Yağmur suyu ve atık su tesisatı sorunları, her apartman ya da site yönetiminin er ya da geç yüzleşmek zorunda kaldığı en yaygın altyapı sorunlarının başında gelir. Bu sorunlar; tıkanmalar, sızıntılar, çatlayan borular veya yetersiz kapasiteli drenaj sistemleri şeklinde kendini gösterir ve zamanında müdahale edilmediğinde hem yapısal hasara hem de yüksek onarım maliyetlerine yol açar.
Yağmur Suyu Tesisatı Nedir ve Neden Önemlidir?

Yağmur suyu tesisatı, çatıdan ve açık alanlardan toplanan yağmur suyunu güvenli bir şekilde binadan uzaklaştırmayı amaçlayan sistemlerin bütünüdür. Oluk, iniş borusu, yatay drenaj kanalları ve bağlantı noktalarından oluşur. Bu sistemin düzgün çalışması; bodrum katı su baskınlarını, dış cephe sızıntılarını ve temel hasarını önlemenin birincil güvencesidir.
Çok katlı bir apartmanda yağmur suyu tesisatının ihmal edilmesi, kısa sürede ağır sonuçlar doğurabilir. Çatı terası veya üst kat balkonunda biriken su, zamanla betona sızarak donatı korozyonuna yol açar. Bu süreç başladığında yapısal onarım maliyetleri, tesisatın yenilenmesine kıyasla beş ila on kat daha yüksek olabilir. Bir site yöneticisi olarak bu sistemi yıllık periyodik bakım planınıza dahil etmek, uzun vadede en ekonomik karardır.
Öte yandan yağmur suyu tesisatının kat malikleriyle ilişkisi hukuki bir boyut da taşır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre çatı, ortak alan sayılır ve buradaki tesisatın bakımı ortak gider kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla tesisatta meydana gelen bir arızadan kaynaklanan zarar, yönetim kurulunun bilgisi dahilinde bakım yapılmamışsa sorumluluk yönünden tartışma yaratabilir. Bu konuda daha ayrıntılı yönetim süreçleri için apartman yönetim programı çözümlerimize göz atabilirsiniz.
Sistemi oluşturan bileşenler arasında olukların eğimi, iniş borularının çapı ve zemin drenajıyla bağlantısı kritik önem taşır. Çap yetersizliği, şiddetli yağışlarda taşmaya neden olurken iniş borusunun bina yüzeyine yakın pozisyonu uzun vadede cephe boyamasını ve sıvayı tahrip eder. İyi tasarlanmış bir yağmur suyu sistemi, bölgedeki elli yıllık en yüksek yağış yoğunluğuna göre boyutlandırılmalıdır.
Atık Su Tesisatında En Sık Görülen Sorunlar

Atık su tesisatı sorunları, yağmur suyu sistemine kıyasla günlük yaşamı çok daha hızlı ve belirgin biçimde etkiler. Lavabo, banyo, mutfak ve tuvalet atıklarını taşıyan bu sistem; tıkanma, koku sızması, boru kırılması ve yanlış bağlantı gibi farklı türlerde arızalara sahne olur. Bu sorunların büyük çoğunluğunun kökeninde ya yetersiz yapım kalitesi ya da kullanıcı kaynaklı hatalar yatar.
Tıkanma, en yaygın atık su sorunudur. Mutfak atığındaki yağ birikintisi, banyo sifonu içindeki kıl kümesi veya tuvalet kâğıdı dışındaki katı maddelerin boruya atılması tıkanmanın başlıca nedenleridir. Tek daireden kaynaklanan kısmi tıkanmalar genellikle o dairenin malikinin sorumluluğundayken, birden fazla daireyi etkileyen ana kolon tıkanması ortak alan arızasına girer ve yönetim tarafından çözülmesi gerekir.
Boru çatlaması veya kırılması ise daha derin bir sorundur. Özellikle sıfır altı sıcaklıklarda donma, yıllar içinde süregelen korozyon ya da yapısal oturma nedeniyle kolon borularında kırıklar oluşabilir. Bu tür hasarlar; duvar yüzeyinde nem lekesi, dışarıdan duyulan süreklileşmiş damlatma sesi veya tuvalet boşaltıldığında alt katta beliren ıslaklıkla kendini ele verir. Geç kalınan her gün, onarım kapsamını ve maliyetini büyütür.
Koku sızması ise sıkça göz ardı edilen ama yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren bir sorundur. Sifonların kuruyarak işlevsiz kalması, hatalı montaj veya havalandırma borusunun tıkanması, atık kokuların daireye kaçmasına yol açar. Özellikle uzun süre kullanılmayan banyo ve mutfaklarda sifonun su bariyerinin buharlaşması bu durumu tetikler. Çözüm basit görünse de tekrarlayan vakalarda boru bağlantı şemasının kontrol edilmesi gerekir.
Ortak Alan mı, Bağımsız Bölüm mü? Sorumluluk Sınırları

Tesisat sorunlarında en çok anlaşmazlığa yol açan mesele, arızanın kimin sorumluluğunda olduğudur. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu bu konuda temel çerçeveyi çizer; ancak her binanın yönetim planı ek kurallar getirebilir. Genel kabul gören sorumluluk sınırını anlamak, hem kat malikleri hem de yöneticiler için büyük önem taşır.
Ortak alan tesisatı şu unsurları kapsar: ana atık su kolonları, çatı olukları ve iniş boruları, bodrum katı drenaj sistemi, bahçe ve otopark drenajı. Bu sistemlerin bakımı, onarımı ve yenilenmesi ortak gider sayılır; tüm kat maliklerine arsa payları oranında yansıtılır. Yönetici ya da yönetim kurulu, söz konusu giderleri bütçeye almak ve zamanında yaptırmakla yükümlüdür.
Bağımsız bölüm tesisatı ise o dairenin ana kolonla birleştiği noktadan itibaren dairenin içinde kalan bölümü kapsar. Lavabo altındaki sifon borusu, banyodaki duş tahliye hattı veya mutfak gider borusu bu kategoride değerlendirilir. Buradaki arızalar kural olarak kat malikinin giderdir; ancak bu arıza başka bir daireye zarar vermişse tazminat yükümlülüğü de doğar.
Pratikte sorun, sınırın her zaman bu kadar net çizilememesinden kaynaklanır. Bir dairenin gider borusunun, duvarda yatay giderek başka bir dairenin alanından geçtiği durumlar; ya da zemin altındaki ortak kolona bağlantının tam olarak nerede başladığının belli olmadığı eski yapılar sık karşılaşılan belirsizlik senaryolarıdır. Bu tür durumlarda tarafsız bir teknik uzmanın (inşaat mühendisi veya tesisat uzmanı) keşif yapması ve rapor düzenlemesi anlaşmazlığı hukuki zemine taşımadan önce çözebilir.
634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu Çerçevesinde Yasal Yükümlülükler

Kat mülkiyetine tabi binalarda yağmur suyu ve atık su tesisatının bakımı ve onarımı, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun çizdiği çerçeve içinde ele alınmak zorundadır. Kanun, kat maliklerinin ortak yerlerin bakımını yapmak ve diğer kat maliklerine zarar vermemekle yükümlü olduğunu açıkça düzenler. Bu genel ilke, tesisat uyuşmazlıklarında temel başvuru noktasıdır.
Kanuna göre yönetici, kat maliklerinin ortak çıkarlarını korumak amacıyla gerekli bakım onarım işlerini yaptırmakla görevlidir. Bir tesisat arızası tespit edildiğinde yönetici gecikmeksizin harekete geçmeli, gerekirse acil onarım için avans harcaması yapabilmelidir. Yapılmayan onarımdan kaynaklanan zarar (örneğin üst kattaki patlak borudan alt kattaki daireye su baskını), yönetimin ihmalini ispatlayan kat maliki için tazminat davası açma hakkı doğurur.
Kat maliklerinden birinin kendi bağımsız bölümündeki tesisatı ihmal ederek diğer kat maliklerine zarar vermesi durumunda da kanun açık bir yükümlülük öngörür. Zarar gören kat maliki önce yazılı ihtar yoluna başvurmalı, ihtar sonucunda sorun çözülmezse sulh hukuk mahkemesinde dava açabilir. Bu süreçte delil olarak uzman raporu, fotoğraf ve yazışma kayıtları belirleyici rol oynar.
Hukuki süreçlerin zaman alıcı ve maliyetli olduğunu göz önünde bulundurarak, arabuluculuk yolunu erken aşamada denemek büyük avantaj sağlar. 2018'den itibaren bazı kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk uygulanmakta olup bu adım atlanmadan dava açılamaz. Buradaki bilgiler genel nitelikte olup somut durumunuz için bir hukukçuya danışmanızı öneririz.
Tesisat Sorunlarının Erken Belirtileri: Neler Dikkat Çekmelidir?

