Site Yönetimi

Sözleşmedeki Kira Artış Maddesi Belirsizse Yeni Dönem Kirası Nasıl Hesaplanır?

Kira artış maddeniz "taraflarca kararlaştırılacak oranda" gibi muğlak bir ifade içeriyorsa ya da hiç yoksa yeni dönem kiranızı kanun belirleme kurallarına göre hesaplamak zorundasınız. İşte adım adım yapmanız gerekenler.

Sözleşmedeki Kira Artış Maddesi Belirsizse Yeni Dönem Kirası Nasıl Hesaplanır?

Kira sözleşmenizdeki artış maddesi "taraflarca serbestçe belirlenecektir" veya "günün koşullarına göre artırılacaktır" gibi muğlak bir ifadeyle yazılmışsa ya da artış maddesi hiç yoksa, yeni dönem kiranız otomatik olarak boşlukta kalmaz. Türk Borçlar Kanunu, bu boşluğu dolduracak açık bir kural koymuştur: beş yılını doldurmamış konut ve çatılı işyeri kiralarında uygulanacak artış, bir önceki kira yılı için açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) on iki aylık ortalama değişim oranını geçemez. Daha uzun süreli sözleşmelerde ise hakim piyasa koşullarını esas alarak "hakkaniyete uygun" bir kira bedeli belirler. Pratik sonuç şudur: belirsiz bir madde, kiracıya sınırsız artışa açık kapı bırakmaz; tam tersine kanun güvencesi devreye girer.

Belirsiz Artış Maddesi Nedir, Nasıl Anlaşılır?

Sözleşmede belirsiz artış maddesi — iki taraf arasında muğlak kira koşulu

Bir artış maddesi, her iki tarafın da sözleşmeyi imzalamadan önce uygulanacak oranı ya da oranın hesaplanma yöntemini kesin biçimde öngörebildiği durumlarda geçerli sayılır. "Her yıl %10 artırılacaktır" ya da "TÜFE on iki aylık ortalaması esas alınacaktır" gibi ifadeler belirli kabul edilir; matematiksel olarak tartışmasız hesap yapılabilir. Buna karşın "taraflarca mutabık kalınacak oranda", "enflasyona paralel şekilde", "uygun oranda artırılacaktır" veya "piyasa koşullarına göre" gibi ifadeler hukuk terminolojisinde belirsiz sayılır çünkü oran, her iki tarafın ileride anlaşmasına bırakılmıştır.

Pratik açıdan daha yaygın olan sorun ise artış maddesinin hiç kaleme alınmamış olmasıdır. Uzun yıllar önce imzalanmış, kısa tutulan sözleşmelerde ya da standart matbaa kira sözleşmelerinde bu boşlukla sıkça karşılaşılır. AVM'lerdeki mağaza kiraları veya plaza ofis sözleşmelerinde zaman zaman "artış miktarı müzakere edilecektir" gibi bir anlayışla madde bilinçli olarak muğlak bırakılır; taraflar ileriki bir tarihe artış görüşmesini ertelemek ister. Oysa bu yaklaşım, sözleşmenin ilerleyen döneminde ciddi anlaşmazlıklara zemin hazırlar.

Belirsizliği saptamanın en pratik testi şudur: sözleşmeyi hiç görmemiş ve tarafları tanımayan bir üçüncüye verin; artış oranını kalem kağıtla hesaplayabiliyorsa madde belirlidir, hesaplayamıyorsa belirsizdir. Bu sınav çok sayıda sözleşmeyi "belirsiz" kategorisine sokar ve kanuni güvencenin devreye gireceği anlamına gelir.

Kanuni Çerçeve: Türk Borçlar Kanunu Ne Diyor?

