Plaza aidatının dövizle istenmesi, Türkiye'deki mevzuat çerçevesinde kural olarak mümkün değildir; ancak tablonun nüansları vardır. Yürürlükteki yasal düzenlemeler, Türk taraflar arasındaki sözleşmelerde döviz cinsinden bedel belirlenmesini ve ödenmesini yasaklamaktadır. Buna göre plazanızda size yöneltilen dövizli aidat faturası yasaya aykırı olabilir; ne yapmanız gerektiğini anlamak için hukuki çerçeveyi ve pratikte nasıl işlediğini bilmek şarttır.
Dövizli Aidat Nedir ve Neden Gündeme Gelir?

Plaza veya AVM'lerde "ortak gider katkısı" ya da "aidat" olarak adlandırılan ödeme, binanın ortak alanlarının (lobi, asansör, klima santrali, güvenlik, temizlik, çevre düzenlemesi, teknik servisler vb.) işletim maliyetlerinden kiracının üstlendiği pay anlamına gelir. Ticari kiralarda bu kalem, konut kiralamalarından farklı olarak oldukça yüksek olabilir; büyük plazalarda aylık aidat zaman zaman kira bedelinin önemli bir oranına ulaşır.
Dövizli aidat meselesinin gündeme gelmesinin temel nedeni, plaza ve AVM yönetimlerinin bina inşaat ve uzun vadeli bakım maliyetlerini döviz cinsi üzerinden planlamış olmalarıdır. Özellikle 2000'li ve 2010'lu yıllarda imzalanan ticari kira sözleşmelerinin büyük çoğunluğu EUR veya USD cinsinden düzenlenmiştir. Yönetimler bu mirası aidat kalemlerinde de sürdürme eğiliminde olmuş; kiracılar ise yıllarca dolar veya euro bazlı fatura ödemeye alışmıştır.
Ancak Türkiye'nin döviz koruma mevzuatı, özellikle 2018 yılından itibaren köklü biçimde değişmiştir. Bu değişiklik yalnızca kira bedelini değil, aidat gibi sözleşmeden doğan tüm ödeme yükümlülüklerini kapsayacak şekilde yorumlanmakta; uygulamada ise hem yönetimler hem de kiracılar için ciddi hukuki belirsizlik yaratmaktadır.
Ticari bir kiracı olarak durumunuzu doğru değerlendirebilmek için önce yasal çerçeveyi, ardından sözleşmenizin özelliklerini ve son olarak itiraz seçeneklerini incelemeniz gerekmektedir. Aşağıdaki bölümler tam da bu sırayla ilerlemektedir.
Yasal Çerçeve: Türk Hukukunda Dövizle Ödeme Yasağı

Türkiye'de Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ve bu Kanun'a dayalı olarak çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararları, yurt içinde yerleşik kişiler arasındaki sözleşmelerde döviz cinsinden ödeme yapılmasını ya da dövize endeksli bedel belirlenmesini genel kural olarak yasaklamaktadır. Bu yasaklar ilk kez 2018 yılında çıkarılan bir Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile taşınmaz kira sözleşmelerine de uygulanmaya başlanmıştır.
Söz konusu düzenlemeler kapsamında Türkiye'de mukim iki taraf arasındaki kira sözleşmeleri, mevcut yabancı para cinsinden ya da dövize endeksli bedelleri TL'ye çevirmek zorunda kalmıştır. Bu yükümlülük yalnızca ana kira bedeli için değil; sözleşmenin yan edimleri (aidat, hizmet bedeli, yönetim gideri payı) için de geçerli kabul edilmektedir. Nitekim Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ilgili rehberleri ve mahkeme kararları, aidat niteliğindeki ödemelerin döviz yasağı kapsamında değerlendirildiğini ortaya koymaktadır.