Tesisat sorunlarının büyük çoğunluğu, tam anlamıyla patlak vermeden önce fark edilebilecek belirtiler verir. Bu belirtileri tanımak; hem küçük bir onarımla kurtulmanızı sağlar hem de kat malikleri arasındaki olası anlaşmazlıkların önüne geçer. Aşağıdaki işaretlere karşı uyanık olmak, hem yöneticiler hem de bireysel kat malikleri için kritik önem taşır.
Duvar ve tavan lekesi, su sızıntısının en bilindik göstergesidir. Sarımsı veya kahverengi halka biçiminde oluşan bu lekeler; üstteki kattan, çatıdan ya da içinden geçen bir boruda yaşanan kaçaktan kaynaklanabilir. Lekenin hızla büyüyor olması, aktif bir sızıntıya işaret eder ve derhal müdahale gerektirir. Sadece boyayı yenilemek sorunu örtbas eder, çözmez.
Banyo veya mutfakta giderek yavaşlayan su tahliyesi, erken aşama tıkanmanın habercisidir. Başlangıçta sifon temizleyici veya mekanik yöntemle çözülebilen bu durum, tekrarlandığında kolonun daha derin incelenmesini gerektirir. Birden fazla dairede eş zamanlı yavaşlama, ana kolonun tıkandığının güçlü göstergesidir.
Özellikle bodrum katta ya da zemin katta ortaya çıkan küf kokusu, zemin altı drenajında ya da zemin kotundaki boruların birleşim noktalarında sorun olduğuna işaret edebilir. Bu koku sadece estetik değil, sağlık açısından da risk taşır; bina içinde uzun süreli nem birikimi hava kalitesini düşürür ve alerjik reaksiyonlara zemin hazırlar. Site yönetim yazılımı kullanarak bakım taleplerini ve şikayetleri sistematik biçimde takip edebilir, tekrarlayan sorunları kolayca tespit edebilirsiniz.
Su sayacı değerinin beklenmedik biçimde artması, görünür bir kullanım artışı olmaksızın gerçekleşiyorsa gizli bir boru kaçağına işaret edebilir. Özellikle bodrum kattaki sayaç veya ana besleme hattındaki değişimler dikkatle izlenmelidir. Bu tür gizli kaçaklar hem su faturasını şişirir hem de zemin altı toprağını doyurarak temel hasarına zemin hazırlar.
Müdahale ve Onarım Sürecinin Aşamaları

Bir tesisat sorunu tespit edildiğinde, panik yerine sistematik bir süreç izlemek en doğru yaklaşımdır. Acele edilerek ve sorunu tam anlamıyla teşhis edilmeden yapılan onarımlar çoğunlukla geçici çözümden öteye geçemez; sorun kısa sürede farklı bir noktadan yeniden baş gösterir. Aşağıda önerilen süreç, hem bireysel kat malikleri hem de yöneticiler için geçerlidir.
İlk adım, sorunun kaynağını doğru tespit etmektir. Bunun için boru kamerası (endoskop) incelemesi son derece değerli bir araçtır; kameranın kolon içinde ilerletilmesiyle tıkanma noktası, çatlak veya kırık bölge milimetrik hassasiyetle belirlenir. Bu teşhis yöntemi; gereksiz duvar kırımını ve delme işlemini ortadan kaldırarak hem onarım süresini hem de maliyeti önemli ölçüde kısaltır.
İkinci adımda, sorunun hangi alan kapsamında olduğuna karar verilir: ortak alan mı, bağımsız bölüm mü? Bu ayrım hem mali sorumluluğu belirler hem de işin kimin tarafından yaptırılacağını netleştirir. Ardından yetkili ve belgeli bir tesisat ustası ya da müteahhit firma ile keşif yaptırılır; teklifler alınır. Birden fazla teklif almak, hem fiyat karşılaştırması hem de iş kapsamının netleştirilmesi açısından faydalıdır.
Onarım aşamasında kullanılan malzeme kalitesine dikkat etmek uzun vadede tasarruf sağlar. Eski döneme ait dökme demir veya asbest içerikli borular artık kullanılmamakla birlikte, özellikle 1970-1990 yılları arasında inşa edilmiş binalarda bu malzemelere hâlâ rastlanabilir. Yenileme sırasında PVC veya PPRC gibi modern malzemelerin tercih edilmesi, hem dayanıklılık hem de sağlık açısından önerilir. Onarım tamamlandığında kamera veya basınç testi ile sistemin düzgün çalıştığı doğrulanmalıdır.
Son aşamada, yapılan iş ve harcamalar eksiksiz belgelenmelidir. Fatura, iş raporu, fotoğraflar ve kullanılan malzeme listesi, hem muhasebe hem de olası ileriki uyuşmazlıklar için saklanmalıdır. Bu belgeleri dijital ortamda düzenli tutmak için apartman muhasebe programı kullanmak pratik bir çözüm sunar.
Gider Paylaşımı ve Bütçe Planlaması

Tesisat onarım giderlerinin nasıl karşılanacağı, apartman ve site yönetimlerinde en çok anlaşmazlığa yol açan başlıklardan biridir. Ortak alan tesisatına ilişkin giderlerin kat maliklerine nasıl dağıtılacağı, 634 sayılı Kanun ve yönetim planında belirlenen esaslara göre şekillenir. Bu konuda net bir bütçe politikası oluşturmak, yönetimin güvenilirliğini artırır.
Kanun uyarınca ortak giderler kural olarak arsa payı oranında tüm kat maliklerine yansıtılır. Ancak yönetim planı farklı bir oran ya da yöntem öngörmüşse o düzenleme geçerlidir. Büyük çaplı bir tesisat yenileme projesi söz konusuysa, yönetici olağanüstü toplantı ya da genel kurul toplantısı kararı alınmasını sağlayarak hem demokratik meşruiyet oluşturur hem de ilerideki itirazcılara karşı güçlü bir konumda olur.
Beklenmedik büyük tesisat arızalarına karşı hazırlıklı olmanın en iyi yolu, yıllık bütçeye bir bakım ve onarım fonu kalemi eklemektir. Genel kabul gören yaklaşım, binanın yenileme maliyetinin yüzde bir ila iki arasında yıllık birikim yapmaktır. Bu fon, küçük onarımlar için düzenli aidatlardan karşılanabileceği gibi büyük projeler için ek aidat kararıyla da oluşturulabilir.
Aidat ödemelerini aksatan kat maliklerinin bulunduğu durumlarda yönetici, 634 sayılı Kanun'da öngörülen hukuki yollara başvurabilir. Gecikme durumunda aylık yüzde beş gecikme tazminatı işletilir; ödeme yapılmayan kat malikine noter aracılığıyla ihtar çekilir; borcun ödenmemesi halinde icra takibi başlatılabilir. Tüm bu süreçlerin eksiksiz ve hatasız yürütülmesi için kayıtlı ve düzenli bir takip sistemi şarttır.
Önemli Uyarı: Tesisat onarımlarında yalnızca en ucuz teklifi vermesi nedeniyle belgesiz usta tercih etmek, kısa vadede tasarruf gibi görünse de uzun vadede çok daha yüksek maliyetlere yol açabilir. Yapılan işin garantisinin bulunmaması, olası bir tekrar arızada ek onarım gideri anlamına gelir. Yetkili belgesi olan, fatura kesen ve iş garantisi veren firmalarla çalışmak, hem mali güvenlik hem de yasal açıdan sorumluluk kalkanı sağlar.
Tesisat Sorunlarını Önlemeye Yönelik Periyodik Bakım Planı

Tesisatta sorun çıktıktan sonra müdahale etmek yerine sorunun çıkmasını önlemek, hem maliyeti düşürür hem de kat malikleri arasındaki gerginlikleri en aza indirir. Periyodik bakım planı; rutinleşmiş kontroller, mevsimsel hazırlıklar ve biri-iki yılda bir yapılan kapsamlı incelemelerden oluşur. Bu yaklaşım başta ekstra yük gibi görünse de toplam sahip olma maliyetini ciddi ölçüde azaltır.
Yıllık kontrol listesinde şu unsurlar yer almalıdır: çatı oluklarının ve iniş borularının sonbahar öncesi temizlenmesi (yaprak birikimi ve tıkanma riski), bodrum katı drenaj ızgaralarının bahar başında muayenesi, ana atık su kolonlarının boru kamerasıyla iki yılda bir incelenmesi ve sifon kurutucularının yılda bir kontrol edilmesi. Bu kontrollerin zamanlaması belirlenip sorumlular atanırsa aksama olasılığı büyük ölçüde azalır.
Kış öncesi hazırlık, özellikle iklimi sert olan bölgelerde kritik önem taşır. Dış cephedeki iniş borularının donma tehlikesine karşı izole edilmesi, çatıdaki kar yükünün drenajı geciktirmemesi için tahliye açıklıklarının kontrol edilmesi ve bodrum katı boru tesisatının sıcaklık takibinin yapılması bu hazırlığın temel adımlarıdır. Donma nedeniyle patlayan bir boru, hem onarım maliyeti hem de su baskını hasarı açısından son derece pahalı bir sonuç doğurabilir.
Bakım kayıtlarının düzenli tutulması da bu sürecin ayrılmaz parçasıdır. Hangi tarihte ne tür bir kontrol ya da onarım yapıldığı, kim tarafından yapıldığı ve ne kadar harcandığı bilgileri, hem yöneticinin kurumsal hafızasını oluşturur hem de olası hukuki süreçlerde belge niteliği taşır.
Yeni ve Eski Binalarda Farklı Riskler

Yağmur suyu ve atık su tesisatı sorunlarının niteliği, binanın yaşına ve yapım döneminin teknolojisine göre önemli farklılıklar gösterir. Bu bağlamda hem eski hem de yeni yapılarda dikkat edilmesi gereken noktalar birbirinden belirgin biçimde ayrışır. Hangi kategoride olduğunuzu bilmek, risk yönetimini kolaylaştırır.
1990 öncesi inşa edilmiş binalarda en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır: döküm demir borularda ileri düzey korozyon ve kabuklanma, boru bağlantı noktalarında conta çürümesi, asbestin hâlâ yerinde bulunması ihtimali ve kolon kapasitesinin bugünkü kullanım yoğunluğuna yetersiz kalması. Bu binalarda kısmi yama onarımları uzun vadeli çözüm sunmaz; tüm kolonun yenilenmesi gerekebilir ve bu karar erkenden alınırsa hem maliyet hem de yaşam boyu riskin önüne geçilir.
2000 sonrası inşa edilmiş binalarda ise sorunlar genellikle montaj hatalarından veya düşük kaliteli malzeme kullanımından kaynaklanır. PVC boru bağlantı noktalarında eksik ya da hatalı yapıştırma, eğim hatası nedeniyle birikim ve tıkanma, balkon drenajının zemin kaplamasıyla birleşim yerinde yapısal açıklık bırakılması bu kategorinin tipik örnekleridir. Yeni binalarda garanti kapsamında kalan sorunların müteahhitten talep edilmesi öncelikli yol olmalıdır.
Depreme dayanıklılık tadilatı gerektiren ya da kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilen binalarda tesisat yenileme zorunlu hale gelebilir. Güçlendirme çalışması sırasında boru kolonu güzergahı değişiyorsa, yeni düzenleme belediye teknik şartnamelerine uygunluk açısından denetlenmelidir. Bu süreçte yapı denetim firmalarının süreci yakından takip etmesi önerilir.
Tesisat Sorunlarında Kat Maliki Olarak Haklarınız

Tesisat arızasından zarar gören bir kat maliki olarak ne yapabileceğinizi bilmek, zararın karşılanması açısından kritik önem taşır. Kanun, kat maliklerine hem birbirlerine hem de yönetim kuruluna karşı belirli haklar tanımaktadır. Bu haklardan yararlanmak, sürecin doğru yönetilmesine bağlıdır.
İlk ve en temel adım, zararı ve kaynağını belgelemektir. Fotoğraf ve video çekin, tarih damgasına dikkat edin. Ardından hem dairenizin hem de üst/yan komşu dairenin tesisat durumunu gözlemleyerek kaynağı belirlemeye çalışın. Yönetime yazılı bildirim gönderin; e-posta, WhatsApp grubuna iletişim veya noter kanalıyla yapılan bildirimlerin hepsi geçerli olmakla birlikte noter ihtarı hukuki açıdan en güçlüsüdür.
Yönetim harekete geçmiyorsa yapılabilecekler şunlardır: ortak gider kapsamında yaptırılması gereken onarımlar için sulh hukuk mahkemesine başvurmak, acil ve tehlikeli durumlarda sulh hakiminden tedbir kararı talep etmek ya da kendi giderlerinizle yaptırdığınız zorunlu onarımın bedelini daha sonra diğer kat maliklerinden talep etmek. Son yol en tartışmalı olanıdır; bu adımı atmadan önce mutlaka hukuki danışmanlık alın.
Komşunuzun tesisatından kaynaklanan zarar söz konusuysa, önce arabuluculuk yolunu denemenizi öneririz. Komşuyla doğrudan görüşme, yönetim aracılığıyla çözüm veya resmi arabuluculuk seçeneklerinin ardından çözüm sağlanamaması durumunda dava en son başvurulacak yoldur. Mahkeme sürecinin hem maliyetli hem de uzun soluklu olduğunu akılda tutarak iletişim yollarını tüketmek, çoğu zaman daha pratik ve hızlı sonuç verir.
Karşılaştırmalı Bilgi: Onarım Türleri, Süreler ve Tahmini Maliyetler

Yöneticiler ve kat malikleri için tesisat müdahalelerinin genel hatlarıyla ne kadar sürdüğünü ve ne tür maliyetler doğurabileceğini öngörmek, bütçe planlaması açısından büyük kolaylık sağlar. Aşağıdaki tablo, yaygın tesisat sorunlarına dair genel bir çerçeve sunmaktadır. Gerçek rakamlar; binanın konumuna, işin kapsamına ve kullanılan malzemeye göre önemli ölçüde farklılaşabilir.
| Sorun Türü | Kapsam | Tahmini Süre | Genel Maliyet Aralığı |
|---|---|---|---|
| Tek daire sifon / gider tıkanması | Bağımsız bölüm | 1-3 saat | 500 – 1.500 TL |
| Ana kolon tıkanması (1-5 kat) | Ortak alan | 4-8 saat | 2.000 – 6.000 TL |
| Çatı oluğu temizleme ve onarım | Ortak alan | 1-2 gün | 3.000 – 10.000 TL |
| Boru çatlağı yama onarımı | Ortak alan / bağımsız bölüm | 1-3 gün | 5.000 – 20.000 TL |
| Tüm kolon yenileme (10 katlı bina) | Ortak alan | 5-15 gün | 50.000 – 200.000 TL+ |
| Bodrum kattı drenaj sistemi yenileme | Ortak alan | 3-7 gün | 20.000 – 80.000 TL |
Tablodaki rakamlar 2024 yılı piyasa koşullarına dayanmakta olup güncellenmemiş olabilir; onarım öncesinde en az üç firmadan keşif teklifi almanız tavsiye edilir. Özellikle büyük çaplı yenileme projelerinde birim fiyat sözleşmesi yerine götürü usul sözleşme yapılması, beklenmedik ek maliyet riskini azaltır.
- Çatı oluğu ve iniş borularını yılda bir kez (tercihen sonbahar başında) temizleyin.
- Ana kolonları iki yılda bir boru kamerası ile kontrol ettirin.
- Kat malikleri toplantısında bakım fonunu her yıl gündem maddesine alın.
- Onarım tamamlandığında mutlaka fatura ve iş raporu isteyin; dosyalayın.
- Su sayacını aylık okuyun; ani artışlarda gizli kaçak ihtimalini araştırın.
- Tesisat sesi, nem kokusu veya duvar lekesi görüldüğünde hemen yönetimi bilgilendirin.
- Belirsizlik durumunda uzman teknik keşif için ekstra harcamaktan kaçınmayın; doğru teşhis onarım maliyetini azaltır.
Sık Sorulan Sorular

Üst kattaki komşumun patlak borusundan daireme su geldi; masrafı kim öder?
Çatı oluğundaki tıkanmayı kim yaptırmak zorunda?
Ana kolon tıkanmasını tespit etmek için ne yapmalıyım?
Tesisat onarımı için kat malikleri genel kurulunun kararı şart mıdır?
Tesisat sorunlarını takip etmek, onarım giderlerini doğru kat maliklerine dağıtmak ve bakım takvimini aksatmadan yönetmek artık çok daha kolaylaşabilir. Apartman yönetim programımız ile bakım taleplerinizi, masraf kayıtlarınızı ve kat maliki iletişimini tek ekrandan yönetin; hiçbir arıza kaydı ve ödeme takibi gözden kaçmasın.