Site Yönetimi

Kat Mülkiyeti Kanunu 33. Madde Hakimin Müdahalesi Ne Demek? Apartman Sakinleri İçin Tam Rehber

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi, yönetimle ya da diğer sakinlerle çözülemeyen sorunlarda apartman sakinlerine mahkeme yoluyla müdahale talep etme hakkı tanır. Bu rehberde hakimin müdahalesinin ne anlama geldiğini, hangi durumlarda başvurulabileceğini ve sürecin nasıl işlediğini adım adım açıklıyoruz.

Kat Mülkiyeti Kanunu 33. Madde Hakimin Müdahalesi Ne Demek? Apartman Sakinleri İçin Tam Rehber

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi, apartman ya da site sakinlerine çok önemli bir hak tanır: yönetimle ya da komşularla yaşanan bir uyuşmazlık kendi içinde çözüme kavuşturulamazsa, sulh hukuk mahkemesine başvurarak hakimin doğrudan müdahalesini talep edebilirsiniz. Hakimin müdahalesi, mahkemenin uyuşmazlığı inceleyerek eksik veya hatalı yönetim kararlarını düzeltmesi, yerine getirilmeyen yükümlülüklerin ifasına hükmetmesi ya da gerektiğinde yönetici atanması anlamına gelir. Bu yol, ne kat malikleri kurulunu toplantıya çağırabilecek durumda olan ne de yöneticiye ulaşabilen sakinler için son noktadır. Dava açmak zorunda kalmadan önce bilmeniz gereken her şeyi bu rehberde bulabilirsiniz.

KMK 33. Madde Nedir ve Sakinlere Ne Sağlar?

KMK 33. madde temsili illüstrasyon — apartman ve hukuk kitabı

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi, kat maliklerinden birine ya da birkaçına yönetim planının ya da kanunun verdiği görevlerin yerine getirilmemesi durumunda sulh hukuk mahkemesine başvurma imkânı sunar. Mahkeme bu başvuru üzerine uyuşmazlığı inceleyerek gerekenin yapılmasına karar verebilir ya da geçici veya kalıcı bir yönetici atayabilir. Bu düzenlemenin özü, birlikte yaşamın kaçınılmaz olduğu çok katlı yapılarda, ortak alanlarla ilgili anlaşmazlıkların sonsuz bir çıkmazda kalmaması için devlet otoritesini devreye sokmasıdır.

Pek çok sakin bu maddeyi yalnızca yöneticiyle sorun yaşayanlar için geçerli sanır; oysa kapsam çok daha geniştir. Komşunuzun ortak alanda yarattığı kalıcı engel, yöneticinin aidat hesaplarını açıklamaması, kat malikleri kurulunun toplanmaktan kaçınması ya da binanın zorunlu bakımının yapılmaması gibi durumlarda da bu yola başvurabilirsiniz. Kanun, "ilgili her kat maliki veya yöneticisi" ifadesiyle başvuru hakkını geniş tutmuştur; kiracılar ise doğrudan malik sıfatı taşımadığından bu yolu kural olarak doğrudan kullanamazlar, ancak hak sahibi malik üzerinden sürece dahil olabilirler.

Maddenin sizi gerçekten koruyan tarafı, mahkemenin salt bir "para cezası" vermekle yetinmeyip uygulanabilir bir karar vermesidir. Mahkeme "şu işi şu tarihe kadar yapın" diyebilir; bu emre uymayan taraf hakkında icra yoluna gidilebilir. Dolayısıyla 33. madde başvurusu, bir tavsiye ya da iyi niyet çağrısı değil, bağlayıcı bir yargısal müdahale talebidir. Bu farkı anlamak, süreci gereksiz yere geciktirmeden ya da gereksiz yere mahkeme kapısını aşındırmadan kullanabilmenizi sağlar.

Öte yandan madde yalnızca olumsuz durumlar için değil, pozitif bir düzenleme talep etmek için de kullanılabilir. Örneğin binanızda uzun süredir yönetici seçilememişse, kat malikleri kurulu toplanamıyorsa ya da toplantı kararları hukuka aykırıysa mahkemeden bir yönetici atanmasını isteyebilirsiniz. Bu, günlük hayatı kilitleyen köklü sorunların çözüme kavuşturulmasında çok işlevsel bir araçtır.

