Karar yeter sayısı, bir kat malikleri kurulunun toplantısında bağlayıcı ve geçerli bir karar alabilmesi için sağlanması zorunlu olan minimum oy eşiğidir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, konunun niteliğine göre bu eşiği farklı biçimlerde belirler: olağan yönetim kararları için basit çoğunluk yeterken, yapıyı veya paydaşların temel haklarını etkileyen kararlar özel çoğunluk arar.
Karar Yeter Sayısının Hukuki Temeli

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, Türkiye'deki apartman ve site yönetiminin anayasası niteliğindedir. Kanun, kat maliklerinin ortak yaşam alanlarını nasıl yöneteceğini, hangi kararların nasıl alınacağını ve bu kararların geçerliliği için hangi çoğunlukların aranacağını ayrıntılı biçimde düzenler. Karar yeter sayısı da bu düzenlemenin merkezinde yer alır; çünkü yanlış bir çoğunlukla alınan karar, mahkemede iptal edilebilir.
Kanun'un bu alandaki temel mantığı, kararın toplumu ne ölçüde etkilediğiyle doğru orantılıdır. Sıradan bir yönetim gideri onayı tüm paydaşları çok az etkilerken, binanın ortak alanlarının başkasına devri ya da ana yapı üzerinde kalıcı değişiklik tüm kat maliklerini derinden ilgilendirir. Bu yüzden kanun koyucu, ağırlığı büyük kararlara daha yüksek çoğunluk eşiği koymuştur.
Uygulamada pek çok apartman yönetimi bu eşikleri yeterince bilmediği için sorun yaşar. Bir toplantıda katılanların yarısı artı biri el kaldırınca kararın alındığını sanan yöneticiler, aslında kanun tarafından özel çoğunluk şartına bağlanmış bir meseleyi basit çoğunlukla geçiriyor olabilir. İlerleyen bölümlerde bu iki farklı çoğunluk türünü tüm ayrıntılarıyla ele alacağız.
Bir diğer önemli husus, oy hesabının nasıl yapıldığıdır. Kanun kimi zaman "kat maliki sayısı" üzerinden, kimi zaman "arsa payı" üzerinden çoğunluk arar. Bu iki kavramın karıştırılması da hatalı karar alma süreçlerine yol açar. Özellikle büyük ve küçük bağımsız bölümlerin bir arada bulunduğu karma yapılarda arsa payı hesabı kritik bir hale gelir.
Basit Çoğunluk: Günlük Yönetimin Omurgası

Basit çoğunluk, toplantıya katılan ve oy kullanan kat maliklerinin yarısından fazlasının aynı yönde oy vermesiyle oluşur. Başka bir deyişle, karşı oyların sayısından bir fazla "evet" oyu yeterliliği sağlar. Bu çoğunluk türü, apartman ve site yönetiminin rutin işleyişine ilişkin kararlarda uygulanır.
634 sayılı Kanun'a göre basit çoğunlukla alınabilecek kararların başında yönetici seçimi ve görevden alınması gelir. Mevcut yöneticiden memnun olmayan kat malikleri, toplantıya katılanların çoğunluğu sağladığı takdirde yeni bir yönetici belirleyebilir. Benzer şekilde yıllık işletme bütçesinin onaylanması, olağan bakım ve onarım giderlerinin paylaşılması, ortak alan kullanım kurallarının güncellenmesi de çoğunlukla basit çoğunlukla karar bağlanır.
Şunu da belirtmek gerekir: basit çoğunluk yalnızca toplantıya katılanlar üzerinden hesaplanır, tüm kat malikleri üzerinden değil. Bir apartmanda 20 kat maliki varsa ve toplantıya yalnızca 12'si katılmışsa, 7 olumlu oy basit çoğunluğu sağlar. Ancak bu noktada toplantı yeter sayısının sağlanmış olması şartı ayrıca aranır; yani toplantının açılabilmesi için de belirli bir katılım oranı gerekmektedir.
Pratik bir örnek vermek gerekirse: Binanın merdivenlerinin boyanmasına karar verilecekse, bu tür bir olağan bakım gideri basit çoğunlukla onaylanabilir. Toplantıya 14 kişi katılmış ve 8'i "evet" demişse, karar geçerlidir. Geri kalan 6 kat maliki ret oyu kullanmış ya da toplantıya gelmemiş olsa da karar bağlayıcıdır. Bu esneklik, günlük yönetimi kolaylaştırır.
Özel Çoğunluk: Ağır Kararların Güvencesi