Önemli bir istisna bulunmaktadır: Sözleşme taraflarından en az birinin Türkiye'de yerleşik sayılmayan yabancı bir gerçek ya da tüzel kişi olması halinde dövizle ödeme yasağı uygulanmamaktadır. Şayet plaza sahibi veya yönetim şirketi yabancı uyruklu bir tüzel kişilikse, bu durumun kira ilişkisini etkileyip etkilemediği ayrıca değerlendirilmelidir. Ancak uygulamada Türkiye'de faaliyet gösteren plaza ve AVM'lerin büyük çoğunluğu, yapının gerçek sahibi yabancı bir fon olsa dahi, Türk hukuku kapsamında kurulmuş şirketler üzerinden kira ilişkisi kurmaktadır. Bu durumda her iki taraf da Türkiye'de yerleşik sayıldığından dövizli aidat yasağı geçerliliğini korumaktadır.
Sonuç olarak: Eğer hem siz hem de plaza yönetim şirketi Türkiye'de yerleşik iseniz, döviz cinsinden düzenlenmiş aidat faturası hukuki açıdan geçersizlik riskiyle karşı karşıyadır; TL karşılığı üzerinden ödeme hakkı doğabilir.
Aidat ile Kira Bedeli Arasındaki Fark Neden Önemli?

Bazı plaza yönetimleri, döviz yasağından kaçınmak amacıyla sözleşmede kira bedelini TL'ye çevirirken aidat kalemini döviz cinsinden tutmaya devam etmektedir. Bu uygulama, mevzuatın ruhuna aykırıdır ve hukuki riske yol açmaktadır. Zira yasak yalnızca "kira" başlığı taşıyan kalemi değil, kiradan doğan ya da kira ilişkisine bağlı tüm ödemeleri kapsamaktadır.
Aidat, hukuki niteliği itibarıyla ortak gider katkısı ya da hizmet bedeli olarak tanımlanabilir; ancak bu tanım, döviz yasağından muaf tutulmasını sağlamamaktadır. Önemli olan kalemin etiketinin ne olduğu değil, Türkiye'de yerleşik iki taraf arasında yapılan bir sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Dolayısıyla "aidat dövizle, kira TL ile" modeli hukuki güvence sağlamaz; her iki kalem de TL bazına çekilmek durumundadır.
Plaza aidatı ile ortak gider arasındaki teknik fark konusunda daha ayrıntılı bilgiye ulaşmak isteyenler, platformumuzun ilgili rehberine başvurabilir. Bu ayrımı anlamak, sözleşme müzakerelerinde ve itiraz süreçlerinde güçlü bir zemine oturmanızı sağlar.
Kiracı olarak bu noktayı özellikle vurgulamanız ve yönetimle müzakerelerde kalemlerin nasıl tanımlandığına dikkat etmeniz büyük önem taşır. Yönetim sözleşmede birden fazla kalem oluşturarak döviz yükümlülüğünü farklı bir ad altında devam ettirmeye çalışıyorsa, hukuki danışman desteğiyle bu yapıyı sorgulamanız menfaatinize olacaktır.
TL'ye Dönüşüm Zorunluluğu: Kur Hangi Oran Üzerinden Hesaplanır?

Dövizli sözleşmenin TL'ye çevrilmesi gerektiği kabul edildiğinde pratikte en sık sorulan soru şu olmaktadır: Hangi kur esas alınacak? Mevzuat açık bir kur belirleme yöntemi empoze etmemektedir; bu nedenle tarafların anlaşması veya mahkeme kararı belirleyici olmaktadır. Uygulamada genellikle TCMB (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) döviz alış kuru esas alınmakta; ödeme tarihindeki kur mu yoksa fatura tarihindeki kur mu kullanılacağı ise sözleşmenin yorumuna bırakılmaktadır.
Taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı takdirde, ödeme yapılırken ödeme günündeki TCMB döviz alış kuru üzerinden TL tutarının hesaplanması ve bu tutarın ödenmesi en savunulabilir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Yönetim, farklı bir kur veya farklı bir kurumun döviz satış kuru gibi kiracı aleyhine bir yöntem talep ediyorsa, bu talep hukuki itirazın konusu olabilir.
Kurdan kaynaklanan anlaşmazlıklar, özellikle TL'nin değer kaybettiği dönemlerde plaza yönetimlerinin döviz bazlı aidat uygulamasını sürdürmek ya da TL'ye dönüşümde yüksek kur kullanmak istemesine yol açmaktadır. Kiracı olarak bu süreçte kayıtlı kanallarla (yazılı bildirim, noter kanalıyla ihtarname) itirazınızı iletmek ve ödeme protestosunu belgelemek kritik önem taşımaktadır.
Kur hesabı konusunda taraflar arasında mutabakat sağlanamaması halinde, ihtiyari arabuluculuk veya Ticaret Mahkemesi yoluna başvurulabilir. Mahkemeler bu tür davalarda sözleşmenin bütününü ve tarafların somut durumunu değerlendirerek karar vermektedir; belirli bir emsal oranın uygulanacağını taahhüt etmek mümkün değildir.
Sözleşmenizde Dövizli Aidat Hükmü Varsa Ne Yapmalısınız?

Mevcut sözleşmenizde dövizli aidat hükmü yer alıyorsa ve bunu hukuki açıdan sorgulayacaksanız, izlemeniz gereken pratik adımlar şu şekilde sıralanabilir:
- Sözleşmeyi ve ekleri inceleyin: Aidatın hangi para cinsinden ve nasıl hesaplandığı, kur kaydı bulunup bulunmadığı, yıllık artış mekanizmasının nasıl tanımlandığı, her iki tarafın da Türkiye'de mukim sayılıp sayılmadığı sorularına yanıt arayın.
- Plaza yönetimine yazılı bildirim gönderin: Döviz kısıtlamasına ilişkin yasal düzenlemeye atıf yaparak aidat faturalarının TL üzerinden düzenlenmesini talep edin. Bu yazışmayı e-posta veya iadeli taahhütlü mektupla yapın; sözel görüşmeye güvenmeyin.
- Ödemeyi geciktirmeden yapın, tutarda itirazı belgeleyin: TL karşılığını ödeyip üzerine "ihtirazi kayıt" ya da "döviz yasağı kapsamında TL'ye çevrilerek ödenmektedir" notu düşmek, hem borcunuzu ödemiş olmanızı hem de itirazınızı kayıt altına almanızı sağlar.
- Hukuki danışman alın: Yönetim tarafından tahliye tehdidi, sözleşme feshi veya icra takibi başlatılıyorsa mutlaka uzman bir avukattan destek alın. Mevzuat ayrıntıları ve yargı içtihatları değişkenlik göstermektedir.
Dikkat edilmesi gereken bir husus şudur: Sadece "dövizle aidat istenemez" savunmasına dayanmak, sizi sözleşme ihlali iddialarından tam olarak korumayabilir. Hukuki süreç karmaşıktır ve sonuçlar sözleşme metnine, tarafların niteliğine ve yargı organının takdirine göre farklılık gösterir. Bu nedenle genel bir rehber niteliğindeki bu makale, hukuki danışmanlığın yerini tutamaz.
AVM'deki Mağaza ile Plazadaki Ofis Arasında Fark Var mı?

Dövizli aidat meselesinde AVM kiracısı ile plaza ofis kiracısı arasında prensipte bir hukuki ayrım bulunmamaktadır; her iki durumda da yasal çerçeve aynıdır. Bununla birlikte pratikte bazı farklılıklar dikkat çekmektedir.
AVM'lerdeki mağaza kira sözleşmeleri, çoğunlukla ciro paylaşımı, asgari garanti kira ve aidat olmak üzere üç bileşenden oluşmaktadır. Bu yapıda aidat kalemi, kira bedelinden bağımsız olarak ayrı bir sözleşme eki ile düzenlenebilmektedir. Yönetimler, döviz yasağının kira sözleşmesini kapsadığını kabul etse bile aidat eklerinin ayrı bir hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunu savunarak döviz uygulamasını sürdürmeye çalışabilmektedir. Bu savunmanın hukuki dayanağı zayıftır; ancak somut uygulamayı etkileyebilmektedir.
Plazalardaki ofis kiracıları için tablo genellikle daha sadedir: Tek bir kira sözleşmesi ve ek olarak aidat yükümlülüğü. Bu yapıda aidatın kira ilişkisinden bağımsız tutulması hukuki açıdan daha güçtür. Dolayısıyla plaza ofis kiracıları, dövizli aidat itirazında AVM mağaza kiracılarına kıyasla daha sağlam bir zeminde durabilir.
Her iki durumda da önemli olan, sözleşmenin hangi hükümler içerdiği ve tarafların hangi kabullerle hareket ettiğidir. Emsal kararlar incelendiğinde, mahkemelerin bu tür davalarda sözleşmenin bütününü ve tarafların fiili uygulamalarını göz önünde bulundurduğu görülmektedir.
Yönetim Dövizli Fatura Kesmekte Israr Ederse Nereye Başvurabilirsiniz?

Yönetimle yazılı müzakere sonuç vermiyorsa, sırasıyla şu mercilere başvurabilirsiniz:
Hazine ve Maliye Bakanlığı: Döviz kısıtlamalarına ilişkin mevzuatı izleyen ve uygulayan asıl kurumdur. Bakanlık, yurt içi sözleşmelerde dövizle ödeme yapılmasının önlenmesine yönelik idari işlemler yapabilmekte ve gerektiğinde idari para cezası uygulayabilmektedir.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası: Döviz transferleri ve kur uygulamalarına ilişkin şikayetler için başvurulabilecek kurumdur; ancak bireysel sözleşme anlaşmazlıklarında doğrudan yaptırım yetkisi sınırlıdır.
Tüketici Hakem Heyeti ve Ticaret Mahkemeleri: Kiracı tacir sıfatı taşıdığından tüketici mahkemelerinin yargı yetkisi kural olarak bulunmamaktadır. Ticari uyuşmazlıklarda yetkili mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. Dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu ön şart olarak aranmaktadır.
İhtiyari Arabuluculuk: Ticari kira uyuşmazlıklarında mahkeme öncesi zorunlu arabuluculuk aşaması bulunmaktadır. Bu süreç hem daha hızlı hem de daha az maliyetli olup anlaşma sağlanması halinde mahkeme aşamasına gerek kalmamaktadır. Arabuluculuk görüşmesine gitmeden önce yazılı itiraz belgelerinizi ve ödeme kanıtlarınızı hazırlamanız süreci güçlendirecektir.
İtiraz Yazısı Örneği (Özet):
"…/…/… tarihli kira sözleşmemizden doğan aidat yükümlülüğümüz kapsamında düzenlenen …/…/… tarihli faturada [EUR/USD] cinsinden bedel talep edildiği görülmüştür. Yurt içinde yerleşik taraflar arasındaki sözleşmelerde döviz cinsinden bedel tespiti ve ödenmesinin mevzuat gereği yasak olduğunu hatırlatır; faturanın ödeme tarihindeki TCMB döviz alış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek yeniden düzenlenmesini talep eder, aksi halde ilgili mercilere başvurma hakkımızı saklı tutarız."
Aidat Miktarına İtiraz: Döviz Dışındaki Hukuki Zeminler

Dövizli aidat meselesi çözüme kavuşsa bile, aidat miktarının hukuki açıdan sorgulanabilir olduğu başka durumlar da söz konusu olabilmektedir. Kiracılar zaman zaman aidatın gerçek ortak gider miktarıyla orantısız biçimde yüksek tutulduğunu, belirli gider kalemlerinin aidatla çift faturalandığını ya da hizmet kalitesinde bozulma yaşanmasına rağmen aidatın artmaya devam ettiğini gözlemlemektedir.
Bu durumlarda kiracının temel hakkı, ortak gider harcamalarının dökümünü yönetimden yazılı olarak talep etmektir. Şeffaflık talepleri, çoğu iyi niyetli yönetim tarafından karşılanmakla birlikte; bazı yönetimler bu bilgileri paylaşmaktan kaçınabilmektedir. Sözleşmede açıkça "gider döküm raporu talep hakkı" bulunmasa dahi, genel borçlar hukuku çerçevesinde harcama belgelerine erişim talep edilmesi mümkündür.
Boş birimlerin aidat yükümlülüğü gibi özel durumlar da ticari kira ilişkilerinde gündeme gelebilmektedir. Örneğin, mağazanız renovasyon veya zorlayıcı sebeplerle geçici süreyle kapalı kaldığında aidat yükümlülüğünüzün devam edip etmediği, sözleşme hükümlerine ve somut koşullara göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir sorundur.
Aidat miktarına itiraz etmeyi planlıyorsanız, salt "çok yüksek" gibi subjektif bir iddia yerine somut verilere dayanmanız güçlü bir pozisyon oluşturur: Benzer büyüklükteki diğer plazaların aidat ortalamaları, geçmiş yıl artışlarının enflasyonla kıyaslanması, sözleşmedeki artış sınırının aşılıp aşılmadığı gibi olgular üzerine inşa edilmiş bir itiraz, yönetimle müzakereyi de arabuluculuk sürecini de daha verimli kılacaktır.
Site Yönetimi Platformuyla Ortak Gider Şeffaflığı

Ortak gider ve aidat anlaşmazlıklarının büyük çoğunluğunun temelinde şeffaflık sorunu yatmaktadır: Kiracı ne için ne kadar ödediğini bilmediğinde güven erozyonu hızlanır ve basit bir fatura anlaşmazlığı mahkeme kapısına kadar uzanabilir. İşte tam bu noktada yapının doğru bir yönetim platformu üzerinden yönetilip yönetilmediği kiracı deneyimini doğrudan etkiler.
Site Yönetimi platformu, bu şeffaflık ihtiyacını somut araçlarla karşılamak üzere tasarlanmıştır. Platform üzerinden yönetilen bir binada kiracı, ortak gider dökümünü kendi portalından görüntüleyebilir; her dönemin harcama kalemlerini, tahakkuk tarihlerini ve ödeme geçmişini tek ekranda izleyebilir. Bu yapı, "aidat hesabını nasıl yaptınız?" sorusunun yanıtını bürokrasi yaratmadan sunmaktadır.
Bunun yanı sıra platform, arıza ve bakım taleplerini tarih damgalı biçimde kayıt altına almaktadır. Ortak alanda bir sorun bildirdiğinizde talebin açılma tarihi, ilgili servis kaydı ve kapanış süreci belgelenmiş olur; bu belgeler ileride hizmet kalitesini somutlaştırmanız gereken bir itiraz durumunda doğrudan kullanılabilir. Duyurular, dönemsel raporlar ve yönetimden gelen bildirimler de aynı platform üzerinden iletildiğinden "haberdar edilmedim" anlaşmazlıklarının önüne geçilir.
AVM veya plaza yönetiminizin dijital bir altyapı kullanıp kullanmadığını sorgulayarak bu tür araçların hayatınıza girmesini talep etmeniz, hem dönemsel aidat anlaşmazlıklarını azaltacak hem de uzun vadede kiracı-yönetim ilişkisini güçlendirecektir.
Sık Yapılan Hatalar ve Bunlardan Nasıl Kaçınılır?

Dövizli aidat meselesinde kiracıların düştüğü en yaygın hatalar incelendiğinde önlenebilir birkaç kritik nokta öne çıkmaktadır.
Sözlü itirazla yetinmek: Yöneticiye sözlü olarak "bu rakamı ödeyemem" demek hukuki bir kayıt oluşturmaz. Her itirazı yazılı yapın; e-posta yeterlidir ancak önemli bildirimler için iadeli taahhütlü posta ya da noter kanalı tercih edilmelidir. İspat yükü, uyuşmazlık anında kritik önem kazanmaktadır.
Ödemeyi tamamen durdurmak: Hukuki itirazınız meşru olsa da ödemeyi tamamen durdurmak, temerrüt ve tahliye riskini beraberinde getirir. Bunun yerine, TCMB kuru üzerinden hesapladığınız TL karşılığını ödeyin ve üzerine ihtirazi kayıt düşün. Bu yöntem hem yükümlülüğünüzü yerine getirmenizi hem de itirazınızı kayıt altına almanızı sağlar.
Sözleşme yenileme döneminde sessiz kalmak: Kira yenileme görüşmelerine katılırken dövizli aidat hükmünü sözleşmeden çıkarmak ya da TL bazlı bir hesaplama mekanizmasına kavuşturmak için en elverişli an bu dönemdir. Sözleşme yürürlükteyken itiraz etmek yerine, yenileme görüşmelerinde bu talebi masaya taşımak çok daha pratik ve etkin bir çözüm yoludur.
Toplu kiracı aksiyonunu görmezden gelmek: Aynı plazada başka kiracılar da dövizli aidat uygulamasından muzdaripse, birlikte hareket etmek hem müzakere gücünüzü artırır hem de hukuki süreçlerin maliyetini paylaştırır. Kiracı derneği oluşturmak ya da toplu yazılı bildirim göndermek, bireysel itirazdan çok daha etkin sonuç verebilir.
Sık Sorulan Sorular
Sözleşmem dövizle imzalandı; TL'ye çevirmeyi reddederlerse ne olur?
Yönetim TL'ye dönüşümü reddederse yasal kur üzerinden TL ödeme yapıp ödeme protestosunu belgeleyebilirsiniz. Ardından ticari arabuluculuk başvurusunda bulunarak mahkeme sürecini başlatmadan anlaşma zemini arayabilirsiniz. Mahkemeye taşınan davalarda yargı organı sözleşmenin yasaya aykırı hükmünü geçersiz sayabilmekte; ancak her dava kendi özelinde değerlendirilmektedir. Hukuki danışmanlık almadan doğrudan ödemeyi durdurmaktan kaçının.
Eski tarihli bir sözleşmem var; döviz yasağı geçmişe yönelik işler mi?
Döviz kısıtlamasına ilişkin düzenlemeler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren mevcut sözleşmeleri de kapsamaktadır. Bu nedenle 2018 öncesinde imzalanmış ve dövizle aidat hükmü içeren sözleşmeler, yürürlük tarihinden itibaren bu hükmün uygulanmasını sürdüremez. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait ödeme talepleri farklı bir değerlendirmeye tabi olabilir; bu nokta hukuki danışmanınızla netleştirilmelidir.
Yönetim dövizli aidat ödemeyince kapıyı kilitledi; ne yapabilirim?
Kiralanan taşınmaza erişimin fiilen engellenmesi, hukuki açıdan "fuzuli işgal" ya da "teslim yükümlülüğünün ihlali" kapsamında değerlendirilebilir ve kiracı lehine tazminat hakkı doğurabilir. Bu durumda acele tedbir kararı için mahkemeye başvurmanız gerekebilir. Yaşananları fotoğraf, video ve yazılı bildirimle derhal belgeleyin; hukuki destek olmadan kapı açmaya zorlamaya çalışmayın.
Aidat faturasında KDV ayrıca ekleniyor; bu doğru mu?
Ortak gider ve aidat ödemeleri, hizmet niteliği taşıdığından KDV'ye tabi olabilmektedir. KDV'nin ayrıca faturalandırılması genel kural olarak hukuka aykırı değildir; ancak KDV oranı ve uygulamasının vergi mevzuatına uygun olması gerekir. Fatura üzerindeki KDV kalemini ayrıca sorguluyorsanız mali müşavirinizden görüş almanızı öneririz.
Aidat miktarı sözleşmede yazılandan fazla çıktı; itiraz edebilir miyim?
Evet. Sözleşmede belirtilen aidat miktarı veya artış oranının aşılması halinde itiraz hakkınız bulunmaktadır. Öncelikle sözleşmede aidat artışının nasıl tanımlandığını (sabit miktar, TÜFE artışı, yönetim takdiri vb.) inceleyin. Sözleşme hükmünü aşan kısım için yazılı itiraz bildirimi gönderin; harcama döküm raporu talep edin. Anlaşma sağlanamıyorsa arabuluculuk ve ticaret mahkemesi yoluna başvurabilirsiniz.
Plaza yönetimi hem dolar hem de hizmet bedeli adıyla ayrı fatura kesiyor; bu ne anlama geliyor?
Bu uygulama, döviz yasağından kaçınmak amacıyla aidat kaleminin "hizmet sözleşmesi" gibi farklı bir başlık altında gösterilmesi girişimidir. Hukuki açıdan önemli olan kalemin adı değil, Türkiye'de yerleşik iki taraf arasında yapılan bir sözleşmeden kaynaklanıp kaynaklanmadığıdır. Kira ilişkisiyle doğrudan bağlantılı tüm ödemeler, döviz yasağı kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür bir yapıyla karşılaşıyorsanız mutlaka bir avukata danışmanız önerilir.