Hangi Durumlarda Bu Yola Başvurabilirsiniz?

Apartmanda çözümsüz sorunlar — KMK 33. madde başvuru nedenleri

Pratikte en sık başvurulan sorunların başında yöneticinin hesap vermemesi gelir. Yönetici, yıllık ya da dönemsel olarak gelir-gider hesaplarını kat maliklerine sunmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün defalarca ihtar edilmesine rağmen yerine getirilmemesi, tek başına 33. madde başvurusu için yeterli bir gerekçe oluşturur. Benzer biçimde binanın zorunlu sigortasının yaptırılmaması, asansör bakımının ihmal edilmesi ya da sızıntı-hasar gibi acil onarımların ertelenmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir.

Komşu kaynaklı sorunlar da bu madde çerçevesinde ele alınabilir. Örneğin bir komşunuz ortak kullanım alanını kalıcı olarak işgal ettiyse, asansör veya merdiven boşluğunda sabit eşyalar bırakıyorsa ya da ortak yapıyı izinsiz değiştirdiyse, önce yöneticiden çözüm isteyin; yönetici harekete geçmiyorsa mahkemeye başvurun. Kanun bu konuda sakinlere doğrudan dava açma hakkı da tanımaktadır; her şey için yöneticinin aracılığını beklemek zorunda değilsiniz.

Kat malikleri kurulunun işlevsiz kalması da önemli bir başvuru nedenidir. Kanun, kurulun yılda en az bir kez olağan toplantı yapmasını öngörür. Toplantı yapılmıyor, gündem hep erteleniyorsa ya da toplantı kararları usulsüz alınıyorsa, ilgili sakin mahkemeden yönetici atanmasını ya da toplantının yargı denetimiyle yapılmasını talep edebilir. Bu durum özellikle küçük ve sorunlu apartmanlarda sıkça yaşanır; bir iki malik arasındaki anlaşmazlık yüzünden tüm bina ortak karardan mahrum kalır.

Son olarak, yönetim planına aykırılıklar da bu madde kapsamına girer. Yönetim planı, kat maliklerinin birbirleriyle ve yöneticisiyle ilişkisini belirleyen, tapu sicilinde kayıtlı bağlayıcı bir belgedir. Plana aykırı hareket eden ister yönetici ister komşu olsun, mağdur sakin 33. maddeye dayanarak hakkını arayabilir. Yönetim planının içeriği ve bağlayıcılığı konusunda bilgi sahibi olmak, bu süreçte en büyük avantajlardan birini oluşturur.

Başvurmadan Önce: Zorunlu Adımlar ve İspat Yükü

Mahkeme başvurusu öncesi gerekli adımlar — belge ve ihtar süreci

Mahkemeye gitmeden önce "süreci başlattınız mı?" sorusunun cevabının evet olması çok önemlidir. Mahkemeler, taraflar arasında hiç yazışma yapılmamış ya da uyarı iletilmemiş davalarda genellikle önce tarafları uzlaşmaya yönlendirir. Bu da hem zaman hem de para kaybı anlamına gelir. O nedenle ilk adım, sorunu yazılı olarak yöneticiye ya da ilgili kat malikine bildirmektir. Bu bildirim, noter kanalıyla yapılmış ihtarname olursa ispat değeri en yüksek olur; ancak iadeli taahhütlü posta yoluyla gönderilmiş yazılı bir ihbar da hukuki değer taşır.

İhtar metninde sorunun ne olduğunu, ne zaman başladığını ve makul bir süre içinde giderilmesini talep ettiğinizi açıkça belirtin. "Makul süre" kavramı durumdan duruma değişir: bir sızıntı için iki hafta yeterliyken yönetim hesaplarının paylaşımı için bir ay makul karşılanabilir. Bu süre geçtikten sonra yanıt gelmezse ya da tatmin edici bir yanıt gelmezse, artık mahkeme yolunu açık tutabilirsiniz. İhtar göndermeden dava açmak teknik olarak mümkün olsa da pratikte yargılamayı uzatır.