Özel çoğunluk ise salt katılımcı çoğunluğunun ötesinde, tüm kat malikleri veya arsa payları üzerinden belirlenen daha yüksek eşikleri ifade eder. Kanun, bu eşiği kararın niteliğine göre değiştirir: dörtte üç çoğunluk, beşte dört çoğunluk veya oybirliği gibi farklı oranlar devreye girebilir.
634 sayılı Kanun'un 45. maddesi kapsamında, kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından dörtte üç çoğunluğunun onayı gereken kararlar özellikle dikkat çeker. Ortak yerlerin yeniden inşası, güçlendirilmesi veya eklenti yapılması gibi kalıcı fiziksel müdahaleler bu eşiği zorunlu kılar. Düşünün: beş katlı bir apartmanda 20 daireden 15'inin malikinin hem sayı hem de arsa payı olarak bu eşiği aşması gerekir. Bu oldukça yüksek bir eşiktir ve kastı nettir: azınlığın hakkını korumak.
Daha da ağır bir eşik olan beşte dört çoğunluk, bağımsız bölüm eklenmesi ya da ortak yerler üzerinde irtifak hakkı kurulması gibi yapının temel niteliğini değiştiren işlemler için aranır. Son olarak oybirliği — yani tüm kat maliklerinin eksiksiz onayı — yalnızca en istisnai durumlarda gereklidir; örneğin bütün kat maliklerini etkileyen ve geri alınamaz nitelikte olan anlaşmazlıklarda. Bu kademeli yapı, demokratik katılımı ve azınlık korumasını dengeler.
Uygulamada özel çoğunluk gerektiren bir kararı basit çoğunlukla geçirmeye çalışan yöneticiler, daha sonra ciddi hukuki sorunlarla karşılaşır. İptal davası açan herhangi bir kat maliki, mahkemenin bu kararı geçersiz saymasını sağlayabilir. Bu durum hem maddi hem de zaman kaybına yol açar; dolayısıyla hangi kararın hangi çoğunluğu gerektirdiğini baştan net biçimde bilmek çok önemlidir.
Toplantı Yeter Sayısı ile Karar Yeter Sayısını Karıştırmayın

Pratikte en sık karışıklığa yol açan nokta, toplantı yeter sayısı ile karar yeter sayısının birbirine karıştırılmasıdır. Bu iki kavram birbirinden tamamen farklıdır ve farklı aşamalara aittir. Toplantı yeter sayısı, toplantının açılabilmesi için sağlanması gereken minimum katılım oranıdır. Karar yeter sayısı ise toplantı açıldıktan sonra geçerli bir kararın alınabilmesi için gereken oy eşiğidir.
634 sayılı Kanun'a göre kat malikleri kurulunun toplantı yapabilmesi için, kat maliklerinin sayı ve arsa payı bakımından yarısından fazlasının toplantıya katılması gerekir. İlk toplantıda bu yeter sayı sağlanamazsa ikinci toplantı düzenlenir; ikinci toplantıda ise katılan kat maliki sayısına bakılmaksızın mevcut maliklerle toplantı açılabilir. Ancak bu ikinci toplantıda da alınacak kararlar için yine ilgili çoğunluk şartları geçerliliğini korur.
Bir senaryo üzerinden düşünelim: 30 daireli bir sitede ilk toplantıya yalnızca 10 kişi gelmiştir, toplantı yeter sayısı sağlanamaz ve toplantı ertelenir. İkinci toplantıda 12 kişi gelir; toplantı açılır. Ama bu toplantıda özel çoğunluk gerektiren bir konu gündeme taşınmak istenirse — örneğin çatının yeniden inşası — 12 kişinin oybirliği yetmez; tüm 30 malikten gerekli oranın sağlanması aranır. Toplantının açılması ile kararın geçerliliği iki ayrı hukuki basamaktır.
Bu ayrımı net kavramak, özellikle büyük sitelerde yöneticilik yapan kişiler için son derece kritiktir. İkinci toplantıda "artık ne karar alsak geçer" gibi yanlış bir anlayışla hareket etmek, ileride hukuki anlaşmazlıklara kapı aralar. Doğru yönetim anlayışı, her aşamada kanunun öngördüğü eşiği doğru hesaplamaktır.
Arsa Payı Üzerinden Hesaplama: Göz Ardı Edilen Boyut