Kira hukukunda kanuni çerçeve — kanun kitabı ve adalet terazisi

Türk Borçlar Kanunu'nun çatılı işyeri kiralarına ilişkin hükümleri, konut kiralarıyla büyük ölçüde örtüşen ancak bazı önemli farklılıklar da barındıran bir çerçeve çizer. Temel kural, kira artışının taraflarca serbestçe kararlaştırılabileceği; ancak bu kararlaştırmanın TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranıyla sınırlanabileceği yönündedir. Sözleşmede artış oranı belirtilmemiş ya da belirlenemez hale gelmişse kanun, tarafların anlaşamadığı durumda hakimin müdahalesine izin verir.

Beş yılı dolduran kira sözleşmelerinde kural daha kapsamlı işler. Kanun, bu eşiği geçmiş ilişkilerde hakim tarafından "hakkaniyete uygun" kira belirlenebilmesine olanak tanır. Hakim bu değerlendirmeyi yaparken emsal kira bedellerini, yapının durumunu, bölgedeki genel kira eğilimlerini ve tarafların uzun dönemde birbirlerine sağladığı menfaatleri dikkate alır. Bu süreç öngörülebilirliği bir ölçüde azaltır; dolayısıyla tarafların kendi aralarında müzakere yoluyla netleştirilmiş bir artış oranına bağlanması her zaman daha sağlıklı bir yoldur.

Ticari kiralarda — özellikle AVM mağaza sözleşmelerinde — sözleşme serbestisi daha geniş tutulmuş olmakla birlikte, kanuni sınırların tamamen devre dışı bırakıldığı söylenemez. Emredici hükümlerin aksine düzenleme yapılması, o düzenlemenin geçersiz sayılması sonucunu doğurur. Bu nedenle "TÜFE sınırı uygulanmaz" şeklinde yazılmış bir maddenin yargı önünde ne kadar tutunabileceği tartışmalı olmaya devam eder; hukuk danışmanınızla bu konuyu özellikle değerlendirmenizi öneririz.

Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise sözleşme döneminin başlangıcıdır. Kanunun öngördüğü TÜFE sınırı, her yeni kira döneminin başında "bir önceki yılın" TÜFE ortalamasına bakılarak hesaplanır. Enflasyonun yüksek seyrettiği dönemlerde bu oran ciddi rakamlara ulaşabilir; dolayısıyla kiracı açısından "kanun kural koymazsa zararlı çıkarım" varsayımı her zaman doğru değildir.

Adım Adım Hesaplama Süreci

Kira artışı hesaplama adımları — merdivenli süreç akışı

Belirsiz artış maddesinin karşısında kalan kiracı ya da kiraya veren için ilk adım, sözleşme süresiyle kira dönemini doğru tespit etmektir. Sözleşme başlangıç tarihinizi ve yenileme dönemlerinizi netleştirin; kira döneminin ne zaman başladığını bilmek, hangi dönemin TÜFE verisine bakmanız gerektiğini belirler. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) aylık yayımladığı TÜFE tablolarından "on iki aylık ortalama değişim" sütununu bulun; bu sütun, kanunun atıfta bulunduğu referans değerdir.

İkinci adımda mevcut kira bedelinizi bu oranla çarpın. Örnek vermek gerekirse mevcut aylık kiranız 50.000 TL ve ilgili dönem için açıklanan on iki aylık TÜFE ortalama değişimi yüzde kırk beşse, yasal üst sınır 50.000 × 1,45 = 72.500 TL olur. Bu rakam, belirsiz artış maddesi nedeniyle tarafların üzerinde uzlaşamaması halinde mahkemede veya arabuluculukta referans alınacak üst sınırdır. Kiraya verenin bu sınırı aşan bir talepte bulunması ya da kiracının bu sınırın altında kalmayı hak ettiği şeklinde yorumlaması her ikisi de hatalı bir tutum olacaktır.

Üçüncü adım, taraflar arasında yazılı bir mutabakat belgesi oluşturmaktır. Hesapladığınız oranı karşı tarafa yazılı olarak bildirin; e-posta, noter kanalı veya taahhütlü mektup gibi ispat değeri yüksek yolları tercih edin. Karşı tarafın yanıt vermesi halinde müzakere zemini oluşur; yanıt vermemesi halinde ise bu yazışma ileride arabuluculuk veya dava sürecinde güçlü bir delil olarak işlev görür. Sözlü anlaşmaların bu tür davalarda ispat güçlüğü yarattığını, dolayısıyla her iletişimi yazıya dökmek gerektiğini özellikle vurgulayalım.

