporu vermedi, doğrudan dava açabilir miyim?
Teknik olarak dava açma hakkınız var; ancak ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk birçok durumda zorunlu ön adım olarak uygulanmaktadır. Dava açmadan önce yazılı taleplerinizin belgeli olması ve arabuluculuk sürecini denemiş olmanız hem hukuki açıdan güçlü bir zemin oluşturur hem de mahkemede lehinize yorumlanabilir. Doğrudan dava yoluna gitmeden önce bir ticaret avukatından görüş almanız önerilir.
Pazarlama fonu harcamalarının bir kısmının AVM'nin kendi giderlerine aktarıldığını düşünüyorum, ne yapabilirim?
Bu ciddi bir iddia olduğu için ispat yüküne dikkat edin. Önce harcama dökümünü yazılı olarak talep edin; belge gelirse kalem kalem inceleyin ve anlaşılmayan kalemleri açıklama talep edin. Açıklama yetersiz ya da yanıltıcı geliyorsa bağımsız bir mali danışman ya da avukatla belgeleri inceleyin. Sözleşmedeki pazarlama amacı tanımıyla örtüşmeyen harcamalar varsa bu bilgiyle arabuluculuğa ya da hukuki yola başvurabilirsiniz. Belgelenmemiş sezgisel bir şüphe mahkemede yeterli değildir; somut belgeye ihtiyacınız olacak.
Pazarlama kampanyaları işe yaramıyor, katkı payı ödemeyi reddedebilir miyim?
Hayır, bu tek başına geçerli bir ret gerekçesi değildir. Pazarlama kampanyasının etkinliğini ölçmek nesnel bir kriter gerektirirken sözleşme size ödeme yükümlülüğü yüklemiştir. Kampanya kalitesinden memnun değilseniz bunu arabuluculuk ya da kiracı toplantısında dile getirebilir, gelecek dönemler için bütçe planlamasına dahil olmayı talep edebilirsiniz. Ancak tek taraflı ödemeyi reddetmek sizi temerrüde düşürür ve sözleşme feshi gibi ciddi sonuçlara yol açabilir.
Kira sözleşmem bitmeden AVM değiştirilirse (devredilirse) pazarlama katkı payı hakları devam eder mi?
Genel olarak evet; kira sözleşmesi AVM mülküyle birlikte devralınan hak ve yükümlülükleri kapsar. Yeni yönetim, önceki sözleşmenin koşullarını tek taraflı olarak değiştiremez. Ancak devirde yapılan protokolün ayrıntıları önemlidir; devir sırasında imzalatılmak istenen "ek protokoller" önceki haklarınızı kısıtlıyor olabilir. AVM devredildiğinde hukuki danışmanlık almanız ve tüm belgeleri dikkatle incelemeniz önerilir.