634 sayılı Kanun, pek çok durumda çoğunluğu yalnızca kat maliki sayısı üzerinden değil, aynı zamanda arsa payı üzerinden de hesaplanmasını şart koşar. Bu "çift kriter" yaklaşımı, büyük bağımsız bölümlere sahip maliklerin küçük daireli malikleri sayısal üstünlükleriyle ezmesini ya da tam tersinin yaşanmasını önlemeye yönelik bir denge mekanizmasıdır.
Arsa payı, kat mülkiyeti tapusunda her bağımsız bölüm için ayrıca belirtilir ve genellikle bağımsız bölümün büyüklüğüyle orantılıdır. Örneğin 200 metrekarelik bir penthouse, 60 metrekarelik bir studio daireden çok daha yüksek bir arsa payına sahiptir. Bu nedenle çift kriter arayan bir çoğunluk hesabında hem kaç malik evet dedi hem de bu maliklerin toplam arsa payı ne kadar soruları birlikte cevaplanmalıdır.
Pratikte bu hesabı manuel yapmak, özellikle onlarca bağımsız bölümden oluşan büyük sitelerde zaman alıcı ve hata yapmaya açık bir iştir. Genel kurul yönetim yazılımları, bu hesaplamayı otomatik olarak yaparak hem yöneticilerin hem de denetçilerin işini kolaylaştırır; hangi kararın hangi çoğunluğu sağladığını anlık olarak raporlar.
Bir örnek vermek gerekirse: 10 daireli bir apartmanda arsa payları eşit dağılmamışsa, 6 daire sahibinin "evet" oyu sayı bakımından çoğunluğu sağlayabilir ama bu 6 kişinin toplam arsa payı %50'nin altında kalıyorsa arsa payı kriteri karşılanmamış demektir. Her iki kriterin de aynı anda sağlanması gerekir; biri eksikse karar geçersiz kalır. Bu nüansı yönetim toplantısında ihmal etmek, aylar sonra mahkemede çok daha ağır bir fatura ödemeye yol açabilir.
Hangi Karar Hangi Çoğunluğu Gerektirir? Pratik Tablosu