Dördüncü adım olarak, eğer taraflar arasında anlaşma sağlanamıyorsa zorunlu arabuluculuk sürecini başlatın. Ticari kiralarda uyuşmazlıkların dava yoluna taşınmadan önce arabuluculukta çözülmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri ortalama dört ile sekiz hafta sürer ve genellikle karşılıklı uzlaşmayla sonuçlanır. Anlaşma tutanağı imzalandığında icra edilebilir nitelik kazanır; bu da yargı sürecinden önemli ölçüde tasarruf sağlar.

AVM ve Plaza Kiralarında Özel Durumlar

AVM ve plaza kira uyuşmazlığı — ticari bina kesit görünümü

AVM kira sözleşmeleri, standart konut veya ofis sözleşmelerine kıyasla çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Temel kira bedelinin yanı sıra ciro payı, ortak alan gider katkısı, pazarlama fonu katkısı, enerji bedeli ve servis bedeli gibi kalemler bütçenizin önemli bir bölümünü oluşturabilir. Artış maddesinin belirsiz olduğu durumlarda bu ek kalemlerin her birinin ayrı ayrı ele alınması gerekir; temel kiraya uygulanan artış oranının ortak gider katkısına da otomatik yansıyıp yansımayacağı sözleşmede açıkça düzenlenmemişse tartışmaya açıktır.

Ciro bazlı kira modellerinde artış maddesi belirsizliği farklı bir boyut kazanır. Temel kira sabit tutulmuş, kira bedelinin büyük kısmı aylık ciroya bağlanmışsa ve artış maddesi belirsizse, anlaşmazlık genellikle asgari garanti kira üzerinde yoğunlaşır. Kiracı, cironun artışını zaten kiraya yansıdığını öne sürerken AVM yönetimi sabit bileşenin de artırılması gerektiğini savunabilir. Bu çatışma, kira bedelinin hangi bileşeninin ne kadar artacağına dair net bir tablonun olmadığı durumlarda defalarca görülmüştür.

Plaza ofis kiralamalarında ise ortak giderler ve yönetim aidatları zaman zaman ayrı bir sözleşmeyle düzenlenir; bazen de kira sözleşmesine dahil edilir. Artış maddesinin belirsizliği bu ikinci senaryoda daha da karmaşık bir hal alır. Sözleşmenizde "kira ve aidatlar ayrı fatura edilir" deniliyorsa aidatların artış rejimine dair bağımsız bir hüküm arayın. Böyle bir hüküm yoksa aidatlar için kira artış kuralının mı yoksa genel hizmet sözleşmesi kurallarının mı geçerli olduğu belirsizleşir. Kira sözleşmesi ile hizmet sözleşmesinin aynı belgede birleştirilmesinin doğurduğu bu karmaşa, özellikle küçük ve orta ölçekli firmaların ofis kiralarında sıklıkla karşılaştığı bir sorun kaynağıdır.

Uzun vadeli kira sözleşmelerinde — beş, on, on beş yıllık AVM veya plaza kira taahhütlerinde — artış maddesinin muğlak bırakılması ilerleyen dönemde her iki taraf için de büyük bir risk taşır. Enflasyonun beklenmedik biçimde yükseldiği ya da düştüğü dönemlerde taraflardan biri ciddi biçimde aleyhine düşen bir durum yaşayabilir. Bu riski yönetmek için uzun vadeli sözleşmelerde TÜFE sınırının yanı sıra döviz kuru, Euro bölgesi enflasyonu veya bağımsız bir endeks gibi ikincil bir referans noktası belirlenmesi tavsiye edilir.

Kiraya Veren Tarafından Gelen Artış Talebi: Nasıl Yanıt Verilir?

Kiraya verenden gelen artış talebi — yazışma süreci

Kiraya verenin "yeni dönemden itibaren kiralarınız yüzde seksen artacak" gibi tek taraflı bir bildirim gönderdiği durum, özellikle AVM mağaza sahipleri ve kiracıları arasında en sık karşılaşılan senaryolardan biridir. Bu bildirimi aldığınızda paniklemek yerine önce sözleşmenizi elinize alın ve artış maddesini dikkatle inceleyin. Madde belirsizse ya da hiç yoksa tek taraflı bildirimle bu artışın uygulanması mümkün değildir; karşı tarafa bunu açıkça ve yazılı olarak bildirmeniz gerekir.

Yanıt yazınızda sözleşmenin imza tarihini, madde numarasını (varsa), artış maddesinin belirsiz niteliğini ve kanunun belirsizlik halinde uygulanacak üst sınırı belirlemesi nedeniyle bildirilen oranın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu açıklayın. Yanıt mektubunu noterden göndermek ya da en azından iade taahhütlü posta ile iletmek, ileride yaşanabilecek yargı sürecine katkı sağlayacak ispat belgeleri oluşturmanıza yardımcı olur. E-postayla gönderim de kabul edilmekle birlikte, e-postanın ulaşıp ulaşmadığını belgelemeniz önem taşır.

Kiraya verenin ısrar etmesi ve artırılmış kirayı faturaya yansıtması halinde yüksek miktarı ödemek yerine kanuni üst sınır tutarında ödeme yapın; aradaki fark için "ihtirazi kayıt" koyarak ödeme yaptığınızı, bu bedeli kabul etmediğinizi yazılı olarak bildirin. Bu adım kritik önem taşır; çünkü ihtirazi kayıt koymadan yapılan ödeme, yeni kira bedelini zımnen kabul ettiğiniz şeklinde yorumlanabilir. Söz konusu pozisyonu bir avukatla teyit ettirmenizi öneririz.

Örnek İhtirazi Kayıt İfadesi:
"[Tarih] tarihli kira artış bildiriminizi aldım. Sözleşmemizin [X. Maddesi / ilgili madde] belirsiz nitelik taşımakta olup tarafımızca talep edilen oran hukuken kabul edilmemektedir. [Dönem] kirasını kanuni üst sınır olan [tutar] TL olarak ödüyorum; aradaki [tutar] TL fark için ihtirazi kayıt koyarak bu tutarın kira bedeli olarak kabul edilmediğini bildiriyorum."

Arabuluculuk ve Dava Süreci: Ne Beklemeli?

Kira uyuşmazlığında arabuluculuk süreci — yuvarlak masa müzakeresi

Ticari kira uyuşmazlıklarında dava yoluna gidilmeden önce zorunlu arabuluculuk aşamasının tamamlanması gerekmektedir. Arabuluculuk başvurusunu karşı tarafla iletişimin kesildiği ya da iletişimin verimsizleştiği noktada, yeni kira dönemi başlamadan mümkün olan en kısa sürede yapmak stratejik açıdan faydalıdır. Arabuluculuk süreci, yılın yoğunluğuna ve tarafların uyumuna bağlı olarak birkaç oturumda tamamlanabilir; somutlaşan anlaşma tutanağı icra edilebilir nitelik taşıdığından mahkeme kararı aramaya gerek kalmaz.

Arabuluculukta anlaşma sağlanamaması halinde dava açılabilir. Kira tespit davası, mevcut kira bedelinin piyasa koşullarına ve kanuni sınırlara göre mahkemece belirlenmesini sağlar. Bu süreç ortalama altı aydan birkaç yıla kadar uzayabilir; bölgeye, mahkemenin iş yüküne ve bilirkişi sürecine bağlı olarak değişir. Mahkeme genellikle bölgedeki emsal kiraları araştırmak üzere bir bilirkişi atar; bilirkişi raporu dava sonucunu büyük ölçüde belirler. Dolayısıyla bilirkişi ataması aşamasında itirazlarınızı ve karşı argümanlarınızı detaylı biçimde sunmak son derece önemlidir.

Dava açarken dikkat edilmesi gereken bir nokta, kira tespit davasının geriye dönük değil ileriye dönük sonuç üretmesidir. Mahkeme kararı yeni bir kira bedeli belirler; genellikle dava açılış tarihi veya dava ile ilgili tebligat tarihi esas alınır. Bu nedenle geçmiş dönem kira farklarını talep etmek için farklı bir hukuki zemin gerekebilir; avukatınızla bu ayrımı net biçimde tartışmanız gerekir.

Dava sürecinde binalara özgü önemli bir detay da "emsal kira" araştırmasının kapsamıdır. Aynı AVM içindeki benzer büyüklükteki mağazalar veya aynı plaza içindeki benzer katlardaki ofisler doğal emsal kaynakları olsa da bu verilere ulaşmak her zaman kolay değildir. Kiracı olarak açık piyasadan, gayrimenkul danışmanlarından veya ticaret odalarından derlenen kira endeksi verilerini önceden hazırlamanız, bilirkişi sürecinde lehinize bir çerçeve oluşturmanıza yardımcı olabilir.

Sıklıkla Yapılan Hatalar ve Bunlardan Kaçınma Yolları

Kira artışında sık yapılan hatalar ve kaçınma yolları

En yaygın hatanın başında, tarafların kira dönemini yanılgıyla hesaplaması gelir. Kira dönemi her zaman takvim yılıyla örtüşmez; sözleşme Nisan ayında başladıysa artış bildirimi bir sonraki Nisan başında yapılmalıdır. Kiraya veren Ocak başında "bu ay artış bildiriyorum" dediğinde dönem hesabı hatalı olabilir; bu tarihsel detay arabuluculuk ve yargı süreçlerinde tarafların ilk itiraz noktası haline gelir. Sözleşmenizin hangi ay ve günde başladığını bir kez daha teyit edin.

İkinci sık hata, yazılı bildirim yapılmamasıdır. Birçok küçük esnaf ya da kiracı firma, artış konusunu telefonla ya da yüz yüze konuştuğunu, karşı tarafın kabul ettiğini ya da etmediğini sanarak yargı sürecine girer; ancak bu sözlü iletişimi ispatlayacak hiçbir belgesi yoktur. Kira konusundaki her görüşme — olumlu sonuçlansın ya da sonuçlanmasın — yazıya dökülmeli ve karşı tarafa iletilmelidir.

Üçüncü hata, teklif edilen yeni kirayı sessiz sedasız ödemektir. Artış oranını haksız bulan kiracılar zaman zaman "şimdilik ödeyelim, sonra itiraz ederiz" şeklinde bir tutum benimser. Oysa ihtirazi kayıt konulmadan yapılan ödemeler ileride "kabul" olarak yorumlanabilir. Haksız bulduğunuz artışı ödüyorsanız, her ödeme dekontuna yazılı ihtirazi kaydınızı ekleyin.

Son olarak, avukat danışmanlığını erteleme hatası sıkça görülür. Belirsiz artış maddesi küçük bir teknik ayrıntı gibi görünse de beş ya da on yıllık bir AVM sözleşmesinde birikimli etkisi on binlerce, hatta yüz binlerce lira fark yaratabilir. Kira artış döneminden en az iki ay önce konuyu bir kira hukuku uzmanıyla değerlendirmek, hem daha güçlü bir müzakere pozisyonu oluşturmanıza hem de gereksiz dava maliyetlerinden korunmanıza yardımcı olur.

Site Yönetimi Platformuyla Kira ve Ortak Gider Takibi

Site Yönetimi platformu — kira ve ortak gider takip paneli

Kira artış uyuşmazlıklarının büyük bölümü, aslında şeffaflık eksikliğinden kaynaklanır. Kiracı, ortak gider katkısının hangi kalemlerden oluştuğunu bilmez; kiraya veren ya da yönetici hangi faturanın ne zaman kesildiğini takip edemez; her iki taraf da ödeme geçmişine anında ulaşamaz. Bu durumda artış dönemlerine gelindiğinde taraflar çoğunlukla yanlış hesaplarla masa başına oturur ve gereksiz sürtüşme yaşanır.

Site Yönetimi platformu, bu şeffaflık açığını birkaç pratik araçla kapatır. Kiracılar aidat ve ortak gider dökümlerini kendi portallarından kalem kalem görebilir; "bu ay neden bu kadar ödedim?" sorusuna yöneticiyi aramadan yanıt bulabilirler. Arıza ve bakım talepleri tarih damgasıyla kayıt altına alınır; bir mağaza ya da ofisteki hasar tespit tutanakları, bakım masraflarına kira bedelinden kesinti yapılıp yapılmayacağı tartışmalarında belgesel zemin oluşturur. Duyurular ve dönemsel raporlar tek bir platformda toplanır; "bildirim ulaşmadı" savunması yerini dijital okundu kaydına bırakır.

Yönetici cephesinde ise platform, her kiracı ve birim için ödeme takvimine, gecikme uyarılarına ve toplu raporlamaya olanak tanır. Kira artış dönemlerinden önce hangi kiracıyla hangi oranın müzakere edileceğini sistem üzerinden planlayabilir, geçmiş dönem ödeme performansını tek ekranda görebilirsiniz. Bu bilgilerin elle tutulan tablolarda ya da birden fazla e-posta zincirinde dağınık biçimde saklandığı klasik yaklaşımın aksine, her şeyin tek bir merkezi platformda izlenmesi hem yönetim kalitesini artırır hem de uyuşmazlık halinde somut kanıt üretme kapasitesini güçlendirir. Kira artış sözleşmesi müzakeresine girecek her yönetici ya da kiracının bu tür dijital bir belge altyapısından yararlanması artık tercih değil, pratik bir zorunluluktur.

Ayrıca kira sözleşmesinde aidat maddesinin nasıl kaleme alınması gerektiğini anlatan rehberimiz, yeni sözleşme imzalayacak ya da mevcut sözleşmesini yenileyecek olanlar için tamamlayıcı bir kaynak sunmaktadır. Benzer şekilde yönetici sözleşmesinde örnek maddelere ilişkin içeriğimiz, taraf sözleşmelerini daha sağlam bir zemine oturtmak isteyenler için referans olabilir.

Yeni Dönem Kirası İçin Önleyici Adımlar

Kira yenileme döneminde önleyici adımlar — takvim ve net sözleşme maddeleri

Belirsiz artış maddesinin yarattığı uyuşmazlığı yaşamak yerine önlemek mümkündür. Bunun için yapılacak ilk şey sözleşmenizi yenileme ya da uzatma dönemine geldiğinizde artış maddesini netleştiren bir ek protokol imzalamaktır. "Taraflarca belirlenecektir" yerine "bir önceki kira yılı Temmuz ayı itibarıyla açıklanan TÜİK TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranında artırılır" gibi belirli ve hesaplanabilir bir ifade tercih edilmelidir.

İkinci önlem, artış bildirimlerini kira dönemi yenilenmeden en az otuz gün önce yapmaktır. Kanunda bildirim süresine ilişkin genel bir hüküm olmakla birlikte, örf ve adet ile mahkeme içtihatları genellikle otuz günlük makul bir süreyi esas alır. Bu süreye uymak hem iyi niyetinizi belgeler hem de karşı tarafın itiraz etme ya da müzakere talep etme fırsatı bulmasını sağlar; acele karar alınmasının önüne geçer.

Üçüncü önlem olarak, özellikle uzun vadeli ticari kira sözleşmelerinde, tarafların belirli aralıklarla kira bedelini yeniden değerlendireceği bir mekanizma (örneğin "üç yılda bir piyasa analizi yapılır ve mutabık kalınan bedel ek protokolle güncellenir") sözleşmeye eklenebilir. Bu tür düzenleme belirsiz bir "taraflarca kararlaştırılır" ifadesinden farklıdır; değerlendirme süreci ve kriteri açıkça tanımlandığından ileride uyuşmazlık kaynağı olmaktan çıkar.

Sık Sorulan Sorular

Sözleşmede hiç artış maddesi yoksa kiraya verenin artış yapma hakkı var mı?

Evet, artış maddesi olmasa bile kiraya veren kira dönemi yenileme döneminde artış talep edebilir; ancak bu talep kanunun öngördüğü çerçeveyle sınırlıdır. Beş yılını doldurmamış sözleşmelerde ilgili dönem TÜFE on iki aylık ortalama değişim oranı üst sınır olarak işlev görür. Beş yılı aşan sözleşmelerde ise hakim hakkaniyete uygun bir bedel belirleyebilir. Kiraya verenin bu sınırların ötesinde artış talep etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.

TÜFE oranını nereden öğrenebilirim?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) her ay TÜFE verilerini resmi web sitesinde (tuik.gov.tr) yayımlar. "On iki aylık ortalama değişim oranı" başlıklı tabloyu bulmanız yeterlidir. Kira döneminizin yenilendiği ayda açıklanan en güncel rakamı referans olarak alın. Veriler genellikle ayın ilk haftasında yayımlanır; yenileme dönemine yakın ayı esas almanız doğru yaklaşımdır.

Kiraya veren artışı tek taraflı uygulayabilir mi, yoksa yazılı mutabakat şart mıdır?

Belirsiz artış maddesinin bulunduğu ya da artış maddesinin hiç olmadığı durumlarda kiraya veren artışı tek taraflı olarak uygulayamaz; tarafların açık ya da zımni mutabakatı gerekir. Kiraya verenin artışı tek taraflı bildirmesi ile kiracının bu bildirimi sessiz sedasız kabul etmesi, zımni kabul olarak yorumlanabilir. Bu nedenle ihtirazi kayıt koyarak ödeme yapmak ya da yazılı itiraz göndermek, tek taraflı uygulamanın sonuçlarından korunmanın en güvenilir yoludur.

Artış konusunda anlaşamazsak tahliye tehdidiyle karşılaşır mıyım?

Kira artışı konusunda tarafların anlaşamaması tek başına tahliye gerekçesi oluşturmaz. Kiraya veren, tahliye işlemine ancak kanunun öngördüğü belirli koşulların gerçekleşmesi halinde (kiranın ödenmemesi, sözleşmeye aykırılık, yeniden inşa zorunluluğu gibi durumlar) başvurabilir. Kira artış anlaşmazlığı nedeniyle tahliye tehdidi alıyorsanız bu tehdidin hukuki bir karşılığının olup olmadığını bir avukata danışarak değerlendirmeniz önerilir.

Artış oranını kabul etmeden eski kirayla ödeme yapmaya devam edebilir miyim?

Artış talebini haksız buluyorsanız, ihtirazi kayıt koyarak mevcut ya da kanuni üst sınır bedelinde ödeme yapmaya devam edebilirsiniz. Ancak bunu yaparken her ödeme belgesine ihtirazi kaydınızı açıkça yazın ve kiraya verene yazılı bildirim gönderin. Kirayı hiç ödememek, kiranın ödenmemesi gerekçesiyle tahliye davası açılmasına yol açabileceğinden tercih edilmemelidir. Hukuki pozisyonunuzu güçlendirmek için süreç içinde bir avukatla çalışmanızı öneririz.

Beş yılı dolan sözleşmelerde hâkim nasıl karar verir?

Beş yılı dolan kira sözleşmelerinde mahkeme, hakkaniyete uygun kira bedelini tespit etmek için genellikle bağımsız bir bilirkişi atar. Bilirkişi, aynı bölgedeki emsal kiraları, taşınmazın niteliğini, yapının durumunu, ticari önemi ve uzun vadeli kira ilişkisinde tarafların sağladığı menfaatleri değerlendirir. Mahkeme kararı geriye dönük değil, ileriye dönük olarak işlev görür; bu nedenle dava sürecini mümkün olan en kısa sürede başlatmak, lehinize sonuç almanız açısından önem taşır.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön