Site Yönetimi

Aidat Ödemeyene Ortak Alanları Kullanma Yasağı Konabilir mi?

Aidat ödemeyen komşunuzun yüzme havuzunu, otoparkı veya spor salonunu kullanmaya devam etmesi adaletsiz hissettiriyor. Bu yazıda söz konusu yasağın hukuken mümkün olup olmadığını ve nasıl uygulandığını ele alıyoruz.

Aidat Ödemeyene Ortak Alanları Kullanma Yasağı Konabilir mi?

Aidat ödemeyene ortak alanları kullanma yasağı konup konmayacağı, apartman ve site sakinlerinin en çok sorduğu sorulardan biridir. Kısa yanıt: Kat Mülkiyeti Kanunu, aidat borçlusu sakine doğrudan "ortak alan yasağı" hakkı vermez; ancak yönetim planında veya kat maliklerinin oybirliği ya da oy çokluğuyla alınan kararda belirli tesisler için kullanım kısıtlaması öngörülmüşse bu kısıtlama hukuken geçerli kabul edilebilir. Bu yüzden cevap, hem evet hem hayır içeriyor ve nüans taşıyor — aşağıda her boyutuyla açıklıyoruz.

Yasağın Hukuki Temeli: Neden Bu Kadar Karmaşık?

Apartman hukuku kitabı ve yönetim planı sembolü

Türk hukukunda ortak alanlar, yapının bütün kat maliklerine paylı mülkiyet hükümleri çerçevesinde aittir. Bu temel ilke, hiçbir malikin ortak alandan tamamen mahrum bırakılamayacağını söyler gibi görünse de uygulamada tablo daha inceliklidir. Kat Mülkiyeti Kanunu, ortak alanların kullanım şeklini ve kısıtlamalarını kat malikleri kuruluna bırakmıştır; dolayısıyla bir yasağın geçerliliği büyük ölçüde nasıl ve ne şekilde kararlaştırıldığına bağlıdır.

Hukuken ortak alan, apartmanın ya da sitenin tüm sakinlerinin yararlanacağı şekilde tasarlanmış; merdiven, asansör, çatı, bodrum gibi zorunlu kısımlar ile havuz, spor salonu, otopark, çocuk parkı gibi sosyal tesislerden oluşur. İlk grupta yer alan zorunlu ortak alanlara (merdiven, asansör gibi) herhangi bir yasak koyulması neredeyse imkânsızdır; zira bu alanların kullanımını engellemek, kişinin dairesine ulaşmasını fiilen kısıtlamak anlamına gelir. İkinci grupta yer alan sosyal tesisler içinse kısıtlama kararı alınması çok daha mümkündür.

Mahkeme içtihatları ve hukuk çevrelerindeki genel görüş de bu ayrımı destekler. Yargı kararlarında, aidat borcu bulunan sakinin yüzme havuzu, spor salonu veya kapalı otopark gibi isteğe bağlı sosyal tesisleri kullanmasının yönetim planı hükmü ya da kat malikleri kurulu kararıyla kısıtlanabileceği kabul edilmektedir. Buna karşın asansör veya merdivene yasak konulması, kişinin konutuna ulaşma hakkını ihlal ettiğinden geçersiz sayılır.

Sonuç olarak yasağın hukuki temeli güçlü olmakla birlikte, her durumda geçerli sayılabilmesi için doğru prosedürden geçmesi şarttır. Herhangi bir yöneticinin tek başına "Sen havuza giremezsin" demesi yeterli değildir; kararın usulüne uygun alınmış olması gerekir.

Hangi Ortak Alanlara Yasak Konulabilir, Hangileri Yasak Kapsamı Dışında Kalır?

Apartmanda kısıtlanabilir ve kısıtlanamaz ortak alan ayrımı

Bu soruyu yanıtlamanın en pratik yolu, alanları işlev bakımından iki kategoriye ayırmaktır. Birinci kategori, yaşamın sürdürülmesi için zorunlu olan alanlardır. Merdiven ve koridorlar, asansör, otopark giriş yolu (dairenin ulaşılabilirliği için zorunluysa), yangın çıkışları bu kapsamdadır. Bu alanlara yasak koymak hem hukuken sorunludur hem de pratik açıdan uygulanamaz. Bir sakin borcunu ödememiş olsa bile kapısına kadar ulaşma hakkını elinden almak mümkün değildir.