Hangi kararın hangi çoğunluğu gerektirdiğini tek bir bakışta görmek için aşağıdaki tabloyu kullanabilirsiniz. Bu tablo 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun ilgili maddelerine dayanmaktadır; ancak her somut durumda bir hukuk uzmanına danışmak en doğru yaklaşım olacaktır.
| Karar Türü | Gereken Çoğunluk | Hesap Tabanı |
|---|---|---|
| Yönetici seçimi / görevden alma | Basit çoğunluk (katılanlar) | Katılan kat maliki sayısı |
| Yıllık işletme bütçesi onayı | Basit çoğunluk (katılanlar) | Katılan kat maliki sayısı |
| Olağan bakım ve onarım giderleri | Basit çoğunluk (katılanlar) | Katılan kat maliki sayısı |
| Ortak yerlerin yeniden inşası / güçlendirme | Dörtte üç (4/5) çoğunluk | Tüm kat maliki sayısı ve arsa payı |
| Ortak alanlara eklenti yapılması | Dörtte üç (4/5) çoğunluk | Tüm kat maliki sayısı ve arsa payı |
| Bağımsız bölüm eklenmesi | Beşte dört (5/5) çoğunluk | Tüm kat maliki sayısı ve arsa payı |
| Ortak yer üzerinde irtifak hakkı kurulması | Beşte dört çoğunluk | Tüm kat maliki sayısı ve arsa payı |
| Tüm malikleri bağlayan kararlar (istisnai) | Oybirliği | Tüm kat malikleri |
Bu tablonun özeti şudur: rutin yönetim kararları için katılımcı çoğunluğu yeterlidir; yapıyı ve mülkiyeti etkileyen kalıcı kararlar için tüm paydaşlar üzerinden yüksek eşikler aranır. Tablonun sizi yönlendirici bir özet olduğunu unutmayın; her karar için kanun metnini ve gerekiyorsa hukuk uzmanını esas alın.
Vekaleten Oy Hakkı ve Karar Yeter Sayısına Etkisi

634 sayılı Kanun, kat maliklerine toplantıya bizzat katılma zorunluluğu getirmemekte; vekil aracılığıyla oy kullanma hakkı tanımaktadır. Bu hak, özellikle yurt dışında yaşayan ya da seyahatte olan malikler için büyük önem taşır. Ancak vekaleten oy kullanımının da kanuni çerçevesi vardır; bu çerçevenin dışına çıkan vekâletnameler geçersiz sayılabilir.
Vekâletnamelerin yazılı olması gerekir; sözlü yetki yeterli değildir. Ayrıca vekil olarak belirlenen kişinin de kat maliki olması şartı bazı durumlarda aranır. Uygulamada bu şartın gözden kaçırıldığı ve vekaletname olmaksızın ya da geçersiz vekâletlerle toplantıya katılan kişilerin oy kullandığı durumlar yaşanmaktadır. Bu durum daha sonra kararların iptali için zemin oluşturabilir.
Karar yeter sayısı hesabında da vekâlet önemli bir rol oynar. Vekilin temsil ettiği malikler, toplantı yeter sayısı ve oy hesabında dikkate alınır. Dolayısıyla toplantıya bizzat gelmek istemeyen ama kararları etkilemek isteyen bir kat maliki, geçerli bir vekâletname düzenleyerek hem toplantı yeter sayısına katkı sağlayabilir hem de oy hakkını kullandırabilir. Bu imkânı kullanan malikler, apartman yönetimine gerçek anlamda katılım sağlamış olur.
Özellikle büyük sitelerde vekâlet yönetimi karmaşık bir hal alabilir. Onlarca vekâletname belgesini toplantı öncesi incelemek, geçerliliğini kontrol etmek ve oy sayımına dahil etmek ciddi bir organizasyon gerektirir. Bu tür süreçleri düzenli bir şekilde yönetebilmek için apartman yönetim programları üretilen vekâletnameleri kayıt altına alabilir ve toplantı oturumu açıldığında otomatik olarak oy hesabına yansıtabilir.
Geçersiz Kararların Hukuki Sonuçları

Karar yeter sayısını sağlamadan alınan kararlar, hukuki açıdan geçersizdir ya da iptale tabidir. Geçersiz bir kararla başlatılan uygulama süreci — yüklenici sözleşmesi, bakım hizmeti, inşaat başlangıcı — sonradan ciddi maddi zarara dönüşebilir. Bu nedenle usulsüz alınmış bir kararı fark eden kat malikleri hukuki yollara başvurma hakkına sahiptir.
634 sayılı Kanun uyarınca, kat malikleri kurulunun kanuna ve yönetim planına aykırı kararlarına karşı her kat maliki sulh hukuk mahkemesine itiraz edebilir. Kararın iptali davası, kararın öğrenildiği tarihten itibaren belli süreler içinde açılmalıdır. Mahkeme, kanundaki çoğunluk şartlarının sağlanıp sağlanmadığını denetler; şartlar karşılanmamışsa kararı iptal eder.
Bu tür davaların pratikte nasıl sonuçlandığına bakıldığında, mahkemelerin usul hatalarına oldukça hassas olduğu görülür. Toplantı çağrı usulüne uyulmamış, gerekli çoğunluk sağlanmamış ya da vekâletname geçersizmiş gibi şekli eksiklikler, öz itibarıyla doğru olan bir kararı bile iptal ettirebilir. "Karar doğruydu ama yanlış şekilde alındı" savunması, mahkemelerde pek rağbet görmez.
Uyarı: Özel çoğunluk gerektiren bir konuyu (örneğin binanın güçlendirilmesi) basit çoğunlukla karara bağlamak ve bu doğrultuda ihale açmak ciddi hukuki risk yaratır. Yüklenici ile sözleşme imzalandıktan sonra kararın iptali ciddi maddi ve zaman kaybına neden olabilir. Her önemli karardan önce kanundaki çoğunluk şartını teyit edin; gerektiğinde bir avukattan görüş alın. Bu makale genel bilgi amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Dijital Araçlarla Karar Yönetimi: Hata Riskini Azaltma

Karar yeter sayısı hesabındaki insan hatası riskini en aza indirmenin en pratik yolu, bu süreci dijitalleştirmektir. Kat maliki sayısını, arsa paylarını ve vekâletnameleri elle takip etmek yerine yazılım destekli bir sistem kurmak hem zaman kazandırır hem de hukuki hata riskini önemli ölçüde düşürür.
Modern genel kurul yazılımları, kat malikleri kurulu toplantısı için ihtiyaç duyulan tüm verileri merkezi bir yapıda tutar. Sistem, her kat malikinin arsa payını bilir; toplantı davetiyelerini gönderir; katılım listesini yönetir; oylamalarda hangi kararın hangi çoğunluğu gerektirdiğini otomatik olarak denetler ve sonuçları anında raporlar. Bu sayede yönetici, bir toplantının ortasında "bu karar için kaç oy gerekiyordu?" diye düşünmek zorunda kalmaz.
Aynı zamanda toplantı tutanakları dijital olarak hazırlanabilir ve arşivlenebilir. Kanunun öngördüğü sürelerde itiraz gelen durumlarda, tüm oy kayıtları ve katılım belgelerine anında erişim sağlanabilir. Bu şeffaflık hem malikler arasındaki güveni artırır hem de olası davalarda güçlü bir savunma zemini oluşturur.
Küçük apartmanlarda bile dijital yönetim araçlarına geçiş, özellikle toplantı dönemlerinde büyük kolaylık sağlar. Belge kayıpları, el yazısı tutanak hataları ya da arsa payı hesap yanlışlıkları gibi sık karşılaşılan sorunlar bu sayede büyük ölçüde önlenebilir. Yönetiminizi dijitale taşımak için ihtiyaçlarınıza uygun bir yazılım araştırmak iyi bir başlangıç noktasıdır.
Kararların Tebliği ve Bağlayıcılığı

Geçerli çoğunlukla alınan bir karar, toplantıya katılmayan ya da ret oyu kullanan kat maliklerini de bağlar. Bu kural, ortak yaşamın sürdürülebilirliği açısından zorunludur; aksi takdirde her itiraz eden malik kararın uygulanmasını bloke edebilir. Ancak bu bağlayıcılık, ancak usulüne uygun alınmış kararlar için geçerlidir.
Kararların bağlayıcı olabilmesi için toplantı tutanağının eksiksiz hazırlanması ve ilgili tüm kat maliklerine tebliğ edilmesi gerekir. Tutanakta kararın nasıl alındığı, oy sayıları ve varsa ret ya da çekimser oyların belirtilmesi, olası itirazlarda önem taşır. Tebligat usulüne uyulmaması, kararın bağlayıcılığını zayıflatabilir.
Alınan kararların muhasebe ve bütçe boyutunu da ihmal etmemek gerekir. Özellikle büyük onarım ya da güçlendirme projeleri onaylandıktan sonra finansal planlama, aidat toplama ve ödeme süreçlerinin düzenli yönetimi kritik hale gelir. Apartman muhasebe programları, bu süreçleri otomatize ederek yöneticilerin hem kararları hem de mali akışı şeffaf biçimde izlemesine olanak tanır.
Kararların uygulanması aşamasında da dikkat edilmesi gereken noktalar vardır. Alınan karar doğrultusunda ihaleye çıkılması, yüklenici seçimi ya da ek aidat toplanması gibi adımlar, karar tutanağına dayandırılmalı ve belgelere eklenmelidir. Bu süreç şeffaf ve izlenebilir olduğu sürece hem yönetici hem de malikler açısından sağlıklı bir hukuki zemin oluşur.
Yönetim Planı ile Kanun Arasındaki İlişki

Her apartman ya da sitenin, kurulumu sırasında hazırlanan ve tapuya tescil edilen bir yönetim planı bulunur. Bu plan, binanın iç işleyişine ilişkin özel kuralları içerebilir ve kimi zaman 634 sayılı Kanun'un belirlediği eşiklerden farklı çoğunluk oranları öngörebilir. Peki kanun mu öne geçer, yoksa yönetim planı mı?
Genel kural şudur: yönetim planı, kanunun emredici hükümlerini aşağıya çekemez; yani kanunun özel çoğunluk öngördüğü bir konuda yönetim planı basit çoğunlukla yetineceğini söyleyemez. Ancak yönetim planı bazı alanlarda daha yüksek koruma eşikleri koyabilir ya da kanunun esneklik tanıdığı konularda farklı düzenlemeler getirebilir. Bu nedenle yönetim planını dikkatlice okumak, kanunun yanı sıra bu planı da uygulamak gerekir.
Uygulamada pek çok apartmanda yönetim planının en son ne zaman okunduğu bile bilinmez. Tapuya tescil edildiği günden bu yana hiç güncellenmemiş, onlarca yıllık planlar yürürlükte olabilir. Bu planlar, bugünkü yaşam koşullarına artık uymayan hükümler içerebilir. Yönetim planının güncellenmesi ise kararın niteliğine göre oldukça yüksek bir çoğunluk gerektirebilir — ki bu da ayrıca dikkat edilmesi gereken bir süreçtir.
Sonuç olarak karar yeter sayısı meselesini tam olarak kavramak için hem 634 sayılı Kanun'u hem de kendi sitenizin yönetim planını birlikte değerlendirmeniz gerekir. İki belge arasında çelişki varsa hukuki yorumlama gerekebilir. Bu tür karmaşık durumlarda bir avukattan veya uzman bir yönetimden destek almak, yanlış adım atmanın önüne geçer.
Sık Sorulan Sorular

Toplantıya az kişi katılmışsa alınan kararlar yine de geçerli midir?
Ret oyu kullanan kat maliki alınan kararla yine de bağlı mıdır?
Arsa payı ile kat maliki sayısı her zaman birlikte mi hesaplanır?
Yönetim planı karar çoğunluklarını değiştirebilir mi?
Genel kurul toplantılarınızda karar yeter sayısı hesaplamalarını manuel yapmak yerine dijital çözümlerden yararlanmak, hem hata riskini azaltır hem de süreçleri şeffaf kılar. Genel kurul yönetim yazılımımız, arsa payı hesabından toplantı tutanağına, vekâletname yönetiminden oy sayımına kadar tüm süreci tek platformdan yönetmenize olanak tanır. Hukuki uyumluluğu artırmak ve yönetim yükünü hafifletmek için bugün keşfedin.