Dava açarken elinizde bulundurmanız gereken belgeler şunlardır: tapu senedi ya da kira sözleşmesi (tarafınızı kanıtlamak için), yönetim planının bir örneği, yaptığınız ihtarname ve tebliğ belgesi, toplantı tutanakları (varsa), yazışma kayıtları, fotoğraflar ya da teknik raporlar. Bu belgeleri ne kadar eksiksiz götürürseniz dava o kadar hızlı ilerler. Eksik belgeyle açılan dava kapanmaz ama uzar, ve uzayan dava hem masraflı hem yorucudur.

Bir diğer kritik nokta, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğudur. Bazı uyuşmazlıklarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur; kat mülkiyeti uyuşmazlıklarında bu yükümlülüğün kapsamı zaman içinde genişlemiştir. Başvuru öncesinde güncel mevzuatı ya da avukatınızı kontrol edin; aksi hâlde davanız usul hatası nedeniyle geri çevrilebilir. Arabuluculuk aşaması hem zaman hem maliyet açısından yargılamadan çok daha kısa sürdüğünden, bu adımı bir engel değil fırsat olarak görmek daha doğrudur.

Sulh Hukuk Mahkemesine Nasıl Başvurulur?

Sulh hukuk mahkemesi — kat mülkiyeti davası başvuru süreci

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesi kapsamındaki başvurular, taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yapılır. Yani İstanbul'daki bir dairenin sakiniyseniz İstanbul'un ilgili sulh hukuk mahkemesine, Ankara'daysanız Ankara'daki mahkemeye gitmeniz gerekir. Yetki kuralı emredicidir; başka ilde dava açamazsınız ve bu kurala aykırı açılan bir dava yetki itirazıyla karşılaşabilir.

Dava dilekçesi standart bir hukuki dilekçe formatında hazırlanır. Dilekçede: mahkemenin adı, davacı (sizin) ve davalı (yönetici ya da ilgili kat maliki) bilgileri, dayanılan kanun maddesi, olayların kronolojik özeti, talep edilen müdahalenin ne olduğu ve eklerin listesi yer almalıdır. Avukat tutmak zorunlu değildir; sulh hukuk davalarında kendiniz de başvurabilirsiniz. Ancak belge yönetimi ve hukuki argüman açısından avukat desteği süreci hızlandırır ve olası usul hatalarını önler.

Mahkeme, davayı aldıktan sonra karşı tarafı duruşmaya çağırır. Duruşmada her iki taraf görüşlerini açıklar ve belgelerini sunar. Gerekirse mahkeme bir bilirkişi atar; özellikle yapısal sorunlarda ya da hesap uyuşmazlıklarında bilirkişi incelemesi kaçınılmazdır. Bilirkişi raporu mahkemenin kararını doğrudan etkiler; bu nedenle siz de bilirkişiye iletebileceğiniz her türlü teknik belgeyi duruşmadan önce hazırlamalısınız.

Dava süresince ihtiyati tedbir talep etmek de mümkündür. Örneğin yöneticinin ortak hesapları boşaltma riski varsa ya da fiziksel bir tehlike söz konusuysa mahkemeden geçici tedbir kararı isteyebilirsiniz. Tedbir kararı dava sonuçlanmadan önce gündeme gelen zararları önlemeye yönelik bir güvencedir. Mahkeme tedbir kararı için ayrı bir değerlendirme yapar; aciliyet ve zarar riski ne kadar somut gösterilirse karar o kadar çabuk verilir.

Hakimin Müdahalesi Kararı Ne Anlama Gelir, Ne Sağlar?

Hakimin müdahalesi kararı — adalet terazisi ve apartman binası

Mahkeme kararı birkaç farklı biçimde sonuçlanabilir. En yaygın sonuç, yöneticinin belirli bir işi belirli bir süre içinde yapmasına ya da durumdan vazgeçmesine hükmedilmesidir. Bu karar icra edilebilir niteliktedir; yani yönetici uymaya zorlanabilir. İkinci yaygın sonuç ise yöneticinin görevine son verilerek mahkeme tarafından yeni bir yönetici atanmasıdır. Bu karar, özellikle yöneticinin güveni kötüye kullanması ya da görevini sürekli ihmal etmesi durumunda verilir.

Kararın icra edilebilir olması, sizi salt "moral zafer" seviyesinde bırakmaz. Mahkeme kararına rağmen harekete geçmeyen yönetici için icra dairesine başvurabilir, bu süreçte zorla icra yoluyla işin yaptırılması sağlanabilir. Uygulamada bu aşamaya çok sık gelinmez; mahkeme kararı çoğu zaman tarafları uzlaşmaya ya da yükümlülüğü yerine getirmeye iter. Ancak kararlı bir direniş varsa icra yolu her zaman açıktır ve ciddi bir yaptırım gücü taşır.

Yönetici atanması kararında mahkeme, genellikle kat malikleri kurulunun ilk toplantısına kadar görev yapacak geçici bir yönetici belirler. Bu yönetici avukat, profesyonel yönetici ya da tarafsız bir üçüncü kişi olabilir; mahkeme takdir yetkisini kullanır. Geçici yöneticinin ücretini ise kat malikleri ortaklaşa karşılar; bu da yönetime önem vermenin mali boyutunu sakinlere somut biçimde hissettirir ve ileride daha aktif katılımı teşvik eder.

Son olarak, mahkeme kararı ilerideki hukuki süreçlerde güçlü bir emsal oluşturur. Aynı sorun tekrarlanırsa ya da aynı yöneticinin başka ihlalleri gündeme gelirse, önceki karar dosyaya eklenerek daha ağır yaptırımlar talep edilebilir. Bu anlamda 33. madde başvurusu, uzun vadeli bir hukuki koruma zemini de kurar; birlikte yaşamın sürdürülebilir olması için yönetim üzerinde kalıcı bir caydırıcı etki bırakır.

Kiracılar Bu Süreçte Nasıl Yer Alır?

Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 33. maddesindeki başvuru hakkı, teknik olarak kat maliklerine ve yöneticiye tanınmıştır. Kiracılar malik sıfatı taşımadıklarından bu davayı bizzat açamazlar. Ancak bu durum kiracıyı tamamen çaresiz bırakmaz. Kiracı, yaşadığı sorunu kiraya verenine yazılı olarak bildirip ondan gerekli başvuruyu yapmasını talep edebilir. Kiraya veren bu talebe yanıt vermezse, sorun büyüyüp mülk değeri düştüğünde malik de dolaylı sorumlu hâle gelebilir.

Öte yandan kiracılar, ortak alanlar ve komşuluk hukuku konusunda başka yollarla da haklarını arayabilir. Gürültü, koku, duman, titreşim gibi komşuluk hukukuna giren sorunlar için hem kabahatler mevzuatı kapsamında idari başvuru hem de Türk Medeni Kanunu'nun komşuluk hükümlerine dayanarak genel mahkemede dava açma seçeneği mevcuttur. Bu yollar kiracıya doğrudan açıktır ve 33. maddeyi beklemek zorunda kalmazsınız.

Kiracıların en pratik ilk adımı, yaşanan sorunu belgeleyerek hem kiraya verene hem de apartman yöneticisine yazılı olarak bildirmektir. Bu bildirim, ilerideki olası hukuki süreçlerde "uyarı yaptım, kimse harekete geçmedi" ispat zeminini oluşturur. Yönetici harekete geçmezse kiraya verenin baskısıyla ya da diğer maliklerin desteğiyle süreç hızlandırılabilir. Kiracı olarak en güçlü silahınız, belgelenmiş ve takip edilmiş yazılı iletişim kaydıdır.

Konuyla bağlantılı olarak kat irtifakı ve kat mülkiyeti arasındaki farkı anlamak da kiracılar için önemlidir; yapının hangi statüde olduğu, paylaşılan haklar ve sorumluluklar açısından belirleyicidir. Bu konuyu kat irtifakı ile kat mülkiyeti arasındaki fark başlıklı yazımızda detaylıca ele aldık.

Örnek Senaryo: Gürültü Sorunundan Mahkemeye Giden Yol

Apartmanda gürültü sorunu — yöneticiye şikayet ve mahkeme süreci

Somut bir örnek üzerinden gidelim: Üst kattaki komşunuz her akşam geç saatlere kadar yüksek sesle müzik çalıyor ve bu durumu yöneticiye defalarca sözlü bildirdiniz; ancak yönetici "ben de ne yapayım" diyerek sorunu geçiştirdi. Bu noktada elinizde ne var? Önce yaşanan gürültü olaylarını tarih, saat ve süre belirterek yazılı bir kayıt tutmaya başlayın. Mümkünse ses düzeyini telefonunuzla kaydedin; bu kayıtlar ilerleyen aşamada delil olarak kullanılabilir.

Ardından yöneticiye yazılı bir ihtar gönderin; noter ya da iadeli taahhütlü posta yoluyla. İhtar metninde yönetim planına atıfta bulunun, sorunun ne zamandan beri devam ettiğini belirtin ve belirli bir süre içinde gerekli uyarının yapılmasını talep edin. Aşağıda bir örnek ihtar taslağı bulabilirsiniz:

Örnek İhtar Taslağı:

Sayın Yöneticimiz, [Adres] adresinde bulunan binamızın [Kat/Daire] numaralı bağımsız bölümünde [tarih]'ten bu yana devam eden aşırı gürültü nedeniyle huzurum ciddi biçimde bozulmaktadır. Bu durumu [önceki tarihler]'de sözlü olarak bildirdim; ancak herhangi bir önlem alınmadı. Kat Mülkiyeti Kanunu ve yönetim planımız uyarınca, ilgili sakinlerin uyarılmasını ve gerekli tedbirlerin alınmasını [makul süre, ör. 15 gün] içinde talep ediyorum. Bu süre içinde herhangi bir çözüm sağlanmazsa yasal yollara başvuracağımı saygıyla bildiririm.

İhtar süreniz dolup yanıt gelmemişse ya da yönetici yine pasif kalmışsa bu kez sulh hukuk mahkemesine başvurabilirsiniz. Mahkeme, yöneticinin komşuyu uyarmasına ve gerekirse ek yaptırım uygulanmasına hükmedebilir. Gürültü sorununun ötesinde komşunun tutumu Türk Medeni Kanunu'nun komşuluk hükümleri kapsamında da ele alınabilir; mahkeme bu çerçevede birden fazla hukuki dayanağı bir arada değerlendirmekten kaçınmaz. Önemli olan, her adımı belgeleyen ve kronolojik bir iz bırakan bir süreç yürütmektir.

Site Yönetimi Platformu Bu Süreci Nasıl Kolaylaştırır?

Site Yönetimi platformu — dijital apartman yönetimi ve sakin iletişimi

Apartman ve site yönetiminde yaşanan sorunların büyük bölümü, iletişimsizlikten ya da belgelenemez sözel şikayetlerden kaynaklanır. Sözlü söylediğiniz şikayetin iz bırakmaması, ilerideki hukuki süreçlerde size dezavantaj yaratır. İşte tam bu noktada Site Yönetimi platformu devreye girer: sakinler şikayet ve taleplerini uygulama üzerinden yazılı ve tarih damgalı biçimde iletebilir; yönetimin bu kayda verdiği yanıt veya yanıtsızlık da sistem üzerinde kayıt altına alınır.

Platform üzerinden gönderilen her şikayet, otomatik olarak zaman damgası alır. Bu basit özellik, mahkemede "ne zaman bildirdim, yönetici ne yanıt verdi, süreç nasıl ilerledi" sorularını belgelemenizi sağlar. Sistem, sözel tartışmaların yarattığı belirsizliği ortadan kaldırır; her iki taraf da neyin ne zaman söylendiğini açıkça görebilir. Bu şeffaflık, tarafları daha iyi niyetli ve çözüme odaklı bir iletişime yönlendirir.

Aidat ve ortak gider hesaplarının şeffaf görünürlüğü de önemli bir işlevdir. Yönetim planı gereği açıklanması zorunlu olan gelir-gider bilgilerine sakinler platform üzerinden anlık erişebilir. Bu şeffaflık, yöneticinin hesap vermeme bahanelerini ortadan kaldırır ve olası bir dava öncesinde "hesapları istemedim ki" argümanını geçersiz kılar. Sakinlerin aidat ödeme geçmişini ve borç durumunu anlık görebilmesi de binanın mali sağlığını herkesin takip etmesine imkân tanır.

Yönetici atama, toplantı kararı ve ihale gibi süreçlerin platform üzerinde dijital kayıt altına alınması, kat malikleri kurulunun tarihsel kararlarına her an ulaşmayı mümkün kılar. Kağıt tutanakların kaybolması, imzaların silinmesi ya da belgelerin "bulunamadı" diye geçiştirilmesi gibi sorunlar bu yapı içinde büyük ölçüde önlenir. Site Yönetimi platformu, yöneticinin hayatını da kolaylaştırır; dolayısıyla yönetici ile sakin arasındaki gerginliği düşürücü bir etkisi vardır. Sorunların dava öncesinde çözüme kavuşması, hem maliyeti düşürür hem de komşuluk ilişkilerini korur. Kat mülkiyetiyle ilgili yöneticinin bilmesi gereken diğer yükümlülükleri öğrenmek için kat mülkiyeti kanunu 634 — site yöneticisinin bilmesi gerekenler başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar ve Süreçte Tuzaklar

Kat mülkiyeti başvurularında sık yapılan hatalar ve kaçınılması gereken tuzaklar

En yaygın hata, sorunu yalnızca sözlü olarak bildirip belge tutmamaktır. "Yöneticiye söyledim" ifadesi, hukuki süreçte hiçbir değer taşımaz. İhtarname, e-posta ya da uygulamadan gönderilmiş yazılı mesaj olmadan "bildirdim" diyemezsiniz; karşı taraf her şeyi inkâr edebilir ve siz ispat yükü altında kalırsınız. Bu yüzden en küçük şikayeti bile yazılı kayıt altına alma alışkanlığı edinin; bu alışkanlık hem hukuki süreçleri hem de günlük komşuluk ilişkilerini çok daha sağlıklı bir zemine taşır.

İkinci yaygın hata, aceleyle ve eksik belgeyle dava açmaktır. Sulh hukuk mahkemesine gittiğinizde elinizde tapu belgesi, yönetim planı, yazışma kayıtları ve somut delil yoksa dava uzar ya da ret kararıyla karşılaşırsınız. Hazırlık aşaması ne kadar titiz olursa yargılama süreci o kadar kısa sürer. Ayrıca dava masrafları da hesaba katılmalıdır; haklı çıkmanız bu masrafları karşı tarafa yükletebilir, ancak bu garanti değildir ve mahkeme takdir yetkisini kullanır.

Üçüncü hata, mahkeme yolundan önce zorunlu arabuluculuğu atlayıp doğrudan dava açmaktır. Bazı uyuşmazlıklarda dava açılabilmesi için arabuluculuk şartının yerine getirilmesi zorunludur. Bu adımı atlamak, davanın usul hatası nedeniyle reddedilmesine yol açabilir ve zaman kaybetmenize neden olur. Avukat ya da adliye danışma biriminden bu şartı önceden sorun; değişen mevzuat nedeniyle her zaman güncel bilgiye ulaşmak önemlidir.

  • Yalnızca sözlü şikayette bulunmak ve yazılı belge tutmamak
  • Arabuluculuk aşamasını atlayarak doğrudan dava açmak
  • Dava dilekçesini hatalı veya eksik hazırlamak ve yetki kuralını görmezden gelmek

Son olarak, hakimin müdahalesini diğer hukuki başvuru yollarıyla karıştırmak da sık yapılan bir hata kaynağıdır. 33. madde başvurusu, kat malikleri kurulu kararını iptal ettirmek için kullanılan farklı bir yoldan ayrı bir mekanizmadır. Her iki yol da mevcuttur; ancak aynı sorunda hangisinin daha uygun olduğunu doğru tespit etmek, sürecin başarısını doğrudan etkiler. Bir hukuk danışmanından kısa bir ön görüş almak, yanlış yolda zaman ve para harcamanızı önler.

Sık Sorulan Sorular

KMK 33. maddeye göre sulh hukuk mahkemesine başvurmak için avukat tutmak zorunlu mudur?

Hayır, zorunlu değildir. Sulh hukuk mahkemelerinde kişiler kendi başlarına dava açıp takip edebilir. Ancak belge hazırlama, dilekçe yazımı ve duruşma sürecinde hukuki bilgiye ihtiyaç duyulabileceğinden avukat desteği süreci önemli ölçüde hızlandırır ve hata riskini azaltır. Özellikle karşı tarafın avukatla temsil edildiği durumlarda hukuki yardım almak avantajlı olur.

Yönetici atama kararı verilirse bu yöneticiyi kim seçer, kim öder?

Mahkeme yöneticiyi bizzat atar; kat malikleri kurulunun onayına gerek yoktur. Yöneticinin ücreti kat malikleri tarafından paylaşılır; oran genellikle arsa payı oranında belirlenir. Geçici yönetici, ilk kat malikleri kurulu toplantısına kadar görev yapar ve bu toplantıda kalıcı yönetici seçimi gündeme alınır.

Kiracı olarak komşu gürültüsü sorununda doğrudan mahkemeye gidebilir miyim?

KMK 33. madde kapsamında doğrudan başvuru hakkı kat maliklerine tanınmıştır; kiracılar bu davayı bizzat açamaz. Ancak gürültü sorunu için Türk Medeni Kanunu'nun komşuluk hükümleri kapsamında genel mahkemede dava açmak ya da kabahatler mevzuatı çerçevesinde idari başvuruda bulunmak kiracılar için de mümkündür. Ayrıca malik olan kiraya vereninizden KMK 33. maddeye dayanarak harekete geçmesini talep edebilirsiniz.

Mahkeme kararından sonra yönetici hâlâ harekete geçmezse ne yapabilirim?

Mahkeme kararı kesinleşmesinin ardından icra dairesine başvurarak kararın zorla icrasını talep edebilirsiniz. İcra sürecinde karar gereğinin yerine getirilmesi için hukuki baskı araçları devreye girer. Bunun yanı sıra kararı uygulamayan yönetici hakkında yeni bir dava açılabileceği gibi, bu ihlal yöneticinin görevden alınması için ek gerekçe oluşturur.

Kat malikleri kurulu hiç toplanmıyorsa ne yapabilirim?

Kanun, olağan kat malikleri kurulunun yılda en az bir kez toplanmasını öngörür. Yönetici toplantı yapmıyorsa, kat maliklerinin belirli bir çoğunluğu toplanmayı kendileri talep edebilir. Bu talebe rağmen toplantı yapılmazsa sulh hukuk mahkemesinden yönetici atanması ya da toplantının yargı gözetiminde yapılması istenebilir. Yöneticinin yokluğu ya da pasifliği, 33. madde başvurusu için tek başına yeterli bir gerekçedir.

Başvuru süreci ne kadar sürer ve masrafı ne kadardır?

Sulh hukuk mahkemelerinde basit ve belgelenmiş uyuşmazlıklar genellikle birkaç ay içinde sonuçlanır; bilirkişi atanması gereken karmaşık davalarda bu süre uzayabilir. Masraflar arasında dava harcı, bilirkişi ücreti ve avukat vekâlet ücreti yer alır. Haklı çıkmanız durumunda yargılama giderlerinin karşı taraftan tahsiline hükmedilmesini talep edebilirsiniz; ancak mahkemenin takdir yetkisi vardır. Kesin bir miktar vermek mümkün değildir; bölgeye ve davanın karmaşıklığına göre farklılık gösterir.

Yönetimi dijitalleştirmeye hazır mısınız?

Site Yönetimi ile aidat, muhasebe, genel kurul ve arıza takibini tek platformda yönetin. 14 gün ücretsiz deneyin.

Ücretsiz Başlayın
Tüm yazılara dön