İkinci kategori, sosyal ve rekreasyonel tesislerdir. Kapalı veya açık yüzme havuzu, fitness merkezi ve spor salonu, çocuk oyun parkı (apartmanın tek girişi veya ana bahçesinde değilse), kapalı otopark (yalnızca fazla yerler veya tahsisli değil de toplu kullanılan alanlar), ortak teras veya çatı katı, sauna ya da hamam gibi alanlar bu gruba girer. Bu alanlara yönelik yasak kararı, usulüne uygun alınması kaydıyla geçerli kabul edilebilir.

Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, bazı tesislerin iki kategori arasında gri bölgede kalmasıdır. Örneğin, sitenin tek otoparkı mevcut olup sakinlerin aracını başka yere park etme imkânı bulunmuyorsa orada da yasak uygulamak hukuki tartışma yaratabilir. Benzer şekilde, apartmanın bahçesinden geçmeden dairelere ulaşılamıyorsa bahçe kullanımını kısıtlamak da sorun doğurabilir. Bu sınır durumlarında, kararın genel kurul tarafından açık gerekçeyle alınmış ve yönetim planıyla örtüşür nitelikte olması büyük önem taşır.

Özetle, yasağın uygulanabilirliğini belirleyen temel ölçüt şudur: "Bu alan olmadan sakin dairesinde yaşayabilir mi?" Yanıt "Hayır" ise yasak konulamaz. Yanıt "Evet, sadece konforu azalır" ise yasak prosedüre uygun şekilde konulabilir.

Karar Nasıl Alınır? Doğru Prosedür Nedir?

Kat malikleri kurulu toplantısı ve oylama süreci

Geçerli bir yasak kararı için takip edilmesi gereken yol bellidir. İlk aşama, konunun kat malikleri kurulunun gündemine taşınmasıdır. Genel kurulda aidat borçlularına yönelik ortak alan kısıtlaması oylanan bir madde olarak gündemde yer almalıdır. Toplantı duyurusu, katılım koşulları ve oylama yeter sayısı konusunda Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri esas alınır.

İkinci aşamada, yönetim planında bu konuya ilişkin hüküm bulunup bulunmadığı incelenir. Yönetim planında zaten "aidat borcu bulunan sakin sosyal tesisleri kullanamaz" gibi açık bir düzenleme varsa, kat malikleri kurulunun ek bir karar almasına gerek olmayabilir; yönetici bu hükmü doğrudan uygulayabilir. Ancak böyle bir hüküm yoksa genel kurul kararı şarttır ve karar, kanunun öngördüğü nisap şartlarına uygun biçimde alınmalıdır.

Alınan kararın yazılı olması ve hangi tesislerin kapsama girdiğini, kısıtlamanın ne zaman başlayacağını ve borcun ödenmesi halinde nasıl kaldırılacağını net olarak belirtmesi gerekir. Muğlak bir karar metni ileride itiraz konusu olabilir. Ayrıca kararın tüm kat maliklerine ve kiracılara tebliği, hukuki açıdan güvenceyi artıran bir adımdır; sözlü uyarıyla yetinmemek önerilir.

Son olarak, bu kararın uygulanması aşamasında orantılılık ilkesine dikkat edilmelidir. Borcu iki ay gecikmiş bir kişiyle yıllardır ödeme yapmayan kişiye aynı muamele uygulamak, ilerleyen süreçte mahkemelerde kararın tartışılmasına zemin hazırlayabilir. Kararın, borcun belirli bir süreyi aşması ya da belirli bir miktarın üzerinde olması gibi kriterlere bağlanması daha sağlıklı bir uygulama ortamı yaratır.

Kiracı mı, Malik mi? Yasak Kimi Etkiler?

Apartmanda malik ve kiracının ortak alan hakları

Aidat borcu meselesinde malik ile kiracı arasındaki farkı anlamak kritik önem taşır. Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca aidat, bağımsız bölüm maliki tarafından ödenmekle yükümlüdür. Kiracının, malik adına aidat ödemesi hukuken zorunlu olmamakla birlikte, taraflar arasındaki kira sözleşmesi kiracıya bu yükümlülüğü yükleyebilir.

Aidat ödemesini malikin yapması gerektiği hâlde kiracı fiilen yaşıyorsa, yasak kararı alındığında kiracı bu kısıtlamadan etkilenir. Kiracının borcu olmasa da ortak alanı kullanamaması, onun aleyhine ciddi bir durum yaratır. Bu noktada kiracının hakları ön plana çıkar: Eğer kiracı, kira sözleşmesinde taahhüt edilen ortak alanlara erişimden mahrum kalıyorsa, malikin kirayı ödememe ya da kira sözleşmesini feshetme gibi yasal yollara başvurması gündeme gelebilir. Kiracı, yaşadığı mağduriyeti kiraya verence bildirmeli ve yazılı belge oluşturmalıdır.

Malik açısından bakıldığında ise tablo farklıdır. Aidat borcunu ödememiş olan malik, genel kurul kararı veya yönetim planı gereği kısıtlamaya doğrudan muhatap olur. Ancak malikin bizzat oturmayıp daireyi kiraladığı durumlarda, bu yasağın kiracıya nasıl yansıtılacağı konusunda malik, yönetici ve kiracı arasında bir iletişim eksikliği sıklıkla yaşanır. Bu nedenle ortak alan kısıtlaması kararı alındığında, yöneticinin yalnızca malikleri değil kiracıları da bilgilendirmesi önem taşır.

Bir diğer sık karşılaşılan durum, kiracının aidatı kira sözleşmesi gereği doğrudan yöneticiye ödediği fakat malikin farklı bir aidat borcunun (örneğin büyük onarım payı veya ortak gider farkı) bulunduğu hâldir. Bu durumda kiracının borcundan söz etmek mümkün olmasa da yasak, malikin borcundan ötürü devreye girebilir. Bu hassas noktaların kira sözleşmesinde önceden ele alınması, ileride çatışmayı önler.

Yasağa İtiraz Edebilir misiniz?

Apartman kararına itiraz ve mahkeme süreci

Alınan yasak kararına itiraz hakkı her zaman mevcuttur. Kat Mülkiyeti Kanunu, kat maliklerine, kendilerini haksız biçimde etkileyen genel kurul kararlarına karşı sulh hukuk mahkemesine başvurma imkânı tanır. Kararın usulsüz alındığını, yeter sayıya ulaşılmadığını, gündemde yer almadığını ya da orantısız uygulandığını düşünen her malik bu yola başvurabilir.

Bunun dışında, kararı değil kararın uygulanış biçimini sorunlu bulan sakinler için daha hızlı bir çözüm yolu mevcuttur: Yöneticiye yazılı itiraz bildirimi göndermek. Yazılı itiraz, hem hukuki süreçte delil niteliği taşır hem de yöneticinin dikkatini çekerek kararın gözden geçirilmesine zemin hazırlayabilir. İtirazın noter kanalıyla ya da iadeli taahhütlü posta ile gönderilmesi, tebligat tarihini belgeleme bakımından önerilir.

Eğer borcunuzun olmadığını ancak yanlışlıkla listede göründüğünüzü düşünüyorsanız, önce yöneticiden aidat hesap dökümünü yazılı olarak talep edin. Hesap dökümü size ulaştığında, ödeme makbuzlarınızla karşılaştırın ve tutarsızlık tespit ederseniz bunu yazılı olarak bildirin. Uyuşmazlık kısa sürede çözülemiyorsa arabuluculuk da başvurulabilecek bir yoldur; belirli değerlerin altındaki uyuşmazlıklar için arabuluculuk dava şartı olarak öngörülmektedir.

Borç gerçekten varsa ve yasak usulüne uygun alınmışsa itiraz etmek yerine borcu ödemek daha pratik ve uzun vadede daha az maliyetli bir çözümdür. Yargı süreçleri hem zaman hem de para gerektirir. Ancak yasağın hukuka aykırı biçimde uygulandığına samimi olarak inanıyorsanız itiraz hakkınızı kullanmaktan çekinmeyin.

Komşunuz Borçlu: Sakin Olarak Ne Yapabilirsiniz?

Apartman sakini şikâyet ve talep süreci

Aidat ödemeyenlerin ortak alana serbestçe erişmesini adil bulmayan ve bu konuda bir şeyler yapılmasını isteyen bir sakinseniz, öncelikle bireysel şikâyetlerin sınırlı etki yarattığını bilmeniz gerekir. Yönetici, tek bir sakin talebi üzerine başka bir sakine ortak alan yasağı koyamaz; bu karar genel kurulun ya da yönetim planının yetkisindedir. Sizi bekleyen yol, kolektif hareket gerektiriyor.

İlk adım olarak, bu konuyu paylaşan diğer sakinlerle irtibata geçin ve yöneticiden olağan ya da olağanüstü genel kurul toplantısı talep edin. Toplantı gündemine, aidat borçlularına yönelik sosyal tesis kısıtlamasının görüşülmesini açıkça yazdırın. Gündemin muğlak kalmaması, toplantı çağrısının yasal süre içinde yapılması ve toplantıda yeter sayıya ulaşılması kararın sağlam zemine oturması için önemlidir.

Genel kurulda kararın alınması için gereken desteği sağlamak üzere önceden diğer maliklerle iletişim kurabilirsiniz. Borçlu sakin için dışlayıcı değil, caydırıcı bir mekanizma önerisi daha fazla destek toplar. Örneğin, borcu belli bir tutarı ya da süreyi aştığında sosyal tesislere geçici erişim kısıtlaması ve borç ödenmesi hâlinde kısıtlamanın otomatik kaldırılması gibi dengeli bir öneri karar aşamasında daha az itirazla karşılaşır.

Tüm bu süreçte yazılı kayıt tutmak sizin lehinize olacaktır. Yöneticiye yaptığınız başvuruları, toplantı talep dilekçelerini ve aldığınız yanıtları saklayın. Bu belgeler ileride genel kurul kararı itiraz sürecinde ya da yöneticinin sorumluluk meselesinde işinize yarayabilir. Biçimsel görünen bu adımlar, uyuşmazlık derinleştiğinde ciddi koruyucu değer taşır.

Yönetime Yazılı Talep Örneği:
"Sayın Yönetici, binamızda uzun süredir aidat borcunu ödemeyen sakinlerin sosyal tesisleri (havuz, spor salonu vb.) kullanmaya devam etmesi, düzenli aidat ödeyen sakinlerde ciddi bir adaletsizlik algısı yaratmaktadır. Bu konunun bir sonraki kat malikleri kurulu toplantısının gündemine alınarak sosyal tesis kullanım kısıtlamasına ilişkin bir karar oylanmasını talep ediyorum. Bilgilerinize saygıyla sunarım."

Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?

Apartman yönetim platformu borç takibi ve iletişim paneli

Aidat borcu ve ortak alan kullanımı gibi hassas konuların yönetilmesi, hem sakinler hem de yöneticiler için çoğu zaman gereksiz gerilim kaynağına dönüşür. Bu gerilimlerin temelinde, genellikle bilgiye erişimdeki asimetri yatar: Kim ne kadar borçlu, hangi ödeme ne zaman yapıldı, hangi kararlar alındı — bunları net olarak göremediğinizde yorumlar birbirine karışır, dedikodu başlar, iletişim kopar.

Site Yönetimi platformu, apartman ve site yönetimini dijital ortama taşıyarak bu şeffaflık sorununu doğrudan çözer. Sakinler, aidat ve ortak gider borç durumlarını kendi panellerinden anlık olarak görür; "ne kadar borcum var, ödemem geçti mi" sorusunun yanıtı için yöneticiye ulaşmak gerekmez. Bu şeffaflık, borç tartışmalarının büyük bölümünü başlamadan önler.

Bir sakin olarak ortak alanlara ilişkin bir şikâyet veya talebiniz olduğunda, bunu uygulama üzerinden yazılı ve tarih damgalı biçimde iletebilirsiniz. Bu kayıt hem sizin hem de yöneticinin korunmasını sağlar; sözlü iletişimin "ben söyledim, o söyledi" döngüsüne düşmezsiniz. Yöneticinin verdiği yanıt da sisteme kaydedildiği için hesap verebilirlik kendiliğinden oluşur.

Genel kurul kararı, aidat tahakkuk ve tahsilat süreçleri, borç bildirimleri gibi yönetimsel süreçlerin platformda takip edilmesi, özellikle ortak alan kısıtlaması gibi kararlarda kritik delil zinciri oluşturur. Bu sayede hem yönetici hem sakin, ileride herhangi bir itiraz ya da uyuşmazlık çıktığında hangi kararın ne zaman alındığını, kime ne zaman tebliğ edildiğini ispatlayabilir. Dijital kayıt, kâğıt belgeden çok daha güçlü bir güvence sunar.

Sık Yapılan Hatalar ve Yanlış Bilinenler

Apartman yönetiminde yapılan hukuki hatalar ve yanlış uygulamalar

Bu alanda en sık yapılan hatalardan biri, yöneticinin tek başına ve yazılı karar olmaksızın yasak koymasıdır. Yönetici, kat malikleri kurulunun kendisine verdiği yetkinin dışına çıkamaz. "Ben yöneticiyim, borcunu ödeyene kadar havuza giremezsin" demek, ne kadar iyi niyetle söylenirse söylensin, geçerli bir yasak kararı değildir ve itirazla karşılaşıldığında tutunmaz.

İkinci yaygın hata, yasağın kişisel bir çatışmanın aracına dönüştürülmesidir. Borçlu sakin aynı zamanda yöneticinin anlaşamadığı biri ise yasak, çatışmayı derinleştirir ve tarafsızlık ilkesini zedeler. Yasak kararının nesnel kriterlere dayalı, herkese eşit şekilde uygulanan bir kural olması hem hukuki hem sosyal açıdan sağlıklı sonuç verir.

Bir diğer yanılgı, kiracıların bu kararlardan hiç etkilenmeyeceği ya da tamamen korumasız olduğu yönündedir. Gerçekte kiracılar, ortak alan yasağından en çok etkilenen taraf olabilir. Bu nedenle kira sözleşmesinde ortak alanlara erişim koşullarının açıkça düzenlenmesi ve yasak kararı alındığında kiracının da bilgilendirilmesi şarttır.

  • Zorunlu ortak alanlara (merdiven, asansör, ana giriş) yasak koymak hukuken mümkün değildir.
  • Yönetim planında hüküm yoksa ve genel kurul kararı da alınmamışsa yöneticinin tek başına yasak koyması geçerli sayılmaz.
  • Yasak kararı yazılı, belirli kriterlere dayalı ve tüm sakinlere tebliğ edilmiş olmalıdır; sözlü duyuru yeterli değildir.

Son olarak, bazı sakinler "zaten bu karara kimse uymaz, boşuna uğraşma" diye düşünerek hiçbir adım atmaz. Oysa usulüne uygun alınan bir genel kurul kararı ve yönetim planı hükmü, sulh hukuk mahkemesinde icra yolu dahil uygulatılabilir niteliktedir. Pasif kalmak sorunun çözülmesine katkı sağlamaz; doğru kanallar kullanıldığında sonuç alınabilir.

İlgili Yasal Süreçler ve Merciler

Apartman uyuşmazlıklarında başvuru mercileri ve yasal süreç

Ortak alan kısıtlamasına ilişkin uyuşmazlıklarda başvurulacak temel merci, sulh hukuk mahkemesidir. Kat Mülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklarda bu mahkemeler görevlidir ve genellikle görev alanında bulunan sulh hukuk mahkemesine başvurulur. Dava açmadan önce, ilgili değer aralığı için zorunlu olan arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekmektedir; bu aşama hem taraflara zaman kazandırabilir hem de giderleri azaltabilir.

Aidat alacaklarının takibinde yönetici, icra hukuku çerçevesinde borçlu sakine karşı icra takibi başlatabilir. Bu süreç ortak alan kısıtlamasından bağımsız bir yoldur ve aidat alacağının tahsili için doğrudan kullanılabilir. Bazı yöneticiler, ortak alan kısıtlamasını bir baskı aracı olarak kullanmak yerine ya da bununla eş zamanlı olarak icra yolunu tercih eder; bu yaklaşım daha doğrudan sonuç verebilir.

Yasak kararının iptali için açılacak davada mahkeme; kararın usulüne uygun alınıp alınmadığını, orantılılık ilkesine riayet edilip edilmediğini ve yönetim planıyla uyumlu olup olmadığını inceler. Kararın genel kurulda usulsüz alındığı ya da yasak kapsamının çok geniş tutulduğu (zorunlu alanları da kapsadığı) hallerde mahkeme kararı iptal edebilir. Bu nedenle yasak kararı alınırken hukuki danışmanlık almak, ileride karşılaşılabilecek iptal riskini azaltır.

Bağımsız bölüm sahiplerinin hak ihlallerini bildirdiği Tüketici Hakları başvuru kanalları bu tür uyuşmazlıklarda doğrudan uygulama alanı bulmasa da apartman sakinleri, konut yönetimine ilişkin şikâyetlerini belediye tarafından hizmet veren uzlaşma birimleri aracılığıyla da aktarabilir. Bu yol bağlayıcı karar üretmez ancak arabuluculuk işlevi görebilir.

Kiracının Ortak Alan Hakları Hakkında Daha Fazla Bilgi

Aidat borcu konusu, kiracı hakları ve ortak alan kullanım uyuşmazlıklarıyla sık sık iç içe geçer. Konuya daha geniş bir perspektiften bakmak isteyenler için sitemizde iki ek kaynak mevcuttur: Kiracının ortak alanları (havuz, otopark) kullanım hakkı başlıklı yazımız, kiracının hangi koşullarda bu alanlardan yararlanabileceğini kapsamlı biçimde ele alır. Bunun yanı sıra aidat borcu nedeniyle ortak alan kullanımının kısıtlanabilirliği konusunu hukuki boyutuyla ayrıntılı inceleyen yazımız da konuya ışık tutmaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Aidat borcu olmayan bir sakin, borçlu komşusu yüzünden ortak alandan mahrum kalabilir mi?

Hayır. Ortak alan kısıtlaması kişiye özgüdür; borçlu olmayan bir sakin, başkasının borcundan dolayı bu kısıtlamadan etkilenmez. Bir yasak kararı alındığında bu karar yalnızca belirlenen kriterleri karşılayan (örneğin belirli süre veya miktarda aidat borcu bulunan) kişilere uygulanır. Düzenli aidat ödeyen bir sakin aynı karara dayanılarak kısıtlanamaz.

Yönetici yazılı karar olmadan beni ortak alandan men edebilir mi?

Hayır, tek başına ve yazılı karar olmaksızın yöneticinin ortak alan yasağı koyma yetkisi bulunmamaktadır. Bu tür bir kısıtlama ya yönetim planındaki açık bir hükme ya da kat malikleri kurulunun usulüne uygun aldığı karara dayanmalıdır. Yöneticinin sözlü ya da kişisel kararıyla uygulanan yasak geçersiz sayılır ve itiraz edilebilir.

Borcu malikin ödemesi gerekirken kiracı ortak alanı kullanamaz hâle gelirse ne olur?

Bu durum kiracı açısından ciddi bir mağduriyet oluşturur. Kiracı, kira sözleşmesinde yer alan ortak alan kullanım hakkından fiilen yoksun kalmaktadır. Kiracı bu mağduriyeti kiraya verene yazılı olarak bildirmeli ve malikin borcu ödemesini talep etmelidir. Sorun giderilmezse kiracının kira sözleşmesine ilişkin yasal haklarını kullanması gündeme gelebilir; hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Asansör veya merdivenin kullanımı da kısıtlanabilir mi?

Hayır. Asansör, merdiven ve dairelere ulaşım için zorunlu olan her alan, ortak alan yasağı kapsamına alınamaz. Bu tür alanların kullanımının engellenmesi, kişinin konutuna ve günlük yaşamını sürdürmesine erişimini fiilen kısıtlamak anlamına gelir ve hukuken geçerli kabul edilmez. Yasak yalnızca sosyal ve rekreasyonel tesisler için gündeme gelebilir.

Ortak alan yasağı kararına nasıl itiraz edebilirim?

Kararın usulsüz alındığını, orantısız uygulandığını ya da yönetim planıyla çeliştiğini düşünüyorsanız önce yöneticiye yazılı itiraz bildirimi gönderin. Bu yol sonuç vermezse sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Dava açmadan önce arabuluculuk aşamasının tamamlanması zorunluluğunu araştırmanız önerilir. Süreç boyunca yazılı belge ve ödeme makbuzlarınızı saklayın.

Borcumu ödedikten sonra yasak ne zaman kalkar?

Bu, alınan kararda veya yönetim planında belirtilen koşullara bağlıdır. İyi hazırlanmış bir karar metninde, borcun eksiksiz ödenmesi hâlinde kısıtlamanın derhal kaldırılacağı açıkça yer almalıdır. Eğer karar bu konuda sessizse, ödemenizi yaptıktan sonra yöneticiden yazılı olarak kısıtlamanın sona erdirilmesini talep edin ve yanıtı belgeleyin. Makul bir sürede yanıt alamamanız hâlinde sulh hukuk mahkemesine başvurma hakkınız doğabilir.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön